Türkiye'de ise -hangi şehirde olduğu önemli değil- alana gelecek olan kitlenin uyanık olması, bölücü terör yanlısı/sempatizanlarına kendini kullandırmaması gerekir bence..
78’liler Girişimi, 1 Mayıs 1977’de bir çok göstericinin yaşamını yitirdiği Beyoğlu Kazancı Yokuşu’ndan hükümete "1 Mayıs’ta Taksim’deyiz" mesajı gönderdi.
Taksim Kazancı Yokuşu’nda dün toplanan yaklaşık 50 kişilik grup, 31 yıl önce hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulundu. Daha sonra konuşan Celalettin Can, 1 Mayıs 1977’den önce provakasyon ortamında yapay bir çatışma havası yaratıp, kitlelere saldırı denemesi yapılmaya çalışıldığını iddia etti.
OLAY İSTEMİYORUZ
Başbakan Tayyip Erdoğan’ı da ’dikkatli olmaya’ çağıran Celalettin Can, şöyle konuştu: "Bir yandan ayak takımı muhabbeti yapacaksın, diğer yandan darbeye karşı olacaksın. Tayyip Erdoğan’ın lafıyla söylüyorum; ’Yok öyle birşey’. Darbeye karşıysa, sakin bir ortam yaratır. Adam gibi bir hükümet olmak istiyorsa istikrarlı bir ortam yaratır. 1 Mayıs’ı işçi sınıfına, emekçiye açar. 1 Mayıs’ta 78’liler ve dostları olarak Şişhane’de KESK’in önünden, DİSK Şişli’den, TÜRK-İŞ, EMEP ve Özgürlük ve Dayanışma Partisi Dolmabahçe’den Taksim yürüyecek. Olay çıkmasını istemiyoruz."
onurunu, şerefini 'polisten yiyeceği cop' korkusuyla satanlar ve hayatlarından memnun olanlar, yapılanlara/yapılmayanlara, olanlara gözyumanlar,
ayrıca bir şekilde 'yolunu bulanlar' dizini kırar evinde oturur...
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
sen, herşeyi bir menfaat ilişkisine, bir alışverişe çevirirsen, eline geçen/geçebilen herşey, ''çalıntı bir pastadan kapacağın, daha büyük bir dilim yarışına benzer..
eğer hayatından memnunsan zaten, oraya gitmenede gerek yok..
karşılığında illaki birşey almak isteyen zihniyet, herhangi bir bedele 'satın alınabilir' olduğunuda itiraf etmiştir bence..
o halde, o çok değerli zamanını, sana dokunmayan yılanlarla, sarmaş dolaş geçirebilirsin tabi..
sen kendini 'ayaktakımı' içinde görmüyorsan, sana birşey diyende yok zaten..
Ayrıca amaç devlete karşı gelmek falan değil..
eğer kendine ait bir işin yoksa, yada kendine ait bir işi olan birinin vazgeçemediği bir köle değilsen, bu seni emekçi yapabilir..
oraya gidip, o alanı dolduracak olanların amacı,
-evine birşey götüremeyen emekçilerin, evlerine daha çok şey götürmeleri için bir 'duruş' göstermek..
-yıllarca baskı altında bırakılıp, üzeri örtbas edilen bir mücadeleye sahip çıkmak.
-emekçilerin birbirleri ile dayanışma halinde olduğunda, ne kadar güçlü olabileceklerini göstermek.
-yıllar önce, cuntacılar tarafından katledilen dava arkadaşlarını anmak, sahip çıkmak..
-bir yada bin insanı öldürmenin, onların düşüncelerini öldüremeyeceğini kanıtlamak..
senin anlamak istemeyeceğin daha çok sebebi var bunun..
seni kimse alana zorla götürmeye kalkışmadığına göre, oraya gidecek olanlarada müdahale etmek yada copla korkutma çabasına girmek, hem anlamsız hemde gereksizdir bence..
not: bugün, kendi çocuklarının geleceği için, ayağını yormaya aciz bir zihniyet, yarın, ayaklarını başkaları yorduğunda, çocuklarına ekmek götürmeye bile derman bulamayabilir.. bu sadece bir olasılık..
benim ve içinde bulunduğum halkın onuru, emeğin şerefi, alınterinin namusu, bu ülkenin bağımsızlık mücadelesi; kesilen ve kesilecek olan binlerce parmaktan daha değerlidir..