arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 48
Forumlar >> Paylaşım >> Yarım Yaşamlar... bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar Yarım Yaşamlar...
online bora
Mesajlar: 80

101346


Bağışlayın beni!
Kenarlarında renkli çiçekler olan mektup kağıtlarına yazmak isterdim.
Kelebek kanatları boyamayı,
Kuşların ötüşünü dinlemeyi,
Hatta uçurtma uçurmayı da öğrenebilirdim.

Bağışlayın beni.
Top ateşleri, bomba gürültüleri arasında doğdum ben.
Yaşım 13.

Ninniler yerine, makinelilerin takırtılarıyla büyüdüm.
Renklerden ilk önce, kan kırmızısını tanıdım.
Çiçeklerden önce, ölülerin arasında dolandım.
Hiç saklambaç oynayamadım kelebeklerle.
Üç yaşımdayken, en büyük abimi,
sekizimdeyken, ortancayı kaybettim.


Babamı ellerini bağlayarak götürdüklerinde dokuzundaydım.
Gömdüğümüzde onumda.
Ablam 15’inde terk etti evi.
15’inde kızlar okula gider.
17’sinde dantel örer.
Çeyiz sandığı düzer.
Bizim burada 15’inde kızlar savaşa gider.

Seçme hakkı tanımaz zorbalar bir genç kız olsan bile sana.
Ya evinde oturup ölümü bekleyeceksin.
Ha bugün, ha yarın diye diye yaşarken öleceksin. Ya da…
Ölümlerin ateşinden sesleniyorum size duyuyor musunuz?
Filistin’im ben anlıyor musunuz?


Ama yine de yaşıyorum işte.
Çünkü kanlı topraklarda büyürken yaşamayı…
Çiçek boyamayı değilse de, mezar taşlarında çiçek büyütmeyi…
Kelebek kovalamayı değil ama, tüfek tutmayı öğrendik.
Sokak aralarında mermi kovanlarından oyuncak yaptık.
Patlamamış el bombaları topladık.
Mayınların üstünde sek sek oynadık.

Bu kadar nefret, bu kadar acı arasında yaşamayı…
Karanlıklar arasından güneşe bakmayı becerdik.
Onun için kocaman ve karadır gözlerimiz.
Onun için hâlâ sımsıcaktır, düşmana taş atarken nasırlaşan minik ellerimiz.

Evimizi yıktılar dün.
Bir baştan bir başa mahallemizi yaktılar.
Mermi kovanlarıyla misket oynarken biz, üzerimize bombalar attılar.
Üç arkadaşım can verdi.
Üç küçük çocuk.
Bağışlayın beni, kurtaramadım!

Sarkmıştı omzumdan aşağı kanlı kolum, uzatamadım.
Elim düştü yere, kolum çaresiz…
Kanlarımız karıştı birbirine, arkadaşlarım sessiz.
İşte orada kankardeş olduk biz.
Gözlerim karardı önce.
Başım döndü.
Ama uyumak istemiyorum.
Uyursam arkadaşlarım bu dünyadan göçer diye korkuyorum.

Bağışlayın beni!
Tutamadım kendimi.
Yapıştırmadım alnıma, açık dursunlar diye gözbebeklerimi.
Kaybettim kan kardeşlerimi.
Yaşım 13.


Burada çocuklar çocuk olmaz.
Bebeler bile yaşamak için beşikten siper yapar.
Çünkü İsrail denilen zorbanın Amerikan bombaları,
beşiklere bile mezar kazar.
Ölümlerin içinden büyüyorum.
Minicik yüreğimle, ateşlerin arasından, öfkeyle geliyorum.
Dudaklarımdan dökülen özgürlük türkülerini duyuyor musunuz?
Filistin’im ben anlıyor musunuz?



Bu İnsanlara Kıyanlara Lanet olsun!

22-07-2007 11:03 | cevapla | Şikayet Et!
online bora
Mesajlar: 80

101346


..........içim acıyor o kocaman yürekler daha ne acılarla kavrulacak kim bilir,koskoca dünyayı paylaşamıyoruz ya daha neler var kim bilir göreceğimiz,kendi hayatımıza kastımız ne ki ne kundakta can bıraktık ne hasta yatakta bir yürek her kurşun önce yüreğe saplandı sonra yıktı bedenleri............artık yeter diyemiyoruz sesimiz içimizde kaldı..........artık yeter............

