Forumlar >>
Sanat >> şiir.. sadece...

| Sayfalar: Önceki 1, 2, 3 ... 114, 115, 116, 117, 118 Sonraki |
|
|
| Yazar |
şiir.. sadece... |
Yabancı..
|
YOKOLMAKTASIN...
GARİP DEĞİL Mİ,
MUTLUYUM,,,
BU SEFER DİLİM DEĞİL SİKTİR OLUP GİDİŞİNE SEVİNEN...
KALBİM TENEKELER ÇALIYOR ARDINDA...
MUTLUYUM,GEÇEN ZAMN YANIMA KAR KALDI.
SENDE GTTİN BENDEN SANA BİR TEŞEKKÜR KALDI...
BECERDİĞİN İÇİN SAOL CAN... | 29-02-2008 14:23 | | Şikayet Et! |
|
Yabancı..
|
O BELKİ HAYTINDA BİR TEK ŞEYİ BECERDİ,,,
SİKTİR OLUP GİTTİ... | 29-02-2008 14:24 | | Şikayet Et! |
|
romeo - hiç Mesajlar: 383
 |
baba ,baba ,baba...lanet herif beni mahvettin...
bu mısra hep dilimdedir...tşk Syvlia. | 29-02-2008 15:06 | | Şikayet Et! |
|
murat-tlv (yokluğuml... Mesajlar: 11477
 |
Haykır Acını Ey Halk
Haykır acını ey halk, baş eğme haykır
Bir yol kavşağındasın ve ancak
Yaraların, haykırışlarla onarılır
Bir yol kavşağındasın ve senin
Değişmek için çırpınıyor kaderin
Kuşan alnında biriken o kara teri
Sırtında şakırdayan kırbacı kopar
Soluk al, ışıldat o mazlum yüreğini
Bak; korlaştı acıların, kozalandı
Ey halk, parçala şu nankör suskunluğunu
Baş kaldır artık
Sevginin ve öfkenin uğultusunu
Bağrına vura vura taşırken sana
Karşılık gözetmiyor o gencecik insanlar
Ne barbarın tehdidi, ne dişleri kıran elektrik
Dalga dalga yayılan o rüzgarı durdurabilir
Bu direniş senin için ey halk
Bu çığlık senin kollarınla
Yıkılsın şu köhne dünya
Ve coşkuyla yeniden kurulsun diye çınlatıyor hayatı
Bir yol kavşağındasın fakat
Mutlaka değişecek kaderin
Bunu bekliyor şu ıslak çukurlarda yürüyen şu yoksul çocuk
Bunu bekliyor gözevleri kurutulmuş analar
Bunu bekliyorzincirin oyduğu bilek
Bunu bekliyor açlık, kuraklık, ılık ılık akan kan
Bunun için en gençlerimizi ölümle tanıştırdık
Kuşan kendini artık,
Biraz da gövdeni yüreğinle kırbaçla
Ey halk, haykır acını; bu karadumanı dağıt
Nihat Behram
| 04-03-2008 20:43 | | Şikayet Et! |
|
murat-tlv (yokluğuml... Mesajlar: 11477
 |
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
' Tükürsem cinayet sayılır' diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma
Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim
Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...
| 09-03-2008 18:18 | | Şikayet Et! |
|
!!!LKAY Mesajlar: 1309
 |
Altı üstü aşktı…
Bir ölümlüktü yani.
Bir kere canın çekilecekti tırnaklarından yukarı, topu topu tek nefes tutulacaktı.
Gözlerin kuruyacaktı, kanın sızmayacaktı, görmeyecektin en basiti, tek yüz görümlüğüne kaç yürek boşaltıldığını…
Altı üstü aşktı…
İlkbaharın adıydı sonbahar.
Annem ölecekti en fazlası parmak uçlarımla.
Saçlarım asılacaktı iki bakır tel arası.
Bir küçük mor menekşe toprağa başkaldırmanın bedeliyle zemheriye kurban edilirken, bu kenti kuşlar terk edecekti.
Yağmurlar yine düşecekti İstanbul’un yanağına, Kız Kulesi’nin şalını savuracaktı rüzgâr Marmara’nın titrek omuzlarına.
Kaçmalarını, ürkek adımlarını kör bir kâhinin ellerine satan denizkızlarının dili damağına yapışacaktı.
Acıydı…
Altı üstü aşktı, cürmünün yoktu izahı.
Anlaşılmaktı adı tüm anlaşılmamazlıkların!
Yatsıya kadardı, iki damak arası başı ezilen yeminlerin ömrü.
Okşanmayan yetim başların sancısı midelere vururken, bir somun ekmeğin hülyasına uykusu kaçacaktı gecelerin.
İliklerimdeki zerre hayal ile beslenen bebekler düşecekti rahmimden ayaklar altına.
Gri kentlerce ezilecekti başı.
Ve ben ağladığımda yağmur duasını bırakacaktı melekler!
Gittikçe aşk oluyorsun, dur!
Altı üstü mor bir bakıştı, çürük yaprak yeşili.
En fazlası canımı alırdı, en azından aklımı!
Yalnız na-pak aynalar bilirdi en çirkef halimi, yanaklarım pul pul dökülürken iki avuç arana.
En fazla Eyüp mezarlığında tek kişilik boşluğa iki tecessüd sığardı.
En çok İstanbul özlerdi bizi, kursağına dolanırken düşlerimiz Salacak’ın.
Dalgalar çelme takardı, yüreğimiz sürçerdi her ‘‘yağmur toprağa düştüğünde’’…
Kulaklarını tıkardı, alıp başını terki diyar ederdi Beykoz’un iniltisinden çetr-i nur.
