arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 60
Forumlar >> Okuma >> yılmaz ODABAŞI bosluk
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar yılmaz ODABAŞI
offline ozqur (düşsel jojuk)
Mesajlar: 11538

98133





YILMAZ ODABAŞI

-şair, yazar ve gazeteci-



1961-Diyarbakır doğumlu.

İlk öğrenimini Diyarbakır,

Ankara ve Gaziantep'te,

Orta öğrenimini Diyarbakır Lisesi'nde tamamladı.

İzmir Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimi-ni,

tutuklanınca yarım bırakarak

1980 12 Eylül'ü siyasal nedenlerle

Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde bir yıl hapis yattı.

Daha sonra bir süre bir ilaç firmasının Güneydoğu

temsil-ciliği ve Diyarbakır'da kitapçılık yaptıktan

sonra gazeteciliğe başladı.

1986-1994 yılları Akajans Muhabirliği,

UBA (Ulusal Basın Ajansı) Diyarbakır temsilciliği,

Ortadoğu Haber Ajansı Haber Müdürlüğü, 2000’e Doğru

Dergisi Diyarbakır büro şefliği ile Türkish Daily News

Gazetesi Güneydoğu temsilciliği yaptı Sokak, Gerçek,

Söz, Aktüel, 200'e Doğru, Exspress, Birikim gibi pek

çok süreli yayında yazdı.1994 yılında gazeteciliği

bırakarak Ankara’ya yerleşti.





1981’den 2005 yılına dek Türkiye ve yurtdışında

çok sayıda dergi ve gazetede edebiyatın hemen her

türünde yazdı.İlk şiirleri 1981'de Oluşum, Edebiyat 81

ve Yeni Olgu dergilerinde yayınlandı.Sonraki yıllarda


şiirleriyle Yarın, Sanat Rehberi, Broy, Yeni Düşün,

Çağdaş Türk Dili, Yazılı Günler, İzlek, Parantez,

Evrensel Kültür, Düşler, Şairin Atölyesi, Cumhuriyet

Kitap Eki, Varlık, Gösteri, Edebiyat ve Eleştiri,

Sonbahar, Öküz, Esmer vb. süreli yayınlarda göründü.





Bir dönem Özgür Gündem(1992), günlük Aydınlık

(1993-94), Siyah Beyaz(1995-96) ve Birgün Gazetesi'nde

(2004) köşe yazıları yazdı .Ayrıca 1996'da Cumhuriyet

Gazetesi'nde, 1998'de Radikal Kültür-sanat sayfasında,

2004'te bir süre Radikal İki ve 2006'da Evrensel

Gazetesi'nde yazdı.Daha sonra güncel yazmayı bıraktı.





İlk şiir kitabı Siste Kalabalıklar 1985’te, ilk

hikaye kitabı Kül Aşklar 1991’de yayınlandı.

Şiirleri çeşitli dillere çevrildi; 1992'de Irak’ın

Duhok ve Almanya’nın Köln kentlerinde iki kitabı

yayınlandı. 2005'te AB spon-sorluğunda Munster

Literature Centre adlı yayın merkezi tarafından bütün

şiirlerinden oluşan bir derleme Everey-thing But You

adıyla İngilizceye çevrilerek İrlanda ve İngiltere’de,

Feride adlı kitabı da Çetin Toprak’ın çeviri-siyle

Kürtçe yayınlandı. 1975-2000 yıllarını kapsayan Son

Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi’ni derledi.Şiir

kitaplarının yanı sıra, Nice Küllerden(1996, Anadolu

Müzik) ve Kalbimde Hazan (1999,Yeni Dünya Müzik) adla-

rıyla kendi sesinden şiir albümleri çıktı ve 1987-1999

yılları arası yazdıklarıyla çok sayıda ödül aldı;

aldığı başlıca ödüller:





1987 TEMMUZ Dergisi -halk ödülleri-Şiir Yarışması

Birincilik Ödülü,


1988 TAYAD Hikaye Yarışması Üçüncülük Ödülü,


1989 TAYAD Şiir Yarışması İkincilik Ödülü,


1990 CAHİT SITKI TARANCI Şiir Ödülü,


1992 Adana ALTIN KOZA Film Festivali Film Öyküsü

Ödülü,


1992 ÇANKAYA BELEDİYESİ Çocuk Yazını Yarışması

üçüncülük Ödülü,


1994 PETROL- İŞ SENDİKASI Şiir Yarışması İkincilik

Ödülü,


1994 ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ “Yılın Gazetecisi”

