arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 1536
Forumlar >> Paylaşım >> HAYATIN GERÇEKLERİ v.2 bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 136, 137, 138 ... 152, 153, 154  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar HAYATIN GERÇEKLERİ v.2
offline Yabancı..



Dikiz aynalı balık şaşkınlığı
09 Ocak 2009 Cuma 16:19
Pasifik Okyanusu’nda bir balığın yeni keşfedilen gözleri bilim insanlarını da şaşırttı.
Pasifik Okyanusu’nun güney bölgelerinde yaşayan küçük bir balığın "gözlerinde" aynalar bulunduğu ve hayvanın düşmanlarını bu şekilde fark ettiği ortaya çıktı. Fransız Le Nouvel Observateur dergisinin haberine göre,

İngiltere’nin Bristol Üniversitesi’nden Julian Partridge ve ekibi, yaklaşık 10 santimetre boyundaki "Dolichopteryx longipes" türü balığın biri yanlarda, diğeri başının üzerinde 2 çift "göze" sahip olduğunu belirledi.

Bilim adamları, 18 ay önce Tonga Çukuru yakınlarında yakaladıkları balığın, aşağıya bakan "gözlerinin" sudaki nesnelere odaklanabilmek için açısı değişebilen, kristal aynalara sahip olduğunu gördü.

Partridge, aynalardan yansıyan ışıklar sayesinde yakınlarındaki her türlü hareketi fark edebilme özelliğine ilk kez bir omurgalıda rastladıklarını vurguladı. Yaklaşık 120 yıl önce keşfedilse de canlı yakalanamadığı için "Dolichopteryx longipes" ayrıntılı incelenememişti. Çalışma "Current Biology" dergisinde yayımlandı.

09-01-2009 19:23 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..



Sony diz üstü bilgisayarın kralını yaptı. Bu bilgisayar o kadar küçük ki arka cebinizde taşıyabileceksiniz. Pili 4 saat gidiyor. Avrupa'daki fiyatı 1499 dolar.

09-01-2009 19:25 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..



İbrahim Şahin'den sır açıklama

Gölbaşı'daki cephanelik Elkatmış için sürpriz olmadı. Kayıp silahlarla ilgili bakın İbrahim Şahin neler söylemiş?
Eski Susurluk Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış'tan çarpıcı açıklamalar. Elkatmış, Şahin'in o yıllarda kayıp silahlarla ilgili itirafta bulunduğunu ancak 'devlet sırrı' diyerek silahların nerelere gönderildiğini söylemediğini anlattı.

Gölbaşı'nda yapılan kazılarla ilgili CNN Türk'ün yayınına telefonla katılan Elkatmış, şunları söyledi:

"Susurluk Komisyonu Araştırmaları sırasında bunları biliyorduk. Çünkü o tarihlerde kamuoyunun hatırlayacağı gibi kayıp silahlardan söz ediliyordu.

Nitekim kayıp silahların menşei İsrailli bir şirketten alınan silahlardı. Bunlar o zaman Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin'e teslim edildi. Oraya kadar geldik.

Çünkü bir takım silahlar Emniyet'in kuvvet kayıpları diye bir kayıt varmış orada gözükmüyordu. 'Kendisine nerede?' diye sorduğumuzda Şahin,

'silahları ben aldım evet bendedir. Yalnız nereye verdiğimizi söyleyemeyiz. Çünkü bunlar devlet sırrı' dedi. Orada kesildi, nereye verildiğini tespit edemedik, tabi bir tanesi Susurluk'ta Mercedes'te bulundu.

Daha sonra Batmangates diye bilinen tebir edilen Batman olaylarında yine birtakım silahlar dışarıdan alındığını havalanından askeri uçaklarla geldiğini ve dağıtıldığını gördük.

O zaman kimse sahip çıkmadı buna. Batman Valisinin üzerine yıkılmaya çalışıldı. Başka bir nedenle tutuklandı, mahkum oldu.

Kayıp silahlar vardı. İşte böyle gömülü yerlerden çıkıyor. Köprü altlarından, ırmaktan, barajlardan, gecekondulardan çıkıyor. Kesin bir şekilde ordu ve emniyetin elinde ne kadar silah var ne kadarı var iyice araştırılmalı.."

09-01-2009 19:26 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Ergenekon'u Yeni Anladım...

