Forumlar >>
Sanat >> BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

| Sayfalar: Önceki 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 Sonraki |
|
|
| Yazar |
BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU |
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
Çıplak, 1939
Yağlıboya
70 x 50 cm.
Bedri Rahmi’nin bu “Çıplak”ı ve bunu izleyen “Çıplak”ı, onun atölye çalışmaları niteliğindeki resimlerindendir. Çıplak, bilindiği gibi aslında tıpkı natürmort gibi bir atölye çalışması ürünüdür. Fakat Bedri Rahmi, bu “Çıplak”ını şövaleye dayayarak ve şövalenin karşısına da bir desen yerleştirerek, alışılagelinen atölye çıplaklarında farklı bir “çıplak” ile karşımıza çıkar.
kaynak: www.sanalmuse.org | 29-06-2008 16:47 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
TUZ
Bir yanım tuz,
Bir yanım şeker
Tuzdan yanayım
Bir yanım deniz
Bir yanım toprak
Denizden yanayım
Bir yanım sen
Bir yanım ben
Senden yanayım
Bedri Rahmi Eyüboğlu | 29-06-2008 16:49 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
TÜRKÜLER DOLUSU
Kirazın derisinin altında kiraz
Narın içinde nar
Benim yüreğimde boylu boyunca
Memleketim var
Canıma ciğerime dek işlemiş
Canıma ciğerime
Sapına kadar.
Elma dalından uzağa düşmez
Ne yana gitsem nafile.
Memleketin hali gözümden gitmez
Binbir yerimden bağlanmışım
Bundan ötesine aklım ermez.
Yerliyim yerli olmasına
ilmik ilmik, damar damar
Yerliyim.
Bir dilim Trabzon peyniri
Bir avuç tiftik
Bir çimdik çavdar
Bir tutam şile bezi gibi
Dişimden tırnağıma kadar
Ressamım.
Yurdumun taşından toprağından şurup gelir nakışlarım
Taşıma toprağıma toz konduranın
Alnını karışlarım
Şairim şair olmasına
Canım kurban şiirin gerçeğine hasına
içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter
Eğri büğrü , kör topal kabulum
Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım
Şairim
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm
Hey hey, yine de hey hey
Salınsın türküler bir uçtan bir uca
Evelallah hepsinde varım
Onlar kadar sahici
Onlar kadar gerçek
insancasına, erkekçesine
´Bana bir bardak su´ dercesine
Bir türkü söylemeden gidersem yanarım.
Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana sütü gibi candan
Ana sütü gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
Ah bu türküler,
Köy türküleri
Dilimizin tuzu biberi
Memleket ahvalini onlardan sor
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen´i
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni...
Ben türkülerden aldım haberi.
Ah bu türküler, köy türküleri
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
Dişisi dişi, erkeği erkek
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
Bıçağı bıçak .
Ah bu türküler köy türküleri
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
Kiminin reyhasından geçilmez
Kimi zehir, kimi zemberek gibi.
Ah bu türküler, köy türküleri
Olgun bir karpuz gibi yarırılır içim
Kan damlar ucundan, murekkep değil
işte söz, işte ses, işte biçim:
´Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar´
iliklerine kadar işlemiş sızı
Artık iflah olmaz kavak ağacı
Bu türkünün yüreğinde sancı var.
Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı
Altlarında imza yok ama
içlerinde yürek var
Cennet misali sevişen
Cehennemler gibi dövüşen
Bir çocuk gibi gülüp
Mağaralar gibi inleyen
Nasıl unutur nasıl
Ömrunde bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen...
Bedri Rahmi Eyüboğlu | 29-06-2008 16:50 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
Salıpazarı’ndan, 1939
Kağıt / Guvaş
1937 ve 1939 yıllarında aslında Bedri Rahmi hem kendi bildiği yoldan yürümekte hem de zaman zaman Lévy’nin etkisinde kalarak, kendi hamurunda olan boyayı indirgemektedir. Sergide 33 numaralı resim olan “Salıpazarı’nda Kahve” ve aynı tarihli “Salıpazarı’ndan” adlı iki resminde Bedri Rahmi’nin bu farklılıklarını bariz bir biçimde görmek mümkündür. İlkinde Lévy’nin etkisinde kalan Bedri Rahmi, mavi-grilerin, kahverengilerin egemenliğinde bir kompozisyon ortaya koymuşken; bu resimde renklerini ve tonlarını arttırmış; vurgunu olduğunu sık sık dile getirdiği İstanbul’un paslı kırmızı çatılarıyla kompozisyonunu zenginleştirmiş ve deyiş yerindeyse özüne dönmüştür.
kaynak: www.sanalmuse.org | 29-06-2008 17:45 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
Çıplak, 1941
Yağlıboya
1941 tarihli bu “Çıplak”ında ise, Bedri Rahmi’nin figür deformasyonuna gittiği ve bu yolla yine klasik atölye etüdünden farklı, başlı başına bir konu olarak “Çıplak” üzerine yoğunlaştığı görülmektedir.
