Forumlar >>
Sanat >> BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

| Sayfalar: Önceki 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 Sonraki |
|
|
| Yazar |
BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU |
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
Servili Çıplak, 1932
Kağıt / Suluboya
20 x 14 cm.
1932 yılında kısa bir süre için Paris’e geçer Bedri Rahmi ve Paris’te Lhote atölyesinde çalışır. Bilindiği gibi, Lhote Geç Kübizm’in öncü isimlerinden ve aynı zamanda teorisyenlerindendir de. Fakat Bedri Rahmi’nin “Servili Çıplak”ında, Geç Kübizm’den önce Kübizm’i anlama çabaları görülür. Bu özellikle ön plandaki kadın figürüne yansır; son derece naif bir halde tabii ki… Baştan beri dile getirmeye çalıştığım gibi, bir sanatçının kendi kendine öğrenme çalışmalarıdır bunlar ve “Servili Çıplak”ta da bu çabalar sezilir. Kadın figürü görüldüğü zaman ilk akla gelen Picasso’nun figürleridir ama Picasso’nun yöntemini, sanatının temelde neye dayandığını anlayabilmiş değildir henüz Bedri Rahmi. Sadece gördüğüdür resmettiği büyük bir hevesle… Yalnız bir yandan gördüğünü resmetme çabaları verirken diğer yandan da çoktan oluşturduğu Anadolu motif dağarcığını ekler resimlerine Bedri Rahmi. “Servili Çıplak” da arka plandaki, resme adını da veren servinin motife indirgenmesi ve ön planda altta yer alan bir motif sırasıyla resme adeta bir minyatür yaprağı havasının verilmesi gibi…
kaynak: www.sanalmuze.org
| 29-06-2008 14:58 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
BİR ŞAHİT ARANIYOR
Yaşadım!
Erik ağaçları şahidimdir
Yıldızlar şahidimdir.
Yaşadım!
Avuçlarımın gücü yettiği kadar
Dağları, kadınları, meyveleri
Yaşadım!
İncirin dallarına yürüyen süt
Yonca tarlasından gelen nefes
Horozun ibiğinden damlayan kan
Yollar ve sevgili türküler şahidimdir.
Bedri Rahmi Eyüboğlu | 29-06-2008 14:59 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
ÇAKIL
Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar
Seni düşünürken
Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
Deliler gibi dönmeğe başlar
Döndükçe yumak yumak çözülür
Çözüldükçe ufalır küçülür
Çekirdeği henüz süt bağlamış
Masmavi bir erik kesilir ağzımda
Dokundukça yanar dudaklarım
Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde.
Bedri Rahmi Eyüboğlu | 29-06-2008 15:00 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
Acem Vazolu Ressam, 1931
Kağıt / Suluboya
13 x 21 cm.
Yine 1931 yılı ve Bedri Rahmi’nin yine Paris’te bulunduğu dönem, ancak Lyon dönemi mi Dijon dönemi mi belirsiz. Ancak belirli olan bir şey varsa o da, Bedri Rahmi’nin kendi yolunu kendi kendine bulma çabaları. Nasıl? Bir an için Bedri Rahmi’nin “Acem Vazolu Ressam”ı Lyon Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğrendikleri doğrultusunda gerçekleştirdiğini düşünelim. Henüz Klasisizm’den ödün bile vermemiş bir akademide böyle bir çalışma yapmak mümkün mü? Değil. O zaman resme yeniden bakalım. Resmin dekoratif arka planı ile ön planı bütünleşmiş durumda. Bu Matisse’den aşina olduğumuz bir durum. Kaldı ki, Bedri Rahmi’nin İstanbul’da, Akademi’deki yıllarındaki Van Gogh tutkusuna Fransa’da Gauguin ve Matisse tutkusunun eklendiğini biliyoruz. O halde “Acem Vazolu Ressam” da biraz Matisse biraz da Gauguin gözlemlerini yansıtıyor Bedri Rahmi’nin. Ama bu yansıma yine Bedri Rahmi’nin süzgecinden geçen bir yansıma. Figürün kendisi de, yanı başına yerleştirdiği Acem Vazosu da tamamen Bedri Rahmi ürünleri.
kaynak: www.sanalmuze.org | 29-06-2008 15:02 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
Karpuzlu Çıplak, 1932
Kağıt / Suluboya
25 x 17 cm.
