Hayatla aramızda kalın, yüksek ve dikenli bir duvar yükseliyor sanki, bulunduğumuz dar ve sıkışık alandan sıyrılıp hayatın duygularla ve düşüncelerle genişleyip, sonsuzluğa doğru açılan vadilerine yayılamıyoruz, bir duvarın dibinde her türlü duyguyu ve düşünceyi, içine sıkıştığımız alanın küçüklüğüne indirgeyerek, panik içinde birbirimizi çiğneyip duruyoruz.
Hayatla aramızdaki duvar ise sevgilerle örülüyor.
Vatan sevgisi, kadın sevgisi, namus sevgisi, dürüstlük sevgisi hayatla aramıza giriyor.
Sevdiğimiz her şeyi sevgiyle parçalayıp, o parçalardan duvarlar yapıyoruz.
Vatan sevgiyle parçalanıyor, kadınlar sevgiyle öldürülüyor, namus sevgiyle saldırganlığa dönüştürülüyor, dürüstlük sevgiyle bir sahtekârlık haline getiriliyor.
Hepimiz Aragon’un anlattığı insanlara benziyoruz.
“Aslında hiçbir şey kâr değil insana Ne gücü, ne zayıf yanlan, ne de yüreği gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi.”
Sevdiğimiz her şeyi göğsümüze bastırırken kırıyoruz.
Vatanı seviyoruz ve sevgiyle bastırırken göğsümüze vatanı, onu parçalara ayırıyoruz; vatanseverler yapıyoruz parçalardan, hainler yapıyoruz, düşmanlar yapıyoruz, kuşkular ve korkular yapıyoruz, sevgimizle bir kezzaba dönüp delik deşik ediyoruz sevdiğimiz şeyi.
Göğsümüze bastırırken kırdığımız vatan sevgisinden hayatla aramıza duvarlar örüyoruz, özgür olamıyoruz, rahat olamıyoruz, düşüncelerimizi söyleyemiyoruz, kendi ülkemizde ferah fuhur dolaşamıyoruz, hayatın içine giremiyoruz bir türlü.
Kadınları seviyoruz ve sevgiyle parçalıyoruz onları, evlere kapatıyor, yasaklarla kuşatıyor, sokaklarda gezmelerine izin vermiyor, dövüyor, bıçaklıyor, öldürüyoruz; ne kendimiz yaşayabiliyor, ne kadınları yaşatıyoruz; kadınlara duyduğumuz parçalanmış sevgiler hayatın bize sunmaya hazır beklediği her türlü mutlulukla, zevkle, keyifle aramızda büyük bir duvar gibi yükseliyor.
Hele namus sevgimizle dürüstlük sevgimiz.
“Hani giydirilmiş erler bir başka yazgıya İşte o silahsız askerlere benzer hayatı Sabahları o yazgı için uyanmış olsalar da Tükenmiştirler ve kararsızdırlar akşamlan.”
Namusu seviyoruz ve sevgiyle aşağılık bir silaha çeviriyoruz namusu; kendi namusumuz değil bir başkasının namussuzluğu ilgilendiriyor bizi, kendimiz için değil başkasını suçlamak için istiyoruz onu, yaşamak namussuzluğun giriş kapısı oluyor bizim için, ‘namuslu olan keyifle yaşamaz’ deyip, hayatla aramıza dikiyoruz parça parça edilmiş namusu.
Dürüstlüğü seviyoruz ve sevgiyle bir sahtekârlığa çeviriyoruz dürüstlüğü, işimizi iyi yapmak değil dürüstlük bize göre, gerçekleri korkusuzca söylemek değil, tabuların altında ezilmemek için verilen bir mücadele değil, egemenlere karşı başını dik tutmak değil, dürüstlüğü bir yemek parasına, bir uçak biletine satılabilir bir zavallı, bir meta haline getirip, yemediğimiz her yemek, binmediğimiz her uçakla kendi dürüstlüğümüzü kanıtlayarak, kötü yaptığımız işleri, korkularımızı, ezilmişliklerimizi, boyun eğikliğimizi, parçalanmış dürüstlüklerden imal edilmiş sahtekârlıklarımızın arkasına saklıyoruz ve kırık dürüstlüklerden bir duvar yapıyoruz hayatla aramıza.
Ve kırıyoruz göğsümüze bastırırken sevdiğimiz her şeyi.
Ve kırdığımız sevgilerden duvarlar örüyoruz hayatla aramıza.
‘Sabahlan o yazgı için uyanmış olsak da, tükenmiş ve kararsız oluyoruz akşamları.’
Kararsız ve tükenmiş, paramparça ettiğimiz sevgilerle yaptığımız bir duvarın dibinde korkmuş atlar gibi birbirimize çarpıyoruz.
Bir türlü açılamıyoruz hayata.
güzel bir yazı ama son cümlesinde bir türlü açılamıyoruz hayata sözü bence yanlış çünkü hayat insanlara çok güzel oyunlar oynuyor ve bu hayatta olmaktan pişmanım
Gecenin ortasında uyanıyorsun. Ağlamaya başlıyorsun. Bana ne oluyor?... Ah yaşamım, ah genşliğim...
Şişede biraz şarap kalmış. İçiyorsun. Saatin tik-takları. Uyumak...
İnsanlar bir mutlu yaşam özlemidir tutturmuşlar. Oysa asıl mutlu yaşama, ölsem de bir, yaşasam da dediğinizde kavuşuyorsunuz. Uzun bir süre sonra, nice bahtsızlıklarla didiştikten sonra varıyorsunuz o yere. Ve, sanıyor musunuz ki, insanlar sizi orada rahat bırakıyorlar? Hiç bir zaman...
