arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 14
Forumlar >> Sanat >> Güzel Yazılar bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar Güzel Yazılar
offline Mea Culpa
Mesajlar: 208

Eee ne diye show yapıyorsun o halde,Forum kirliliği yaratma lütfen,ben burda yazıları paylaşmadan önce , oturup düşünemem ki , kim biliyor kim bilmiyor,sen biliyorsundur ama bilmeyenlerde var kişiye özel bir forum değilki,cevap vermeyeyim dedim ama sen burda shov yapıyorsun,arkadaşım bunu iyi anla lütfen!!! Senden başka yüzlerce insan daha var bu sitede ve emin ol ki aralarında , bu yazıyı daha önce görmeyenlerde var. Ne diye ''zaten bu yazıyı daha önce okumustum.Böyle bir konu acarak vaktimi çaldın. '' gibi gereksiz bir cümle kuruyorsun.Bende bunu planlamıştım diyordumki; ~~BünyaS~~ gelsin bu yazıyı okusun ben onun zamanını çalayım,hadi kardeşim hadi,sen o değerli vaktini bilimsel deneylere ada belki bişeyler keşfedersin. Nickimi gördüğün hiçbir yazıyı okuma değerli zamnaını çalıp ''suç'' işlemeyeyim!keşfetmeye başlamışken bana huzur versen iyi olur...

22-09-2008 18:03 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

.
.
.

kOşş LoLa kOşş....





yazmak bır bosalmak bıcımıymıs.. belkı de..
helezonlar dolasırken satır aralarında yonunu kaybetmek...
ahh kaybetmemek ASLA..
dusmeyı becerebılsek,var olmak daha kolay olur(du)..kımbılır..
beceremeyenler yok oluyor ıste kendı ıclerınde..
bır ıntıhar gıbı susuyor yasadıkları koca kent(köy)de..
susmaklada kalmıyor
suskunlugunu bozan herseyı emıyor,parcalıyor ama yok etmıyor ıste..
yok etse ıyı..baskalastırıyor,azaltıyor,acıtıyor..dupeduz acıtıyor hem de...

geregınden fazla acı veren,agrılı,batıcı,kanatıcı bır yasam bıcımı bıze sunulan sofra..
canının cektıgını uzanıp alıyorsun..kımsede neden ,nıye,nıcın dıye sorgulamıyor mesela..
bızlerı yanı ınsanoglunun kendı ıle ılgılı soruları yanıt vermesı pek kolay olmuyor..
-benım yanıtlarım cok sıg ,,cok kaba,, cok acıtıcı..-
kendı ıle ılgılı soru sormasıda kolay mı sankı..

tek bıldıgım aksam olunca kahve mı alıp sıgaramla camın onunde oturup..
cadde den gecenlerın;
yasamlarına kendımce saldırıyor olmam..
acaba yanlız mı..hayat kadını mı..ısten ayrılmıs bellı vıtrınlere nasıl bakıyor
seklınde garıp bır dedıkodu hafıf mesrep hayatlara gırıs..
son gecede aynısını yapdım cocuk kalsaydım bunları dusunmezdım..bakdım kı ben buyumusum ..ama orantısız buyumusum=)
kenarından yenmıs sılgı gıbı..ortasındna sıkılmıs dıs macunu gıbı..=)
kendımı eksıltıyormusum pencerenın onunde..

80 yılı ıhtılal-mıs...tanklar bır sabah butun caddelerı esır almıs..
bırılerı demıs barıs gelıyor..ısyan etmeyın sakın..
nasıl yanıı..barıs mı..sılahlarla mı??...

