BRAVO!..
Genç bir şair, saçma sapan şiirlerini Victor Hugoya okuduktan sonra:
-Üstad, diye sormuş. Şiirlerimi nasıl buldunuz?
Victor Hugo:
-Vezinsiz, kafiyesiz ve manasız bir şey yazmak istemiş ve tam muvaffak olmuşsunuz, demiş. Bravo doğrusu.
Çanakkale Savaşı sonralarında Atatürk'ü ziyarete gelen Amerikalı General belirli bir süre konuştuktan sonra Türk askerini görmek istediğini Atatürk'e belirtir ve Atatürk de en yakın askeri kışlaya generali götürür.Askerler generali törenle karşılarlar (Bugünkü gibi değil tabi savaş koşullarında ) General bakar ki askerler bitkin çoğunun üniformaları yırtık paramparça.Ayaklarında çoğuna yakınının botları, yok olanların ki ise ayak parmakları ve ayaklarının büyük bölümü yırtıklardan dışarı çıkmış çoğu açlıktan bitkin gözüküyor.
Daha sonra Amerikalı general sıradaki askerin birine yaklaşır ve omzuna eliyle biraz güç uygular ve asker yere düşer
General Atatürk'e dönerek şunu söyler : '' Siz Çanakkale Zaferinin bu askerler ile mi kazandınız ? '' Atatürk ''Evet biz Çanakkale'yi bu askerlerle kazandık '' dedikten sonra yere düşen askerin kulağına birşeyler fısıldadıktan sonra General'den askeri tekrar sarsmasını ister.
General az önce bitkin bir biçimde yere düşen Askeri bütün gücüyle sarsmaya çalışır ama Asker kımıldamaz.Sanki beton bir heykel gibi durur ve çok güçlü bir direnç gösterir.Bunu gören General büyük bir şaşkınlık içinde Atatürk'e sorar;
'' Az önce kulağına ne söylediniz? ''
Atatürk şunları söyler :
- '' İlk basta omuzuna dokunduğunuzda yere düştü çünkü sizi dost olarak biliyordu ''
'' İKİNCİDE İSE KULAĞINA SİZİN BİZİM DÜŞMANIMIZ OLDUĞUNUZU SÖYLEDİM ''
Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
- Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlayınca, Sokrat:
- Ne yani, demiş. Birde haklı yere mi öldürülseydim!
Bir doktor alkolsüz bira içilir mi? diye soran hastasına,N asreddin Hoca’nın
şu fıkrası ile cevap vermiş:
Adamın biri, Nasreddin Hoca’ya:
--Tuvalette bir şey yemek caizmidir? diye sorunca, Hoca: --Caizdir, demiş. Ama içeride başka birşey yediğini zannederlerse, ne
diyeceksin?
Kurtulus ve Çanakkale savaslarindan sonra Atatürk'ü ziyarete gelen ingiliz kralini Ataturk odasinda karsilarken ingiliz krali sorar "tamam da tum bu savasların zorluklarin ustesinden gelerek nasil boyle bir vatana sahip oldunuz?"
Ataturk cevap vermeden yaverini cagirir ve masada bulunan silahi gostererek yaverinin kendisini vurmasini emreder yaver hic tereddutsuz silahi alir ve kafasina sikar ama silah boştur. Atatürk yaverini gostererek ISTE BOYLE der.
N.Fazıl Kısakürek,vapurla Kadıköy’e geçerken, yanına biri yaklaşıp:
--Üstad, diye sormuş. Peygamberlere ne diye gerek duyuldu?
Biz yolumuzu bulabilirdik.
Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
--Ne diye vapura bindin ki, cevabını vermiş.
Yüzerek karşıya geçebilirdin
Öğrenci;
--Hocam,diye sormuş.İnsan,maymunun gelişmiş şeklidir’’diyorlar.Ne dersiniz?
Seyid Ahmet Arvasi cevap vermiş.
--O mantığa göre çınar ağacı da maydonozun gelişmiş şeklidir