2 Ekim 2008 Pazar 17:08
Aktütün saldırısının ardından Barzani'ye "birlikte çalışalım" mesajı gönderildi ve bakın Türkiye'ye kim davet edildi?
Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin Genel sekreteri olduğu Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (IKYB) ankara Temsilcisi Behroz Galali, Kuzey Irak’taki bölgesel Kürt yönetiminin başbakanı Neçirvan Barzani'nin önümüzdeki günlerde Türkiye'nin daveti üzerine Ankara’ya geleceğini öne sürdü.
NEÇİRVAN BARZANİ GELİYOR
Kuzey Irak'ta yayımlanan ‘Kürdistani Nwe' gazetesine konuşan IKYB'nin ankara Temsilcisi Behroz Galali, bölgesel yönetimin Başbakanı Neçirvan Barzani'nin, son yaşanan olaylardan sonra Ankara'ya Türkiye'nin daveti üzerine önümüzdeki günlerde geleceğini söyledi.
DAĞLICA'DAN SONRA BAĞDAT'TA BULUŞULMUŞTU
Kürt yönetiminin yaşanan sorunlar konusunda her zaman diyalogtan yana olduğunu söyleyen Galali, Neçirvan Barzani'nin Ankara'ya gelme konusunda daha öncede istekli olduğunu ifade etti.
PKK terör örgütünün geçen yıl Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'ne bağlı Dağlıca Karakolu'na düzenlediği saldırıdan sonra Ankara, Kuzey Irak yönetimi ile doğrudan görüşmeler başlatmış, Dışişleri yetkilileri Neçirvan barzani ile Bağdat'ta bir araya gelmişlerdi.
2 Ekim 2008 Pazar 00:08
Milli takımın çok sakat oyuncusu vardı ama sakata gelmedi. Özellikle ikinci yarıda coştukça coştu.
İlgili Haberler
İşte maçın golleri
Fatih Terim bir 'oh' çekti! Muhteşem gecenin fotoromanı
Milli Takımımız, 2010 Dünya Kupası elemelerinde Bosna Hersek'i konuk etti. Maç öncesi herkes tedirgindi. Sakatlardan neredeysi bir takım kuruluyordu. Terim'in kurduğu genç kadro bu işi başabilecek miydi? Ama beklenen olmadı. Genç futbolcuların müthiş performansıyla Türkiye 2-1 kazandı ve puanımızı 7'e çıkarttı.
İLK YARI MAĞLUP BİTTİ
Futbolseverlerin inönü stadını hınca hınç doldurduğu müsabakaya millilerimiz baskılı başlamasına karşın golü 27. dakikada Bosna Hersek bir duran top sonrasında Dzeko'nun kafa golüyle buldu ve ilk yarı Bosna'nın 1-10 üstünlüğüyle sona erdi.
İKİNCİ YARIDA COŞTUKÇA COŞTUK
Karşılaşmanın ikinci yarısında ise milli takımımız geride olmanın verdiği durumla da rakip kaleye yüklenmeye başlarken aranılan beraberlik golü 51. dakikada Bosna'nın kendi kalesine attığı gole geldi. Golden sonra rakip kaledeki baskısını iyice artıran ay-yıldızlılar 65. dakikada günün çalışkan ismi Mevlüt'ün golüyle rakibini 2-1 mağlup etti ve puanını 7'e çıkarttı.
STAT: İnönü
HAKEM: Viktor Kassai (Macaristan)
TÜRKİYE: Volkan, Sabri, Servet, İbrahim Kaş, Hakan Balta, Kazım, Aurelio, Ayhan, Arda Turan, Batuhan (Nuri Dk. 38), Mevlüt
TEKNİK DİREKTÖR: fatih Terim
3. dakika. Sağ kanatta gelişen atağımızda Sabri'nin pasıyla çizgiden Bosna ceza sahasına sokulan Kazım yerden kale sahasına ortasını yaptı. Meşin yuvarlak Hasagic'te kaldı.
5. dakika. Millilerimiz orta sahada oyun kurmakta güçlük yaşıyor. Henüz iki takımda kaleye gitmeyi başaramadı. Oyun orta saha mücadelesi şeklinde geçiyor.
6. dakika. Atağımız sağ kanattan etkili gelişti. Kazım'ın ceza sahasına yerden gönderdiği topu Arda kontrol etti. Arda sırtını kaleye dönemeyince pasını Batuhan'a bıraktı. Bu futbolcunun pasında top Ayhan'a gelmedi. Bosna savunması tehlikeyi uzaklaştırdı.
8. dakika. Millilerimiz rakip kaleyi sağ kanattan zorlama çabasında. Yan toplarda Batuhan'ı ceza sahasında buluşturmak yapılan ortalarda Bosna savunması bu ana kadar açık vermedi.
