ne faydası oldu sana, bir ölünün arkasından, olumsuz konuşmanın..
Günah değilmi yoksa bu islamda Şeyh Sinan hazretleri?
madem çok merak ediyorsun..
Aziz Nesin'in ne faydası oldu?
kendine olan bir faydası pek olmadı yahu
halkına, edebiyata, aydınlanmaya ve vatana olan faydaları oldu mesela..
kısaca yazalım onuda..
dünyanın çeşitli ülkeleri tarfından, yazdığı eser ve tiyatro oyunları, onlarca dile çevrildi, farklı ülkelerde okundu ve oyunları oynandı.. Bu sayede Türk edebiyatı ve türk tiyatrosu tanındı dünyada, hemde o yıllarda..
akademik olarak, edebiyata ve mizaha farklı bir yorum getirdi..
Kemal Sunal'ında oynadığı bazı filmler, onun yazdığı kitapların içindeki, hikaye,öykü,piyes,masallardan uyarlandı..
tamamı sinemaya uyarlanan senaryolarıda oldu.. Türk sinemasınada dolaylı olarak özgün senaryo açısından katkıları oldu..
vergisini ödedi mesela Aziz Nesin.. Ne devlete, nede başka bir resmi kuruma borçlu değildi vefatında..
Türk basınına yıllarca hizmet etti.. cesur gazetecelik anlayışı, o kadar cesurduki(!), çıkardığı 4 ayrı mizah dergisi kapatıldı ve toplatıldı... Toplanılan ve yasaklanan dergilerdeki şaka, espri, makale ve karikatürler, bugünkü LeMan dergisindekinden daha ağır değildi... Tabi o dönemde AB yasaları çıkarılmamıştı.. yarı bağımsız, yarı sömürgeydik o dönem.. Şimdiki gibi değil
Bütün bunların dışında evet bir ateistti Aziz Nesin..
Bir atestinde toplum değer yargıları açısından 'iyi insan' olabileceğini kendisine kanıtlama kaygısı vardı onun... Onuru için yaşadı sadece... Salt onurunu koruyabilmek için, kimseden borç istememek adına, beş parasız banklarda yattığı dönemler oldu..
Yıllar sonra başarılı bir edebiyatçı olduğunda ise hem sağ- hem sol kesimin hedefi haline geldi...
Boşver, hiç bir faydası olmadı zaten. He halka, ne edebiyata ne de bir başka şeye. Ha, filmlerinde belden aşağı küfürler, cinsel içerikli argümanalr, bu faydaysa oldu tabi.
Beni de cehaletine alet etme lütfen.
Ayrıca, iyi olmakla ateist olmayı bağdaştırıyorsunuz ya, artık size ne yazacağımı bilemiyorum.
Umarım bir daha yazmazsın, yazma zevkim kaçıyor sonra.
Yazdıklarınızı ilahiyat fakültesindeki, 'hurafecilik' adlı derslerde, etüdlerde, ders konusu bile yapabilir bir ilahiyat profesörü..
Ebu-Cehil kadar bile olamıyorsunuz... En azından Ebu-Cehil riyakar değildi...
iyi olmakla, ateist olmayı bağdaştırmak.....
hımmmm..
düşünmek lazım bunu sahiden..
kimin normlarına göre 'iyi'
neye, kime göre 'iyi'
kötülük-iyilik ölçüsü nedir?
Kutsal kitaplarmı yoksa...
bize, size, her çocuğa 'öğretilen' toplumsal ve ahlaki değerlermi?
edinilen bilgimi?
doğuştan varolan bilgimi?
iyi nedir?
iyi olmak nedir size göre?
iyi bir müslüman olmaktır demeyin nolar.....
iyi bir mümin olmakta demeyin nolarrrrr
iyi bir vatandaş olmak hiç demeyin..
iyi bir ne olmak, iyi olmaktır sizce ?
iyi bir 'insan' diyebilecekmisiniz...
Bunu demekten aciz olacaksınız sanırım...
Çünkü 'insan' kelimesi kurtarmıyor sizin şu propaganda işini...
insan dedinmi olmaz, içine yahudiside girer, hristiyanıda, budistide, hatta elin kafir ateisti bile girer içine insan dedinmi..
ı ıh olmaz...
ben sizin yazma şevkinizi kırmıyım
'önce insan' diyebildiğinizde konuşalım sizle tekrar :G
nasılolsa insana değil, köleliğe değer veriyorsunuz siz.. Dolayısıyla 'önce insan' diyebilmekten sürekli aciz kalacaksınız...
