arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 140
Forumlar >> Sanat >> Şizofrenik Travmalar....Ya vur beni / ya da çek git! ... bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4 ... 13, 14, 15  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar Şizofrenik Travmalar....Ya vur beni / ya da çek git! ...
offline Yabancı..

büyüme devam ettikce saydigim seylere ilaveler oldu...

okulda notlari ... uni de puanlari ... sevgilileri ... husranlari ... aldatmalari... aldanmalari... hizli hizli ... buyume devam ettikce daha hizli saymak zorunda kaliyordum...

buyume devam ediyor...ve farkli saymalar da ... icimde onu hissettigim de bugune kadar saydiklarimin en guzeli bu dedim...kimildadikca saymak daha bir onlenemez oldu gunlerden saatlere saatlerden dakikalara abartip saniyelere kadar saydim...ve sonra attigi ilk adimi...boyunu...kilosunu...kelimelerini...

aileden kanatlananlari...cevreden kanatlananlari...daha sonra da dostlardan...en zor sayim bu oluyordu...onlar bir bir giderken geri de kalip gidenleri izlemek...kalanlari saymak...

sayili gunleri ...donus gunlerini... tatil gunlerini... maasimi... denklemeye calistigim fatura tutarlarini... kac is gunu calistigimi... kac kez sarhos oldugumu... kac km yol aldigimi...kac kez aradigimi... kac kez aranmadigimi... ugurlu sayilarimi, ugursuz sayilarimi...

buyudum...(ister istemez...) hala sayiyorum tum saydiklarimi...bir de ustune ustluk simdi de...yalnizliklari...hayal kirikliklarini...hala gidenleri...hala gelemeyenleri...

hala sayiyorum... ama artik hile yaparak ikiser ucer eksilterek... biraz daha farkli ve geri geri ...kalan zamanlari...kandirarak...ve bekliyorum heyecanla ondan geri sayacagim ani ...sifir noktasini...

10-05-2007 19:56 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Hayat her türlü süprizi yapabilir insana.Yine de,tadını çıkarmak için süprizlere hazırlıklı olmamakta fayda var.

'Kopup gelen fırtınayı beklemek değil,fırtınaya aniden yakalanmaktır güzel olan'..

dağılmak o zaman anlam taşır.
acıtan şey ancak o zaman zevkle acıtır !

Fırtına dediğim,bildiğimiz fırtına.
Süpriz de hadi aklınıza gelen ilk şey olsun..
Ne ilgisi var acımakla demeyin..

'Asıl güzellik acıdır..Ama çok tatlı acıdır'...

10-05-2007 21:16 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

deliricem senin yüzünden.bu kaçıncı gözyaşı damlam...

10-05-2007 21:17 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Nilgün Marmara, kendi uçsuz bucaksızlığına doğru yola çıkmadan önce

“Öğretmen, / Hiçbir şeyi öğretiyordu, / Naylon bir hayat ve plastik korku.”
demişti bir şiirinde.

Şiirin son dizeleri de şöyleydi:
“Korkuyordu, çoğunluk sandığı / bu azınlıktan.”

Zaten çoğunlukla azınlık kadar birbirine karışan iki kavram daha yoktur. Öylesine karışırlar ki, çoğu zaman azınlığı çoğunluk, çoğunluğu da azınlık sanırız. Çünkü biz, yanlışlıkla parmak hesabına alıştırılmış bir toplumuz.
Sekiz kişiden beşi aka kara diyorsa, tamam işte, çoğunluğun verdiği karara göre, ikinci bir emre kadar ak karadır artık! Beş kişi çoğunluk olduğuna göre üç kişi de azınlık oluyordur artık.
Tamam da, beni ilgilendiren işin üçü beşi değil… O sekiz kişi kim oluyor? Onlara mı kaldı neyin ak neyin kara olduğunu tespit etmek… Niye seksen kişi değil mesela, sekiz yüz değil, altı değil, elli üç değil de sekiz? Sonra ak mı da kara mı diye oylama yapmak kimin fikri? Katışıksız bir ak var mı ki… Her yönüyle kara bir şey var mı peki? Her ak biraz kara, her kara da biraz ak değil mi zaten? Bu koşullarda o sekiz kişinin sekizi de bir araya gelse bile, çoğunluk falan oluşturmuyor; iddia ettikleri ak da, kara da zerre kadar anlam taşımıyor.
Şiirin can damarı, naylon bir hayat ve plastik korku! Hem de Nilgün Marmara’nın bu şiiri yazdığı yıllarda henüz naylon ve plastik bu derece girmemişti hayatımıza. Belki yeni yeni bakkaldan aldığımız iki yumurtayla yarım kilo toz şekeri naylon poşete koymaya alışıyorduk ama henüz yediğimiz içtiğimiz şeyler naylondan değildi. Plastik bir çevrede yaşamaya başlamamıştık henüz. İnsanlar daha bir etli butlu, daha bir kanlı canlıydı sanki. Dokununca naylon etkisi yaratmıyorlardı tenimizde. Öpüşünce plastik kokusu yayılmıyordu dudaklarından. O zamanlar basma entariler giyerdi kadınlar. Tamam, bazen pazene naylon katılırdı kumaş dokunurken ama sırf naylondan yapılma kumaş yoktu ortalıkta. G-string henüz keşfedilmemişti ama uzun don da giyen olurdu yerine göre, küçük, avuç içi kadar don da… Başörtüsü takan da vardı, kafasına tencere kapağı gibi peruk oturtan da… Ama ne peruklar sırf naylondandı, ne de başörtüleri… Belki biraz naylon karıştırılmıştı kumaşlarına ama yine de doğaldılar…Üçkağıt, dolandırıcılık, alavere dalavere gibi politik manevralar da sanki daha safçaydı o zamanlar… Tamam, bir sürü odun gibi politikacı vardı ama plastikten olanları henüz sürülmemişti piyasaya. Şimdi, oturmuşum plastik bir sandalyeye, gökyüzü şeklindeki şeye bakıyorum… Kükürt dioksit ve naylon artığı taşıyan bir serinlik var etrafta. Sanki birileri naylon torbayı şişirmiş, şişirmiş… Patladı patlayacak torba… Sanki gümmmm diye bir ses çıkacak yakında, plastik bir darbe olacak… Plastik bir şeriat havası fışkıracak torbadan dışarı…
Gelelim öğretmene… Hiçbir şeyi öğreten şahsa yani. Öğretecek çok şey olduğu için hiçbir şey öğretmek zorunda kalan kişilerin omuzları üstünde yükseldi bu toplum. Eh, anca bu kadar yükseldi işte!


