arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 150
Forumlar >> Sağlık ve bakım >> Sağlıklı Yaşam.. bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 10, 11, 12 ... 14, 15, 16  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar Sağlıklı Yaşam..
offline meryem--Ölecek kadar...
Mesajlar: 8406

80823
Mucize Bitkiler

Hangi Hastalığa Hangi Bitki?



Soğan ve üzüm: Urik asidi yok eder.

Taze fasulye: Albumin olusumunu onler.

Ispanak, pancar, lahana, dereotu, havuc, elma, erik, uzum ve kayisi: Kansizliga iyi gelir.

Domates, sarmisak, limoni maydonoz, armut: Damar sertligi ve dolasim bozukluklarina iyi gelir.

Uzum, elma, armut, ahududu, cilek, limon, domates, pirasa, taze fasulye, sogan, kereviz: Romatizmaya iyi gelir.

Nar: Astima iyi gelir.

Domates, pirasa, armut ve uzum: Safra ve bobrek taslarina iyi gelir.

Limon: Selulite iyi gelir.

Dereotu: Sac dokulmesini onler.

Enginar ve karahindibar: Kolestrolu onler.

Kereviz, uzum, sogan, nar: Kalp yorgunluguna iyi gelir.

Mandalina, armut, marul: Spazm, sinir krizi ve uykusuzluga iyi gelir.

Pirasa, erik, kiraz, uzum ve zeytinyagi: Kabizliga iyi gelir.

Havuc, pirasa, salgam, lahana, pancari badem, ispanak, uzum, elma, kiraz, cilek: Kalsiyum ve mineral eksIkligine iyi gelir.

Sogan, enginar, pancar, zeytin, zeytinyagi, findik, ceviz ve badem: Seker hastaligina iyi gelir.

Havuc, limon, nar: Ishale iyi gelir.

Sogan, armut, kavun, elma,kiraz,seftali, dereotu, patlican: Vucuttaki odem ve su tutulmasini onleyicidir.

Havuc, lahana, limon, uzum, elma, ananas: Mide asitlenmesini ve ulsere iyi gelir.

Sarimsak ve pancar: Kansere ve kansere yatkin vucutlara iyi gelir.

Karahindiba, kuskonmaz, havuc, enginar, zeytin, kereviz, turp, zeytinyagi

ve greyfurt: Karaciger yetersizligi ve buyumesine iyi gelir.

Ihlamur, sarmisak, frenk uzumu, dut: Bogaz agrilarina iyi gelir.

Karpuz ve uzum: Basura iyi gelir.

Elma: Herpes (Ucuk) icin idealdir.

Maydonoz, armut, sarmisak, limon ve frenk uzumu: Tansiyona iyi gelir.

Tarhunotu, limon, elma, domates: Bagirsak enfeksiyonlari ve mide eksimelerine iyi gelir.

Adacayi ve frenk uzumu: Menopoza iyi gelir.

Portakal, havuc, armut, salgam, sogan, kuskonmaz, badem, erik, incir, kuruyemisler: Depresyona, sinir zaafiyetine iyi gelir.

Armut: Sismanligi onler.

Patlican: Pankreas zaafiyetine iyi gelir.

Enginar, limon, salatalik, kereviz, kuskonmaz ve turp: Deri hastaliklarina iyi gelir.

Uzum, elma, kavun, kereviz, karahindiba: Bobrek hastaliklarina iyi gelir.

Havuc: Cilt kirisIkligina iyi gelir.

Domates, uzum, cay uzumu ve enginar: Ureye iyi gelir.

Portakal ve yesil biber: Damar zayifligin iyi gelir.

Turp, sarmisak, salgam, dereotu: Solunum yollari hastaliklarina iyi gelir.

Turp, ceviz, dereotu, sogan, cay, uzum: Prostata iyi gelir.

05-09-2007 12:51 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--Ölecek kadar...
Mesajlar: 8406

80823
Diyetisyenlere sıkı takip geliyor..

Zayıflama haplarından yeni ölümler üzerine Sağlık Bakanlığı diyetisyenlerin muayenehane açma, ilaç yazma yetkisi olmadığını hatırlatarak, harekete geçti. Tek başına çalışan diyetisyenler hakkında işlem yapılacak.

İSTANBUL - Zayıflama haplarından yeni ölümler üzerine, Sağlık Bakanlığı diyetisyenleri yakın takibe aldı. Diyetisyenlerin muayenehane açmasının yasak olduğunu, ilaç yazamayacakları nı hatırlatan bir açıklama yapan Bakanlık, zayıflatma tedavisinin “tıbbi işlem” olduğunu, ancak hekimler denetiminde yapılabileceğini vurguladı. Bakanlık, yasak olduğu halde muayenehane açan ve ilaç yazan diyetisyenler hakkında işlem yapacağını duyururken, diyetisyen Banu Kazanç, “Biz onca yıl boşuna mı okuduk” diye tepki gösterdi. Kazanç, NTVMSNBC’ye uzun süredir Nişantaşı’ndaki muayenehanesinde tek başına çalıştığını, hakkında hiçbir denetim ya da soruşturma olmadığını da söyledi. Dr. Muzaffer Kuşhan ise, diyetisyenlerin konuyu suistimal ettiğinden yakındı.



1219 Sayılı Tıp Meslekleri Uygulamalarına Dair Yasa gereği, tıp fakültesi mezunu olmayan, tıp eğitimi görmeyen diyetisyenlerin tek başına muayenehane açması ve çalıştırması yasak. Psikolog, odyolog, fizyoterapist ve çocuk gelişim uzmanı gibi diyetisyenler de ancak bir hekimin açtığı muayenehanede görev yapabiliyorlar; ilaç yazma yetkileri de yok.

BAKANLIK: YETKİLERİ YOK
Sağlık Bakanlığı yetkilileri, diyetisyenlerin muayenehane açamayacağını, ilaç yazamayacağını hatırlatma gereği duyduklarını belirterek, “Bu kişilerin mesleklerini tek başına icra etme yetkileri yok ama bununla ilgili mevzuat çalışmaları devam ediyor” dediler. Yetkililer, izinsiz olarak muayene açan diyetisyenlerle ilgili Sanayi ve Sağlık bakanlıklarının işlem başlattığını, ‘kaçak’ olduğu belirlenenlerin kapatılacağını kaydettiler.

BANU KAZANÇ: ONCA YIL BOŞUNA MI OKUDUK?
Diyetisyen Banu Kazanç ise, “Biz onca yıl boşuna mı okuduk! Bakanlığın bu konuda bir mevzuat çalışması yaptığını biliyorum ve bunun bir an önce tamamlanmasını bekliyorum. Yasal boşluklar bir an önce doldurulmalı ve bu konu netlik kazanmalı” dedi.

Uzun süredir Nişantaşı’ndaki muayenehanesinde tek başına çalıştığını ve bugüne kadar herhangi bir soruşturma ya da inceleme ile karşılaşmadığını belirten Kazanç şöyle devam etti:

Banu Kazanç

“Normalde bu sektöre artık ev hanımları bile el atabiliyor. Ayrıca bakanlık doktorların tek başına diyet işine girmesini de yasaklıyor. Dediğim gibi sistemde bir oturmamışlık var, yani diyetisyenin ilaç yazma yetkisi kesinlikle yok ama muayene açma konusunda da tam bir netlik sağlanmış değil.”

