Bir şizofrendim artık... Yalanlar söylüyordum, hem sana hem de ona... Kendimi tanıyamaz olmuştum. Hangisi bendim? İçimdeki, o güzelliğiyle dünyayı elde etmeye kışkırtılmış, karanlık ve ilgi tutsağı kadın mıydım; yoksa uğruna hayatından vazgeçmeye hazır olduğu aşkına mahkum, ezilmiş, kapılarda bırakılmış, verdiği güven ve taşıdığı masumiyetle sana cazip gelmeyen o sevdalı kadın mı? İkisi de olmak istemiyordum. Ama ikisinden de vazgeçemiyordum. Sanki biri olmazsa diğeri yıkılacak gibiydi. Birbirinden nefret eden ve birbirinin varlığına tahammül edemeyen bu iki benlikle yalnız kaldığımda çıldıracak gibi oluyor, ağır ağır ruhumu öldürüyordum. Artık yalnız kalmak dayanılmaz olmuştu benim için. Seni göremediğim zamanlar ona gidiyor, onu göremediğim zamanlar sana sığınıyordum. İçimdeki bu birbirine aykırı iki kadın beni durmadan diplere çekiyordu...
CELESTE DİYE BİR KİTAP OKUDUM AYRI YUMURTA İKİZİ OLAN JHON'UN ÖLÜMÜNDEN SONRA CELESTE ANNESİNİN YAPTIRIMIYLA KARDEŞİNİN YERİNE GEÇİP ONUN GİBİ YAŞAMAYA BAŞLAYAN HAYATINI ANLATIYOR DAHA ÖLMEDEN MEZARA KONULUŞU,ERGENLİĞİN GETİRDİĞİ SORUNLARI,TECAVÜZE UĞRAYIŞI,İSTENMEYEN BEBEĞİN DOĞUŞU,RUHLARLA HABERLEŞEN ANNESİ VE ERKEKLİKTEN SIKILMAYLA BAŞLAYAN YANLIŞLARININ ORTAYA ÇIKIŞINI ANLATAN BİR KİTAP RUHLAR MUHLAR ÇOK GÜZEL
En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
sırf uzaklaşmak için,
ve geride kalanlar
birinin onlardan
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
bir türlü tam olarak anlayamazlar.
'aynı kadınla iki kez
evlenerek hayatımı mahvettim'demiş
William Saroyan.
hayatlarımızı mahvedecek bir şeyler her zaman vardır,
William,neyin veya kimin bizi önce bulduğuna bakar,
mahvolmaya hep hazırızdır.
mahvolmuş hayatlar olağandır;bilgeler için de
ahmaklar için de.
ancak o mahvolmuş hayat bizimki olduğunda,işte ozaman
farkına varırız intiharların,ayyaşların,hapisane kuşlarının,uyuşturucu müptelaları ve benzerlerinin.
varoluşun menekşeler kadar,
gökkuşağı kasırga
ve
tamtakır mutfak dolabı kadar olağan bir parçası olduklarının..
Sevgili Homer,
Evde bana ait olan her şeyin senin olduğunu bilmeni istiyorum; istemediklerini Ulysses'e verirsin. Kitaplarım, gramoofonum, plaklarım, giysilerim, bisikletim, mikroskobum, balık altam, hepsi senin. Çünkü sen bundan böyle Macauley ailesinin reisisin.
Seni çok özlüyorum ve hep seni düşünüyorum. Ben iyiyim. Savaşlara hiç inanmadığım, gerekli olduklarında bile saçma bulduğum halde, şimdi orduda olmaktan onur duyuyorum, çünkü bir sürü insan benim gibi savaşın içinde. Durum bundan ibaret. Hiçbir düşmanı insan olarak kabul etmiyorum, zira insan olan hiç kimse benim düşmanım olamaz. O her kim olursa olsun, benim dostumdur. Benim kavgam onunla değil, önce kendi içimde yok etmeğe çalıştığım, o bahtsız yanıyladır.
Kendimi bir kahraman gibi hissetmiyorum. Bu türden duygular beleme yeteneğim yok. Kimseden nefret etmiyorum. Öte yandan aşırı yurtsever de değilim. Ülkemi, insanlarını, şehirlerini, evimi, ailemi her zaman sevdim. Keşke asker olmasaydım. Keşke savaş olmasaydı.
turgut Özakman'ın meşhur kitabı Şu Çılgın Türkler'den:
Emirdağ kaymakanlığı, Sakarya Savaşına Hazırlık..
Atatürk'ün ordunun başına geçmesi istenir ve Atatürk'te bunu kabul eder, ardından Tekalif-i Milliye Emirleri yayımlar. herkes malının bir kısmını devlete verecektir, fakat halkın durumu malum, millet yaşamını zaten zor sürdürmekte.. Emirdağ Kaymakamlığı'nda da işte bu konu konuşulmakta, halk acaba bu yükümlülükleri yerine getirecekler mi?? (sonrasını aynen alıyorum)...
Bunlar konuşulurken birden odanın kapısı kit diye ardı ardına kadar açıldı. kapının çerçevesi içinde Emirdağ'ın Delisi Battal belirdi.Bağırdı: - Selamünaleyküm!
- ulan deli, baksana çalışıyoruz. çık dışarı!
- kızma beyim, biliyorum, onun için geldim. duydum ki Kemal'in askeri çıplakmış. Allah Şahidimdir üzerimdekinden başka çamaşırım yok. Çoraplarımı getirdim. şimdi yıkadım, temizdir.!
yaklaşıp masanın üzerine bir çift ıslak yün çorap koydu. çarıklarını sıyırıp odanın ortasında bırakıp:
- 'aha bunlar da çarıklarım. haydi kolay gelsin!'
çıplak ayak, huzur içinde yürüyüp çıktı. kapıyı gümleterek kapadı.
üyelerin dilleri tutulmuştu sanki. kaymakam:
- halktan kuşkulandığımız için tövbe edelim beyler..' dedi.
- deli Battal gibi bir garibin bile yüreği köpürdüyse, tekmil halk ayaklanacak demektir. hızlanalım....