Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Geri

ipek mendil Bu yazıyı arkadaşıma yolla
Rastlantımıydı efkar dağıtmakmı bilmiyorum.bildiğim şey dilenci değildi ...ama ben bu yazmayı bırakırsam duygusallığıda bırakacam...

Biliyorsunuz ki bugün haziran ın son günleri temmuz ateşi yakındır ve Pazar, sabah 8 kalktım hastaneye gittim. Arkadaşım, hanımın ailesi gelcek demişti akşama kadar onun yerine nöbet tutmuştum.akşam 18:00de geldi bende en kısa yoldan evimi bulmak istemiştim.her zaman metrodan Kızılay a geçer ordan ankarayla kurtuluşta inerdim....

Bugün öyle yapmadım sıhhıyede inip abdi ipekçi parkından kurtuluş parkına ordanda salınarak evime geçmek istiyordum.sıhhıyede inip metrodan çıktığımda geldi kulağıma sesi tanımıştım bu türküyü.dedemin olgunluk,babamın gençlik,benimse çocukluğumda ve genellikle düğünlerde,uzun hava halaylarında, yüksek tepelerin üstünden baktığında ayaklarının altında gördüğün küçük dağların üzerine ıslıkla üflenirdi ama genellikle koyun peşinde gezen çobanların kavallarından dinlerdim bu türküyü. celal oğlana ipek mendil veren deniz gözlü köylü kızı senem'in mısralarını söylüyordu./ipek mendil dane dane../yudular serdiler yüne../celal oğlanı yudular başucunda döne döne..kaldırım kenarında İnsaların ayakları altında değil.abdi ipekçinin mezardan göğe uzattığı elini temsil eden heykelin altında söylüyordu. önündeki kara toprağa birkaç kuruş atan vardı ama hiç umursamıyordu. gözleri kapalı,sakalı kirli,üstü başı dağınık sapkası yırtık,dedemden küçüktü ama babamdan da büyük...kimdi neydi nerden geldi bilmiyorum ama beni o kadar uzağa götürdü ki o kadar yer gezdirdi ki bir türkü tadında gittim geldim...ben çocuktum bellek boş olduğu için gördüğümüz duyduğumuz her şeyi kaydederdik.babam gençti bazen balkonda söylerdi dedem gelince susardı.dedem görmüş geçirmiş sakallı hacı bir adamdı bir tane ceviz ağacına oyulmuş ince uzun bir radyosu vardı ordan acas(haber) dinlerdi. bu türküyü ondan hiç duymadım ama bildiğinde biliyordum...bazen gece bizim evin karşı cephelerinde boş tarlalar olduğu için hasat sonrası köyde sürüsü olan kazım vardı rahmetli kazım.onun oğlu Mehmet söylerdi kavalıyla bu türküyü bende camı balkona açılan odada yatar gece sıcak olduğu için pencereyi açardım.memet te koyunları oraya getirir koyun yuksek tepesı olduğu için gece ses koye çok guzel dağılırdı.herzaman oturduğu tepeye oturur kavalı belinde hep silah gibi takılı dururdu.orada çıkarır kavalı, başlamadan önce türküyü söylerdi.oda başından çok şey geçmiş biriydi,Erzurum da bir kadının iftirası yüzünden 6 ay hapis yatmıştı....ben havuz başındaki söğüt ağacının dibinde dalmış gitmiştim adamın biri ateşiniz varmı dediğinde ayıktım bu arada kavalcı devam ediyordu../evlerinin önü yonca.../yonca çıkmış diz boyunca../bu yoncayı kim biçecek../celal oğlan olmayınca...iyi söylüyordu türküyü kavalında hakkını veriyordu..kimdi nereliydi nerden gelmişti ne yer ne içer nerde yatardı merak ettim,türküyü bitirdi yanına konan bir bardak çayı eline almaya çalışıyordu içimdeki meraka dur diyemedim ...