ZAYIFLAMA HAPLARI İNTERNETTEN BİLE ALINIYOR



Son günlerde ölümlerle gündeme oturan zayıflama haplarının diyetisyenler tarafından yazıldığı yönündeki iddialara ise Kazanç’ın yorumu şöyle oldu:

“Zayıflama haplarının diyetisyenler tarafından yazıldığına dair haberler bence gerçeği yansıtmıyor. Çünkü bu ilaçların kim tarafından, kime yazıldığı da belli değil. Kaldı ki bu ilaçların mutlaka bir doktor ya da diyetisyen tarafından yazılması da şart değil. İnsanlar ellerini kollarını sallayarak gidip eczanelerden zayıflama ilaçlarını alıyorlar, hatta internetten bile alabiliyorlar. Yani diyetisyenden önce bunları satanları suçlamak lazım, Bakanlık da önce bunların denetimini yapsın.”

BERRİN YİĞİT: ZAYIFLAMA SEKTÖRÜ CİDDİ BİR PAZAR



Hızla artan obezite ve ona tezat oluşturan aşırı zayıf olma isteğinin, beslenme ve diyeti ilgi gören bir meslek grubu haline getirdiğini söyleyen Diyetisyen Berrin Yiğit de tartışmaların nedenini zayıflama sektörünün ciddi bir pazar olmasına bağladı:



Berrin Yiğit

“Diyet fanatizminin yaygınlaşması ve farklı sektörlerin dahi bu alandan rant almaya çalışması maalesef insan sağlığını riske atabilecek vakalar yaşanmasına neden olabilmekte. Şişmanlık tedavisinde multidisipliner ekip çalışması gerekir. Yani bizler, doktorlarla sürekli irtibat halindeyiz, onların değerlendirmelerine göre beslenme ve diyet programları hazırlıyoruz. Ancak şişmanlık tedavisinde kesin çözüm için beslenme davranış değişikliğinin ana merkezde olduğu da unutulmamalı.”

DÖNMEZ: ŞİŞMANLIĞI DİYETİSYEN TEDAVİ EDER



Amerikan Diyetisyenler Derneği Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez ise diyetisyenlik mesleğinin giderek popülerleştiğini ve bundan yararlanmak isteyenlerin bulunduğunu söyledi. “Burada iyiniyet sezinlemiyorum, bir karmaşa var. Burada karmaşa sezinlememin nedeni; eğer biz her şeyi bilimsel verilerle yapacaksak niçin bir beslenme uzmanı, beslenme danışmanlığında eğitim veremesin?” diyen Dönmez sözlerini şöyle sürdürdü:

Selahattin Dönmez

“Amerikan Diyetisyenler Derneği, bilimsel verilerine göre şişmanlığın tedavisinde iki önemli sağlık personeli var, bunlardan biri hekim diğeri diyetisyen. Amerikan Şişmanlar Birliği ve Amerikan Diyetisyenler Derneği, şişmanlık tedavisinde en önemli kişinin diyetisyenler olduğunu söylüyor. AB kapsamındaki bütün ülkelerde beslenme uzmanları özel beslenme ofislerinde çalışır. Yanlarında doktor olmasına da gerek yok, doktor zaten hastasını diyetisyene gönderir. Yasadaki boşluk, diyetisyenler lehine değiştirilecek. Bakanlığın mevzuat çalışmalarında diyetisyenlik mesleğinin yasası, ekipteki yeri ve özel çalışma haklarının yasalaşmasıyla ilgili süreç devam ediyor.”

MUZAFFER KUŞHAN: DİYETİSYEN DOKTOR YARDIMCISI



Ünlülerin zayıflamak için tercih ettiği isimlerden biri olan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Muzaffer Kuşhan ise diyetisyenlerin doktorun yardımcısı olduğunu ancak Türkiye’de bunun suistimal edildiğini söyledi. Kuşhan’a göre dünyadaki bütün kanunlar, kişiyi tedavi etme yetki ve bilgisini yalnızca doktorlara veriyor.

Dr. Muzaffer kuşhan

Diyetisyenlerin sadece diyete yoğunlaştığını ve tıp fakültesi bitirmedikleri için reçete yazma yetkilerinin olmadığını söyleyen Kuşhan şöyle devam etti:

“Meslek yasaları olmadığı halde diyetisyenlerin şehrin en gözde semtlerinde muayenehane açmaları da bence sağlık otoritelerinin sorumluluğu. Çünkü diyetisyenlerin başında bir mesul müdür olmalı. Hasta önce doktor muayenesinden geçer ve doktor, diyetisyenden uygun bir diyet yazmasını ister, işleyişin böyle olması gerekir. Bir çok diyetisyen muayenehanesinde ise göstermelik mesul müdür yani doktor var, bunlar sakıncalı uygulamalar.”

06-09-2007 08:59 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--Ölecek kadar...
Mesajlar: 8406

80823
Şekere Karşı Beslenme Planı

Şekere yakalanmamak icin
BESLENME PLANI


Hastaliklarin onlenmesinde beslenmenin buyuk rol oynadigi bilinen bir gercek.
Bazi besinleri tuketerek gorulme orani hizla artan diyabetin de onune gecmek mumkun.
İste diyabeti onleyen besinler.Seker hastaliginin onlenmesinde elma, kuskonmaz, balik,
visne, domates suyu, tarcin ve kirmizi biber gibi besin maddelerinin fonksiyonel icerikleri
ile destek sagladigini soyleyen Saglik Merkezi'nden Diyetisyen Berrin Yigit,
saglikli oldugu kadar lezzetli ve monulere rahatlikla eklenebilecek bu besinlerin bilinmeyen
yonlerini anlatti.

ANTİ DİYABETİK GİDALAR

Elma:
Son zamanlarda 'Her gun 1 elma doktoru uzak tutar' sozunu duymaya oldukca alistik.
Farkli iklim sartlarinda farkli besinsel icerikler ve aroma ile yetisen bu meyveyi diyet disinda
tutmak icin hicbir negatif etkisi olmadigi gibi aksine her gecen gun faydalari ekleniyor.
İyice yikadiktan sonra kabuklari ile yenen elmanin tokluk hissi saglamasi yaninda
kabuga yakin yuzeyde bolca bulunan kuersetin isimli antioksidanlarla seker hastaligina i
yi gelen ozelligi dikkat cekiyor.
Ote yandan tarim ilaclarinin etkisini sifirlamak icin mutlaka ovarak,
akan temiz sularla yikanmasina dikkat edilmeli.
Kuskonmaz: 2000 yili askin suredir sifali bitki olarak bilinen kuskonmazin tum dunyada
kullanimi her gecen gun yayginlasiyor.
Yogun vitamin mineral icerigi, bitkisel kimyasallari ile basta diyabet, kalp sagligina faydalari,
barsak aktivitesini artirici ozellikleri ile bilinen lezzetli, aromatik bir besindir.
iceriginde yer alan glutatyon antioksidan icerigi ile kan sekeri dengesinin saglanmasinda
destek saglar.
Turk mutfak kulturunde cok da yer almayan bu sebzeyi salata, izgara sebze, makarna,
et yanina sos olarak kullanabileceginiz gibi hafif limon,sirke ve zeytinyagi ile haslanmis
olarak da tuketebiliriz.

Kuru baklagiller:
Seker hastalarinin yanlis bildigi diyet hatalarindan biri de kuru baklagilin sekeri yukseltecegi ve
bu nedenle beslenme planindan cikarilmasi gerekliligidir.
iceriklerindeki posa ve fitonutiriyenlerle kalp sagligina destekleri disinda seker hastaligina karsi
savunma gelistirmenize yardimci olabilecek kuru baklagiller ana yemeklerde onerilen porsiyonlarda
kullanilmasinda buyuk fayda var.