Ayrıca sizin gibiler Aziz Nesin adını anarken bile salavat getirmelidir yahu yada abdest almalıdır adını telafüz ettikten sonra... Malum kafir adam.. cenabet etmesin elinizi, dilinizi
Şaka bir yana... Aziz Nesin'i anlayacak kapasite sizde nasıl olsa yok..
Bari anlayabilenlere müdahale etmeyin bence
Aziz Nesin üsteğmenken, ordudan atıLdığında da vatansever miydi ?
Sonradan yazdıkLarını yayınLadığında neden atıLdığı beLLi oLmadı mı üzerinde onca çaLışıLan bir insan oLmasına rağmen ?
Kendisi bir ustaydı keLimeLeri kuLLanma, aLtına da bazı oLayLarı yerLeştirme konusunda ..
Bu kişiLiğidir .. Bunu yazmak içimden geLmiyordu, sadece edebi yönünü yazmak isterdim, ancak, diğer arkadaşLar "Büyük Vatansever" yaptıLar, sağoLsunLar ..
"Adamın birisi Allahın varlığını ıspat etmek için 100 delil hazırlamış.
Bir bilgin o adama -o zaman senin 100 şüphen var- demiş."
Sizinkisi o misal, bir şeyleri ıspat etmek için neden bu kadar uzun uzadıya zorluyorsunuz kendinizi.
Biz biliyoruz bazı şeyleri. Dedim ya yormayın kendinizi.
Aziz nesini ve onlar gibilerini anlayacak kapasiteyi Allah nasip etmesin. Anlayanları da görüyoruz.
İstemez kalsın, aman aman...
Sizi çok iyi bilmesem hadi neyse, sazanlama dalacağım.
Bir de şu, önce insan deyiminize cevap vermek isterdim amma şimdi kalkar onu da bölerek çarpıtırdınız. En iyisimi siz biraz daha araştırın sonra ben cevap veririm.
Birşeyleri ispat etmek için değil,
sizin gibi yanlış bilgilerle saptırılıp, yönlendirilmiş kulların, İslam gibi bir hoşgörü dinini yanlış temsil ederek, bütün islam alemine kötü örnek olduğu kanısındayım ben..
Allah size akıl fikir
Aziz Nesin'e rahmet
Banada sizin gibilerin zekasına katlanacak sabır ihsan eylesin..
20-12-1915. Heybeliada’da doğuyor.
1921. Babasının karşı koymasına karşın annesinin isteğiyle mahalle mektebine yazılıyor. Okul evden uzak. Kısa zamanda mahalle mektebini bırakıp Galip Amca’sından dersler alıyor.
1923?. Bir komşu kadın bir tuluat tiyatrosuna götürüyor. Eve geldiğinde o oyuna öykünerek bir oyun yazıyor.
1924? Hafız oluyor. Kasımpaşa pazar yerinin dibinde bir caminin imamına haftada elli kuruşa ders veriyor.
1925. İstanbul’da Süleymaniye’de Kanuni Sultan Suleyman İptidai Mektebi’nin üçüncü sınıfına giriyor. (Sonradan okulun adı İstanbul 7. İlkokulu olacak). Yandaki camiden birkaç kez ezan okuyor.
1926. Darüşşafaka Lisesi’nin İlkokul 4. sınıfına giriyor.
1927?. İlk roman denemesinde bulunuyor. “Yazdığım bölümleri her akşam babama okurdum. Romanın kumar gibi zararlı, hiç değilse yararsız ve zaman öldürücü bişey olduğuna inanmış olan babam, kendisine okuduğum bölümleri dinlerken ağlardı.”
15-09-1927. Annesi ölüyor. Okuldan kaçıyor. Annesi ölmeden önce babasına, “Oğlum yatılı okulda okuyor ya, onun için gözlerim açık ölmüyorum,” diyor. Aziz Nesin bunu kapı kilidinden odayı gözetlerken duyuyor.
1928. Daruşşafaka’dan atılıyor. Evden kaçıyor. İzmit’e gidiyor. Bir raslantı sonucu Galip Amcasıyla karşılaşıyor. Galip Amca, İzmit’teki Akçakoca İlkokulunda çalışıyordur o sırada. Aziz Nesin’i sınava çekip ilkokul diploması verirler. Pekiyiyle mezun olmuştur. Sultanahmet Sanat Okulu sınavlarına girer ama başaramaz. Cağaloğlu’ndaki Vefa Ortaokulunun 6. sınıfına girer. O sırada Heybeliada’da oturuyorlar ve okul evden çok uzaktır, o yüzden okula sık sık gidemez. Devamsızlık nedeniyle sınavlara sokulmaz.