Ödülü,


1996 PEN/ ONAT KUTLAR Film Öyküsü Yarışması Özel

Ödülü,


1996 ADANA ALTIN KOZA Film Festivali Film Öyküsü

Ödülü,


1998 SABRİ ALTINEL Şiir Yarışması Birincilik Ödülü,


1992 ve 1998 HUMAN RIGHT WATCH/ Hellman-

Hammet “Baskıya


Karşı Cesaret” Ödülü, Nev York-ABD),


1999 ORHON MURAT ARIBURNU Şiir Yarışması 10. yıl

Ödülü,


1999 İsveç P.E.N. Onur Üyeliği Ödülü.


2000 yılından itibaren ödüllere katılmadı, şiir

seçici kurullarında yer almadı.1994-2000 yılları

arasında yazdık-ları ve söyledikleri için “Düşünce

suçu” mahkumiyetleri nedeniyle Ankara Ulucanlar,

Haymana, Bursa E Tipi ve Saray Kapalı Cezaevleri'nde

yatan Yılmaz Odabaşı’nın, şiirleri hakkında değişik

üniversitelerde hazırlanıp onanan lisans tezlerinin

yanı sıra, yaşam öyküsünü ve bibliyografyasını konu

edinen ve Dr. Ömer Uluçay’ın kaleme aldığı Asi ve

Yalnız Yılmaz Odabaşı adlı bir inceleme kitabı

yayınlandı.





Otuz kadar şiiri şiiri Ahmet Kaya, Edip


Akbayram, Ferhat Tunç, Onur Akın, İlkay Akkaya, Hakan

Ye-şilyurt, Metin Yılmaz, Grup Yorum, Grup Kızılırmak

gibi müzik adamları ve grupları tarafından yorumlandı.





Şiir kitaplarının yanı sıra, düzyazılarından

oluşan yayınlanmış kitapları şunlardır: Kül Aşklar

(Hikayeler, 1.Basım 1991), Eylül Defterleri (anı,

1.Basım 1991), Çocuklar ve Adresler (Hikaye, 1.Basım

1992), Güneydoğu’da Gazeteci Olmak, (Araştırma-

inceleme, 1.Basım 1994), Bütün Kanamalar Umuttan

(Günlükler,1.Basım 1995), Sevginin Herkesten Şikayeti

Var (Denemeler, 1.Basım 1996), Düş ve Yaşam (Gazete

Yazıları, 1.Basım 1006/Toplatıldı.), Asef’in Dağları

(Şafak Keya’da Çıp-laktı/ Film öyküleri, 1. Basım

1998), Hayat Bilgisi Notları, (Denemeler,1.Basım

2002,) Kuşlar Uzaktı Sonra (Hikayeler,1.Basım 2002),

Şarkısı Beyaz (Roman, 1.Basım 2004).





1981-2002 yılları arasında yazdığı şiir

kitaplarını 2007'de beş ciltte topladı:Konuşsam

Sessizlik Gitsem Ayrılık (Bütün Şiirleri:I), Feride

(2. kitap), Aşk Tek Kilişiktir (3. kitap), Aşk Bize

Küstü (4.kitap), Ey Hayat (5.Kitap).





Uluslararası birçok yazar ve gazeteci örgütünün

üyesi olan Yılmaz Odabaşı, Türkiye’ de ise 2000

yılından beri hiçbir yazar örgütüne üye olmayıp,

sadece Mesam üyesi ve Nazım Hikmet Vakfı’nın Yönetim

Kurulu Üyesidir...


1991’den beri yazmaktan başka bir iş tutmayan Odabaşı,

çocuk kitapları, film öyküleri ve sinopsisler dahil

edebiyatın hemen her türünde yazıyor ve halen

İstanbul, Yalova ve Siirt üçgeninde

yaşıyor...!!!..?......???...