Minicik goruntulerine ragmen bugunku ilaclarin basaramadigi dengeyi kurabilen kuru baklagiller
dogru beslenmenin kare aslaridir.
Kan sekerinin en iyi dengede tutan kuru baklagil ogunleri bu ozellikleri yaninda insulin seviyelerini de
dengelemeye yardimci olur.


SOYA İYİ KOLESTEROLU ARTİRİYOR
Yapilan calismalar soya proteinin diyabete bagli komplikasyonlari azalttigini ve kolesterol profilini iyi
yonde gelistirdigini gosteriyor.
İllinoi Universitesi tarafindan Agustos 2004'te yapilan calismada iki gruba ayrilan deneklerden
bir grup soya proteini ile beslenirken diger grup inek sutunden elde edilen kazein proteini ile beslenmis.
Soya tuketenlerde albumin (albumin artisi bobrek fonksiyonlarindaki defektleri gosterebilen bir parametredir)
yuzde 9,5 oraninda duserken, kazein tuketen grupta yuzde 11,1 oraninda artmis.
Ote yandan yine soya kullanicilarinda iyi huylu kolesterol olan HDL'de yuzde 4,3'luk artis gozlenmis.

Kirmizi Biber:
Kirmizi pul biber kan sekerinden ani dususlere sebep olabilecek asiri insulin salinimlarinin onune gecer.
icerigindeki kapsaisin, antioksidanlar,C vitamini ve karotenoidler sayesinde insulin regulasyonu
saglayabilmekte.
Kirmizi biberli yediginiz her yemek insulinin daha dengeli salinimin ve ekonomik kullanimi icin
metabolizmaya yardimci olacaktir.

American Journal of Clinical Nutrition dergisinde Temmuz 2006'da yayinlanan bir calismada
kirmizi pul biber yenen ogunlerde kan sekerini dusurecek insulin gereksinimlerinin azaldigi gozlenmis.
Duzenli kullanimlarda ise bu oranin oldukca azaldigi gorulmus.
Ote yandan beden kitle indeksi yuksek olan bireylerde sonuclarin daha da basarili oldugu gozlenmis.

Balik:
Kalp dostu olarak bilinen balik iceriklerindeki elzem yaglarla kan sekeri dengesine de katki saglayabilen
besin maddelerinden biri.

Yagli tohumlar:
Yuzyillardir insanoglunun en zengin besinsel icerigi ve enerji degerine sahip olan yagli tohumlar
vitamin mineral kapasiteleri disinda, saglikli yag asidi kompozisyonlari ile de kalp, cilt sagligi ve kan sekeri
dengelerine yardimcidir.
Yemek sonrasi kan sekerini dusurebilen, icerigindeki antioksidanlarla serbest radikalleri supurebilen badem,
yagli tohumlar arasinda onerilen secimlerdendir.

Portakal ve diger turuncgiller:
Oldukca zengin vitamin icerigi ve sekerli tadina ragmen glisemik indeksi dusuk olan portakal,
tercih edilmesi gereken bir meyve.
Flavanoidler, karetonoidler, terpenler, pectin ve glutatyon gibi serbest radikal denen hucre sagligi icin
tehlikeli ajanlari notralize eden fonksiyonel ogeleri ile seker hastaliginin onlenmesinde gerekli
bir meyve grubu.

Soya fasulyesi:
Kuru baklagillerden farkli baslik altinda yazarak ekstra bir itibar katmak istedigim soya zengin protein
yapisi ve fitoosterogen, izoflavon, saponin bilesikleri ile kan sekerini harika dengeleyen bir besin.

Cay:
Turk halkinin en belirgin aliskanliklarindan biri olan cay dogru demleme ilkelerine dikkat edilmek ve
dogru siklikta tuketilmek sartiyla oldukca iyi bir antidiyabetik besin sayilabilir.
İcerigindeki katesinler ve taninlerle bu faydalari gosteren cay hic de korkulacak bir icecek degildir
yeter ki sekersiz ve acik demlensin.

Tam tahillar:
Atalarimizin temel besin kaynagi olan tam tahillar maalesef modernlesmeyle birlikte azaldi
ancak yapilan klinik calismalarin carpici sonuclari ile tekrar dogala donus icin calismalar hizlandi.
Saflasmis, allanip pullanip market raflarini susleyen yogun seker, gida katkilari ve minimum besleyicilige
sahip hamur islerine hayir demek belki de en onemli antidiyabetik hareket olacak.
İceriklerindeki lif, vitamin, minerallerle deger kazanan tam tahillarin kan sekeri dengesine
faydasi kadar insulin duyarliligini da iyilestirici etkisi bilinmektedir.

Visne:
Antosiyaninlerden zengin visne tatli zevkini baskilarken icerigindeki antioksidanlarla da a
ntidiyabetik gida olarak kabul edilebilen meyveler grubunda. Journal of Agricultural and Food Chemistry
dergisinde Ocak 2005'te yayinlanan bir calismaya gore visne ve buna benzer kirmizi, mor meyvelerde
yer alan nutriyenlerin diyabetiklerde kan sekerinin dusurulmesine katki saglayabildigi gozlenmis.
Michigan State Universitesinde yapilan calismada antosiyanin takviyesinin insulin sekresyonunu
yuzde 50 artirabilecegi calisilmis.


Tarcin:
Tip 2 diyabetlilerde, insuline verilen yaniti artirabilen ve kan sekeri normalizasyonuna destek cikan,
hucrelerin kan sekerini kullanmasina yardimci olan tarcin muthis aromasiyla sut, yogurt, bazi sebze ve
et yemeklerine katilabilen bir baharattir.
Bazi arastirmacilar tarafindan toksik bilesikleri ile endiseli yaklasilan tarcinin bu bilesenlerini yagdan
cozunen formuyla etkili olabilecegi suda eriyen formlarinda bu riskin olmadigi bildirilmistir.

Sarimsak:
Seker hastaliginin en korkulan komplikasyonlarindan biri de kalp damar hastaliklarina yatkinligi
artirmalaridir.
Amerikan halki istatistiklerine gore seker hastalarinin yuzde 65'i kalp hastaligindan hayatini kaybetmekte.
Arastirmalar sarimsagin, damar hastaliklarindan korudugunu kanitlamistir.

Domates suyu:
Agustos 2004'te Journal of the American Medical Association dergisinde yayinlanan calisamaya gore
domates suyu seker hastalari icin iyi bir kan sulandirici olarak kullanilabilir.
Tuz eklenmis hazir domates sulari yerine taze sikilmislari tercih etmekte ise fayda var..

06-09-2007 15:42 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--Ölecek kadar...
Mesajlar: 8406

80823
ASİT - OLUSTURAN GİDA KOMBİNASYONLARİ

Asitlik, sadece, asit-olusturan gidalarin asiri alinmasindan degil,
ayni zamanda dogru olmayan gida kombinasyonlarindan kaynaklanir.
Nisasta iceren gidalar ve tatlilar ayni ogunde alinmamali.
Topragin altinda yetisen nisastali gidalar ile ustunde yetisen
nisastali gidalarin etkisinde bir fark vardir.
"Etler veya bunun gibi besinler, topragin uzerinde yetisen
nisastali gidalarla birlikte alinmamali.
Patates ve etler birlikte yenebilir,
et ve ekmek birlikte yenilmemeli. "

Patates ve diger nisastali yumru kokler, tahillardan,
unlu gidalardan ve baklagillerden daha kolay sindirilir.