sımdı ben bırı ıle kavga etsem ..karsıdan da bırı gelse ..
belınde butun kesıcı aletlerı kusanmıs olsun..ve desınkı
ben onların kavgalarını bolup barıstıracagım..kım ınanır bu adama..ben ınanmam..ınanamam kı..
amerıka barıs getırıyormus gıttıgı her yere..
bırey yapsa delılık-kıtle sılahları ıle gelen ıse barıs gucu ..
ben bu dengeyı anlayamadım..
buyudum ama orantısız buyudum
af edın...sızın guclerınızle ben anlasamadım..
s... gıdın...
.
.
ıste geldıler..benım dogum yılımı mahvettıler..
gelecegımı-gecmısımle mahvettıler..
anlayamadıgım bır savasın ıcınde -hersey daha ıyı olacak dedıklerının safsatalarının yanında ''O KOCA YUREKLI..DEV ADAMI DA ..''aldılar..
hııhh..! sımdı desınler bana barıs var huzur var..
etrafıma bakınıyorum,caddelerı kaldırımları bınaları metro ıstasyonlarını uzun uzun seyredıyorum....
buralarda olmamalıydım dıyorum..olmadıgım ıcın gurur duymalıydım kendımle..
ılk basları buralardaydım..cokk oncelerı..dogdugum gun mesela..
tam da ıcınde yasadıgımız bu camur yıgının ortasındaydım..
her cocuk gıbı yavas yavas bedenı acıtılarak ruhu kerpetenle buyutuldum..
(demogojı degıl ..oyle gercekden..)
buyudukce uzaklasdım buralardan..

sıyahın erdemını nasılda gızlıyorlar...
herseyın tersını ogretme ustaları beyazın en temız renk oldugunu soyluyorlar yalancılar ıstee..
tarıh kıtaplarında padısahın atının rengını ezberletıyorlar banane onlardan..ama atı alan uskudarı gecmıss ..onu soylemıyorlar..

zına sucmus..alkol yokmus..
daha bılmem neler..


ne cekdı ısem fasıstlerden cekdımm..
dunyanın butun sıdıklılerınden nefret edıyorum...

23-10-2008 20:56 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..



Dökülmüş bedenim kimyasına pirincin,
yokedilerek kalsiyumun büyüsü yazgım belirlenmiş.
Her an, hoş geldin diyorum bana doğru gelene, dalgalanan duygularımla.
Sarkıyorum
tavandan (bir tavan varmışçasına) yeryüzünün (varolduğunu umarak) renklerini bilmeme
karşın - lal rengi,
çivit mavisi ve sarı - ve onların yalanlamalarını - tutku, dinginlik ve ölüm -
kendimle işaretliyorum yanı, yöreyi - bir aşağı bir yukarı, bir yukarı bir aşağı, sağ sol, sağ sol.
Yönlerin bulanıklığında bir sorumluluk bu! Uluma geri tepiliyor böylece, bana doğru gelene
karşı! Bir iskeletler zinciri tutuyor beni havada, uzay konusunda bir unutkanlık yüklemeye ve
devindiğim cılız önlemleri yıkmaya çalışarak. Soğukkanlı bir çaba! Ben, kusursuz bir porte
olmayı yeğlerdim, oysa. İşte şuracıkta, özlüyorum sol anahtarımı ve notalarımı. Umursamam,
nereye dağılırlarsa dağılsınlar, daha sonra...

Şimdilik, hava akımının istencine boyun eğmişim, sinekler ırzına geçerken uzantılarımın,
sürdürüyorum dansımı bu dikey tabut içre, günden geceye, geceden güne, ben tümünü ezip
geçinceye ve "Bana doğru giden kim?" in yatay bilgisine ulaşıncaya dek!


NİLGÜN MARMARA....



uyanıyorum küstah sözcüklerle:
Ey...!iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!

28-10-2008 19:07 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..


Vurulduk ey halkım unutma bizi.....