10. dakika. Bosna kendi yarı sahasında çok adamla kalarak kontrollü futbolu tercih ediyor. Henüz rakip kalede pozisyonumuz yok. 0-0'lık eşitlik sürüyor.
11. dakika. Bosna sağ kanattan yarı sahamıza hızlı geçti. Berberovic ceza sahasına ortasını yaptı. Meşin yuvarlak kalenin üzerinden auta çıktı.
12. dakika. Sağ kanattan Arda'nın kullandığı köşe vuruşunda arka direkte Servet yükselip kafayı vurdu. Yerden seken meşin yuvarlak direğin az farkla yanından auta çıktı.
14. dakika. Milliler rakip kaleye ilk kez organize bir atakla indi. Aurelio soldan bindiren Arda'yı topla buluşturdu. Çarprazdan ceza sahasına sokulan arda girmeden sert vurdu. Savunmadan seken meşin yuvarlak Kaleci Hasagiç'i kontrapiyede bıraktı. Fakat az farkla yandan kornere çıktı. Köşe vuruşundan sonuç gelmedi. Bu dakikalarad gol için baskımız var.
15. dakika. Millilerimiz gole Sabri ile yaklaştı. Sol kanattan Arda'nın ortasını Bosna savunması uzaklaştırmak isterken top Sabri'nin önünde kaldı. Bu futbolcumuz meşin yuvarlağına çarprazdan sert vurdu. Üst direği yalıyan top auta çıktı.
17. dakika. Millilerimiz oyunu Bosna yarı sahasına yıkmış durumda. Konuk ekip savunmasında iyi kapanıyor. Yan toplarda Batuhan etkisiz kalırken uzaktan şutlarla rakip kaleyi yokluyoruz.
19. dakika. Rakip yarı sahaya sol kanattan etkili gittik. Arda'nın pasıyla topla buluşan Aurelio uzaktan şansını denedi. Yerden etkisiz giden meşin yuvarlak yandan auta çıktı.
20. dakika. Mücadelede golsüz eşitlik sürüyor. Millilerimiz oyunun kontrolünü eline almış durumda. Ceza sahasına kadar iyi götürdüğümüz ataklarda gol noktalarında istediğimiz organizasyonları yapmakta zorlanıyor.
22. dakika. Bosna sol kanattan kalemize etkili indi. Çarprazdan kaleye sokulan Dzeko, İbrahim Kaş'tan sıyrıldığı anda yerde kaldı. Bosnalı futbolcular penaltı bekledi. Macar hakem bu kritik pozisyonda lehimize devam kararı verdi.
25. dakika. Sol kanattan Arda ile köşe vuruşu kullandık. Arka direğe inen topa kimse dokunamadı. Meşin yuvarlak direğin yanından auta çıktı.
26. dakika. Hava topu mücadelesinde İbrahim Kaş rakibine faul yaptı. Bosna sol kanattan serbest vuruş kazandı. Atışı Rahimovic kullanacak.
GOL... 27. dakika. Sol kanattan ceza sahasına gelen topa Dzeko kafayı dokundu. Volkan'ın boşa çıktığı pozisyonda meşin yuvalak ağlarımızla buluştu.
Bosna-Ersek Dzeko'nun golüyle İnönü'de Millilerimiz karşısında 1-0'lık üstünlüğü yakaladı.
29. dakika. Bosna sağ kanattan kalemize etkili geldi. Misimovic ceza sahasına sokulup Dzeko'ya pasını çıkarttı. Sabri son anda kademeye girerek kalemizde mutlak bir gol tehlikesini uzaklaştırdı.
31. dakika. Millilerimiz'in golden sonra oyunu bozuldu. Bu bölümlerde Bosna kalemize tehlikeli geliyor. Yediğimiz golde Volkan'ın büyük hatası vardı. Altıpas içine düşen ortada rakibine kafayı vurdurdu.
34. dakika. Sağ kanattan rakip kaleye ayağa paslarla iyi indik. Arda'nın pasıyla topla buluşan Hakan Balta çok adamla ceza sahasına girdiğimiz anda etkili bir orta kesemedi. top Kaleci Hasagic'in ellerinde kaldı.
39. dakika. Millilerimiz'de Batuhan Karadeniz kolundan sakatlandı. Oyuna Nuri Şahin dahil oldu.
40. dakika. İlk yarı için son 5 dakikaya girildi. Bosna'nın Millilerimiz karşısında 1-0'lık üstünlüğü devam ediyor.