Tahil ve baklagiller enzim onleyiciler ve phytates icerir,
bunlar mineral absorbsiyonuna engel olur.
Sadece, dogru hazirlama teknikleri, ornegin suya batirip islatmak,
filizlendirmek ve tamamen pisirmek, enzim onleyicileri deaktive edebilir
ve phytatlari notralize edebilir.
Rafine edilmis tahillar zayif bir alternatiftir,
cunku onemli mineralleri, vitamin E ve vitamin B kompleksi alinmis olur ;
vitamin E ve vitamin B kompleksi sindirim prosesinde onemli rol oynar.

Kacinilmasi gereken bir diger kombinasyon turuncgiller ve
nisastali gidalardir.
Limon, portakal, greyfurt asidik meyvelerdir.
Ancak, mideye girdikleri zaman, organik asitleri alkali sindirim
enzimlerinin ve tamponlarin pankreas ve karacigerde uretimini uyarir.

Turuncgiller, ayrica, fazla miktarda alkalizing mineraller icerir ve
bedende, alkali olustururlar.
Fakat, nisastali gidalarla birlikte alinirsa, ters bir etki olustururlar.

GIDA KOMBINASYONLARI
GIDA TIPI UYUSTUGU GIDALAR

------------ --------- --------- --------- ---------

Nisastalar Yesil yaprakli
tahildan yapilmis tum Ham sebzeler ,
gidalar, patates, Pisirilmis kok sebzeler
pirinc, ekmek, Pisirilmis yesil sebzeler
makarna, taze misir ; Sebze salatalari ve
Bir ogunde sadece bir Yesil salatalar.
tek nisastali gida iyi bir kuraldir.

GİDA TIPI UYUSMADİGİ GİDALAR

------------ --------- --------- --------- ---------

Nisastalar Sut, meyve tartlari, etler,
,tahildan yapilmis tum, Yumurta, peynir, cerezler
gidalar, patates,
pirinc, ekmek,
makarna, taze misir ;
Bir ogunde sadece bir
kuraldir.

GIDA TIPI UYUSTUGU GIDALAR

------------ --------- --------- --------- ---------

Taze etler, deniz gidalari, Pisirilmis veya cig kok
Balik,kumes hayvanlari, ve yaprakli sebzeler,
Peynir. yumurta,cerezler Domates, salatalar


GIDA TIPI UYUSMADIGI GIDALAR

------------ --------- --------- --------- ---------

Taze etler, deniz gidalari, Nisastali gidalar, sut, tatli
Balik,kumes hayvanlari, Meyveler, tatlilar
Peynir. yumurta,cerezler

GIDA TIPI UYUSTUGU GIDALAR

------------ --------- --------- --------- ---------

Sebzeler ve salatalar Tum gidalar

GIDA TIPI UYUSTUGU GIDALAR

------------ --------- --------- --------- ---------

Sut urunleri ; tereyagi, Cogu pismis veya ham sebzeler
Sut, peynir ; Tum meyveler
Salatalar

GIDA TIPI UYUSMADİGİ GIDALAR

------------ --------- --------- --------- ---------

Sut urunleri ; tereyagi, Konsantre nisastalar, patates
Sut, peynir vs. ; her tur et, balik, kumes
hayvani

GIA TIPI UYUSTUGU GIDALAR

------------ --------- --------- --------- ---------

Taze meyveler (tatli) Nisastalilar, salatalar, tum
Ham veya pismis sebzeler,
sut urunleri ,cerezler

GIDA TIPI UYUSMADIGI GIDALAR

------------ --------- --------- --------- ---------

Taze meyveler (tatli) Etler, kumes hayvanlari,
Balik, deniz urunleri,
Yaglar,yumurta

GİDA TİPI UYUSTUGU GİDALAR

------------ --------- --------- --------- ---------


Meyve salatasi Nisastalar haric tum gidalar

------------ --------- --------- --------- ---------


GIDA TIPI UYUSMADIGI GIDALAR
------------ --------- --------- --------- ---------


Meyve salatasi Nisastalar

------------ --------- --------- --------- ---------

Kahveyi sutlu icmek de bedende asitlik olusturur.

11-09-2007 12:33 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--Ölecek kadar...
Mesajlar: 8406

80823
Kadınların Dikkatine!

-30 yaşındaysanız bunlara dikkat edin-

Yaş ilerledikçe beraberinde birçok sorun getiriyor. Özellikle de 30 yaşındaki bayanlar bazı şeylere dikkat etmeli;



"30 yaşından sonra yeme hormonal değişiklikler, kişinin yeme isteğini artırır” diyen uzmanlar, önemli tavsiyelerde bulundu. Diyetisyenler, 30 yaş ve üzerindeki kadınların tüketmekten kaçınması gereken besinleri şöyle sıraladı;


Salam, sosis, sucuk, pastırma ürünleri, şeker, şekerli tatlılar (pasta, çikolata vb), tatlı içecekler, meşrubatlar, kuruyemiş, sakatatlar, tuz ve tuzlu yiyecekler, hazır gıdalar. “Bu yaşlardaki tatlı istediğinde artma meyve tüketilerek doyurulabilir. Özellikle kuru meyveler bu isteğinizi azaltacaktır” uyarılarında bulunan uzmanlar, tavsiyelerini şöyle sürdürdü:

*Mutlaka kahvaltı yapın. Sabah poğaça, börek türü yiyeceklerden uzak durun.
* Öğle ve akşam yemeklerinde sebze, sebze bulamıyorsanız mutlaka salata tüketin.
* İkindi ve gece öğünlerimizde meyve tüketmemiz önemlidir. Günde en az 3 porsiyon meyve yiyin.
* Yine günde en az 3 kase/su bardağı yoğurt veya süt tüketin.
*Ana öğünleri atlamayın. Atladığınızda bunun şişmanlığa neden olacağını aklınızdan çıkarmayın.
*Günde en az 1 dilim beyaz peynir yiyin. Bu arada diyetisyenler, 30 yaşından sonra tüm kadınların bol miktarda soya yemelerini tavsiye etti ve ekledi: “Eğer kendinizi yorgun hissediyorsanız günde 5 porsiyon meyve ve sebze tüketmeye özen gösterin.”



17-09-2007 09:38 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--Ölecek kadar...
Mesajlar: 8406

80823
Ömrü uzatan 10 altın sır

Nasıl daha uzun yaşanır? Uzmanlar yapılması gereken 10 maddeyi sıraladı;
Uzmanlar, daha uzun yaşamak için yapılması gereken 10 önemli maddeyi böyle sıraladı...

1- Çok fazla uyumayın

Yapılan araştırmalar günde 8 saatten fazla uyuyan insanların ölüm oranını normalden daha fazla olduğunu ortaya koydu. Ama bu partilerde sabahlayanlar için iyi haber değil. Çünkü 4 saatten daha az uyumak da yaşam süresini kısaltıyor. Günde 6 ile 7 saat arasında uyumanın yaşam süresini uzattığı belirtiliyor.

2- İyimser olun

İyimser insanların kötümserlere göre kan basınç düzeylerinin düşük olması ve strese daha az yatkın olmalarının kalp krizi riskin azaltarak yaşam sürelerini uzatıyor.

3- Daha fazla seks yapın

Salgılanan hormonlar sayesinde stres düzeyini ve kan basıncını seviyesini düşürerek kalp krizi riskini azaltıyor. Ayrıca Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre düzenli cinsel yaşam prostat kanseri ile de savaşıyor.