Vurulduk ey halkım unutma bizi
hayın tuzaklarda kan uykularda

vurulduk ey halkım unutma bizi
işkenceler için tahta çarmıha gerildik
ey halkım unutma bizi

zulüm sığmaz iken köye şehire
bize mezar oldu kan kızıl dere
yavuklu yerine çıplak mavzere sarıldık
ey halkım unutma bizi.

her seher vaktinde tan atışında
kızıl güller açtı dağlar başında
faşist namluların her kurşununda
dirildik ey halkım unutma bizi.


dağ gibi karayağız birer delikanlıydık,
babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken
bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı
kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini,
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
ecelsiz öldürüldük dövüldük, vurulduk, asıldık.
vurulduk ey halkım, unutma bizi...

yoksullugun bükemedigi bileklerimize, çelik kelepçeler takıldı.
işkence hücrelerinde sabahladık kaç kez,
isteseydik, diplomalarımızı mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık.
mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık.
yazlık kışlık katlarimiz, arabalarımız olurdu.
yüreğimiz işçiyle birlikte attı, köylüyle birlikte attı.
yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma.
bizleri yok etmek istediler hep.
öldürüldük ey halkım, unutma bizi...

fidan gibi genç kızlardık; hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden.
yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında iskencecilerin acimasiz ellerine terkedildik.
direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
tükürülesi suratlarına karşı bahar
çiçekleri gibi,
taptaze inançlarimizi fırlattık boş birer
eldiven gibi.
utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden.
hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...

ölümcül hastaydık.
bağırsaklarımız düğümlenmişti.
hipokrat yemini etmis doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acımaksızın. gelinliklerimizin
ütüsü bozulmamıştı daha.
cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk.
vicdan sustu.
hukuk sustu.
insanlık sustu.
göz göre göre öldürüldük ey halkım,
unutma bizi...

kanserdik; ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde.
uydurma davalarla kapattılar hücrelere.
hastaydık.
yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki.
bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık.
önce kolumuzu, omuz başından keserek,
yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attik önlerine.
sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
öldürüldük ey halkım, unutma bizi...

giresun'daki yoksul köylüler, sizin için öldük.
ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük.
doğu'daki topraksız köylüler, sizin için öldük.
istanbul'daki, ankara'daki işçiler, sizin için öldük.
adana'da, paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.
vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi...

bağımsızlık, mustafa kemal'den armağandı bize.
emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
mezar taşlarımıza basa basa, devleri yönetenler gizli emellerle,başlarımızı ezmek kanlarımızı emmek istediler.
amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi...

yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk, komünist dediler.
ülkemiz bağımsız değil dedik, kelepçeyle geldiler üstümüze.
kurtuluş savaşı'nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız
bayrağımızı daha da dik tutabilmekti çabamız.
bir kez dinlemediler bizi.
bir kez anlamak istemediler.
vurulduk ey halkım, unutma bizi...

henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık.
bir kadın eline değmemişti ellerimiz.
bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha
bir gece sabaha karşı, pranga vurulmus ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına.
herkes tanıktır ki korkmadık. içimiz
titremedi hiç.
mezar toprağı gibi taptaze,
mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık
yağlı kementlere.
asıldık ey halkım, unutma bizi...

bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşındaydılar.
ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı, ya da
susmuşlardı bütün olan bitenlere.
öfkelerini bir gün bile karşısındakilere
bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük.
hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına.
batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.
korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...

bir gün mezarlarımızda güller açacak
ey halkım, unutma bizi.
bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak
ey halkim unutma bizi...

özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz
simdi hep birlikteyiz
ey halkım, unutma bizi...



UGUR MUMCU....



28-10-2008 19:09 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

165487154-9 No’lu yasal uyarı:

Bu yazı kesif kokulu uyarıcılar ve yüksek dozda, hiçbir edebi özellik barındırmayan cinlikler içerir.

Yukarıdaki uyarıya rağmen hemen altında yazılı bulunan bulamaç kıvamındaki, ne idüğü ve ne anlatmak istediği belirsiz olan bu satırlara balıklama atlamak suretiyle duhul olan ey gayri safi milli kari. Sende onulmaz ve bir o kadar da laf anlamaz bedbaht bir sigara tiryakisinin azmini görmekteyim. Zira bu insanlar, fındık, domates kabuğu, boncuk gibi bileşenlerden oluşan bir dışkıyı andırırcasına, varlığını edatlara, zarflara, fiil(imsi)lere ve daha bilcümle zibidi uydurmaya borçlu olan işbu satırları okuyan zat-ı şahaneleri gibi, sıhhatlerini heder etmekten garip bir haz almaktadırlar. Tüketildiği her saniye insanın çan(ağ)ına ot tıkayan anarkotik maddeler misali, sen de zihninin ırzına geçmektesin, kan çanağına dönmüş o gözlerle tüm bu yazılanları okuyarak. Ve madem bu kadar azimlisin, oldu olacak bu yazının da sonunu getirmeyi dene tahammül sınırlarını biraz daha zorlayarak.