Bu dakikada Millilerimiz gole Mevlüt ile yaklaştı. Sol kanattan ceza sahasına ortalanan topa Servet yükseldi. Kafalardan seken topu Mevlüt'ün önünde kaldı. Mevlüt yerden şutunu attı. Hasagic direğin dibinden kapanarak gole izin vermedi.
42. dakika. Millilerimiz'de Kazım sarı kart gören isim oldu.
44. dakika. Millilerimiz bir kez daha Mevlüt ile gole çok yaklaştı. Sol kanattan Hakan Balta kale sahasına harika bir orta kesti. Altıpas üzerinde bomboş kalan Mevlüt kötü bir vuruşla meşin yuvarlağı üstten auta vurdu.
45. dakika. Sağ kanattan Sabri ile köşe vuruşu kullandı. Kale sahasında boşta kalan topa Arda vurdu. Bosna savunması topu gol çizgisinden çıkarttı.
İlk yarıda normal süre tamamlandı. Hakem uzatma süresi olarak 2 dakika ilave etti.
45+2. dakika. Millilerimiz bir kez daha gole Mevlüt ile yaklaştı. Arda'nın sağ kanattan ceza sahasına kestiği top savunmadan sekti. Mevlüt altıpas içinde önünden geçen topa dokunamadı. net bir fırsat daha kaçtı.
Millilerimiz uzatmalarda beraberlik golü için baskısı sonuç vermedi. Bosna-Ersek ilk 45 dakikada soyunma odasına 1-0'lık üstünlük ile gitti.
MAÇIN İKİNCİ YARISI
2. yarıya Millilerimiz başladı...
46. dakika. Beraberlik golüne Arda ile çok yaklaştı. Sağ kanattan Kazım, Sabri'nin uzun pasını çizgiden ceza sahasına çevirdi. Yerden gelen topa Hasagic müdahele edemedi. Arka direkte Arda kayarak topu ağlara göndermek istedi. top Arda'nın ayaklarının ucundan geçerek ters kanada açıldı.
49. dakika. Bir kez daha beraberlik golüne çok yaklaştı. Sol kanattan Hakan Balta ceza sahasına ortasını yaptı. Hasagic'in boşa çıktığı topa Kazım yükseldi. Seken top Mevlüt'ün önünde kaldı. Bu futbolcunun sırtı dönük pozisyonda kaleye gönderdiği topu savunma çizgiden çıkarttı.
GOL...51. dakika. Millilerimiz rakip ceza sahası önünde Arda'nın indirilmesiye serbest vuruş kazandı. Atışı Sabri kullandı. Kale sahasında Arda topa yükseldi. Bosna savunmasının ters vuruşunda top kendi ağlarına gitti.
Millilerimiz Bosna savunmasında Dzeko'nun kendi kalesine gönderdiği golle 1-1'lik beraberliği yakaldı.
55. dakika. Millilerimiz 2. yarıya hızlı başladı. Oyunu tamamen Bosna yarı sahasına yıkmış durumdayız. Sağ kanattan Sabri ile kullandığımız köşe vuruşunda 2. gole çok yaklaştı.
Kale sahasında boşta kalan topu Arda kaleye gönderdi. Mevlüt bomboş pozisyonda vuramad. Savunmadan seken top Aurelio'nun önünde kaldı. Bu futbolcunun sert şutunu Hasagic gol çizgisinden son anda uzanarak çıkarttı. İnanılmaz bir fırsattan daha sonuç alamadık.
59. dakika. Millilerimiz 2. gol için Bosna kalesine yükleniyor. Nuri ceza sahası dışından kaleyi yokladı. Yerden seken top Kaleci Hasagic'in ellerinde kaldı.
60. dakika. Bosna kalemize sağ kanattan hızlı geldi. Ceza sahasına gönderilen uzun topu Dzeko kontrol edip Volkan ile karşı karşıya kalacağı anda Sabri müthiş bir hızla araya girerek gole izin vermedi.
63. dakika. Millilerimiz'de Ayhan yerini Halil Altıntop'a bıraktı.
63. dakika. Bosna'da İbricic yerini İbisevic'e bıraktı
65. dakika. Millilerimiz gol için baskısını sürdürüyor. Bosna tamamen yarı sahasına kapanmış durumda. Konuk ekibin kontra atakları kalemizde zaman zaman etkili oldu.
GOL... 66. dakika. Millilerimiz 2. golü Mevlüt ile buldu. Sol kanattan kazanılan serbest vuruşu Sabri etkili kullandı. Savunmanın ofsayt diye durakladığı anda Servet çarprazdan iyi hareketlenerek kafayı vurdu. Hasagic'in güçlükle çeldiği top arka direğe sekti. Mevlüt pozisyonu iyi takip kafa ile meşin yuvarlağı boş ağlara bıraktı.