4- Evcil hayvan besleyin

Özellikle köpek olmak üzere evinde evcil hayvan besleyen kişilerde azalan stres ile kalp krizi riski de düşüyor. Bunun evinde hayan beslemeyenlere göre yaşam süresini uzatmada %12 etkili olduğu belirtiliyor. Ayrıca yalnızlık duygusu ve depresyonun önüne geçtiği gibi egzersiz sağlıyor.

5- Kolestrolünüzü ölçtürün

Araştırmalar kolestrol seviyesi tehklikeli düzeyde olan birçok insanın bundan haberi olmadığını söylüyor. Kalp hastalıklarına yol açan kolestrol seviyesinizi öğrenmek için test yaptırmak buna bağlı oluşan ölüm riskini de azaltacaktır.

6- Zengin olun

Yapılan istatistiklere göre gelir düzeyinin yüksek olduğu ailelerde düşük olanlara göre kronik hastalıkların görülme oranı çok daha düşük. Beslenme, yaşadığınız ev ortamı ve aldığınız sağlık hizmetlerinin standartları yükseldikçe sizin de yaşam süreniz uzamakta.

7- Sigara içmeyin

Duymaya alışık olduğunuz bu madde yapılan her araştırmayla doğruluğunu kanıtlıyor. Kanser kalp krizi riskini kat kat artıran bu alışkanlık yaşam sürenizi kısaltan en büyük düşmanlardan biri.

8- Sakinleşin

Stres kan basıncını yükselterek sakin insanlara göre kalp hastalıklarına yakalanma oranını 3 kat artıran bir faktör. Orta yaşta ise bu oran 6 kata çıkarak yaşam süresini kısaltıyor.

9- Antioksidan alın

Kanser ve Alzheimer hastalıklarına karşı iyi bir savaşçı olan antioksidanlardan yana zengin olan besinleri sofranızdan eksik etmemeniz gerekiyor.

10- İyi bir evlilik yapın

Evlilikteki stresin yaşam sürenizi kısaltma ihtimalinin yanı sıra genetik açıdan iyi özelliklere sahip bir eş seçmeniz çocuğunuzun yaşam süresini uzatabiliyor.

17-09-2007 16:17 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--Ölecek kadar...
Mesajlar: 8406

80823

Grip Aşısı Hakkındaki Gerçekler

www.cocukvesaglik.net

Sonbahar geldi grip virüsü de kol gezmeye başladı. Gribin önüne geçmenin en iyi yolu ise grip aşısı. Bu aylarda yapılacak grip aşısı ile kışı rahat bir şekilde atlatabilirsiniz. Anadolu Sağlık Merkezi'nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Hakko, grip aşısı ile ilgili bilgi verdi.

Grip nedir?

Grip, "influenza" virüsünün solunum yoluyla insan vücuduna girmesiyle oluşan ve salgınlara yol açan bir enfeksiyon hastalığıdır. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, grip her yıl dünya nüfusunun yüzde 5ini etkilemektedir. Ülkemizde genellikle hafife alınmaktadır ancak neden olabileceği komplikasyonlar sonrasında özellikle ileri yaştakiler, çocuklar, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanan kişilerde ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Nasıl bulaşır?

Gribe neden olan influenza virüsü; hasta veya taşıyıcı kişilerin hapşırması ya da öksürmesi yoluyla kolaylıkla bulaşabilmektedir. Virüs bulaşmış ellerle temas etmek veya öpüşmek de yine bu virüsün geçmesine neden olan diğer faktörlerden. Ayrıca grip hasta veya taşıyıcı kişinin tuttuğu kapı kolu, telefon ahizesi veya havlu gibi ortak kullanım eşyalarından da bulaşabiliyor.

Hasta kişilerden çevreye saçılan virüs parçacıklarının havada asılı kalabilme yeteneğine sahip olması, bulaşıcılığı daha da artırıyor. Hasta kişinin kapalı bir ortama girip çıkması bile o ortamda bulunan kişileri virüsün bulaşması açısından risk altına sokuyor. Bu nedenle grip ev, iş yeri, okul, kreş ve toplu ulaşım araçları gibi kapalı mekanlarda çok kolay bulaşıyor. Virüsü kapmış ancak henüz belirgin yakınmaları olmayan, bir başka deyişle taşıyıcı kişiler de hastalığı bulaştırabiliyorlar.

Eğer kişinin bağışıklık direnci güçlüyse, gribi hafif bir ateş yükselmesi ve halsizlik ile birkaç gün süren kuru öksürükle ayakta da geçirebiliyor. Bu kişiler iş ve sosyal ortamdan kopmadıkları için de virüs kolaylıkla başkalarına bulaşabiliyor.

Hastalık nasıl tedavi ediliyor?

Grip tedavi edilirse bir haftada, edilmezse 7 günde geçer" sözünden de anlaşılacağı üzere, bu hastalık kendi kendine de düzelebiliyor. Dolayısıyla grip, bağışıklık sistemi güçlü olan insanlarda genellikle endişe edilecek tablolara neden olmuyor. Gribal enfeksiyonda yatak istirahatının yanı sıra, gerektiği durumlarda yakınmaları hafifletmeye yönelik tedaviler de uygulanmaktadır.

Örneğin ateş düşürücü ilaçlar verilebilir, kas veya eklem ağrılarını gidermek amacıyla ağrı kesicilerden yararlanılabilir. Yeni çıkan bazı ilaçlar da, ilk belirtilerin başlamasından sonraki 24 - 48 saat içerisinde alındığında, gribin daha kolay atlatılmasını sağlıyor. Bağışıklık sistemi güçlü olan çoğu insan için 5- 7 gün yatak istirahatı ve bol sıvı alımı bile yeterli oluyor.

Grip tedavisinde sıkça yapılan hatalar neler?

Halk arasında antibiyotiklerin gribal enfeksiyon üzerinde etkili olduğu yönünde yanlış bir inanış var. Ancak antibiyotikler bakteriler üzerinde etkili oldukları için grip tedavisinde hiçbir yarar sağlamazlar. Üstelik zararlı etkilere de sahip olabilirler. Solunum sistemimiz, bünyesinde yararlı bakterileri de barındırıyor. Gelişigüzel kullanılan antibiyotikler ise zararlı mikropları vücudumuzdan atmakla görevli olan bu bakterileri yok edebiliyor.

Bunun sonucunda virüsler vücudumuza kolaylıkla girebiliyor ve çeşitli hastalıklara neden olabiliyor. Dolayısıyla, antibiyotikler hiçbir zaman hekim önerisi olmadan alınmamalı.

Grip öldürücü olabilir mi?

İnfluenza virüsünün yol açtığı bir solunum sistemi hastalığı olan grip; aniden 39 - 40 dereceye kadar çıkan yüksek ateş, aşırı halsizlik, kuru öksürük, baş ağrısı, şiddetli kas ve eklem ağrılarıyla insanı yatağa düşürebilecek kadar ağır seyredebiliyor. Bu hastalık tablosuna kimi zaman bulantı, nadiren de kusma eşlik edebiliyor. Kuru öksürüğe balgam eklendiği takdirde çok dikkatli olunması gerekiyor.

Bu belirti, gribin arkasından zatürree gelişebileceğine işaret edebiliyor. Dolayısıyla, özellikle balgamlı öksürüklerde zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak, yaşamsal önem taşıyabiliyor.

Tedavi edilmediği takdirde hangi hastalıklara dönüşebilir?