ALTAY ÖKTEM

11-05-2007 02:17 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

tual demiş ki; akan yaşları toplasan göl olmuş tu demi dostum pisikolojini bozduğun bütün dengelerinin alt üst olmasına sebeb olan hayat,dostluk,aşk, ne bilem ya her ne haltsa buna değer mi diye düşündün mü hiç ulan benim ruh sağlığımdan kıymetlimi diye

--BEN DÜŞÜNDÜM VE KAFAYI YEDİM---



...Kocaman bir delik var içimde
Kocaman bir boşluk off bu med cezirler... ah bu girdap ...



yine düşümdesin...yine beynimdesin... böyle anlarda yastığıma daha bir kocaman sarılıyorum... gözlerimi kapatıp... işte yine sığıverdin... off... acaba oraya sığıyorsun diye mi bu kadar çok gözyaşı ...?



durumun bundan ibaret dostum...

11-05-2007 02:18 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Baska düşte...bulamayacaksın...bulamadığını bir öncesinde... tamam bunu öğrendim...
biliyorum ama.... en acıtanı ne biliyor musun? ... dedi kendi kendine...!

... hani o gidişleri var ya... sessizce... suskun ...

... kırılan sen olduğun halde... kendisiymis gibi... hani o arkasına dahi bakmadan gidişleri...
hani senin "o an" "oracıkta" "ancak" arkasından baka kaldığın... anın durması için yalvardığın,
tutup ucundan geri çevirmeye çalıştığı an varya, hani yapabilsen o merdiveni, hani yapabilsen o kapıyı, hani yapabilsen o sokağı tutup ucundan geri çevirmeye canını bile verebileceğin o an...
...o işte...en acıtanı o...

...hani o tıpkı elinden düşen en sevdiğin, en güzel "şeyin gibi"... hani o tıpkı tutamadığı gibi... hani o tıpkı tüm gidenlerde yaşadığı gibi... hani o bir ince sızı varya içe içe akan... hah işte...tam öyle incecik... yırtarak kayan... düşen kanatan... acıtan.. tutamadığın... parçalanan... tuzla buz olan...
zamana savrulan... zamanda akıp giden... hani o zamanla catistigin ama zaman içinde yok olmayan
herkesin inandığı o kocaman ... "zaman her şeyin ilacıdır" yalanı ... bunun bir yalan olduğunu tekrardan hatırladığın an... ve kendini kandırmaya başladığın an ... istemeye istemeye
inanmaya başladığın an... o işte...en acıtanı o...

...ama senin orda oldugunu hep bildiğin ...
...ama senin hep hissettiğin...
...ama bir dahası olmayan...
...ama zaten hiç senin olmayan...
...ama senin hep bildiğin...
...ama senin hep hissettiğin...
...ama bir daha sana geri gelmeyecek olan...
...ama buna rağmen
...gelmeyeceğini bile bile senin beklediğin...
...o işte...en acıtanı o...

11-05-2007 02:19 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

tutunamayan olmaktan da öte anlaşılamayan olmak da vardı yaşamda
ha eski defter ha yeni bir sayfa...
sen yine kal bende bildiğim anlamlarda...
ötesini berisini karıştırma arama...

kalkamadan ayağa düş' müş'sün yoluma
ne bilesin ki karşına kim çıka?
boşver sen yine de aldanma
aldırma...