1929. “Yıl, 1929...Ortaokul öğrencisiyim. O zamanlar, kırtasiyeci ve kitapçılarda, ünlü yazarlarımızın fotografları satılırdı. Yabancı sinema yıldızlarının değil, bu yazarların resimlerini alırdım param oldukça: Süleyman paşazâde Sami Bey, Recaizâde Ekrem, Tevfik Fikret vb... Bunlar arasında Yusuf Ziya’nın da fotoğrafı vardı.”
1929 Güz. Yazın Çapa’ya taşınırlar. Davutpaşa Ortaokulu’nun 6. sınıfındadır. Her Cuma, Şehzadebaşı’ndaki ya Millet Tiyatrosu’na ya Ferah Tiyatrosu’na gider. Naşit’e hayran. Millet Tiyatrosu bir oyun yarışması açıyor. Yarışmaya İbiş’e benzer bir oyunla katılıyor. İlk romanını da yazar, “bir defter dolusu”.
1930 Güz. Çengelköy Askeri Okulu 7. sınıfına giriyor.
28-05-1932. Askeri Ortaokulu (Çengelköy) bitiriyor. Yabancı dili iyi, öbür bütün dersleri pekiyi.
1932 Güz. Kuleli Askeri Lisesi’ne geçiyor.
1935 Mayıs. Kuleli’den ayrılış. Ankara Harp Okulu’na geçiyor.
1937. Harp Okulu’nu ikincilikle bitirip asteğmen oluyor.
1937 Eylül – 1938 Mayıs. Beyoğlu Maçka Askeri Fen Tatbikat Okulu’nda. Bir yandan da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi (Şimdiki Mimar Sinan) Şark Tezyinatı (Doğu Süsleme) bölümünün sınavını birincilikle kazanıyor ve Akademi’ye giriyor. Akademi’de minyatür, tezhip, hat, çinicilik, ciltçilik dersleri alıyor, canlı model çalışıyor. Çok başarılı. 28 Şubat 1938’de teğmen oluyor. 10 ya da 17 Aralık 1938’de ilk eşi Vedia Hanım’la nişanlanıyor.
20-10-1937. Okulu izinsiz olarak terketmekten maaşının 1/8’i kesiliyor.
7-12-1937. Sabah etüdündeki yoklamada yok çıkmış. Belgeye göre uyanamamış... Dört gün göz hapsi cezasına çarptırılıyor.
13-6-1938. O gün üçüncü derste bulunuyor, ama üç arkadaşıyla birlikte dördüncü ders olan Tabiye’ye girmiyor.
5-10-1938. Akşam müzarekesinden (etüdünden) sonra okuldan ayrılıyor. 15 Ekim günü haftasonu cezasına çarptırılıyor. Sanırım sözlüsü Vedia Hanım’ı görmeye gidiyor.
26-1-1939. Gümüşsuyu Hastanesine Asabiye’ye (Nöroloji’ye) gitmek için izin alıyor... Sağlam raporu veriliyor!
28-3-1938. Harp Akademisi mahkemesinden saat 14’te ayrılmasına karşın, saat 17,30’a kadar okula “avdet” etmediginden (yani dönmediğinden) üç gün göz hapsi cezasına çarptırılıyor.
13-3-1939. Elektrik Manipülasyon dersine girmiyor ve dört gün oda hapsine çarptırılıyor.
31-5-1939. Işıldak tatbikatına katılmadıklarından dört arkadaş dört gün göz hapsi cezasına çarptırılıyorlar.
1-6-1939. Akşam yoklamasında bulunmadıklarından 13 arkadaş dört gün oda hapsiyle cezalandırılıyor.
4-6-1939. Akşam yoklamasında bulunmadıklarından dört arkadaş dört gün oda hapsiyle cezalandırılıyor.
Bunlar sadece elimdeki belgelerde bulduklarım. Kaybolan belgeler de olmalı. Yakalanmadığı kaçamakları da... Belli ki askerlikten soğumuş ve güzel sanatlar gibi başka arayışlar içinde.
Haziran 1939. Muratlı’da. 3. Kolordu Istihkam Taburu 2. Bölük’te takım subayı.
10-6-1939. İkramiye için İngilizce sınavına giriyor.
30-6-1939. Nişanlısı Vedia Hanım’a Muratlı’dan bir mektup yazıyor: “Yalnız dışarı çıkma. Eğer bir yere gitmek lazımsa. Gitmeden evvel bana yaz ve cevabımı bekle.” O zamanlar nişanlılar. Yedigün dergisine “Kuyu” ve “Hisler ve Düşünceler” adlı iki şiir daha gönderiyor.
1941. Trakya’da çadırlı ordugâhta iki yıl görev yapıyor. Yedigün’e öyküler yazıyor.
30-08-1941. Üsteğmen oluyor.