Grip, dikkat edilmediği takdirde larenjit, farenjit, sinüzit ve orta kulak iltihabına dönüşebiliyor. Sonbahar ve kış aylarında çocuklarda görülen orta kulak iltihaplarının yaklaşık 30 - 35inin nedeni olabiliyor. Daha da önemlisi; zatürree, menenjit, beyin ve kas iltihabı gibi yaşamı tehdit eden veya ölümle sonuçlanan hastalıklar da ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle, özellikle risk grubundaki kişilerin salgın mevsiminden önce grip aşısı yaptırmaları çok önemli.

Grip aşısı ile hastalığın önüne geçilebiliyor mu?

Grip aşısı inaktive edilmiş influenza virüslerinden veya antijenlerinden yapılıyor. Aşı uygulandıktan sonra bağışıklık sistemi aşıdaki inaktif virüse karşı antikorlar oluşturuyor. Daha sonra, aktif virüsle karşılaşıldığında, önceden oluşmuş antikorlar enfeksiyon oluşumunu önlüyor veya ağır hastalık riskini azaltıyor.

Grip aşısını ne zaman yaptırmak gerekiyor?

Grip aşısının mutlaka salgın başlamadan önce yapılması gerekiyor. Aşının etkisinin ortaya çıkması için aşağı yukarı 2 - 3 haftalık bir süreye ihtiyaç duyuluyor. Dolayısıyla, grip aşısı için en uygun zaman sonbahar ayları, özellikle de eylül ve ekim ayı.

Grip aşısı herkese yapılabilir mi?

Aşı, 6 aydan küçük bebekler, hamileliğin ilk 3 ayı içerisindeki anne adayları, yumurta ve tavuk proteinlerine alerjisi olan kişiler dışında herkese yapılabilir. Ayrıca, 38 derece üstünde ateşi olan hasta kişilerde, aşı uygulamasının ateş düştükten sonra yapılması gerekiyor.

Aşı bir kez yapıldıktan sonra tekrar edilmeli mi?
Grip aşısında tek doz yeterli oluyor. Daha önce hiç grip aşısı yaptırmamış olan 8 yaşından küçük çocuklarda ise aradan en az 4 hafta geçtikten sonra ikinci doz aşılama yapılması gerekiyor. Grip aşısının her yıl tekrarlanması gerekiyor. Bunun nedeni ise, virüslerin her yıl kendilerini değiştirdikleri için, bir önceki yılın aşısının sonraki yıl koruyucu özelliğini yitirmesi. Genellikle 2 -3 hafta sonra etkili olmaya başlayan grip aşısının koruyuculuk süresi de 6 - 12 ay sürüyor. Aşının koruyuculuğu ise karşılaşılan virüsle aşının içerdiği antijenik yapının uyumuyla ilişkili. Aşıdaki antijenler virüsle ne kadar uyumluysa, korumanın da o kadar iyi sağlandığını belirtiyor.

Aşı her yaşta aynı koruyucu özelliğe sahip mi?

Grip aşısı ile koruyuculuk, 65 yaş altındaki sağlıklı erişkinlerde yüzde 70 - 90 gibi yüksek oranlarda seyrediyor. İleri yaşlarda bu etki yüzde 30 - 40 oranında azalmakla birlikte, hastalığın hafif geçirilmesi sağlanıyor. Yapılan kısıtlı sayıdaki çalışmalara göre, grip aşısının çocuklar üzerindeki koruyuculuk oranı ise yüzde 22 - 91 arasında değişiyor. Ancak antijenik yapıda büyük değişiklikler meydana gelmişse koruma etkisi tüm yaş gruplarında azalıyor veya aşı tamamen etkisiz hale geliyor.

Grip aşısının yan etkileri var mı?

Grip aşısının damar yoluyla verilmemesi gerekiyor. Aksi takdirde çeşitli komplikasyonların gelişebiliyor. Grip aşısı başka bir bölgeye yapılmak kaydıyla diğer aşılarla beraber de uygulanabiliyor. Aşı sonrası nadiren hafif geçen nezle türü bir tablo oluşabiliyor. Aşı yapıldıktan sonra enjeksiyon bölgesinde ender görülse de; kızarıklık, şişlik, morarma, ateş, kırıklık, titreme, yorgunluk, baş ağrısı, terleme, kas ve eklem ağrıları gibi yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Çok rahat tolere edilebilen bu yan etkiler de 1 - 2 gün içinde kendiliğinden geçiyor. Ancak bu yan etkilerin dışında başka bir şikayet oluştuğu takdirde mutlaka bir doktora başvurulması gerekiyor.

KİMLER GRİP AŞISI OLMALI?

Birincil risk grupları
*65 yaş ve üstündeki kişiler (özellikle
huzur` ve bakım evlerinde kalanlar)
*Kronik hastalığı olanlar: Kalp damar sistemi hastaları; akciğer, karaciğer ve böbrek hastaları; romatizma hastaları, diyabet hastaları ve endokrin sisteme ait hastalıkları olanlar
*Bağışıklık sistemleri baskılanmış kişiler: Kanser hastaları, organ ve kemik iliği nakli yapılanlar
*6 aydan büyük çocuklar
*Uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuklar ve gençler
*Hamileler (ilk üç aydan itibaren) ve emziren anneler

İkincil risk grupları

*Birincil risk grubunda yer alanlarla yakın temasta olanlar
*Sağlık personeli (doktorlar, hemşireler vs. )
*Sık sık özellikle yurtdışına seyahat edenler
*Gribin tıbbi ve ekonomik olumsuz etkilerinden korunmak isteyenler (öğretmenler, iş adamları, sporcular, askerler, üretimde çalışanlar...)


www.cocukvesaglik.net

18-09-2007 09:54 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--Ölecek kadar...
Mesajlar: 8406

80823

Hurma..



Bilinen en eski bitki çeşitlerinden biri olan hurma, günümüzde lezzetinin yanı sıra besleyici özelliği nedeniyle de tercih edilen bir besindir. Her geçen gün keşfedilen faydaları hurmayı, hem gıda hem de ilaç olarak kullanılan bir besin haline getirmiştir. Hurmanın sahip olduğu bu özelliklere Meryem Suresi'nde dikkat çekilmiştir "Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim." Altından (bir ses) ona seslendi: "Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır." Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin." Artık, ye, iç, gözün aydın olsun." (Meryem Suresi 23-26. Ayetler)

Allah'ın, Hz. Meryem'e "hurma yemesini" bildirmesinin pek çok hikmeti vardır. Allah'ın Hz. Meryem'in doğumunu kolaylaştırmak için sunduğu nimetlerden biri olan hurmanın, özellikle hamile ve doğum yapan kadınlar için önemi ve faydaları, bugün bilimsel olarak da bilinmektedir. Hurma içerdiği %60-65 oran ile en çok şeker içeren meyvelerden biridir. Doktorlar, hamile kadınlara doğum yaptıkları gün meyve şekeri içeren yiyecekler verilmesi gerektiğini belirtmektedirler. Bunun amacı, annenin zayıf düşen vücuduna enerji ve canlılık kazandırmak, aynı zamanda da yeni doğan bebeğe gerekli olan sütün oluşabilmesi için, süt hormonlarını harekete geçirmek ve anne sütünü çoğaltmaktır.