kaynak: www.sanalmuse.org | 29-06-2008 17:51 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
YAR YÜREĞİN YAR
elmayı ikiye böldüler
içinden kurt çıktığın gördüler
ağacı lime lime dildiler
böceğin halinden bildiler
ferman padişahınsa dağlar bizimdir denildi
dağların bağrı deşildi
çözüldü mevsimlerin sırrı yaprak yaprak
yedi kat yerin dibinden haber getirdi
gözünü sevdiğim tohum, gözünü sevdiğim toprak
kılı kırka yardılar oğul
suyun sudan gizlisi kalmadı
suyun sudan gizlisi kalmadı
buğdayın macerası meydanda
yıldızların sırrı aşikar oldu
arı gözümüzün önünde sızdı balını
karanfil alevini
kırlangıcın alınyazısı
penceremzin önünde yazıldı
bir sensin gizlenen oğul
ağlarsın gizli gizli
seversin gizli gizli
ölürsün gizli gizli
çatlarsın arzudan, iştihadan
yer yarılır yere geçersin
söyleyemezsin
yar yüreğin yar vakit tamamdır
neler aldın dünyamızdan bunca zamandır
yar yüreğin yar gör ki neler var
belki seyyar kuşların ömrü kadar sade aydınlık
belki vişne çiçekleri kadar beyaz ılık
belki çürümüş yılanlar kadar mundar
belki mahzende yıllanmış şarap kadar lezzetli
bir aşktır fışkırıp çıkacak
ne çıkarsa bahtımıza
yar yüreğin yar bölüşelim
beraber ağlayalım dertleşelim
yar yüreğin yar yarmağa değer
bir insan tanımak oğul, bir cihan tanımağa bedel...
Bedri Rahmi Eyüboğlu | 29-06-2008 17:53 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
ÜÇ DİL
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime arslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelime bir kat daha artacaksın
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Canım ağzıma geldi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernuş
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.
Bedri Rahmi Eyüboğlu | 29-06-2008 17:54 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
Beyazıt’ta Kahve, 1941
Yağlıboya
38,5 x 45,5 cm.
MSGSÜ İRHM
Kahveler, Bedri Rahmi’nin sık sık işlediği konulardan biridir. Bana kalırsa kahvelerin Bedri Rahmi’yi bu denli çekmesinin iki nedeni bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, Bedri Rahmi’nin tekniğine ilişkin bir nedendir. Bir çırpıda yapılıvermiş resimlerden hoşlanan ve kendisine hoca alarak daima doğayı alan Bedri Rahmi için kahveler uygu mekanlardan biridir. İkincisi ise, belki biraz aşırı yoruma kaçmakla birlikte Bedri Rahmi’nin motife olan düşkünlüğüdür. Beyazıt’ta bir kahvede , üstelik açık havadaki bir kahvede motifin işi nedir? Sorusunu sorabilir insan şüphesiz. İşte burada “insan” devreye girer. Farklı çevrelerden farklı insanların buluştuğu kahvelerde insan da olsa olsa gözlenmeye değer bir motiftir Bedri Rahmi için…
kaynak: www.sanalmuse.org | 29-06-2008 17:56 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
Çorum’dan, 1941
Yağlıboya
50 x 65 cm.
Gelelim Bedri Rahmi’nin C.H.P.’nin düzenlediği Yurt Gezileri kapsamında 1938 yılında gittiği Edirne’den sonra 1941 sonu 1942 başı gibi gittiği Çorum’a… Çorum ve özellikle Çorum2un kasabalarından biri olan İskilip Bedri Rahmi’yi öylesine etkileyecektir ki, ressamlar için bu kasabadan daha zengin bir yerin olamayacağı düşüncesine kapılacak ve burada sürekli gözlem yapıp bunları kimi zaman defterine kimi zaman tuvaline kimi zaman da zihnine aktaran Bedri Rahmi, Çorum’da han kahvelerinden, köylülerin giysilerinden, Çorum’un halayından tüm sanat yaşamı boyunca yararlanacaktır. Kuşkusuz Çorum’da gördüğü renkli dünyanın Bedri Rahmi’nin Léopold Lévy’nin renksiz anlayışını terk etmesine de neden olur. Bu nedenle Çorum, Bedri Rahmi için bir kez daha önem taşımaktadır.
| 29-06-2008 17:57 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
YETİM BAHÇE
Senin güllerin her yerde açar
Dağda, bayırda, kırda, bozkırda
Bozkır biraz şüpheli ama
Günlerden bir gün açar mı açar
Bozkır dediğin sakar
Senin güllerin her yerde açar
Ya benim güllerim
Sevinen çocuk gözlerinde bir
Bedava iyilik yapanların gözlerinde iki
Bağışlamasını bilen yüreklerin en kuytu yerinde
açar üç
Benim güllerimle senin güllerin el ele
En güzel bahçe
Benim güllerim olmadıkça
Senin bahçelerin yetim, yitik
Bedri Rahmi Eyüboğlu | 29-06-2008 17:58 | | Şikayet Et! |
|
Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya
tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..
|