Millilerimiz Mevlüt'ün kafa golüyle Bosna karşısında skoru 2-1 yaptı.
70. dakika. Millilerimiz 2. yarıda harika oynuyor. Bosna yarı sahasından çıkmakta bile zorlanıyor. Oyunun her alanında üstün durumdayız.
74. dakika. Halil ile 3. gole çok yaklaştık. Sağ kanattan Kazım'ın pasında şık çalımla ceza sahasına giren Halil çarprazdan Hasagic ile karşı karşıya kaldı. Halil dar açıdan sert vurdu. Hasagic yatarak topu ayaklarıyla kornere çeldi.
75. dakika. Bosna'da sakatlığı bulunan Kaleci Hasagic yerini Goran Brasnic'e bıraktı.
77. dakika. Millilerimiz bir kez daha golü Halil ile yaklaştı. Sağ kanattan ceza sahasına gönderilen ortada arka direkte topla buluşan Halil kaleye yüzünü dönüp yerden sert vurdu. Goran Brasnic ilk hamlede elinden sektirdiği topu Arda'nın önünden 2. hamlede kontrol etti.
79. dakika. Milliler sağ kanattan Sabri ile rakip kaleye etkili indi. sabir 2 rakibinden sıyrılıp ceza sahası dışındaki Mevlüt'ü gördü. Bu futbolcunu şutu savunmadan sekerek kornere çıktı.
80. dakika. Millilerimiz'de Mevlüt yerini Yusuf Şimşek'e bıraktı.
81. dakika. Bosna'da Radeljic sarı kart gördü.
82. dakika. Kazım, sağ kanatta Yusuf'un pasıyla ceza sahasına girmeden uzaktan şansını denedi. top kalecinin ellerinde kaldı.
83. dakika. Savunmamızda Servet topu sektirdi. Sağ kanattan bomboş pozisyonda ceza sahamıza giren Ibisevic çarprazdan kötü vurarak topu auta attı. İbrahim Kaş bu pozisyonda rakibinin bozarak iyi vurmasını engelledi.
86. dakika. Maçta son dakikalar oynanıyor. Millilerimiz bu bölümlerde ilerde top tutmakta zorlanıyor. Bosna'nın beraberlik golü için atakları var.
88. dakika. Bosna'da Pjanic sarı kart gördü.
90. dakika. Bosna sağ kanattan kalemize etkili geldi. İbrahim Kaş ceza sahamızda bomboş pozisyonda topla bulaşan Dzeko'nun önünden son anda ayak koyarak büyük bir tehlikeyi uzaklaştırdı.
Maçta normal süre tamamlandı. Hakem uzatma süresi olarak 3 dakika ilave etti.
Uzatmalarda başka gol olmadı. Millilerimiz ilk yarısını 1-0 geride kapattığı karşılaşmada 2. yarıdaki etkili futbolla golleri bularak Bosna-Ersek'i 2-1 mağlup ederek 3 puanın sahibi oldu
Türkiye işkenceleri unutmadı!
12 Ekim 2008 Pazar 09:49
Mahkumların ağızlarına pisleyip, joplarla penislerine vurdular. Tuvalet yaptıkları taslarla su içtiler. İşte utandıran anlar;
Ergenekon sanıkları, terör örgütü kurarak “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” etmekten yargılanıyor. emekli paşaların da aralarında bulunduğu sanıklarda darbe girişiminde bulunduklarına dair çok sayıda belge ve hazırlık planları ele geçirilmişti.
Ergenekon zanlıları, bugünkü cezaevi koşullarının yaşam için elverişli olmadığını iddia ederek şikayetçi oluyor. Hatta, sağlık durumunun bozulma “ihtimalini” gerekçe göstererek tahliye talebinde bulunanlar bile oldu. 13 bin 500 kişilik hain listesi hazırlayan ve iktidarı ele geçirdiklerinde bu kişileri idam etme planları yapan isimlerin de aralarında bulunduğu zanlılar en ufak bir şikayette soluğu tam teşekküllü hastanelerde alıyor. Bu tutum, “Ergenekoncular hedeflerine ulaşsaydı nasıl bir tablo ortaya çıkacaktı?” sorusunu akla getiriyor.