Ayrıca doğum sırasında meydana gelen kan kaybı, vücut şekerinin düşmesine sebep olur. Hurma vücuda tekrar şeker girişinin sağlanması açısından önemlidir ve tansiyon düşmesini de engeller. Kalori değerinin çok yüksek olması sebebiyle hastalıktan güçsüz düşmüş ya da yorgun olan kimseler için özellikle çok faydalıdır. (Harun Yahya, Kuran Mucizeleri)

Bu bilgiler, Allah'ın Hz. Meryem'e, hem kendisine enerji ve canlılık verecek hem de bebeğin tek gıdası olan sütün meydana gelmesini sağlayacak "hurma"dan yemesini bildirmesindeki hikmetleri ortaya koymaktadır. Örneğin hurma insan vücudunun sağlıklı ve zinde kalabilmesi için hayati önem taşıyan 10'dan fazla element içermektedir. Bu nedenle günümüzde bilim adamları, insanın sadece hurma ve suyla yıllarca yaşayabileceğini belirtmektedirler. Bu konuda tanınmış uzmanlardan biri olan V. H. W. Dowson ise, bir hurma ve bir bardak sütün bir insanın günlük besin ihtiyacını karşılamaya yeteceğini söylemektedir.

Hurmada bulunan oksitosin maddesi de, modern tıpta doğumu kolaylaştırıcı bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Oksitosin, doğumu kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle pek çok kaynakta "rapid birth" yani "hızlı doğum" ifadesiyle tanımlanmaktadır. Doğum sonrasında ise anne sütünü artırıcı etkisiyle bilinmektedir. Oksitosin esasen beyinde salgılanan doğum sancılarını başlatan bir hormondur. Doğum öncesi vücudun tüm hazırlıkları bu hormon sayesinde başlar. Hormonun etkisi ana rahmini oluşturan kaslarda ve anne sütünün salgılanmasını sağlayan kas yapısındaki hücrelerde görülür. Doğum esnasında ana rahminin etkili olarak kasılması doğumun gerçekleşebilmesi için son derece önemlidir. Oksitosin de, rahmi oluşturan kasların çok güçlü bir şekilde kasılmasını sağlar. Ayrıca oksitosin yeni doğmuş olan bebeğin beslenmesi için anne sütünün salgılanmasını başlatır. Hurmanın tek başına bu özelliği -oksitosin içermesi- bile Kuran'ın Allah'ın vahyi olduğunun önemli delillerinden biridir. Hurmanın tıbbi olarak faydalarının tespit edilmesi ancak yakın tarihlerde mümkün olmuştur. Halbuki Kuran'da 1400 sene evvel Allah'ın Hz. Meryem'e hamilelik döneminde hurma ile beslenmesini vahyettiği bildirilmektedir.

Ayrıca hurmada insan vücuduna bol miktarda hareket ve ısı enerjisi kazandıran, vücutta parçalanıp kullanılması kolay olan bir şeker türü bulunmaktadır. Üstelik bu şeker kan şekerini hızla yükselten glikoz değil, meyve şekeri fruktozdur. Özellikle şeker hastalarında kan şekerinin hızla yükselmesi, pek çok organı olumsuz olarak etkiler, ancak en çok hasar gören organ ve sistemler göz, böbrekler, kalp-damar sistemi ve sinir sistemidir. Gözde görme kaybına kadar varan rahatsızlıklar, kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi pek çok ciddi hastalığın en önemli nedenlerinden biri kan şekeri yüksekliğidir.

Hurma içerik olarak çok çeşitli vitamin ve minerale sahiptir. Lif, yağ ve proteinler açısından da çok zengindir. Hurmada sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, kükürt, fosfor ve klor da bulunmaktadır. Hurma ayrıca A vitamini, betakaroten, B1, B2, B3 ve B6 vitaminlerini de içerir. Hurmada bulunan vitamin ve minerallerin, normal insan vücudunda ve hamilelik zamanlarındaki faydalarından bazılarını ise şöyle sıralayabiliriz:

Hurmanın besleyici oranının gücü, içerdiği uygun mineral dengesinden kaynaklanmaktadır. Hurmada, hamilelikte kadınların alması gereken bir B vitamini olan folik asit de bulunmaktadır. Folik asit (B9), vücutta yeni kan hücresi yapımında, vücudun yapı taşı olan amino asitlerin yapımında ve hücrelerin yenilenmesinde önemli görevler üstlenen bir vitamindir. Bu yüzden hamilelikte folik asit ihtiyacı belirgin şekilde artar ve günlük ihtiyaç iki katına çıkar. Folik asit seviyesi yetersiz olduğunda yapısal olarak normalden büyük, ancak işlevleri düşük alyuvar hücreleri meydana gelir ve kansızlık belirtileri ortaya çıkar. Özellikle hücre bölünmesinde ve hücrenin genetik yapısının oluşmasında önemli rol oynayan folik asit, hamilelik sırasında gereksinimi iki katına çıkan tek maddedir. Hurma da, folik asit açısından çok zengin bir besin türüdür.

Öte yandan hamilelikte meydana gelen uzun süreli bulantı ve fiziksel tepkimeler nedeniyle potasyum eksikliği açığa çıkar ve bu durumda da potasyum takviyesi yapılması gerekir. Hurmada bol miktarda bulunan potasyum bu açıdan büyük önem taşıdığı gibi, vücuttaki su dengesinin korunmasında da son derece etkilidir. Ayrıca potasyum beyne oksijen gitmesine de yardımcı olarak berrak düşünebilmeyi sağlar. Bununla beraber vücut sıvıları için uygun alkalik özelliği sağlar. Zehirli vücut atıklarını dışarı atması için böbrekleri uyarır. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardım eder ve sağlıklı deri oluşumunu sağlar.

Hurmada bulunan kalsiyum ve fosfat ise, iskelet oluşumu ve vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok önemli elementlerdir. Hurma, içerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik zayıflığına karşı bünyeyi korur ve bu hastalıkların azaltılmasına yardım eder.

Bilim adamları hurmanın stres ve gerginliği giderici etkisine de dikkat çekmektedirler. Berkeley Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalar, sinirleri güçlendiren B6 vitamininin ve kasların çalışmasında önemli rol oynayan magnezyum mineralinin hurmada yüksek miktarda bulunduğunu ortaya koymuştur. Hurma ayrıca içerdiği magnezyum ile, böbrekler için de son derece önemlidir. Bir insan günde 2-3 tane hurma yiyerek vücudunun magnezyum ihtiyacını karşılayabilir.

İçerdiği B1 vitamini ile sinir sisteminin sağlıklı olmasını kolaylaştırır. Vücuttaki karbonhidratların enerjiye çevrilmesine, protein ve yağların vücudun diğer ihtiyaçları için kullanılmasına yardımcı olur. B2vitaminiyle de, vücudun enerji sağlaması ve hücrelerin yenilenmesi için protein, karbonhidrat ve yağların yakılmasına yardımcı olur.

Hamilelikte A vitaminine olan ihtiyaç da artar. Hurma, içindeki A vitamini sayesinde, görme gücünü ve vücut direncini artırır, kemik ve dişlerin güçlenmesini sağlar. Hurma, betakaroten açısından da son derece zengindir. Betakarotenin hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önleyici özelliği vardır.

Ayrıca diğer meyveler genellikle protein açısından yetersizdir, ancak hurma protein de içermektedir. Bu özelliği sayesinde vücudun hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı korunmasını sağlar, hücreleri yeniler ve vücut sıvısını dengeler. Örneğin et de faydalı bir gıdadır ancak özellikle hamilelik döneminde taze bir meyve olan hurma kadar fayda vermeyebilir. Hatta böyle bir dönemde etin fazla tüketilmesi vücutta zehirlenmeye neden olabilir. Hazmı kolay olan, hafif sebze, meyve türü yiyeceklerin tercihi daha uygun bir seçimdir.

