Seni ilk fark ettiğimde sevdamın adını imkansızlık koymuştum. Yani daha ilk günden imkansız aşk demiştim sevdama. Sen bilmeden sevmiştim seni ve sen bilmeden koymuştum bu sevdanın adını. Belki bilsen kabul etmeyecektin imkansızlığı, olmaz imkansız aşk olmaz diyecektin. İşte bir belki yüzünden söylemiştim sevdamı olur da ismini değiştirmeye kalkarsın diye. Ama sen ise sevdamla birlikte ismini de razı olmuştun. Benim imkansızlığım da bu noktadan sonra başlamıştı zaten. Kendim koyduğum halde bu sevdanın adını kabullenememeye başlamıştım hem sen de razı olmuşken. Belki de senin bu kadar çabuk ısınmana yüzünden alışamamıştım. Ama hiçbir zaman neden sahip çıkamadığımı anlayamamıştım. Çünkü sahip çıkmadım diye sevdama daha sıkı sarılıyordum, sahip çıkamadım diye sözlerimin hükmüyle gözlerine hapsediyordum yüreğimi ve imkansızlığı üstlenmeyeceğim diye esirin oluyordum yavaş yavaş. sen bunu da onayladın ve senin onaylamanla gün geçtikçe daha da çabuk senin esirin olmuştum. Ben imkansızlığı benimseyemeyeceğim diye esrin oldum sen ise esirin olduğum için bu kadar hoyrat davrandın. Aslında farkında olmadan böyle hoyrat davrandın. Rahattın artık gelsen de gitsen de sende kalacağımı biliyordun ve farkında olmadan üzsen de bu benim seçimim olduğundan için de rahattı. Aslında benim de içim rahattı çünkü sende kalmak yetiyordu. İmkansızlığı seçseydim sevdamın bitişini kabullenmeye mahkum olacaktım. Ama ben imkansızlık yerine sevdamın uğrun da senin esirin olmayı seçtim ve esirin olmak bile güzeldi. Çünkü sen de kalmak güzeldi. Keşke şimdi gitmesen de ben yine esirin olarak kalsam. Ama sana söz bu son gidişin olsa da bir daha gelmeyeceğini bilsem de, tekrardan esirin olacağım güne kadar seni bekleyeceğime ve bu bekleyişte senden başkasını sevmeyeceğime söz veriyorum…;
|