|
Uysal pembeleri öldürdüm tenimde.Dokunmayın bana.Etrafındakilere bak,nasıl geldiysem öyle gideceğim kıyından bu gece.Gümüş aynalar ve lacivert taşlar...Orman soğudu bıçak bendeydi...Uçacağım bu gece,hiç kimselerin girmeye korktuğu şehirleri geçerek.Kendinden vazgeçmiş bir ağacın en tepesine konup acıyla bağıracağım...Gittiğinde anlayacaksın.Aslında hiçbir gidiş olmadığını, ya da sonun.Bir perinin ellerine doğmaya gökyüzüne ulandığım bu gecede.En çok korktuğum şeyi bırakarak seni.Kanatlarından çoğalan sular saçlarını ıslattı o gece...Önce titremeye başladı sığındığın odaların...Sonra bir bir açtım kapılarını,o gece bilinmeyen bir ışığa doğru gidiyordun...Hangi kapıyı açtığından habersiz usulca kurtların sarmaladığı ağacı gördün belkide herşeye rağmen açtın kapıyı,açmak kolaydı.karşında yıldızını görmüş o hiç kadın...Bir orman yaprağının kaldırımlarla dansı kadar saçma olsun bana yaslanışın kimseye anlatamayacağım büyülü sözlerini fısılda sadece ikimizin bildiği tapınaklar inşa edelim kaçmak için...kim bilir belkide sonunda ölmek için...Bir ırmağın kendini terk edip denize gitmesi kadar saçma olsun her şey yaslan bana...Boynuna çakan şimşeklerin altında dokunacağım tenine...Karanlığın içindeki fırtına kopacak,yengeç sürüleri ve kutsal sureler terk edecekler kıyıları...Senin olmanın anlamı bu çünkü.Bir gece yine bulunduğumuz bu yerde karşılaşmak için hepsi hepsi rotasız gemilerin iplere düşkünlüğü gibi...Yanaklarıma kendini çizip gideceksin.Şakaklarım hep zonklayacak siyah iklimlerle geçecek hayatım.Ne fark ederdi ki diyecek kadın HİÇTİM..HİÇ..KADIN..ŞİMDİ YANAKLARIMDA BİRİ VAR...Geldiğim gibi gitmiyorum yalandı.Ama bir GİDİŞ........................................................... |