İbrahim Şahin'de ele geçirilen krokilerin işaret ettiği alanda çok sayıda bomba ve silahların bulunması, bakın Radikal'in usta isminin fikrini nasıl değiştirdi..


Radikal Gazetesi Haber Koordinatörü Ertuğrul Mavioğlu, başından beri Ergenekon operasyonuyla ilgili birtakım çekincelerinin bulunduğunu, ama Emniyet Özel Harekat Dairesi eski Başkanı İbrahim Şahin’in evinde ele geçirilen krokilerin işaret ettiği alanda bomba ve silahların bulunması sonrası bu fikrinin değiştiğini söyledi.

İşte Mavioğlu’nun NTV’de söyledikleri…

“İlk kez ben şunu söyleyeceğim. Ergenekon operasyonunun başından beri içimde böyle gerçek bir umutsuzluk durumu vardı. Çünkü bir gölge boksu yapılıyor hissini tüm toplumda algılanmış durumdaydı. Belki de ilk kez operasyon gerçek bir operasyona dönüşmeye başladı."



09-01-2009 19:51 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

ERGENEKON'DA MÜTHİŞ İPUCU

Polis Ergenekon Terör Örgütü'ne yönelik çok önemli bir ipucu buldu...


Ergenekon Terör Örgütü’ne yapılan üst üste operasyonlar sonrası Savcılık ve Polis çok kritik bir noktaya ulaştı.

Ele geçirilen krokiler, yapılan telefon dinlemeleri, itiraflar ve soruşturmalardan çıkan sonuçları birleştiren yetkililer, Ergenekon Terör Örgütü’ne ait çok yüksek miktarda cephanelik bulunduğu sonucuna vardı.

Daha önce ele geçirilen ve TSK menşeli olduğu tespit edilen bomba ve silahlar sonrası, TSK’yla yapılan yazışmalarda, TSK; “envanterimizde eksik silah ve mühimmat yoktur” yanıtı vermişti.

Ergenekon Operasyonunu yürüten yetkililer, TSK’nın cevapları ve ellerindeki deliller çerçevesinde, “envarterde görülen ancak bir şekilde TSK depolarından çıkartılmış” yüklü miktarda cephanelikle birlikte özellikle K. Irak’tan sokulmuş olduğu düşünülen mühimmat ve silahın Ergehekon’un elinde bulunduğunu tespit ettiler.

Dün akşam Ankara Gölbaşı’nda başlatılan kazı da bu çerçevedeydi. İlk etapta bulunan silahların “kayıp Susurluk silahları” olduğu medyaya yansıdı ancak polis bu silahların Ergenekon Terör Örgütü’ne ait olduğunu düşünüyor ve operasyonlarını bu yönde ilerletiyordu.

Nitekim öyle de oldu. Gömülü silahlar Susurluk döneminden değil, çok daha yakın olan Sarıkız ve Ayışığı Darbe girişimlerinin yapıldığı döneme ait çıktı. Çünkü İbrahim Şahin’den çıkan kroki doğrultusunda Gölbaşı’nda gömülü bulunan silahlar Temmuz 2004 tarihli gazetelere sarılı olarak gömülmüş şekilde bulundu.

Polisin gün içinde Ankara’daki 5 ayrı adreste başlattığı arama ve kazılar da yine Ergenekon’un Devletin Envanterinden Çıkardığı Cephanelik çerçevesinde yapılıyor.

Polis; krokiler, telefon dinlemeleri, itiraflar ve sorgular çerçevesinde oluşturulan bilgilerle çok önemli ipuçları yakaladı ve Ergenekon Terör Örgütü’nün silahlarına yönelik apayrı bir operasyon başlattı. Sözkonusu operasyonun daha uzun süre ve çeşitli illerde süreceği değerlendiriliyor.