1941-1942. “Yıl, 1942... Üsteğmenim. Kars Müstahkem Mevkii, Birici Şube Müdür yardımcılarından biriyim. ‘Aziz Nesin’ takmaadıyla dergilere hikâyeler gönderiyorum. Bunlardan biri, Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu’nun Yeni ‘Yeni Adam’ı, biri Sedat Simavi’nin ‘Yedi Gün’ü, biri Remzi Oğuz Arık’ın Ankara’da yayımlanan ‘Millet’i... O sıra ne sağcıyım, solcu... Dünyadan haberim yok.” Oğlu Ateş doğuyor.
1942 Yaz – 1943 Bahar. Kars’tan Ankara’ya tank kursları için geliyor. At yarışlarına meraklı. Ne pahasına olursa olsun askerlikten ayrılmaya karar verdiği günler.
20-08-1943. Safranbolu’da, 23. Tümen İstihkâm Bölük Komutanı oluyor.
1942-1943? “Akbaba, çok batıp çıkmıştır; Çok boy, biçim, öz değiştirmiştir. Yine bu değişmelerinden birindeydi. Ortaç, Akbaba’yı bir yarı edebiyat dergisi yapmıştı. “Bir Memurun Masası” adlı hikâyemi[1] Akbaba’ya postaladım. Bikaç sayı sonra, yarışmaya gönderilen hikâyelerin hiçbirinin beğenilmediği, yarışmayla ilişkisiz gönderildiği halde benim hikâyeme birincilik verildiği Akbaba’da ilân edilmişti. Bu kendiliğinden birincilik sonucu, bir yıl boyunca Akbaba bana parasız gönderildi. Şimdi adlarını ansıyamadığım iki hikâye daha göndermiştim, onlar da yayımlanmıştı.” 7 GÜN’de yazar ve yönetici. Şiirleri yayımlanıyor. Şubat 1943’te Millet dergisinde Ömer Bedrettin Uşaklı’nın şiirleri üzerine olumlu bir eleştirisi yayımlanıyor. Bu, yazıları üzerine ilk eleştiridir.
1-1-1944. Millet dergisinin 21. sayısında Aziz Nesin adıyla Arkadaş Hatırı adlı öyküsü yayımlanıyor.
20-1-1944. Haftalık Yeni Adam’da Çay öyküsü yayımlanıyor.
1-3-1944. Millet’in 23. sayısında Aziz Nesin adıyla Kısmet öyküsünü yayımlıyor.
1-4-1944. Millet’in 24. sayısında Aziz Nesin adıyla Çıngır Bey öyküsü yayımlanıyor. O sırada Zonguldak’ta.
11-5-1944. Safranbolu’da “Vüzuh ve İpham” yazısını yazıyor.
23-6-1944. Onbaşı Günenli 322 doğumlu Mustafa Karakaş bu tarihte Aziz Nesin aleyhine ihbarda bulunuyor. Yeni evlendiği eşini ve kızını görmesi için acıyarak izin verdiği bir er (ki daha sonra bunun yalan olduğu ortaya çıkar) bir cinayet işleyerek bölüğüne dönmez. Erin tayınını zimmetine geçirmekten ve bölüğünde beslediği iki keçiden dolayı dava açılır.
3-7-1944. Savcının iddianamesini hazır. Aynı gün tutuklanma yazısı yollanır.
4-7-1944. Tutuklanma tarihi.
18-7-1944. Duruşmalarda kendisini savunmuyor. “Zimmetçilikten ve hırsızlıktan” 4 ay 10 güne mahkûm oluyor ve askerlikten ihraç ediliyor. Askerlikten ayrıldıktan hemen sonra bir fotoğraf çektirir.
24-7-1944. Mahkeme kararını temyiz etmediğinden karar kesinleşiyor. Emekli maaşı bağlanabilirmiş. Bu maaşı aldığını sanmıyorum.
Eylül 1944. Sultanahmet Cezaevinde. Büyük maddi sıkıntı içinde.
17-10-1944. Yedigün’e bir öykü yazıyor.
11-12-1944. Tahliye ediliyor. “Profesyonel yazarım artık, kalemimle geçiniyorum. Sedat Simavi’nin Yedigün ve Karagöz’ünde çalışıyorum.” İlk telif hakkını (bir öykü karşılığı) Sedat Simavi’den alıyor, 5 lira. Aynı yıl Tan’da çıkan öykülerine Halil Lütfi Dördüncü 1 lira veriyor.
-alıntı-
Kaynak: nesinvakfi.org
Ayrıca Aziz Nesin'in nasıl bir vatansever olduğunu kendi kitaplarında, bizzat kendi anlatımıyla okuyabilir, kendisi vefat etmiş olmasına rağmen, hakkındaki bütün sorularınızın cevaplarını kendi kitaplarında bulabilirsiniz...