Sonra, ağlayamazdım el yordamıyla sarılıp yastığıma.
Naren bir gece meltemi yalarken sol yanağımı, ta uzaklardan mest-i rayiha yayılırdı iğreti güvenlerimizin üstüne,
‘‘ölümlerden ölüm beğen benim için, sana en fiyakalı yenilgimi sakladım’’
En kıyabildiğin yanımdan hani, serçe parmağımdan başla mesela, tutun/ma!
Altı üstü ab-ı hayattı…
Küstah bir sağanaktı gözlerimizi sırılsıklam üşüten.
Kalınamazdı, varılamazdı, aranılsa bulunamazdı, oysa bulunduğunda anlaşılacaktı ne çok aranıldığı.
Kendinden geçirirdi adamakıllı, titretirdi.
Tırnakların mora çalacaktı, omuzlarından iki ölü kol asılacaktı, dişlerin sızlayacaktı en çok! Kayıp kentlerde bir küçük kızın gözlerine tecavüz edilecekti koca cüsseli aldanışlarca.
Sözleri çıkarsız araflara takılandı.
İmtihandı.
Sırrı en ifşa olunmayandı.
Kimselerce en bilinendi oysa kimselerde en bilinmezlikti!
Karmakarışıktı işte, hayat kadardı, uslu değildi.
Altı üstü aşktı, beğenilemedi.
Beğenilen olmayı diledi en çok, denedi, denemek hiç beğenilesi değildi.
İçinden çıkamadı sonra, dışına varılmayandı, varılsa durulmayandı.
Hak dileyendi hak bilmezlere.
Bilemezdi, hakkına girilendi!
Gün aşırı lev'-i garâmdı…
Her sendeleyişimde yeri alnından öptürecek kadardı.
Düz yolda sırt üstü vurgundu şimali.
Korktuğum kadardı.
Toplasan beş para etmez, satsan paha biçilmez.
Ne siyahtı ne mavi, esmerdi teni, gök/yüzünün rengi.
Bir lokmanın bedeliydi, Cebel-i Rahme tepesinde Firdevs sancısıyla dünya doğurtan!
En fazla Kabil kadardı kini, en az Habilce masum, mazbut ve mai.
Belden altı karga leşi, sol yanı çöl güneşi, dili süt kokulu sabi.
Say ki İsrafil suru, say ki melek-ül mevt süruru…
Altı üstü aşktı işte, cennet kokuşlu el-alem kaçkını.
Bu diyarın serabı, tenezzülsüzlüğü leyla’nın, mecnun’un miracı, züleyha’nın garamı, yusuf’un dermanı, ferhat’ın illası, belkıs’ın nazı, varlığında ikram olunan nevfel tadı…
Aslı astarı bir sen kadardı.
Ölçüsü alındı, boyu az biraz kısa, umutlarımdan uzundu kolları.
Mahlukata neşve, Rahman’a işve, varlığı yokluk üstüne kisveydi.
Atsan atılmaz, satsan, yüreğimdi ilk talibi.
Yangındı işte, yanılgındı, ılgındı.
Üç harfinin hatmi vacipti, beş harfi ölüm.
Altı üstü aşktı…
Düş’müşüm!
Görüşmemiş bir şehirdi belkide adım.
Ne keşfe müsait, ne ihlale na’müsait.
Kefen boyu çırılçıplak yalnızlıktı.
En fazla gecenin gözlerinden düşen kireçli su saçlarına dipnot düşecekti özgeçmişini.
En kârlı zarardı, en nimetkar ziyan.
İstiare başı beklerken direnen uykularım, sensizlik düşlerimin başına vuracaktı.
Ketum heceler dilaltına düşecekti, ben sana iki yana düşmüş kollarımla güneşli günler toplayamazken güncemden.
Arzın içi titreyecekti, meleklerin kalemi devrilirken alnımızdan yukarı.
Altı üstü, sevdafeza…
En fazla bir kez çalardı kapını, en hevesli yanın sağırken.
Ahh’tı!
Kovulmuştu cennetten bir kez, dünyaya biçilmiş süslü kaftandı.
Aşk’tı!
Ölmek için yaratılmıştı!
| 20-01-2009 22:24 | | Şikayet Et! |
|
düşümde oyun var Mesajlar: 1185
 |
ne yak
mektubun ucunu,
ne sevgini
sayfalar dolusu
dile getir....
zarfı kapatırken yalnız,
kuytu dudaklarını
çokça değdir.....
sunay akın | 18-02-2009 11:36 | | Şikayet Et! |
|
celalcik Mesajlar: 1
|
|
düşümde oyun var Mesajlar: 1185
 |
Sen yanıma gelince
yaşamak oluyor her şey
toprak suya
su dönüyor sevince
çiçekler fışkırıyor
her duvar çatlağından
mermerler dürülüyor ellerinle
ölü desenler çime
sen yanıma gelince
bir ürperti doluyor içime
sen yanıma gelince
güneşini de getiriyorsun
gülüşünü dişlerini de
gözlerinin ardında ne var
bunu biliyorum biliyorsun
iğreti hüzünler nasıl saklasın
koskoca güneşini göğün
mavisi çünkü sendedir sende
sen yanıma gelince
sabah serinliği kol geziyor tende...
İsmet EMRE | 18-02-2009 11:37 | | Şikayet Et! |
|
daraf_ez u tı Mesajlar: 584
 |
Can bir şaraptır, insan onun destisi;
Beden bir ney gibidir, kan o neyin sesi.
Hayyam, bilir misin nedir bu ölümü varlık:
Hayal fenerinde bir ışık pırıltısı.
Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem | 18-02-2009 11:38 | | Şikayet Et! |
|
Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya
tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..
|