26-06-2008 11:13 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

biz bu kentlere sığdık da
bu kentler bize sığmadı âsiya
ve bir çığlık gibi günlerin çarmıhında
arttıkça yalnız, sustukça silik...



ay ışığı gölgeleri büyüttü
son kuşlar da vuruldular dağlarda
yakamozları söndü sahillerin, ışıkları evlerin
çağın vebalı gövdesinde
bir hayalet gibi gölgemizde yalnızlık



kaldık... kırık bardaklar gibi
içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi...


II
düşler artık ölü çocuklar doğuruyorsa
sevgiler boğduruluyorsa kürtajlarda
ve daha eskimemiş tüfeklerle
ordusu bozguna uğramış askerler gibi kalıp
bozuk paralar gibi yuvarlanıyorsak kaldırımlarda
bir bedeli vardır elbet cennetini çaldırmanın
ömrünü piç bir bebek gibi
bırakmanın
bulvarlara
bozgunlara
ve yanlış yalan aşklara;
bir bedeli
bu kuşatmaların, ilkyazları kurşunlatmaların...



biz bu kentlere sığdık aslında
bu kentler bize sığmadı âsiya
ah son kuşlar da vuruldular dağlarda!



III
ay ışığı gölgeleri büyüttü
mutluluk oyununa geç kalan ölü kuşlarla geldim
geldim... kırık bardaklar gibi
içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi



ve ömürlerimizde bin kasvetle upuzun
sefalet seferlerinin ayazı
belki de yalnız geçireceğiz artık kimbilir
batan gemiler gibi yiten aşklardan geride
kalan her kışı, güzü ve yazı



ay ışığı gölgeleri büyüttü
ayrılıklar eskidi... biz eskidik



aşk bize küstü âsiya...



IV
belki de uzun sürecek bu bozgunun saçağında
sen şarkılarını sesine yasla
ve bırak beni de usulca
bir apansız yalnızlığa!



ay ışığı gölgeleri büyüttü
büyüdü ölüm
ve biz küçüldük âsiya...




YILMAZ ODABAŞI




26-06-2008 11:15 | cevapla | Şikayet Et!
offline ozqur (düşsel jojuk)
Mesajlar: 11538

98133


26-06-2008 11:15 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

HAYAT GÜL KOKULU BİR SAĞANAK

gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı
ne varsa uçurumlar eşiğinde
hüzünlerle yalpalayan ne varsa
gözlerimin önünde



ve hayat gül kokulu bir sağanak yine
birşeyler anlatmak istiyor hayat
ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına
gün batıyor
gün batıyor bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım



unutuyorum sevgilim suretini
durgunluğun "niçin" di unutuyorum



gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma
umurumda değil ne yağmur ne ayaz
ne de kerpiç kokusu havada
unutuyorum/sabaha/kadar/ gün batıyor
sonra bir akasyayı okşuyor gözlerim
geciken sabahlara koşuyor kuşlar
gözlerimin önünde
ve hayat gül kokulu bir sağanak yine




YILMAZ ODABAŞI

26-06-2008 11:18 | cevapla | Şikayet Et!
offline ozqur (düşsel jojuk)
Mesajlar: 11538

98133


EY HAYAT

(ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın

aslında yokum ben bu oyunda

ömrüm beni yok saysın…)



yaşam bir ıstaka

gelir vurur ömrünün coşkusuna

hani tutulur dilin

konuşamazsın!


tırmandıkça yücelir dağlar

sen mağlupsun sen ıssız

ve kalbinde kuşların gömütlüğü

tutunamazsın…



eloğlu sevdalardan dem tutar

aşk büyütür yıldızlardan

yasak senin düşlerin

dokunamazsın...




birini sevmişsindir geçen yıllarda

açık bir yara gibidir hâlâ

hâlâ ne çok özlersin onu

ağlayamazsın...



yolunda köprüler çürür

sesin, sessizlik sanki bir uğultuda

savurur hayat kül eyler seni

doğrulamazsın!





yapayalnız bir ünlemsin

dünyayı ıslatan şu yağmurlarda

herşey çeker ve iter

anlatamazsın...




yaşam bir ıstaka

gelir vurur işte ömrünün coşkusuna

sesinde çığlıklar boğulur ama

bağıramazsın…



sonra vakt erişir, toprak gülümser sana

upuzun bir ömrün ortasında

ne hayata ne ölüme

yakışamazsın!



yazdırmalısın mezar taşına:

ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın

aslında hiç olmadım ben bu oyunda

ömrüm beni yok saysın…




YILMAZ ODABAŞI…"…......!




