…” BİR KELEBEĞİN ÖMRÜ KADAR”…
Zamansız aşklara sığdıramadığım yüreğim yokluğuna hüküm giymiş, limansız kıyıların zemheri zindanlarında…
Uzaklara bakıyorum çok uzaklara... Penceremden sızan yakamoza takılıyor gözlerim usulca. Hasret yayılıyor geceye dalga dalga, bir sigara yakıyorum gecenin koynuna ve nefes nefes içiyorum geceyi sessizce…
Yangının içine düşmüş gözyaşı gibiydi aşk, yüreğimi benden çalıyor ve esir alıyordu bedenimi, bir zehir gibi yayılıyordu damarlarıma. Sen oluyordum seni yasıyordum içimde…
Yağmurlar yağıyor yeryüzüne ve damla damla eriyor yüreğim senin yokluğunda…
Mutluluk tane tane düşüyor gözlerimden, benim mutluluğum sensin meğer seni akıtıyor bu gözler gecenin koynuna. Ağlamayı da bıraktım sırf seni tüketmemek için sırf seni yağmurlara karıştırıp okyanuslara terk etmemek için…
“Bir kelebeğin ömrü kadar mutluluk yeter”di bana. Salardım yüreğimi kırlara çiçek, çiçek seni toplardım ovalardan. Geceleri keşfedilmemiş yıldızlara bakardık, bulut olur üzerini örterdim uykuya daldığında, ay gibi başucunda sabahlardım pervasızca…
Yokluğunda hep uzaklara baktım, ufukta aradım gözlerinin yeşilini. Döneceğin günün hayaliyle yaktım yüreğimin hasret ateşini…
Hadi gel ne olur! Ela gözlerine okyanusu giydiren sevgili.
Çok değil…
Bir Kelebeğin Ömrü Kadar Mutluluk Yeter bana…
BİLAL KAÇMAZ
|