Çocuk değilim artık dedem rahmetli, babam olgun bir adam bense genç bir delikanlıydım.bugun isterdim ki bu kavalı eski günlerdeki gibi dinleyelim etrafıma baktığımda ne eski günler vardı ne eski günlerden kimseler herkes yabancıydı.şimdi köyde kaval çalan yok çalsada dinleyecek kimseler yok yas var her sokağında eski muhtar ağır hastalanmış,çolak lütfü çalıp yiyen çocuk yok diye kavun karpuz ekmez olmuş (çocukken hep kavun karpuz çalar köydeki tavukları tüfekle vurur bayramlarda helal ettirirdik.)ceylanlara su vermeyen pınarların suyu kurumuş taşlarına baykuş konar olmuş. Ne garip.zaman ne çabuk geçiyor bugün çocukluğumdan bir gün daha uzaklaştım.çocukluğumdan değil doğduğum büyüdüğüm,tanıdığım herkesten arkadaşlarımdan her şeyin bütün saflığı ve gerçekliğiyle yaşandığı yerlerden çeşme başlarında demlenen çayın tadında yapılan komşu muhabbetlerinden her şeyden uzaktayım şimdi ne garip.şimdi celal oğlanı bilende yok, bazen mırıldanırım bu türküleri giderim çocukluğuma ama kimseler bilmez ne söylediğimi eskiden bu türkülerin tadı olurdu,türkü tadında yaşanırdı, yaşardık. bugün bu türkülerin sırlarında yaşıyorum.insanlar çok değişti köyler boşalır şehirler insan seline döner oldu.kimsenin birbirine saygısı kalmadı.herşey herkes sahte birer maskeyle gezer oldu.sevgilerin ucuzları türedi aşklar zevk için yaşanır oldu duyguların basitleri türedi insanın ar damarı çatladı ruhsatlı sevdalara el konuldu utanç kendinden utanır oldu rezilliğimiz paçadan aktı ırmağa kavuştu.adamın kavalı sustu,başı önüne düştü ben etrafıma bakarken adamı umursayan yoktu zaten kimse kimseyi umursamıyordu.

kimseden utanmadım gittim oturdum yanına Selam verince sigara istedi aldım paketle verdim içtik beraber o ciğerinin en küçük deliklerini dahi dumanla doldururken ben boğazımı yırtarcasına öksürüyordum içemedim.sordum ama söylemedi yanıma oturan ikinci kişisin dedi oysa sabahtan beri buradan 100lerce kişi geçmişti.gözüme baktığında çok duygulanmıştım bana nerelisin dedi şehzadeler şehrinden dedim ahh oğlum şehzademi kaldı dedi. Ses tonu ve konuşması garip değil normal biri gibi konuşuyordu, neresi şehzadeler şehri dedi.ferhat'ın aşkı için kayalar deldiği yeri biliyormusun dedim.biliyorum Amasya lısın o zaman evet amasya lıyım dedim.türküyü bilidiğimi söyledim şaşırdı kendinden bahsetmedi yanıma oturanların çoğu bunu merak ediyor kimseye söylemesem uğrayanım çok olur dedi eyvallah varmı bir isteğin dedim sağlıkla sağlıcakla kal dedi. O başını önüne eğerken bende yavaşca yanından kalkıp evimin yolunu tuttum.kaval başladı celal oğlanı bilenler hatırladı,ben çocukluğumdan ve adamdan yavaş yavaş uzaklaşırken o celal oğlana başladı,güneş arkamdaki binaların arkasına ve gölgem önüme düşerken, bende kulağıma uzaklaşan kavalın sesiyle kalabalığa karıştım ...

celal oğlanı hatırladım bugün ipek mendile yazılan senem'in ruhsatlı sevdasını andım bugün dedeme rahmet sahibinin evinde olduğu için dualar ettim. babama yaşlılığa doğru giderken uzun ömürler diledim. bende olgunluğuma doğru yavaşca ilerliyordum dudağımda içimde büyümeyen çocuğun çaldığı ıslıkla...uşak makamına...

ben yazmayı seviyorum ben yaşlandığımda bunları okuyanlar celal oğlanı yeni bir nesile taşıycak. Çünkü ben oyum

NOT: bu yazı amcam İsmail AYDOĞAN'a ithaf edilmiştir.çünkü bu duyguları eniyi yaşayanlar bilir. Sonsuz sevgi ve saygılarımla iyi ki varsın...

tarih:29.06.2008

saat:00:30

yazan: fatih © AYDOĞAN cihanpadisahi@gmail.com

kısa bir günün özetidir

Şikayet et

Tarih: 09.07.2008 10:03 - Okuma Sayısı: 63 - Yazının Puanı: 0 - Yazar: fatih Bu yazıyı arkadaşıma yolla

Gösterilen Yorumlar 0 - 0 / 0

Yorum ekle

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim