| Sayfalar: Önceki 1, 2, 3 Sonraki |
|
|
| Yazar |
Hasan Hüseyin Korkmazgil ( kör olasın demiyorum, kör olmada gör beni.) |
Yabancı..
|
Bir Oğlum Olacak Adı Temmuz
bir oğlum olacak adı temmuz
uykusuz
korkusuz
beter mi beter
ben beynimi satarak yaşıyorum
o benden proleter
bir oğlum olacak adı temmuz
karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde barış
karataş çatladı çatlayacak
bende bitmeyen kavga
onda yeniden başlayacak
bir oğlum olacak adı temmuz
öfkede benden fırtına
sevgide deniz
ne samanyollarının ulu kervanları susuzluğumun
ne kutupşafaklarında tanrılaşması ilkelliğimin
temmuz gibi sıcak ve bereketli
temmuz gibi uçsuzbucaksız
bir oğlum olacak adı temmuz
dilinde en güzel sesi türkçemin
kulağı en yiğit şarkılarla delik
korkak bir merakla değil yıldızlı karanlığı
vivaldi'yi dinler gibi okuyup anlayacak
ve belki de sütdişleri sürerken balaban bir bursa şaftalisine
ay'dan kendi sesini dinleyecek
vahşi bir çiçek gibi açılmış gözleriyle
ben ki yalınayak bastım kızgın dişlerine açlığın
iri bir çizme gibi balkanlar'a basarken faşizm
dağlarda silah atmayı sevdim
ben ki silah taşıdım gizli gizli
dünyanın bütün devrimlerine
boşuna dönmüyor bu rotatifler
boşuna bağırmıyor bu kara
boşuna dinlemiyor bu korku kapımızı
anamın aksütü gibi biliyorum ki
doyumsuz günlere doğacak temmuz
doyumsuz günler görecek
hani şu hep andıkça sızlatan yüreğimizi
hani şu hep dalıp dalıp gittiğimiz andıkça
beklediğimiz beklediğimiz beklediğimiz
ve tam görecekken göçüp gittiğimiz günler gibi günler
ama mutlaka
karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde barış
karataş çatladı çatlayacak
ben direndim yorulmadım
o yorulup yıkılmayacak | 10-07-2008 16:12 | | Şikayet Et! |
|
Yabancı..
|
Efendiler
yoktu yok
ve tarla sınırlarında kan vardı
analar en güzel çocuklarını
çocuklar yüreklerini
ve silah hiçbir zaman
böylesine kutsal olmadı
yoktu yok
ve bıçak dayanmıştı kemiğe
açlıkta işsizlikte ezilmişlikte
kim söyler bu türküyü kim düzer bu ağıdı kim
kocaman eller midir bu bağlamalarda
efendiler efendiler efendiler!
bütün davullar gülünç
bütün silahlar saçma
onlara gitti o davullar, şimdi yok
onlarla kaldı o silahlar, şimdi var
efendiler efendiler efendiler!
yoktu yok
bir sömürge havasıydı aşk diye damarlarda
ve bütün sınırlarda kan vardı
bir ekmek bulup bölüştüler
bir türkü bulup bölüştüler
ve sokaklarda dolaştırmak için özgürlüğü
ve vatanı anavatan yapmak için bir anda
efendiler efendiler efendiler!
kim söyler bu türküyü kim düzer bu ağıdı kim
ve kim varmış barışa elyordamıyla
yoktu yok
verecek hiçbir şeyleri yoktu yüreklerinden başka
ve barışın demir kapılarında sıkılmış yumrukları
toprağı sürer gibi demiri döver gibi dövüştüler
düştüler
birgün yine kalkmak için ayağa
ve bu çetin kavganın
mustafa kemal dedik adına
efendiler efendiler efendiler!
Hasan Hüseyin Korkmazgil | 10-07-2008 16:16 | | Şikayet Et! |
|
Yabancı..
|
Karıma Altıncı Evlilik Yıldönümü Armağanı
Silahımsın
başım havalarda gezerim
en yıkık günlerimde bile
atımsın
ölümü çiğnetmedin düşmanıma
karanlıkta kurşun yağarken üstüme
karımsın
dölümü paylaşan tarlamsın benim
kollarımda uyuttuğum geceler seni
göğsüne sığındığım geceler senin
öfkemi bir tabanca gibi denediğim geceler sende
kulaç atmışçasına Kızılırmak'ta
yorulup düştüğüm geceler senden
ve ilk görüyormuşum gibi baktığımda gözlerine
kızıltı sonbaharlar
alabulut yazlar
tiren tiren yolculuklar
seni ben
ekmek paramız olmadığı günlerde de gördüm, yiğittin
seni ben
korkunun kara tırnaklı titrek elleri
bileklerime bir hayalet gibi sarıldığı günlerde de gördüm, yiğittin
seni ben
zorlayıp o peygamber köşkünün kapılarını
hücreme temiz çamaşır ve sigara ve selam
yolladığın günlerde de gördüm, yiğittin
bir çift ateş karanfil
bir dost kitap
ve bir bardak su gibi beklediğin günler de oldu
hasta yatağımın baş ucunda yiğittin
soframızda kuş sütü balık yumurtası yoksa da
işçi ellerinin tadı
aydın gözlerinin balı var
ne zaman kekik koksa
gül koksa çamaşırlarım
elma erik ceviz zeytin portakal
anam koksa çamaşırlarım
ucuz çamaşırlarım
ucuz sabunlarda ellerini anımsarım
ellerin
canım karım ellerin
yaban güllerine mısralara pırnallara değen ellerin
ellerin
canım karım ellerin
iki taştan bir un eden ellerin
ve göller bölgesi'nin gül bahçelerinden
gül toplar gibi haziranda şafakta
çetin kitaplardan bal toplayan ellerin
canına okumuşlar ekmeğimizin
zincire yatırmışlar delikanlı günlerimizi
kan etmişler ellerimizi
kan etmişler düşlerimizi
canım gülüm
kan
gayrı bize ölüm yok
kavgayı
şiiri
ve seni çok seviyorum
Hasan Hüseyin Korkmazgil | 10-07-2008 19:40 | | Şikayet Et! |
|
Yabancı..
|
ŞAMAR
yordu bizi aynalar
yordu bizi gözlerimiz
yoruldu anlağımız
sabrımız
direncimiz
ya şamar patlamalı
uşaklığa yatmış suratımızda
ya da şamar patlatmalıyız
bizi uşaklığa yatıranların
namussuz suratlarına
başka da yok bir yolu
yok bir çıkış kapısı
yokolup gitmemenin bu yeryüzünden
Hasan Hüseyin Korkmazgil | 10-07-2008 19:41 | | Şikayet Et! |
|
Yabancı..
|
|
Deniz Yıldızı Mesajlar: 3316
 |
çok güzel paylaşımlar
teşekkürler
ellerinize yüreğinize sağlık | 11-07-2008 00:18 | | Şikayet Et! |
|
Yabancı..
|
Acıtan gercek
canim oglum
guzel yavrum
gözumun isiltisi
ölumden
ölmekten
degil korkumuz
dalda yaprak
acar birgun
guler birgun
solar birgun
savrulur
KARISIR TOPRAGA TOZ OLUR GIDER
bunlar kirlangic yavrum
guneyli guzellerimiz
gelirler birgun bir firtinayla
yazarlar mavimizi piriltilarla
doldururlar mavimizi gunesli cigliklarla
harmanlayip yavrulari agustos kapisinda
karalayip mavimizi cilginca
birgun birdenbire bir firtinayla
cekip giderler
karalanmis mavi kalir yukarda
catilarda yuvalar
usur birgun
tozar birgun
dagilir
KARISIR TOPRAGA TOZ OLUR GIDER
ölumden
ölmekten
degil korkumuz
yaprak duser
cicek solar
sogur elbet yuvalar
taa eskiden
cok eskiden
binlerce yildanberi
kirlangiclar gibi savrulur gunlerimiz
ve kimbilir
nerde
nasil
ne bicim
cikar birgun karsimiza sonumuz
ölumden
ölmekten
degil korkumuz
daha guzel bir dunya
YASANILIR BIR VATAN
diye baslarken sarkimiza
vurulup kahpe tuzaklarda bir geyik gibi
dusmek boyluboyunca
cepte vergi makbuzumuz
bundan iste korkumuz
canim oglum
guzel yavrum
gözumun isiltisi
bundan kaygumuz!
Hasan Hüseyin Korkmazgil
| 11-07-2008 08:00 | | Şikayet Et! |
|
Yabancı..
|
Kokmuşlar Mezarlığı
güneşse güneş benim beyoğlubeyler
topraksa toprak benim beyoğlubeyler
birşey var anlamadığım bu sabahlarda
eski saraylarda bu yeni saltanatlar
saksılarda çiçek diye kızgın namlular
demirin kömürün petrolün kalleşliği
birşey var anlamadığım bu sabahlarda
kayguysa kaygu benim beyoğlubeyler
bayramsa bayram benim beyoğlubeyler
ya siz kimsiniz
kentlerin göbekleri suların en kadını
kadının en körpesi sofraların padişahı
birşey var anlamadığım bu yasaklarda
ben güldükçe neden karartılır ışıklar
duvarlar yükseltilir köpekler kışkırtılır
kundakta bebek suçlu tarlada tohum
birşey var anlamadığım bu yasaklarda
umutsa umut benim beyoğlubeyler
savaşsa savaş benim beyoğlubeyler
ya siz kimsiniz
bu kokmuşlar mezarlığı imamlar sofrası bu
omuzlardan omuzlara bu korku tapınakları
akşamla kargalarla nargilelerle
leblebici bakkalbaşı minder minder üçotuzüç
birşey var anlamadığım bu yezit yalanlarda
yarınsa yarın benim beyoğlubeyler
barışsa barış benim beyoğlubeyler
ya siz kimsiniz
kimsiniz ey şimdi müzelerde yerleri belli
eski beyler yeni beyler bey eskileri
Hasan Hüseyin
| 11-07-2008 08:03 | | Şikayet Et! |
|
Yabancı..
|
Yoksa Yoksun
Yapayalnız mısın dünyada,
İtiyor mu seni doğduğun toprak
Köşebaşlarında haramiler mi...
Etmişler mi içine ekmeğinin
Salacaksın köklerini toprağa
Güneşi çınarla selâmlayıp
Fırtınaya meşeyle duracaksın.
Tutunacaksın diş diş
Tutunacaksın pençe pençe
Geçireceksin kılcal damarlarını evrenin
Gül olup açılacaksın damarlarına
seher seher...
Ceviz olup döküleceksin.
Sana bir mi vurdular
Derlenip toparlanıp
Sen iki vuracaksın
Yoksa yoksun, silerler adını karatahtadan
Hasan Hüseyin Korkmazgil
| 11-07-2008 08:05 | | Şikayet Et! |
|
düşümde oyun var Mesajlar: 1185
 |
|
Babam çok sever bu şairi..bana da geçmiş,yüreğime işlemiş.. | 11-07-2008 10:08 | | Şikayet Et! |
|