26-06-2008 11:18 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

AŞKIN BİLANÇOSU

I
gidersin; yağmurlarda kırık kalır mızrabım
gidersin; ardından dilsiz bir ihanet gider


gidersin; her şey gider
gidersin; kalbimde bir tabur ayaklanır
ilgilenmez ordular, hükümetler


gidersin; ne rezil bir andır bu
yazdıkça silinen sözcükler gibidir hayat
gidersin; bir hazin dramdır bu



/kanmadım aynalara sana kandığım kadar
içimde bir boşluk sana yandığım kadar/



II

bugün hasretin kırlarında dolaştım
senin adınla
aşkın adıyla
savrulup aktım o ırmaklardan;
ırmakları çöllerle
çölleri denizlerle
denizleri düşlerle buluşturdum
sustum kaldım sonra böyle günleri savuşturdum...



/ne ses ne nefes ne de bu rüzgâr bağışlar seni
simsiyah gecelerde budanırken ah ömrüm
dönüp sırtını giderken kimler karşılar seni?/




III


sen olmayınca sesin de yoktu, gözlerin de
bu yüzden odama resmini yaptım
söküp kalbimi yanına astım
sensiz kalan yılları da ben buruşturdum
kalbim hasretinde asılı kaldı
yetim kalmış anıları ben tokuşturdum


IV


daha bu solgun günlerde aşk,
yaşanır
sözde!



kalp,
yitik bedende;

yağmur değil, sanki efkâr yağıyor kente
yağıyor ömrüme
senin yerine




/kanmadım aynalara sana kandığım kadar
içimde bir boşluk sana yandığım kadar/




YILMAZ ODABAŞI

26-06-2008 11:23 | cevapla | Şikayet Et!
offline ozqur (düşsel jojuk)
Mesajlar: 11538

98133




KONUŞSAM SESSİZLİK SUSSAM AYRILIK

resmin rehindir gurbetimde

gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba

ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin



alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana

sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına

konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana...



ve akşam, bir kez daha

saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara

“bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”


çekmiyorsun!



akarsuları imrendiren yüzün de

sabahçı kahveler de biliyor

görüşmeyeli yorgunum

yıkık kentler kanadı sevinçlerimle

görüşmeyeli ya sen nasılsın

adım, adresim durur mu defterinde?

şimdi siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim

beynimde iklimsiz papatyalar

ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde



sokakların gün batınca neden boşaldığını

ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum

konuşsam: sessizlik/gitsem: ayrılık



sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne

al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara

gurbetini rehnetme özlemimde…

YILMAZ ODABAŞI…"…......!




26-06-2008 11:23 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..












birçok şiirini sewerim


güzel bir paylaşım teşekkürler ÖZgür







26-06-2008 11:24 | cevapla | Şikayet Et!
offline SaĞ(a)Nak
Mesajlar: 6588

135123




kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla
yürü, arkana bakma, ama umursa
bazen anılara en çok yakışan elbise
birkaç damla gözyaşıdır unutma...






YILMAZ ODABAŞI

26-06-2008 11:24 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

GİTTİĞİN YER

gittiğin yer bir yağmur damlası kadar yakın
gittiğin yer bir uçurum kadar uzak



herkes yeniden yazgısına kanacak
gittiğin yer kalbimde hep kan kadar sıcak



gittiğin yeri anlamak
gittiğin yeri ağlamak



bir çerçevede yarım bir gülüş
ve yalnız bir fotoğraf bırakarak



yine bahar açacak, güvercinler uçacak
gittiğin yerlerde sana kimler bakacak?




gittiğin yer bir yağmur damlası kadar yakın
gittiğin yer bir uçurum kadar uzak





seni benden zaman, seni ölüm alırdı ancak
gittiğin yer hasretimin kavalyesi olacak...



YILMAZ ODABAŞI




26-06-2008 11:25 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com