“Servili Çıplak” için söylediklerimiz “Karpuzlu Çıplak” için de geçerli. Bir iç mekan mı yoksa balkonumsu bir dış mekana açılan bir yerde midir bu Kübizm’i anlama çabalarını yansıtan çıplak belirsiz. Üstelik Kübizm’i anlama çabaları bu kez sadece figürde görülmüyor; sehpa benzeri bir eşyanın üzerinde duran ve insana doğrudan Bedri Rahmi bu yıllarda “Braque”ı da görmüş dedirten bir meyvelikte de dikkati çekiyor. Sağ tarafta bir dış mekan izlenimini veren bölüm ise, yine Matisse etkileri taşıyor. Ama artık Matisse’in daha iyi anlaşıldığı ve onun niyetinin Bedri Rahmi’ninkiyle tastamam örtüştüğü de görülüyor. Bu nedenle Matisse’in dekoratif alanları Bedri Rahmi’nin resimlerinde Anadolu’nun motif dağarcığının yansıması olarak karşımıza çıkıyor
kaynak: www.sanalmuze.org | 29-06-2008 15:03 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
CAN TÜKENİR
Kimse bilmez can nerdedir
Can tükenir can tükenir
Saçımın telinden sızar
Gözümün ferinden uçar
Can tükenir can tükenir
Her korku zerresinde ziyan
Her kımıldanışında yaprak
Can tükenir can tükenir
Bedri Rahmi Eyüboğlu | 29-06-2008 15:06 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
CAN ERİĞİ
Bir kelime buldum çın çın öter;
Adı candır.
Bir erik kopardım can dalından;
İçi can dolu,
Adı can, yaprağı can, lezzeti candır.
Bir gölge düştü önüme dedi ki:
Bir yüküm var benden ağır
Bir yüküm var beni taşır
Adı candır.
Toprak dedi ki:
Can Allahın yongasıdır
Fakat ben bir deri bir kemik
kaldım.
Bir de misafirim var adı candır.
Işık dedi ki:
Renklerden, kokulardan,
Seslerden önce koşup geldim
İnsanoğluna nur topu gibi
Bir müjde getirdim,
Adı candır.
Bedri Rahmi Eyüboğlu | 29-06-2008 15:06 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
Paris, 1932
Kağıt / Guvaş
20 x 15 cm.
Paris’te bulunduğu bu kısa süre içerisinde yavaş yavaş Dufy’yi de tanımaya başlıyor Bedri Rahmi. Gerçi bunu “yavaş yavaş” olarak tabir etmek ne kadar doğru tartışılır. Zira Bedri Rahmi, kısa bir süre Paris’te kalmasına rağmen Paris havasını bir anda solumaya girişiyor ve bu onun resimlerine de yansıyor. Bu “Paris” görünümündeki yalınlaştırma eğilimlerinin o sıralarda Dufy’yi solumakta olduğunu göstermesi gibi…
kaynak: www.sanalmuze.org | 29-06-2008 15:09 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
Desen Defterinin Gömleği, Paris 1932
Kağıt / Suluboya - Mürekkep
50 x 70 cm.
Desen defterinin gömleği, Bedri Rahmi’nin aslında 1932 yılında kendi kimliğini de bulduğunun bir göstergesi. Bunu anlamak için de onun 1970’lerde gerçekleştirdiği seramik tabaklarındaki “balık-kadın” formlarına bakmak yeterli…
kaynak: www.sanalmuze.org | 29-06-2008 15:11 | | Şikayet Et! |
|
Yabanci. Mesajlar: 15236
|
DENİZ TÜRKÜSÜ
Deniz dediğin bir tarladır
Gülü gül, dikeni diken, tohumu tohum
Toprak gibi verimli, toprak gibi cömert
Betine bereketine kurban olduğum
Deniz dediğin bir tarladır
Uçsuz bucaksız bir tarla
Göbeği insanlarla kesilmiş
Çilesi insanlarla
Deniz dediğin bir tarladır
Sözü pek, eli ağır
Dost gibi güldürür insanı
Dost gibi ağlatır.
Deniz dediğin bir tarladır
Anadır, babadır, kardeştir
İnsan eline hasret
İnsan eli değer değmez ürperir
Binbir yerinden çatlar sevincinden
Nesi var, nesi yok çıkarır verir,
İnsan eli değmemiş denizlere bir damla alınteri
Bulutlar dolusu rahmetten mübarektir.
Deniz dediğin bir tarladır
Bulutlar, güneşler dibindedir
Geceler gündüzler dibindedir
Yıldızlar mevsimler dibindedir
Zifiri karanlık güller açılır dibinde
Bağlar, bahçeler kat kat, katmer katmer, deste deste
Bağlar, bahçeler zifir karanlık güller
İnsan eline hasret beklemekte.
Deniz dediğin bir tarladır
Kapılar açılır içinde kapılar
Bitip tükenmeyen bereket kapıları
Balıklar akıp gider bölük bölük tabur tabur
Alı al moru mor sarısı sarı.
...
Deniz dediğin bir tarladır
Üstünde başı boş rüzgâr
Gönlünce at oynatır
Üstünde bir avuç tuzlu köpük
İçinde milyonlarca yürek
Milyonlarca öpücük
Bir insan eli arar konacak
Bir insan eli muhkem, sıcak
Hey benim
Boydan boya cömert denizlerle çevrili
Güzel memleketim
Bu yaz tenha denizlerinde yıkandım
İnsan eli değmemiş ormanlar gibi vahşi
Dağ başında unutulmuş küçük kundaklar gibi yetim.
Bedri Rahmi Eyüboğlu | 29-06-2008 15:13 | | Şikayet Et! |
|
Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya
tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..
|