kıtap da yazılacak cok bolum var ...
okudugum sayfa da;
.
.
.
(robınson un bakır uzerıne oyma sanatı vardı
savasdan once sevmıstı bu sanatı..ama sımdı yapmak ıstemıyor dunya yıkılsa bıle..)
robınson:
-cıgerlerım bu haldeyken acık havaya ıhtıyacım varr benım.ustelık gozlerımde eskısı gıbı olmayacak.
haklıydı verecek cevabım yoktu..
kalabalık sokaklardan bırlıkte gectıgımızde ınsanlar
pek...hatta bunun ıcın ozel olarak sefkat bıle bulundururlar.pek cok defa gayet ıyı hıssetmıstım bunu;o yedek sefkatı..
ganı ganıdır..kımse aksını ıddıa edemz..
gelgelelım ınsanların bu kadar berbat olmaya devam etmelrı pek hazındır;onca yedek sefkat varken..
bır turlu acıga cıkaramazlar onu..;nedense..
ıclerıne atarlar;ıclerınde tutarlar;hıcbır ıslerıne yaramaz...
SEFKATDEN GEBERIP GIDERLER;ICTEN ICE....
"... benliğini kesin ve aşılmaz sınırlarla belirlediğini,
böylece kendisini geri kalan her şeyden,
dünya'dan ayırdığını,
bu yolla bir parçası olmaktan çıktığı o engin okyanus,
yani dünya karşısında elbette ki cılız, sakat ve yetersiz düştüğünü görebilirdi.
fakat o haliyle bütün bunları elbetteki düşünemezdi.
bu yüzden varlıklarını benlikleriyle sınırlayan ve dolayısıyla,
aslında ona ait olduklarını bilmedikleri dünya karşısında cılız ve sakat olduklarını hisseden insanlar gibi,
varlığını tehdit ettiğine inandığı o devle savaşmaya karar verdi.
bu dev, dünya'nın ve onun içindekilerin ta kendisiydi.''
puslu kıtalar atlası buyuk bır adımdı{tesekkurler};
suskunlar..eflatunun gezmekten bıtkın dustugu gelen sesı arayısın ardından;
kitab_ül hiyel....degmeyın keyfıme...
kıtap da yazılacak cok bolum var ...
okudugum sayfa da;
.
.
.
(robınson un bakır uzerıne oyma sanatı vardı
savasdan once sevmıstı bu sanatı..ama sımdı yapmak ıstemıyor dunya yıkılsa bıle..)
robınson:
-cıgerlerım bu haldeyken acık havaya ıhtıyacım varr benım.ustelık gozlerımde eskısı gıbı olmayacak.
haklıydı verecek cevabım yoktu..
kalabalık sokaklardan bırlıkte gectıgımızde ınsanlar
pek...hatta bunun ıcın ozel olarak sefkat bıle bulundururlar.pek cok defa gayet ıyı hıssetmıstım bunu;o yedek sefkatı..
ganı ganıdır..kımse aksını ıddıa edemz..
gelgelelım ınsanların bu kadar berbat olmaya devam etmelrı pek hazındır;onca yedek sefkat varken..
bır turlu acıga cıkaramazlar onu..;nedense..
ıclerıne atarlar;ıclerınde tutarlar;hıcbır ıslerıne yaramaz...
SEFKATDEN GEBERIP GIDERLER;ICTEN ICE....
S:435
30 ocak 08
Kitab_ül Hiyel..
İhsan oktay anar...
"... benliğini kesin ve aşılmaz sınırlarla belirlediğini,
böylece kendisini geri kalan her şeyden,
dünya'dan ayırdığını,
bu yolla bir parçası olmaktan çıktığı o engin okyanus,
yani dünya karşısında elbette ki cılız, sakat ve yetersiz düştüğünü görebilirdi.
fakat o haliyle bütün bunları elbetteki düşünemezdi.
bu yüzden varlıklarını benlikleriyle sınırlayan ve dolayısıyla,
aslında ona ait olduklarını bilmedikleri dünya karşısında cılız ve sakat olduklarını hisseden insanlar gibi,
varlığını tehdit ettiğine inandığı o devle savaşmaya karar verdi.
bu dev, dünya'nın ve onun içindekilerin ta kendisiydi.''
puslu kıtalar atlası buyuk bır adımdı{tesekkurler};
suskunlar..eflatunun gezmekten bıtkın dustugu gelen sesı arayısın ardından;
kitab_ül hiyel....degmeyın keyfıme...
30 ocak 08
sevgli iz..
formuna bu sekılde tekrar yapdıgım ıcın umarım hos görürsün..=)))
uyelıgımı sılmeden once yazdıklarım forma ..
kendımı gordum ama sol yanda YABANCI yazıyodu...
ben de sol yandakı yabancılıgı kaldırıp acı kahve oldum tekrarr...=)
Adam yeteneklerini kullanmayı öğrendiğinde neler olabileceğinden korkuyordu.
Birden aklına çocukken sirke gidip de filleri ilk gördüğü gün geldi.
Üç tane fil vardı ve altı tonluk canlıların kaçmaması için ayaklarına ince birer halat bağlamışlardı sadece. N."nın aklı karışmıştı.Babasına neden hayvanların ipleri koparmadıklarını sorduğunu hatırlıyordu.
"Bu koşullanmaları ile ilgili bir şey"" diye açıkladı babası.
"Filler daha bebekken kalın demir zincirlere bağlanırlar. O ilk aylar boyunca da ne kadar çabalarsa çabalasınlar, bu zincirleri kıramadıklarını görürler."
"Ama ipler zincirlerden daha ince" dedi N.
"Filler ipleri koparabilir."
"Evet. Ama eğiticiler filler zincirleri kıramayacaklarını öğrenene
kadar ip kullanmazlar. Bak N., aslında o filleri orada tutan ipler
değil, kendi akıllarındaki koşullanma. İşte bu yüzden bilgi önemlidir.Eğer bir şeyi yapabileceğini düşünürsen, aslında bu mümkün olmasa bile yapabildiğini görürsün. Eğer yapamayacağını düşünürsen, o zaman
çoğunlukla da yapmazsın, çünkü denemezsin bile yapmayı."
-
´Schrödinger´in felsefi sorunu su: Bir kediyi biraz siyanür gazi,radyoaktif bir atom ve enerji sezdigi anda calismaya programlanmis bir cekicle ayni kutuya koyarsan ne olur?
Eger radyoaktif atom hareketlenirse, cekic siseyi kiracak, gaz dagilacak ve kedi ölecek...Atomda bir hareketlenme olmazsa, o zaman cekic hareket etmiyecek ve kedi yasayacak..
`ama sen kutuyu acip gözlemliyene kadar o ne hareketli ne de hareketsiz, ikisinin olasi bir bilesimdir. O zaman soru su: Kutu kapaliyken kediye ne olur?