09-01-2009 19:53 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

ULUSALCILIĞIN MİMARI İÇERDE

Org. Tuncer Kılınç, "Avrasyacı" fikirleriyle tanınıyor. Kılınç, Türkiye'nin AB'ye girmemesi ve yönünü Rusya ve İran'a çevirerek yeni bir birlik kurması gerektiğini söyleyen ilk isim oldu. Tuncer Kılınç'ın bu sözlerinden sonra Türkiye yeni bir kavramla tanıştı; "ULUSALCILIK"

Ve bir anda Türkiye'de AB karşıtı bir cephe oluştu. Geçmişte sadece Erbakan ve Milli Görüş'ün savunduğu AB karşıtlığı bir anda emekli generallerin önderliğinde tüm Türkiye'ye yayıldı. Bu hareket kendisini "ulusalcılık" sözleriyle kodladı. Bu çerçevede tüm AB reformlarına karşı çıkılmaya başlandı, azınlıklara yönelik sert söylemler geliştirildi. Oluşturulan "memleket elden gidiyor" jargonu ve anti AB söylemler sonrasında, Hrant Dink suikasti başta olmak üzere Türkiye'yi batı dünyasından kopartan ve bu yolla yönünü Rusya'ya çevirmek isteyen süreç başladı.

27 Mayıs'ın iki harbiyelisi: Tuncer Kılınç ve Şener Eruygur

27 Mayıs darbesinden 6 gün önce Harbiyelilerin o meşhur Kızılay yürüyüşünde birlikte saf tutuyorlardı. 1960'ta Harp Okulu'ndan mezun oldular. TSK'da yıllarca görev yaptılar. İkisi de orgeneral rütbesiyle emekliye ayrıldı.

27 Mayıs darbesi ile başlayan ihtilalci ruh, yıllar sonra yollarını yine kesiştirdi. Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur ile eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç, Ergenekon dosyasında yeniden buluştu. Soruşturma çerçevesinde tutuklanan Eruygur, hakime verdiği ifadesinde sanık Ergün Poyraz'ı kendisine Kılınç'ın gönderdiğini söylemişti. Poyraz'ın, Eruygur, Jandarma İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Levent Ersöz'le makamlarında birçok defa görüştüğü, ayrıca Teknik ve Mali Daire Başkanı Albay Atilla Uğur'la bir araya geldiği, temin ettiği gizli belgeleri kitaplarında kullandığı ortaya çıktı.

Eruygur ile Kılınç'ı buluşturan bir başka konu başlığı ise darbe günlükleri. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen günlüklerde, 3 Mart 2004 tarihli ilginç bir toplantıya değiniliyor. ATO Meclis Salonu'nda düzenlenen 'Hilafetin İlgası ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun 80. Yılı ile Günümüz Türkiye'si' başlıklı toplantıda rutin dışı birçok şey yaşanıyordu. Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Deniz Kuvvetleri Komutanı Örnek, Jandarma Genel Komutanı Eruygur, Genelkurmay İkinci Başkanı İlker Başbuğ ve MGK Genel Sekreteri Şükrü Sarıışık eşleriyle birlikte üniformalı olarak salona girdiğinde herkes ayağa kalkarak alkış temposu tutuyordu. En ön safta bulunanlar arasında Tuncer Kılınç ve Kemal Yavuz da vardı.

Tuncer Kılınç, MGK genel sekreterleri arasında en çok tartışılan isim oldu. Görevi süresince birçok kez teamül dışına çıktı. Demokrasinin Türkiye için lüks olduğunu söylerken, darbelerin demokrasinin daha iyi işleyebilmesi için yapıldığını savundu. Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki sempozyumda (7 Mart 2002) AB'nin Türkiye'yi kabul etmeyeceğini iddia etti. Türkiye'nin Rusya ve İran seçeneklerine yönelmesini istemesi fırtına kopardı. 2007'nin Haziran ayında ise "Türkiye NATO'dan çıkmalıdır." ifadesini kullandı. Kılınç, son cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde yine tartışma doğuracak sözler sarf etti. Başörtülü eş sorusuna, "Yani siz illa Türkiye'yi idare etmek istiyorsanız, o takdirde boşanmanız gerekiyorsa boşanırsınız tabii." şeklinde ilginç bir karşılık verdi.

Eruygur ve Kılınç'ın ismi 2004 yılında bir yolsuzluk dosyasında buluştu. Genelkurmay Askerî Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Gölbaşı'ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığı binasının inşaatında Eruygur ve Kılınç'ın da aralarında bulunduğu 39 sanığın devleti 118 trilyon zarara soktuğu ileri sürüldü. Eruygur ve Kılınç, zamanaşımı gerekçesiyle yargılanmaktan kurtuldu. Müteahhit Ali Osman Özmen'le Kılınç'ın ilişkileri tartışma konusu oldu. Kılınç'ın Özmen'den 150 bin dolar aldığı ortaya çıktı. Hürriyet gazetesinde yer alan haberde ise Kılınç'ın, Özmen'in 170 milyar liralık hakedişinin ödenmesi için devreye girdiği, şirketine verilen 'usule aykırı keşif artışları'nı Milli Savunma bakanının onayına sunduğu iddia edildi.