Ergenekon sanıklarının amacına ulaşması durumda Türkiye’yi nasıl bir sonucun beklediğini, gözaltında veya hapishanelerde neler yaşanabileceğini önceki darbe dönemlerinin tanıklarına sorduk. Onlardan biri, 300 kişinin kuşkulu bir şekilde, 171 kişinin ise işkenceden öldüğünün belgelendiği 12 Eylül 1980 darbesinden sonra cezaevi doktoru olarak görev yapmış Dr. Levent burak Yıldız. 12 Eylül döneminde mahkumlara insan muamelesi yapmak bir yana işkence gören mahkumlara bile rapor hazırlanmadığını söyleyen Dr. Yıldız şunları anlatıyor: “İşkencede tendonu kopan mahkuma bile sağlam raporu verin deniyordu. Bir sistem yoktu. Sağlık açısından aksaklıklar yaşanıyordu. Darp edilen mahkumu normal görmemiz isteniyordu. İstediklerini yapmayınca, bir doktor gibi davranmaya çalıştığım için de başıma gelmeyen kalmadı.”
Levent burak Yıldız’ın görev yaptığı yerlerden birisi de Antakya Cezaevi. Dr. Yıldız, yaklaşık bin 200 tutuklunun bulunduğu cezaevinde işkence görüp yaralanan hükümlüleri tedavi etmek istediğinde siyasi tutuklulara kuryelik yapmakla suçlanmış. Devletin görevli bir memuru olmasına rağmen cezaevi müdürünün emriyle gardiyanlar tarafından çırılçıplak soyulup hücreye kapatılır. Hapishanelerde mahkumlara kötü muamele dışında yolsuzluk yapıldığını da söyleyen Dr. Yıldız, “Mahkumlar için ayrılan ilaç parası ile gece Harbiye’de yemek yeniliyordu.” diyor.
O yıllarda cezaevlerinin anlamsızca tutuklanan, hiçbir suçu yokken aylarca, yıllarca cezaevlerinde yatan insanlarla dolu olduğunu kaydeden Dr. Yıldız şunları dile getiriyor: “Mahkumlar hücre blokunun sözde avlusunda, çıplak ayakla yan yana dizilerek ve elleri ile gözleri bağlandıktan sonra arkalarından sopalarla vurularak zorla yürütülüyordu. Mahkumlar yürüyemiyordu. Dursalar sırtlarına, bacaklarına vuruluyordu. Sonuç mu; parça parça olmuş ayak tabanlarıyla bana getiriliyorlardı.”
“Tuvalet yaptığımız kapları temizleyip su içmek zorundaydık”
Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınıp tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan sanıkların neredeyse tamamı gözaltındayken gördükleri güzel ve medeni muameleden dolayı polise ve adli personele teşekkür etme ihtiyacı duydu. Ancak buna rağmen bazı çevreler yaşananları 12 Mart’ın meşhur işkencehanesi “Ziverbey Köşkü” ile bile kıyasladı. Oysaki darbe dönemlerinin gerçek tanıklarına göre yaşananlar çok farklıydı.
17 yaşında işkence gördü: 12 Eylül ihtilalindeki tutukluların yaşadıkları korku filmlerine bile ağır gelecek türdendi. 1980 darbesinden sonra tutuklandığında henüz 17 yaşında olan Salih Sezgin, Diyarbakır Cezaevi’nde yaşadıklarını bakın nasıl anlatıyor: “Okumam yazmam yoktu. Daha 17 yaşındaydım. Bir sabah dediler darbe olmuş. Darbenin ne olduğunu tam bilmiyordum. Hapse atıldım. Yaşım küçük olmasına rağmen yargılandım. Gördüğümüz işkence anlatılır gibi değil.
İnsanın midesini kaldıran anlar: 40 kişi çırılçıplak küçücük bir hücreye sokuluyorduk. Avluda lağıma batırılıp saatlerce bekletiliyorduk. Üzerimizdeki koku günlerce gitmezdi. Bizi çırılçıplak koğuşun önünde toplarlardı. Erkeklik organlarına coplarla vururlardı. Cop yemeyen kalmamıştır. Tuvaletimizi yaptığımız kapları temizleyip içinden su içmek zorunda kalıyorduk. Bir gün çürük dişim çok ağrımıştı. Çektirmek için doktora gittim. Sağlam dişi çekti, çürüğü bıraktı. Sonra gelip ‘Demek dişini çektirmek istiyorsun ha’ deyip dövdüler. Birbirine zorla tecavüz ettiriliyordu mahkumlar, herkesin gözü önünde. Mahkumlara zorla birbirlerinin ağzına işetiliyordu. Ya da görevli askerler yapıyordu bu işi.”
Dündar'ın büyük kabusu!
12 Ekim 2008 Pazar 09:34
Son düellonun hakemliğini yaptı ancak onunda büyük korkuları var. İşte Dündar'ı en çok korkutan tartışma;
Siyasi liderlerin televizyona çıkıp birbirleriyle yüz yüze tartışmaları Batı ülkelerinde alışılmış bir manzara. Bunun son örneği bugünlerde ABD’de yaşanıyor. Başkan adayları John McCain ile Barack Obama iki defa karşı karşıya geldi. Yardımcı adayla
rı Sarah Palin ile Joe Biden da yine canlı yayında tartıştı, tüm dünya merakla izledi. Ya Türkiye'deki örnekleri...
