SAKIN ÜFLEME MUMA!!!
Sakın üfleme muma!
Söndürme içimdeki son ışığı,
İndirme gökyüzünün en parlak yıldızını,
Küstürme Kızılırmağı, mavi akmaz belki bir daha,
Dinlenmez anılar, pusar kalır yoklukta,
Çalınmaz o şarkı, unutulur karanlıkta,
Hüzzam makamı, titremez yüreği, söylemez son defa.
Sakın üfleme muma!
Bir dostla sırt sırta okunacak şiirler var daha...
Karlara yazılacak hasret, eriyip su olacak,
Ama mumlar erimeyecek hep yanacak,
Titrek, efsunlu…
Sakın üfleme muma!
Savursun dağların en ayaz kasırgasını,
Gelsin denizlerin hepsi bir araya,
Sel olsun yağmurlar, götürsünler beni bile,
Sen dokundurma muma,
Hep yanacak unutma!
Unutma, yürek ateşi tutuşturdu külü…
Sakın üfleme muma!
Gidip dönmeyen yolculara yanacak,
Yuvasını kaybetmiş karıncalara,
Çaresiz gecelerin, çaresiz sancılarına,
Baharı, Yazı yok sayan Hazan’a…
Yüreğe akan gözyaşlarına,
Sıcak gülüşleri kilitleyen anahtara,
Raylara…
En gecikmeli trenlerin beklediği garlara…
Sakın üfleme muma!
Oyuncaksız büyüyen çocuklara,
Evde yokuz deyip kapanan kapılara,
Sevda yüklü papatyalı zarflara,
Her bir teli yalnızlık örülü saçlara…
Yazık ki;
Zamana, yarına, yıllara…
Yazık ki;
Hayata, toprağa, sonlara…
Yazık ki;
Yürek yarası dostların…
Acısına yanacak!
Sakın üfleme muma!
|