ULUSALCILIĞIN MİMARI

Org. Tuncer Kılınç, "Avrasyacı" fikirleriyle tanınıyor. Kılınç, Türkiye'nin AB'ye girmemesi ve yönünü Rusya ve İran'a çevirerek yeni bir birlik kurması gerektiğini söyleyen ilk isim oldu. Tuncer Kılınç'ın bu sözlerinden sonra Türkiye yeni bir kavramla tanıştı; "ULUSALCILIK"

Ve bir anda Türkiye'de AB karşıtı bir cephe oluştu. Geçmişte sadece Erbakan ve Milli Görüş'ün savunduğu AB karşıtlığı bir anda emekli generallerin önderliğinde tüm Türkiye'ye yayıldı. Bu hareket kendisini "ulusalcılık" sözleriyle kodladı. Bu çerçevede tüm AB reformlarına karşı çıkılmaya başlandı, azınlıklara yönelik sert söylemler geliştirildi. Oluşturulan "memleket elden gidiyor" jargonu ve anti AB söylemler sonrasında, Hrant Dink suikasti başta olmak üzere Türkiye'yi batı dünyasından kopartan ve bu yolla yönünü Rusya'ya çevirmek isteyen süreç başladı.

Tuncer Kılınç'ın 18 Ocak 2003'te Almanya'da yaptığı, "Alırım boyayı, basarım parayı. Zaten Amerika da bunu yapıyor." açıklaması çok tartışıldı. Kılınç'ın ifadeleri gazetelere şöyle yansıdı: "Amerikalılar, beyaz kâğıdı alıyor, yeşil boya basıyor, dolar imal ediyorlar. Bizim Türkiye'deki en yanlış politika dar para politikasıdır. Bizim elimizde olsa, beyaz kâğıdı alıp Türk parasını basarız. Piyasaya bol miktarda para süreriz, darphaneyi 24 saat çalıştırırız. (Salondakiler gülüyor) Ne gülüyorsunuz? Sanki doların karşılığı var mı ki basıyorlar? O parayla millete faizsiz kredi veririm, dış borcu kapatırım."

28 Şubat'ta yargıya brifingler verdi

Emekli Tümgeneral Erdal Şenel: 28 Şubat sürecinde yargıya verilen brifingleri organize etti. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile Albay Arif Doğan ile ilgili bir soruşturmayı yürüten DGM savcılığının bilgi taleplerini reddetti. Genelkurmay Adli Müşavirliği görevini uzun süre yürüttü. İsmi 28 Şubat'ın psikolojik ortamını hazırlayan aktörleri arasında yer aldı. Başta 'Köstebek' davası olmak üzere, postmodern darbe sürecinde bazı gazetecileri yönlendirdiği, yargı mensuplarına Genelkurmay'da verilen brifinglerin de mimarı olduğu ileri sürüldü. Aynı süreçte yüksek yargı mensuplarına, rejimin tehlikede olduğu, irticaya karşı mücadele edilmesi gerektiği yönünde brifingler verilmişti.



09-01-2009 19:57 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..



Ağrı'da hava sıcaklıkları -30'ları gösteriyor. Buz gibi havaya rağmen sokak ortasındaki bu yavru köpek, annesinin cansız bedenini tam iki gün boyunca yanlız bırakmadı.

14-01-2009 22:37 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..



Yavru köpeğin yürek burkan dramı ise annesinin başında beklerken çıkardığı inleme sesleriyle ortaya çıktı.

14-01-2009 22:38 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..



Görenleri hayrete düşüren bu manzara, olay yerine gelen görevlilerin de yüreğini burktu. Soğuktan kaskatı kesmiş köpek, görevliler tarafından alınırken, yavru köpek uzun süre annesinin arkasından koştu.

14-01-2009 22:39 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..


14-01-2009 22:39 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 136, 137, 138 ... 152, 153, 154  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com