Her gün yüzlerce dilde milyonlarca kelime, boş yere bilumum yazılı neşriyatın daha önceden belirlenmiş köşelerine zerk edilmekte bir takım zihinsel donör tarafından. Lütfedilerek maruz bırakıldığımız bu algı nakli aslında, plaza habitatının her zaman ihtiyaç duyduğu cinsten gudik motivasyonlardan başka bir şey değildir. Çünkü, ancak çalışmaktan beyni süngerleşmiş ve artık yaşantısını bir insandan çok bir volvox kıvamında geçiren bir canlı o hafta sonu ne okuması gerektiğine başkasının karar vermesini ister. Çünkü mutluluğun, başarının ve saygınlığın altın kurallarının bir kitap fiyatına ve de birkaç yüz sayfaya sığdırıldığını ancak çiftleşebilmek için boktan bir küre üretmek zorunda olan bir bok böceği çaresizliğindeki bünyeler düşünür.

Ve bizleri adeta cennet bahçesi vaat edercesine tüm bu yavanlığa ve kirliliğe çağıran, insan zekasının o eşsiz kıvraklığının ürünü olan örneklerinden tutun da yine insanın o sınırsız aptallığının birer yansıması olan bilcümle reklamın, yaratılmalarındaki zeka pırıltısından bağımsız olarak ve dahası kişisel gelişim dilekçeleriyle voltranı oluşturarak, yaşamımıza renk katan o eşsiz hayal dünyamıza yaptığı tek şey var: Tecavüz. Çünkü algıların neredeyse zorla maruz bırakıldığı bu fiiliyatın ve adeta atmosfere bırakılan inek osuruğu gibi zihinlerde zuhur eden bu kirliliğin başka bir açıklaması olamaz. Zira bizler aslında reklam ve öneri avcıları değiliz. Akşamları masum masum açtığımız ve az da olsa bir iletişim ve kültür aracı olarak gördüğümüz televizyonlarda, aylardır beklediğimiz filmi izlemek için gittiğimiz sinemada filmi beklerken geçmek bilmeyen o ıstırap dolu yarım saatte, bir pazar sabahı keyifle okumak için aldığımız gazetenin kültür, sanat, spor vs sayfasının boydan boya fütursuzca istila edildiğini gördüğümüzde ve dahası herhangi bir toplu ulaşım aracını ya da arabamızı kullanırken birden bire burnumuzdan içeri sokulurcasına dimağımıza zerk edilen, spor salonlarında ve/veya ameliyat masalarında itinayla rötuşlanmış erkek ve kadın vücutlarını gördüğümüzde, aslında anlamamız gereken tek bir şey var: O da beynimizin ve hayal dünyamızın ırzına geçildiğidir.

Ne mutlu ki artık oyunun sonuna gelmekteyiz. Dünyanın dört köşesinde yaşanan buhranlı hayatlara inat, yıllardır ıstıraplı bir keyif süren milyonlarca insan, hayal gücü üstünden oynanan bu pervasız oyuna aymaya başladı. Kurbanın bir kuyruk darbesiyle, bir kova tam yağlı inek sütünün içine tüm heybetiyle düşüveren at sineğinden başka bir şey olamayan modern çağın üstün yaşam guruları: Artık bünyemizde yol açtığınız bu korkunç gurultudan korkun. Zira sebep olduğunuz o kesif koku, yakında üzerinize çekilen sifonla son bulacak.

08-11-2008 16:33 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com