22-07-2007 11:04 | cevapla | Şikayet Et!
online bora
Mesajlar: 80

101346



Biraz derviş ruhlu olacaksın bu hayatta.

Yaradılana yaradandan ötürü sonsuz bir değer veriyorsan eğer kendine değer vermeyi hiç unutmayacaksın.

İncitmemeye çalışırken karşındakini, incinmemeyi de öğreneceksin.

Aldatacaklar belki seni. Hatta belki de paramparça edecekler ruhunu.

Her bir parçanın bir tarafa savrulduğunu hisseder gibi olacaksın belki ama, kendini küllerinden yeniden yaratma gücünün sana doğduğun anda verilen bir hediye olduğunu da hatırlayacaksın hep.

Görünenin altından simyanı bozacak gariplikler dahi çıksa, en derindeki mutlak gerçeğe ulaşmaya çalışacaksın. Gerçekle yüzleşmekten asla korkmayacaksın.

Asla kaybetmeyeceksin dengeni. Kendi merkezinde kalacaksın hep... O yıllar boyu, hayatın ve acıların imbiğinden çekerek oluşturduğun merkezinde.

Saklayacak bazıları kendini sahte gülüşlerin, sahte sevgi ve dostluk sözcüklerinin ardına.

Bunun farkına vardığın an, kapanacaksın içindeki o kutsal mabede. Kutsayacaksın orada hayatı. Yeniden ve kendi kendine. Yaraların şifa bulduğu zaman, eskisinden de güçlü olarak çıkacaksın meydana...

Bazıları da oyunlar kuracaklar sana.

Dervişçe güleceksin oyuncuna.

Yaramaz bir çocuksa eğer o, başını okşayacak ve abartmamasını söyleyeceksin. Hayatın ve gerçeğin kendisinin yeterince heyecanlı olduğunu, dozu kaçmış oyunların, hayatın büyüleyici ritmini bozmaktan başka bir işe yaramadığını anlatacaksın.

Anlarsa ne âlâ. Anlamazsa zaten senden değildir o.

Yok eğer kötücül bir yaratıksa oyuncu, ''Sonsuza kadar güle güle.'' diyeceksin ona. ''Güle, güle ve bir daha asla çıkma karşıma.''

Hiç üzülmeyeceksin. Bir kayba uğramış gibi hissetmeyeceksin kendini.

Her yanlış insanın, her yanlış işin, her yanlış durumun hayatından en kısa zamanda çıkararak doğru olanlara yer açması için dua edeceksin.

Biraz derviş ruhlu olacaksın bu hayatta

22-07-2007 11:05 | cevapla | Şikayet Et!
offline erdogan
Mesajlar: 227

103346
dostum eine saglık ozellikle turkiyede olanlar la ilgili sey cok dikkat cekici

22-07-2007 12:28 | cevapla | Şikayet Et!
online bora
Mesajlar: 80

101346
erdogan demiş ki; dostum eine saglık ozellikle turkiyede olanlar la ilgili sey cok dikkat cekici



teşekürler dostum hayatın taaa kendisi bunlar..

22-07-2007 12:37 | cevapla | Şikayet Et!
online bora
Mesajlar: 80

101346



İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş...
Hep şikayetçi hep bıkkınmış...
Birgün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler...
Saklayalım, zor bulsunlar...
Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya...
Sorun büyükmüş...
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü...
Kimisi:
'' Everest'in tepesine saklayalım'' demiş, kimisi:
'' Atlas Okyanusu'nun dibine'' demiş.
Tac Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası...
Bir hastanenin yenidoğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi..
Sigara paketi, lale bahçesi...
Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş...
Derken meleklerden biri:
'' İÇLERİNE SAKLAYALIM '' demiş...
'' Kimsenin aklına gelmez içine bakmak!!!''
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış...
Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor.Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü...
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk...
Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının evinde, ne de başka bir şeyde...
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun...
Siz dışını boşverin, içine bakın...

22-07-2007 12:38 | cevapla | Şikayet Et!
online bora
Mesajlar: 80

101346


Bir gün insan virgülü kaybetti, o zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı ; cümleleri basitleştirince düşünceleri de basitleşti.

Sonra ünlem işaretini kaybetti ; alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne bir şeye kızıyor, ne bir şeye seviniyordu. Hiç bir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu.

Bir süre sonra soru işaretini kaybetti ve soru sormaz oldu, hiç bir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne evren, ne dünya, ne de kendi apartmanı umurundaydı.