Bizde buna en yakın örnek 25 Eylül’de AKP’li Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki tartışmaydı. Uğur Dündar yönetimindeki bu “kapışma”nın ardından iki partinin lideri Recep Tayyip Erdoğan ve deniz Baykal’ın da benzer bir şekilde karşı karşıya gelmesi konuşuldu. Baykal ısrarla çağırıyor, Erdoğan şimdilik hayır diyor.
Yani havada “düello” kokusu var.
Bu gelişmelerden yola çıkarak ünlü gazeteci-televizyonculara bu tür programların perde arkasında olanları, ideal tartışmacının sahip olması gereken özellikleri ve olası bir Erdoğan-Baykal karşılaşması hakkındaki fikirlerini sorduk.
“Son tartışma için tam sekiz klasör dosya okudum”
Uğur Dündar (“Arena”)
Büyük stres yaşadım: 2002 yılında Erdoğan ve Baykal’ı ilk ve son kez olmak üzere bir araya getirdim ve o programa hazırlanırken gerçekten büyük stres yaşadım. O dönemde Tayyip beyle aramızda bir yanlış anlaşılma olmuştu. Kendisi seyretmediği ve yanlış bilgilendirildiği bir programla ilgili bana telefon etmiş ve aramızda çok sert bir tartışma geçmişti. ben bu tartışmanın hemen akabinde ona program teklifiyle gittiğimde hiç tereddüt etmeden kabul etti ve dürüstlüğüme güvendiğini söyledi.
Yayından önceki gün başıma çok komik bir olay geldi. Gece yattım ve rüyamda iki lideri gördüm. Bana dönüp “Uğur bey biz sizin dürüstlüğünüze inandık ve geldik ama beklediğimiz yönetimi bulamadık” diyorlardı. Kan ter içinde uyandım ve bir daha uyumadım. Ertesi gün programdan sonra yaptığım ilk iş liderlerin gözlerine bakmak oldu. Gözlerindeki memnuniyeti görünce içim çok rahatladı.
Kameramanları düşündüm, biz terledik: ben bu işi “Efendim size ayırdığımız süre bitti, hatta iki dakika da aştınız, eğer söyleyecekleriniz bitmediyse bir sonraki turda devam edebilirsiniz” diyerek yapıyorum. Son yönettiğim Kılıçdaroğlu-Fırat oturumunda enteresan bir şey yaşadım. Bulunduğumuz oda çok küçüktü ve sadece iki klima vardı. İçeride birçok gazeteci ve milletvekili olduğundan odanın sıcaklığı artmaya başladı. Klimalar tam kameramanların sırtına vuracağı için açtırmak istemedim ve bizim terleyeceğimizi öngören Meclis görevlileri bir kutu kağıt mendil getirdiler.
O sırada aklıma hemen eğer taraflardan biri terler ve mendille alnındaki teri silerken fotoğraflanırsa altına “Kılıçdaroğlu Fırat’ı terletti ya da Fırat Kılıçdaroğlu’nu terletti” yazılabileceği geldi. Hemen kameraman arkadaşlarımdan da özür dileyerek klimaları açtırdım. Kısacası tartışmayı yöneten kişinin görevi bir anlamda gerçeğin tam anlamıyla yansımasını sağlamak.
Mezardan babam çıksa!: Bu teklif benim için büyük bir ödül. Yani insanlar benim adalet duyguma güveniyor ve kendilerini bana teslim ediyorlarsa 40 yıllık meslek hayatımı boşuna geçirmemişim demektir. Bu konuda mütevazı olamayacağım; ben adil bir insanım, ekrandan en ağır sözleri kendi kan bağım olan biri için söyledim. Kısacası mezardan babam çıksa haksızsa onun karşısında olurum.
“Doğu Perinçek ve Ertuğrul Kürkçü canlı yayında birbirlerine küfretti”
Mehmet Ali Birand (“32. Gün”)
Ekranda sille tokat: İnsanların karşı karşıya gelip uygar bir biçimde görüşlerini paylaşmaları kamuoyunun ilgisini çekmiyor, ilgiyi çeken şey kavgalar. Kavga olduğu takdirde o kanal seyrediliyor. Bazı televizyon kanallarında tartışmaların belli sınırları vardır ve bence olmalıdır da. Bazı kanallarda bu iş sille tokat kavgaya kadar varabiliyor.
