okuduğum kitaplarda iyi insanlar var ve onların dünyada gerçekten var oldukları beni mutlu umutlu ediyor.o yüzden kitap okurum eğer iyi insan örnekleri olmasaydı belkide yalandır ama kitaprta okumazdım...iyiki varlar etrafımda olmasalarda hala dünyada var olduklarını bilmek güzel... sizi seviyorum...robin houd ve diğer iyi yürekli çocuklar...
'' yeniden söyleyeyim; acıdan korkmuyorum.hep acıyla doğarız,bizimle büyür,zamanla alışırız;kol bacak sahibi olmak kadar olgunlaştırır acı çekmek. Aslında ölmekten bile korkmuyorum;çünkü insan ölürse ,demek ki doğmuş,demek ki hiçyokluktan sıyrılıp çıkmış.Gerçekten korktuğum şey hiçyokluk , olmamak ,yanlışlıkla bıle, raslantı ya da başkalarının dikkatsızlıgı sonucu bile olsa. hiç var olmamaış olmak.''
'''kendimle ilgili birşey söylemeyeceğim,çünkü bu tanıtım mektubu eline geçmeden önce sana yazacağım mektup için elimde yazacak birşeyler kalsın istiyorum.yine de gönüllü sürgün hayatımı sürdürdüğümü ve Meksika ya geçeceğimi belirteyim..
Dünyanın başka bir yerinde kanlı canlı kucaklaşıncaya kadar arkadaşından sana mektupla sıcak bir kucaklama..
Ernesto..'''
(TEKRAR YOLLARDA__TİTA'YA SÜRGÜNDEN YAZILAN İLK MEKTUP__ERNESTO CHE GUEVARA)
"İki tip trajedi vardır" diyordu Oz.
"Biri Shakespeare, diğeri Çehov trajedisi...
Shakespeare trajedisinde perde kapanırken sahnede bir dizi ceset ve kan gölü kalır.
Çehov trajedisinde herkes sağdır, ama hayatta kalmanın trajedisi ağır olmuş, sağ kalanlar büyük tavizler vermiştir. Yaşamaktadırlar, ama herkes mutsuz, kalpler kırıktır..."
Irak savaşı iki trajediyi oluşturuyor...
Perde kapanırken muhtemelen Bağdat'ta bir Shakespeare trajedisi yaşanacak:
Sahneden yüz binlerce ceset ve masum insanın kanından bir göl olacak.
Dünyanın diğer başkentlerinde ise final, bir Çehov trajedisini andıracak:
Galiplerin yanında saf tutanlar hayatta kalacak; ama haksız bir savaşa kar güdüsüyle boyun eğmenin günahı ile petrol için zorbalığa cevap verememenin utancı, kirli bir idam yaftası gibi ruhlarında asılı duracak...