GÖNÜLSÜZ GÖNÜL
Abdülhak Hâmidin evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamide döner ve:
-Efendim, gönül kocamaz! der.
Hamid cevap verir: -Kocamaz ama, kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez.
yok yazmana bişey demedim. Sadece sonuçda onlarda dinlerini yaşıyor. Yani Klisenin yolunuda bulamamaış olması onun suçu değil. yani pek bir ders alınacak şey değil bu bence.
BÖYLE KORUNUR
Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder. öss
Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak:
-Seni tebrik ederim yavrum, der. Gerçekten de gerçekten de emniyetli bir adammışsın. Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, âferin!
Kurtuluş Savaşı zamanında Atatürk tarihi Pera Palas otelde otururken yan masaya İngiliz ve Fransız işgal güçleri komutanları gelirler.. Garsonu çağırarak, Atamızı yanlarına davet ettiklerini söylerler.. Garsonda emir kulu, Atamıza gelerek adamların isteklerini iletirler..
M.Kemal ise; Hayır, onlar burada (bu ülkede) misafirler, ben ise kalıcıyım. Asıl onlar gelsinler masama ve ben birşeyler ikram edeyim. demiş..
İşte burada Atamızın nasıl Asil ve geleceği gören kişi oluşunun bir kanıtıdır...
ÇIKMAYAN MANA
Mehmet Akif, Baytar Mektebinde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendiyi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar:.:
-Salih Efendi İki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim cevabını verince, Akif dayanamaz ve:
-Hayret doğrusu, der. Biz birini bile çıkartamadık da.
ANLADIĞININ İSPATI
Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfike göstererek fikrini sorar:
Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:
-İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki!
Neyzen Tevfik şu cevabı verir: -Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.
BİRBİRİNE BAĞLI
Hâkim, kaza yaparak birkaç kişinin ölümüne yol açan bir şoförün ehliyetini iptal edince, şoför:
-Aman hakim bey, diye sızlanmış. Benim yaşayabilmem, şoförlük yapmama bağlı.
Hâkim cevap vermiş:
-Başkalarının yaşaması da sizin şoförlük yapmamanıza bağlı.
Cumhuriyet'in ilanindan sonra, istanbul’da bir resepsiyon verilir.Tüm dünya ülkelerinin elcileri ve ataseleri de davet edilir. Davet güzel bir sekilde devam etmektedir, fakat ingiliz atasesi olan Binbasinin bakislari Mustafa Kemal'in gözünden kaçmaz. Bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmistir ve bakmaya devam etmektedir. Ne oldugunu ögrenmek için yaverini gönderir.
Yaver Mustafa Kemal'e söyle der:
- Pasam; kendisine neden ters bir tavir takindigini sordum, o da bana Mustafa Kemal'in Çanakkale’de babasini öldürdügünü söyledi.
Bunun üzerine Mustafa Kemal söyle der:
- GiT SOR BAKALIM BABASININ ÇANAKKALE'DE NE İŞİ VARMIŞ ?