şimdi ...
yine bir baş dönmesi...yeni bir düş' üş?
sarıp sarmalayan yokluklar...
cevapsız binlerce soru..
ah yine mi aldanışlar?

öteye bir - iki kalkıyor gemilerim
ah benim susku dolu günlerim
yine uykusuz buz gibi yatak da
sebepsiz dönmelerim...
gidin ...gidin...gidin...
üstüme üstüme gelmeyin...


içimdeki kemanın sesini duyuyorsam
günah işlemeye devam etmemi öneren edebi kişi
neden dinliyorum ki seni...?

11-05-2007 02:21 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..



...uyuyor olmalısın şimdi...



Uyuyor olmalısın şu an
Ne tarafa dönük yüzün?
Ah o yüzündeki hüzün...

11-05-2007 02:30 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

... uyutmuyorsun beni geceleri ...
her gece her gece aynı şey ... dolunaylar da daha da bir yoğun nükseden ... o buz gibi yatağıma girdiğim anda ... o zavallı yastığıma sarıldığımda ... ordasın işte ... yanı başımda ... saklanmış yastığımın şeklini almışsın ... sarılmama ses çıkartmıyorsun haince ... sanki izlemek hoşuna gidiyor bu halimi ... ben seni sardıkça ... sen içine çekiliyorsun ... ben seni göz yaşlımla ıslattıkça sen ... büyüyorsun ... besleniyorsun ...

... kanımı emiyorsun ... parmak uçlarım artık hissetmiyor batan iğneleri ... sadece sızlıyor ... nüksetmelerin sonrasındaki burnum gibi ...



... kanımın içinde arıyorlar seni ... bazen üstlerinde kalıyorsun bazen altlarında sınırlarının ... daha dikkatli olmalısın diyorlar ... daha dikkatli ... bilmiş bilmiş ... oysa onlar da sen de bilmiyorsunuz ki ... ben daha farklı bir son dilemiştim ... yoğun acı ile kısa zamanda kurtulmak için ... bu dileğime karşın sen bana ... susarak ... daha farklı bir son hediye ettin ... daha az yoğun ama uzun vadeli kanayan bir acı ... nüksettikçe beni yıkan ... kanımda coşan ... onlar ... o iki hapla bendeki seni zapt edebileceklerini ... bendeki seni dengede tutabileceklerini sanıyorlar ... oysa onlar yine bilmiyorlar ki sen benim kumarımsın ... ha bire pey sürdüğüm ... çok daha kolayıma geliyor senden rest deyip çekip gitmekten peyler sürmek ...



sen içimde yükseldikçe kesiyorsun ayaklarımı yerden ... başka boyuta geçiyorum ... tam da o isteğime yakın oluyor her şey ... uyumak ... sadece uyumak ... hareketsiz ... sessiz ... dingin ... uyumak ... kıpırtısız ... ama uyutmuyorsun işte geceleri ... ve kısır döngü başlıyor ... yine her gece her gece aynı şey ... yine dolunaylar da daha da bir yoğun nüksederek ... yine o buz gibi yatağıma girdiğim anda ... yine o zavallı yastığıma sarıldığımda ... yine ordasın işte ... yine yanı başımda ... yine saklanmış yastığımın şeklini almışsın ... yine sarılmama ses çıkartmıyorsun haince ... yine sanki izlemek hoşuna gidiyor bu halimi ... yine ben seni sardıkça ... yine sen içine çekiliyorsun ... yine ben seni göz yaşlımla ıslattıkça sen ... yine büyüyorsun ... yine besleniyorsun ... yine ... yine ... yeniden ... hep ...

... pandora’ nın kutusu içinde yaşadım bugüne kadar ... hep direndim ... dedim belki bugün ... belki yarın ... hep yeni bir umutla ertesi güne uyandım ... ertesi günlerim hep yıktı umut dolu gecelerimi ... belki bundan sebep ... belki şundan sebep ... belki ondan sebep ... belki benden sebep ... belki de senden sebep ... hep bekledim ... ben bekledikçe sen gittin ... hep boşa çıktım ... her boşa çıkışım beni daha çok sapladı sana ... seviyorum seni ... ne inanılmaz değil mi? Hatta ne komik değil mi?



... seni seviyorum ... olacak şey değil di mi? ...

11-05-2007 02:34 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

...sonrası demiştim de ...susu vermiştim...
...sorgulama dedim kendime sus...sessizlik iyidir...
...tahmin ötesi ihtiyaçtayım cıkmayan tüm seslere...
...haydi tüm sevgili sessiz harflerim dizilin...
...sessizliğinize sığındım...

...kapatın kapıları üstüme, kimse gelmesin, kimse bulmasın...
...fırsat bu fırsat ben burda biraz uyuyayım...

11-05-2007 15:40 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4 ... 13, 14, 15  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com