Bir kaç sene sonra iki nokta üstüste işaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.

Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız tırnak işaretleri kalmıştı. Kendine özgü tek düşüncesi yoktu, yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu. Düşünmeyi unuttu ve böylece son noktaya erişti.

22-07-2007 12:39 | cevapla | Şikayet Et!
online bora
Mesajlar: 80

101346

22-07-2007 12:40 | cevapla | Şikayet Et!
online bora
Mesajlar: 80

101346


ne sağnaklar görmüşüz,
yarılan gökyüzünden
alnımız yıldırımlarla ağmış..

ne rüzgarlar çınlamış bağrımızda,
coşkusundan kırılmış kaburgamız..

dişlenip kayaları ne ateşler yakmışız,
aşmışız ne zifir uçurumlar..

...yine de ürkütmeden öpmüşüz bir ceylanı gözlerinin yaşından..

...incitmeden tutmuşuz ağzımızda yorulan kelebeği..

şimdi asmalardan korukların tadı silinmiş..

sesimizde sendeleyen bir keder..
uykusuzluk serin serin sızıyor acıyan tenimizden..
ziyanı yok,
nasıl olsa gönlümüzde aşkın yeri çok derin...

ne azgın canavarlar üstüne yürümüşüz
bir demet çiçek için..
neyimiz var neyimiz yok vermişiz bir narin dilek için..
yıllarını taş duvara örmüşüz ömrümüzün
bir hırçın yürek için!..

şimdi çevremizde yosunlaşmış sessizlik,
yabanıyız gittiğimiz her şehrin,
çiğdemsiz,
kükremesiz..
kimsecikler sezmiyor boynumuzdan didişen örümceğin zehrini..
ziyanı yok,
nasıl olsa nabzımızda durulanır yaşamanın iksiri...

ne güzel sevmişiz,
ağzımızda mavi bir tat kekremiş..
ne sızılar sarmışız yumuşacık öpüşlerin çığlığını kuşanıp..
şafaklar tutuşkunu şarkılar yuvalanıp
ne mintanlar yırtmışız!..

şimdi usulcacık ürpersek
kara gece uykumuz kaçacak kadar delik ..
üstümüz çimensiz tepeler gibi bereketsiz,
örtüsüz,
serin..
ziyanı yok,
nasıl olsa gönlümüzün çayırları ipekten,
bakışımız lekesiz!!..

ne masalar düzmüşüz kıvrımları gümüş,
kakmaları sedeften..
ne milyonlar yanından başeğmeden geçmişiz,
huyumuz değişmemiş!..
hayatımız günbegün çarpışarak yaşanılan sırların ürünüdür..

şimdi kar altında avcumuz, avurdumuz ilaçsız..
ıssızlaşmış sabahlar, yoksunluk arsızlaşmış..
kaçışır yolumuzdan gölgesini de alıp o şaklabanlar
inildesek açlıktan;
ziyanı yok!!!
nasıl olsa gönlümüzün dağı taşı altından!!!

ne devlerle dalaşmış kanımızı göstermeden silmişiz..
ne kudurgan günlerde elimizi dost eline
titremeden vermişiz...
bir ömür seğirtmişiz bir nefes beklemeden..

şimdi nice anışların dudağı üşüyen bir çocuk kadar uçuk,
nicesi el sıkışların sahtekar çıkmış..

- bizi eşkiyalar soymamış abi

..... muhabbet yıkmış!

Nihat BEHRAM

23-07-2007 11:41 | cevapla | Şikayet Et!
online bora
Mesajlar: 80

101346
Şimdi,yüksek sesli bir hikaye anlatsak korkmadan,çevremizdekilere...Acılarımız olsa o hikayede, kırgınlıklarımız, ilk aşkımız ve ilk gözyaşımız..O hikayede, hatırlamaktan kaçtıklarımız olsa..Bizi yadsıyanlar ve bizim yadsıdıklarımız...Yüksek sesli bir şarkı söylesek şimdi, eski bir hatırayı anlatan...Yolun geri kalanına, zamanın bize ayrılmış olan dev***** daha cesur, daha güleryüzlü devam etmez miyiz?


Kendi hikayesini yazmak ister de insan,
Hep korkar kendi kelimeleriyle,kendini yaralamaktan..
Örselenmişliğimiz bile başkasının dilinden olsun diye,
Hayallerdeki bütün acılar,üçüncü kişinin ağzından...

23-07-2007 11:43 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com