Hurmanın içerdiği demir, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol eder ve bu da hamilelikte kansızlığın engellenmesini ve bebeğin gelişimi için hayati önem taşıyan kandaki alyuvarlar dengesinin uygun hale gelmesini sağlar. Bilindiği gibi alyuvarlar kanda oksijen ve karbondioksiti taşıyarak hücrelerin canlılığını sürdürmesinde rol oynarlar. Çok fazla demir içermesi sebebiyle, bir insan günde 15 tane hurma yiyerek vücudunun demir ihtiyacını karşılayabilir ve demir eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıklardan korunmuş olur.

Hurma ile ilgili tüm bu bilgiler, Allah'ın sonsuz ilmini ve insanlara olan rahmetini ortaya koymaktadır. Görüldüğü gibi modern tıbbın ancak günümüzde tespit edebildiği hurmanın - özellikle de hamilelik döneminde ki - faydalarına Kuran'da 14 asır önce işaret edilmiştir.

"O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır." (Enam Suresi 99. Ayet)

19-09-2007 13:06 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--Ölecek kadar...
Mesajlar: 8406

80823
Uyku için 10 sihirli yiyecek

Uyku sıkıntısıyla karşı karşıyaysanız bu yazıyı okumanızı öneriyoruz.

Uykunuzu ve gününüzü kurtaracak 10 sihirli yiyecek huzurlarınızda...

1: Muz
Açık olarak söylemek gerekirse sarı bir poşet içindeki uyku hapları olarak adlandırabiliriz. Seratonin ve melatonin dışında aynı zamanda magnezyum içeren bu meyve, kaslarınızı gevşetip sizi rahatlatır.

2: Papatya Çayı
Sizi yatağa huzurlu bir şekilde yatıracak bir çaydan bahsediyoruz. Sakinleştirici özelliği sayesinde papatya çayı , kaygılı ve sinirli bir bünyenin en iyi panzehiridir.

3: Ilık Süt
Süt içeriğinde bulunan ve tripsin etkisiyle serbestlenen ve organizma için gerekli bir aminoasit olan triptofan sayesinde beyniniz yatışır ve daha sağlıklı bir uykuya dalarsınız. Elbette ki sıcak sütün yıllardır duyduğumuz birçok iyileştirici özelliğisayesinde psikolojik bir etkileşim de duyabilirsiniz.

4: Bal
Bitki çayınızın veya ılık sütünüzün içine atacağınız bir çay kaşığı kadar balın etkileri hiç de göründüğü kadar küçük değildir. İçeriğindeki şeker her ne kadar vücudu hareketlendirmeye niyetlense de, az miktarda glikoz oreksine dur işareti yapar. Oreksin son zamanlarda keşfedilmiş ve beyni hareketlinderen bir nörotransmiterdir.

5: Patates Az miktarda fırında pişirlmiş patatesin iyi bir gece uykusuna yardımcı olabileceğini pek sık duymadığınızı biliyoruz. Midenizi yormayacağı gibi, içeriğindeki tripofan sayesinde asit seviyesini düşürür. Etkiyi daha da artırmak için sütle birlikte püre kıvamına getirip yiyebilirsiniz.

6: Yulaf Unu Yulaf içeriğindeki melatonin sayesinde iyi bir uykunun en iyi ilaçlarındandır. Bir miktar Akçaağaç şerbetiyle karıştırsanız hem de lezzeti ile sizi büyüleyecektir.



7: Badem Bir avuç kalp dostu bu yemişlerden yediğiniz takdirde, sizi tatlı bir şekerlemeye götüren yolculukta en büyük yardımcınızı bulmuş olacaksınız. Hem tripofan içeriği hem de uygun ölçüde içerdiği kalsiyum sayesinde kaslarınızın rahatlamasına yarar.

8: Keten Tohumu
Hayat bazen ters gittiğinde ve siz de kendinizi kötü hissettiğinizde, 2 kaşık keten tohumunun sizlere yardımcı olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Süt veya yoğurt içine katabileceğiniz keten tohumu, omega 3 yağ asitleri açısından zengindir ve doğal bir moral verici etkisi bulunmaktadır.

9: Kepek Ekmeği
Bal kattığınız çayınız ile birlikte yiyeceğiniz bir ince dilim kepek ekmeği, vücuttaki insülinin biraz serbest kalmasına ve tripofan ile seratonininize ''uyku vakti'' mesajını yollamasını sağlamaktadır.

10: Hindi
Yılbaşını unutun. Güzel bir uykunun 2-3 saat öncesi, bir ince dilim kepek ekmeği üzerine koyacağınız küçük bir parça haşlanmış hindi eti yararlı olacaktır. İçeriğindeki tripofan sayesinde midenizde çok miktarda protein olmadığı zamanlarda bile sizi rahatlatır.

19-09-2007 15:48 | cevapla | Şikayet Et!
offline meryem--Ölecek kadar...
Mesajlar: 8406

80823
Göz Sağlığı İçin Bilgisayara Yukarıdan Bakın


Bilgisayar ekranına uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde oluşan kurumaya bağlı yanma, batma ve kızarıklığı önlemek için ekranın göz seviyesinden aşağıda olması gerektiği bildirildi.



Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göz Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Zengin, yaptığı açıklamada, vücuttaki en önemli organların başında gelen gözün, sağlığına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

Bu nedenle, göz sağlığını korumanın yollarının iyi öğrenilmesinin faydalı olacağını ifade Eden Zengin, günümüzde göz sağlığını etkileyen faktörlerden birinin de sayısı ve kullanımı hızla yaygınlaşan bilgisayarlar olduğunu belirtti.

Zengin, göz bozukluğu derecesinin artmasında doğrudan rolü olmayan bilgisayarların, göz doktorlarına en fazla başvurma nedenleri arasında yer Alan göz kuruluğunun başlıca nedeni olduğunu vurguladı.

Günümüzde hemen herkesin, günün birkaç saatini bilgisayar başında geçirir duruma geldiğini dile getiren Zengin, bunun göz kuruluğuna bağlı şikayetlerini önemli ölçüde artırdığını bildirdi.

GÖZ YUKARINDA, EKRAN AŞAĞIDA OLMALI

Bilgisayara uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde kuruma meydana geldiğini belirten Zengin, şunları kaydetti:

''Göz kuruluğu yanma, batma ve kızarıklık olarak ortaya çıkar ve kişinin gündelik yaşamını, iş verimini olumsuz yönde etkiler. Bilgisayara uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde kurumaya bağlı yanma, batma ve kızarıklığı önlemek için, ekran göz seviyesinden aşağıda olmalıdır. Çünkü, göz hizasından yukarıdaki ekrana bakan gözün kapağı daha fazla açılacağı için, kuruma daha fazla olur. Bilgisayar ekranı eğer göz hizası ya DA biraz aşağıda olacak şekilde konumlandırılırsa, göz kapağı daha AZ açılacağı için göz kuruması daha AZ olacaktır.''

Göz kuruluğu rahatsızlığını önlemek için, bunun dışında DA bazı ek tedbirlerin alınabileceğini belirten Zengin, ''Uzun süre bilgisayar ekranı karşısında oturan kişiler, gözlerini 2-3 saniye kapalı tutma egzersizleri yaparak, kuruyan gözün yeniden yeterli sıvıya kavuşmasını sağlayabilir. Ayrıca, aşırı kuru veya cereyana maruz kalınan ortamlarda bulunulması DA göz kuruluğunu artırmaktadır'' diye konuştu.

21-09-2007 12:40 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 10, 11, 12 ... 14, 15, 16  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com