Öcalan'ı isterim: Görüşleri zıt olan herkesi karşı karşıya getirmek isterim. Ama tartışma programları sonuç odaklı olmalı. Mesela Abdullah Öcalan ile eski bir genelkurmay başkanını karşı karşıya getirmek aklıma gelen bir fikir olsa da böyle bir tartışmayı yönetmek istemem. Bu tartışma çözüm odaklı olmaz.
Ekranda küfür rezaleti: Çok oldu, en çok da üniversite programlarında yaşadım. Bence gençler çok fütursuz hareket edebiliyor ve bu yüzden onları kontrol etmek çok zor. Mesela İstanbul Üniversitesi’ndeki bir “32. Gün” programında türban meselesini tartıştık ve türban karşıtları ile yanlıları birbirine girdi.
En zor oturum ise Doğu Perinçek ile Ertuğrul Kürkçü’nün karşı karşıya geldikleri programdı. Gerçekten zor durumda kalmıştım. Birbirlerine “p..t” demişlerdi ve o sırada yapabileceğim tek şey programı tamamen durdurmaktı.
Erdoğan'ın tavrı da normal: Bence Baykal’ın Erdoğan’a yaptığı çağrı çok normal bir şey çünkü muhalefet her zaman iktidara meydan okur ve iktidar da ona cevap vermek için doğru zamanlamayı bekler. Sayın Erdoğan’ın da teklifi kabul etmek için doğru zamanı beklemesinden daha doğal bir şey yok.
Dündar'ın yönetimi: İsterim ve böyle bir tartışma programını aynen Uğur’un yaptığı gibi yönetirim. Bu tip riskli programlar konuşmacılara sürelerini söyleyen ve sırayla onlara söz veren ama konuşulan konuya aktif olarak müdahale etmeyen bir üslup gerektirir. Tartışmacıları kışkırtacak sorular sorarsanız ortada kalan ve dolayısıyla da kötü duruma düşen siz olursunuz.
Bence böyle bir programı sunmak kariyer olarak size prestij getirir ve insanların sizin moderatörlüğünüze güvendiğini ispatlar. Ama unutmamak lazım ki tartışma nasıl geçerse geçsin hatırlanan hep konuşmacılar olur, yani siz moderatör olarak seyircinin aklında yer etmezsiniz.
“Erdoğan’ın tavrı erkeksi, Baykal ise diplomatik”
Ahmet Hakan (“Tarafsız Bölge”)
Gündeme ilintili tartışmalar: Dönem dönem değişiyor biliyorsunuz. Karşı karşıya gelmelerinin çok enteresan kaçacağı isimler her dönemde farklı. Bu gündemle doğrudan ilintili bir şey. Bugün için en ilgi çekici tartışma Tayyip Erdoğan ile deniz Baykal arasındaki tartışma olacaktır.
En ideal konuklar: Konu dışına çıkmayan, kısa konuşan ve konuyu dağıtmayan tartışmacı başarılıdır. Benim nefret ettiğim konuk, konuyu dağıtan konuktur. Soruya net cevap vermek yerine biraz lafı uzatan, hazır söz verilmişken başka şeylerden de bahsederek süresini kullanan konuktur. Türkiye’de böyle bir şey var; kimse sorulan soruya net cevap vermiyor, hep önce başka şeylerden bahsetme durumu var. Bu da tartışmanın kalitesini de süreyi de ister istemez etkiliyor.
Erdoğan yanlış anlaşıyabilir: Kendi açısından doğru bir karar olabilir ama kamuoyu açısından “kaçtı” şeklinde de yorumlanabilir.
Erdoğan ve Baykal farkı: Erdoğan’ın daha başarılı bir tartışmacı olduğunu düşünüyorum çünkü daha net cümleler kurar. Kısa konuşur, konuyu uzatmadan meselenin özüne odaklanır ve erkeksi bir tavrı vardır. Baykal ise daha diplomatiktir, daha uzun cümleler kurar.
Yapısal olarak Erdoğan avantajlı olsa da şu anki siyasi konjonktür açısından baktığınızda da Baykal’ın avantajlı olduğunu görüyorsunuz çünkü onun söyleyecek sözleri var. Yani olası bir tartışma olsa Erdoğan savunmacı olmak durumunda ve lafı dolandırmaktan hoşlanmayan biri olarak bu durum onu çok zorlayabilir.
Akrabalarının 5 yaşındaki kızını iple boğan 2 kadın, yeğenlerine de cesede tecavüz ettirdiler!
Adana'nın Sirkenli Köyü'nde Haziran ayında saman balyalarının bağlandığı iple boğulup, tecavüz edildikten sonra öldürülen Berivan Köylü'nün (5) cesedi, su kanalına atılmış olarak bulunmuştu. Olay sonrası jandarmanın kurduğu ekip 30 şüpheliden kan, kıl ve doku örnekleri aldı.
