Lanet bir kapalı cezaevindeydim sanki
Günlerin geçmesini beklemekle kendimi avutuyorum..
Nereden geldiğimi bilmiyorum bu belirsiz çöp yığınına
Hayat yine ne kadar sevmediğim iş varsa ısrarla yaptırmaya inat ediyor
Hiç kimsenin yanında hiç bir şeyim
Hiçliğin aynasıyım belkide
Yaşam adil değil tıpkı kadınlar gibi.
Oysa benim kadınım bana tarifsiz acılar çektiren zarif kadınım...
Bak yine döndü dolaştı satırlar sana geldi,şaşırma alış buna.
Uyanmak istemiyorum,
Şafakla çıkan güneşi sensiz görsem ne olur.
Bu şehri İstanbul için diyor ya herkes çok güzel diye...
Bil bakalım neden bana kahır sokakları,boğazı,binaları ve daha neyi varsa...
İçimde ki bu öfke sanırım benim sonumu getirecek.
Diyelim ki dudaklarımı çelik iplerle dikişledim sıkı sıkı, ya içimdekiler...
Başa çıkamıyorum belkide bu yaşam bana fazla...
Bu sıradanlıklar dünyasında benim rolüm en kötüsü...
Benim rolüm sıradan olmamak.
Görünen o ki oyunculuk güzel fakat senaryo yetersiz .
Zamanla alışırım diye avutmalarım da avutmuyor..
Ellerimden çıkan satırlar o kadar yorgun ki sonunu bile bulamıyor.
Hayatıma giren insanlar eski dostlar yeni arkadaşlar yolda ki adam sahilde ki kız....
Beni birazda olsa anlamaya çalışın...
Yanımdaydınız değilmi? Ama uzağımızdaydınız farkedemediniz...
Son sözüm yine sana kadınım;
Her gece yokluğunla uyandığımda kan tüküreceğim odamın her yerine,
Belki odamın duvarlarını kapatırım kanımla ve seni görmeyi özlerim
|