11 yaşında geçirdiği trafik kazası sonucu felç olan, 3 yıl sonra da babasını kaybeden 27 yaşındaki Gizem Girişmen, 4 yıl önce başladığı okçulukta Paralimpik Şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı. Gizem, Pekin'deki ilk altınımızı kazanırken, bayanlarda bu onura ulaşan ilk Türk sporcusu oldu.
Bir söz vardır, kulağa hoş gelmez ama yalın bir gerçek olarak gölge gibi hepimizi takip eder. Bu sözü duyduğumuz zaman irkiliriz, ürpeririz, ancak bize hayatın görmezden geldiğimiz kimi yanlarını anlamımızı sağlar. Bizi titreten, duymak istemediğimiz bu söz, "Herkes bir engelli adayıdır" özlü sözüdür. Evet, hepimizin hayatını sonsuza kadar değiştirecek bubi tuzaklarıyla doludur ülkemiz; başta trafik kazaları olmak üzere... Nereden, ne şekilde geleceği belli olmayan bir bela, yaşamımıza son vermese bile bedenimizin bir parçasını bizden koparıp götürebilir. O zaman, hayatın öte yakasına geçmiş oluruz. Başka bir yaşam formatı bizi bekliyordur artık. Tıpkı Gizem Girişmen'de olduğu gibi.
Tatil dönüşü başlayan hazin öykü
1992 yılında anne, baba ve abisiyle beraber Antalya'dan tatilden dönerken, takla atan arabadan çıktığında Gizem, kazada vücudu hasar gören tek aile ferdidir. Omurilik zedelenmesi sonucu belden aşağısı felçli olarak, yeni bir hayata başladığında henüz 11 yaşındadır. Uzun ve sancılı bir tedavi süreci sonunda Gizem, yeni durumunu kabullenir. Artık tekerlekli sandalyeye mahkümdür. Ancak o pes etmez. rehabilitasyon amacıyla yüzmeye başlar. Yüzme onu yeniden hayatla barıştırır. Ancak ne var ki, kazanın üzerinden üç yıl geçmiştir ki, ikinci yıkımı yaşar Gizem Girişmen... Babası amansız hastalığa yenik düşmüştür. Üst üste gelen acılarla sarsılan Gizem, yüzme sporuna devam ederek kaderine meydan okur. Bu arada eğitimini de sürdürür ve Bilkent Üniversitesi İşletme bölümünü bitirerek Bayındırlık Bakanlığı'nda işe başlar. Derken bir tesadüf sonucu okçulukla tanışır. Yüzmeyi bırakıp oka başlar. Yaşı 23'tür. Oktaki yeteneğini keşfeden antrenörleri onu yetiştirir. Kısa zamanda büyük aşama kaydeden Gizem Girişmen geçtiğimiz yıl olimpik yayda Avrupa 3.'sü olur. Basamakları hızla tırmanır. Dünya Şampiyonası'nda dereceye giremese bile yıl içindeki istikrarıyla 2007'de dünya sıralamasında ilk sıraya yükselir. Ve Gizem Girişmen asıl patlamayı Pekin'de yapar. Güçlü rakiplerinden birer birer sıyrılarak finale yükselen Gizem'in altın madalyayla arasındaki tek engel Çinli Fu Hongzhi'dir. İlk kez coşkulu bir seyirci önüne dün çıkan Gizem, ev sahibi taraftarların baskısına rağmen, soğukkanlılığını kaybetmez ve rakibini 91-85 yenerek ülkemizin ilk Paralampik Şampiyonu bayan sporcusu olur.
Göz yaşlarına hakim olamadı
Üç dil bilen Gizem Girişmen, müsabaka sonrası yabancı basın mensuplarının ilgi odağı olurken, sorulara verdiği rahat, akıllı ve kendinden emin cevaplarla da örnek bir Türk sporcusu olduğunu herkese gösterir. Dört yıl önce okçuluğa başladığında Paralimpik Şampiyonu olmayı kafasına koyduğunu kaydeden Gizem, madalyasını ülkesine, ailesine ve "Eminim beni bir yerlerden seyrediyordur ve şimdi çok mutludur" dediği merhum babasına ithaf ettiğini söylerken, göz yaşları sicim gibi gözlerinden süzülüyordu. Başta annesi Seyhan hanım olmak üzere kendisine emeği geçen herkese teşekkür eden milli okçumuzun Türk halkına verdiği mesaj ise çok anlamlıydı: "Evlerinden çıkamayan insanların bir şeyler yapabileceğini kanıtlayabildiysem, görevimi tamamlamış sayılırım."
BENDE BU KARDEŞİMİZ İÇİN SİZLERDEN ALKIŞ İSTİYORUM
Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma; kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl
Kahraman ırkıma bir gül, ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
Hakkıdır, hakka tapan, milletimin istiklâl
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakini sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! nasıl böyle bir imanı boğar,
Medeniyet! dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler hakkın.
Kim bilir belki yarın... belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri «toprak!» diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda, fışkıracak, toprağı sıksan şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, ilahi şudur ancak emeli,
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar - ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli,
O zaman vecdile bin secde eder - varsa - taşım.
Her cerihamdan, ilâhi boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruhu mücerret gibi yerden naşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır; hakka tapan, milletimin istiklâl
Oğlu babasına sorar : « Babacığım benimle maraton koşmaya var mısın ? »
Kalp sorunları olmasına karşın baba, yine de « Evet, varım » diye yanıtlar. Ve bir maratonu birlikte tamamladılar. Baba oğul başka bir çok maratonu daha birlikte koştular. Baba her seferinde oğlunun yeni bir yarış talebini kabul ediyordu.
Oğlu
bir gün babasına « Baba, birlikte bir Ironman'a (Triathlon) koşmaya
var mısın benimle ? » deyince baba bu kez de evet der ve kabul eder.
(Bilmeyenlere anımsatalım ki Ironman dünyanın en zor triathlon
yarışıdır ve üç dayanıklılık sınavından oluşur : Denizde 3, 86 km'lik yüzme, 180,2 km'lik bisiklet ve nihayet 42,195 km'likbildiğimiz maraton.
Baba oğul bu zor yarışı biirlikte tamamladılar. Nasıl mı ?
Hızlı arama bölümü, en son yaptığınız normal aramanızı kaydeder ve her seferinde tekrar aynı seçenekleri seçmeden hızlı bir şekilde arama yapmanıza yardımcı olur.