Öldürülüp tecavüz edilen 5 yaşındaki Berivan'ın katil zanlıları bulundu. Katiller öz akrabaları çıktı. Türkan Köylü ve Fatma Köylü'nün küçük kızı iple boğduktan sonra 13 yaşındaki iki yeğenine zorla cesede tecavüz ettirttikleri anlaşıldı.
Şüphelilerden S.K.'nin kan örneğinin Berivan'ın pijamasındaki meni ve DNA örneği ile uyuştuğu tespit edildi ve 13 yaşındaki S.K. gözaltına alındı. Zanlı, sorgusunda, Berivan'a tecavüz ettiğini, O'nu kendisinin öldürmediğini, tecavüz etmesi için de Türkan Köylü (39) ile Fatma Köylü'nün (55) kendisini zorladığını söyledi.
GÖĞÜSLERİNİ AÇIP TAHRİK ETMİŞ
S.K., "Türkan teyze beni ahıra çağırdı. Berivan hareketsizdi. Bana 'Tecavüz et, yoksa senin öldürdüğünü söyleriz' diyerek tehdit ettiler. Türkan teyze, göğüslerini açıp beni tahrik etti. Berivan'a tecavüz ettim. Cinsel organında kan vardı. Benden önce R.M.K. de kıza tecavüz etmişti" dedi.
VAHŞETİN NEDENİ : SAMAN
Berivan'ın babasının yeğeni Türkan Köylü, kuzeni Fatma Köylü ve R.M.K. (13) gözaltına alındı. Türkan Köylü, hakkındaki tüm suçlamaları reddetse de olaydan 5 gün önce yanan saman balyalarından Berivan'ın annesi Yıldız Köylü'yü sorumlu tuttuğunu itiraf etti. 4 zanlı da tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Nasıl insanlara dönüştük ki biz bunları yapabiliyoruz . Allah ısla etsin
Bu kumbara uzun süre parasız kalmaya dayanamıyor. Önce sizi ikaz ediyor. Sonra Japonya'da Tomy adlı bir oyuncak şirketi, içine uzun süre para atılmadığında "patlayan", kumbara üretti.
Para atmayınca patlıyor
Gelecek hafta satışa sunulacak olan kumbara, uzun süre para atılmazsa ışıklarını yakıyor, ses çıkarmaya ve sallanmaya başlıyor. Bu uyarıların ardından da para atılmazsa kumbara, içindeki paraları dışarı fırlatıyor.
MHP lideri Bahçeli "Tampon bölge" önermişti. Erdoğan'ın bir sözü MHP'yi ayağa kaldıracak cinsten oldu. İşte o söz.
MHP'nin gündeme getirdiği tampon bölge önerisine Erdoğan noktayı koydu. Başbakan Erdoğan “Tampon bölgeye gerek yok, yapılması gerekenler yapılıyor” dedi. Hemen ardından gelen bir cümle ise MHP'lileri çok kızdırdı. Erdoğan, "Ağzı olan konuşuyor" dedi.
Başbakan Erdoğan ankara Dış Ticaret Haftası’nın açılış törenine katıldı. Erdoğan tören sonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erdoğan Kuzey Irak yönetimiyle görüşmeler konusunda başlayan çalışmaların oluşturulan strateji çerçevenin gereği olduğunu belirterek “Ankara’ya kimse davet edilmiş değil” dedi.
Erdoğan “Hava kuvvetlerimiz operasyonlarını sürdürüyor. Olay sadece Kuzey Irak’la sınırlı değil. Uzun soluklu bir yolculuğun ve mücadelenin içindeyiz. Gerekli olan neyse yapılacak. Kimse şehitlerin kanı üzerinden siyaset yapmasın” dedi.
AĞZI OLAN KONUŞUYOR
Erdoğan tampon bölge tartışmalarıyla ilgli bir soruya da şu yanıtı verdi: “Şu anda tampon bölgeye gerek yok. Yapılması gerekenler yapılıyor. Ağzı olan konuşuyor. Genelkurmay ne yapılması gerekiyorsa yapıyor. Bizden talep ediyorlar bizde uymuşuzdur, bundan sonra da uyarız.”
2009'UN SONUNA KADAR 167 KARAKOL KURULACAK
Başbakan Genelkurmay’ın karakol inşası ile ilgili taleplerinin hemen uygulamaya konulduğunu belirterek “Bu alanda çok ciddi yatırımları başlattık. 2009 sonuna kadar 167 karakol kurulacak. Maliyeti 250-300 milyon YTL olacak” dedi.