Bu kayıtsızlık cennetine vardığınız anda, sizi oradan çekip çıkarıyorlar. Ulaştığınız cennetten çıkıp yeniden cehenneme dönmek zorunda kalıyorsunuz. Tam dünyayı yok saydığınızda, o dünya gelip sizi kurtarıyor - en azından alay konusu yapmak için, (...)
Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.
...
Niçin gözyaşı dökeriz?
Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlerle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyen Darwin' dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır.
Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır
Bir işi yapabilecek yetenekte olanlar, o işi yaparlar, yapamayanlar ise o işi öğretirler.
MARTIN ' IN BU YASAYA YAPTIĞI EK :
Öğretemeyecek durumda da olanlar, yapılmasını emrederler.
JONES ' IN YASASI :
Bir iş kötüye gittiğinde sinsice gülebilenler, sonuçta da rezil olacak kimseyi düşünmektedirler.
RUMANAK ' IN YASASI :
İnsanlar dört gruba ayrılır.
1. Sessiz sakin oturanlar ve hiçbir şey yapmayanlar
2. "Sessiz sakin oturma" konusunda konuşan ama hiçbir şey yapmayanlar
3. Bir şey yapanlar ve
4. "Bir şeyler yapma" konusunda konuşanlar
SEGAL ' IN YASASI :
Bir saati olan insan, saatin kaç olduğunu bilir. İki saati olan bir insan ise, saatin kaç olduğundan hiçbir zaman emin değildir.
MILLER ' IN YASASI :
Bir pis su birikintisinin ne kadar derin olduğunu içine girmeden kimse söyleyemez.
SIMON ' IN YASASI :
Birden fazla parçadan oluşan her şey eninde sonunda parçalanır.
CORNEILLE ' IN YASASI :
Otoriteler, konudan en az anlayan kimselerin çalışmalarını örnek göstermek eğilimindedir.
ALTES VE KAHN ' IN YASASI :
Bir komisyonun oturumunun etkinliği, katılanların sayısıyla ve görüşmeler için harcanan zamanla ters orantılıdır.
SHANAHAN ' IN YASASI :
Bir oturumun süresi, katılan şahısların sayısıyla karesel orantılı olarak artar.
HENDRICKSON ' IN YASASI :
Bir problemin çözümü çok sayıda oturum gerektiriyorsa, oturumlar o problemden daha önemli hale gelebilir.
PATTON ' IN YASASI :
Bugünkü iyi bir plan, yarınki kusursuz bir plandan daha iyidir.
WESTHEIMER ' IN PLANLAMA KONUSUNDAKI KURALI :
Bir işin tamamlanması için gereken sürenin tahmini :
1. İşin tamamlanması işin gerçekten gerekli olan süreyi tahmin edin.
2. Bunu iki ile çarpın.
3. Zaman birimini bir sonraki daha büyük birimle değiştirin.
Bu yolla, bir saatlik bir işin iki gün süreceği tahmin edilir.
GRESHAM ' IN YASASI :
Önemsiz şeyler hemen yapılırken, önemli şeylere hiç dokunulmaz.
PROJELERİN İŞLEYİŞİ İÇİN "DOKSAN-DOKSAN" KURALI :
Bir işin ilk %90'lik bölümü, gereken sürenin %90'ını alır; işin geri kalan %10'u içinse sürenin diğer %90'ı kullanılır.
SİPARİŞİN PRENSİBİ :
Dünkü deney için gerekmiş olan aletler, engeç sonraki gün akşamına kadar sipariş edilmelidir.
BİLİM VE SANATIN ALTIN KURALI :
Parası olan oyunun kuralını belirler.
GINSBERG ' IN TEOREMİ :
1. Hiçbir zaman kazanamazsın.
2. Hiçbir zaman kaybetmeden bırakamazsın.
3. Hiçbir zaman oynamaktan vazgeçemezsin.
GINSBERG ' IN TEOREMİ HAKKINDA EHRMANN ' IN YORUMU :
1. İşler iyileşmeye başlamadan önce, daima daha kötüleşme yönünde gelişir.
2. İşlerin iyileşmeye başlıyacağını kim söyledi ?
CHISHOLM ' UN YASASI :
Her şey yolundaysa, o zaman muhakkak bu şeyde terslik vardır.
MURPHY YASASI HAKKINDA G. TOOLE ' IN YORUMU :
Murphy iyimser biriydi.
BOLING ' IN POSTULATI :
Kendinizi formda hissediyorsanız; dert etmeyin, fazla uzun sürmeyecektir.
JOHNSON ' IN 3. KURALI :
Bir meslek dergisinin alınmamış bir sayısı, her an en çok gerekli olan sayıdır.
JOHNSON ' IN 3. KURALI na Ek :
Bütün tanıdıklar da tam o sayıyı ya kaybetmişlerdir, ya atmışlardır, veya kendileri de bulamıyorlardır.
RICHARD ' IN MÜLKİYETLE İLGİLİ KANUNU :
1. Yeteri kadar uzun süre saklanan eşyaların atılabileceğine rahatlıkla karar verilebilir.
2. Buna karşılık, atılmış bir şeye, artık geri getirilemeyeceği bir anda gereksinme duyulur.
BİLGİSAYAR PROGRAMCILIĞININ YASASI :
1. Kullanılan her program eskimiştir.
2. Her değişik program daha pahalıdır ve daha yavaştır.
3. Bir program kullanışlı ise, hemen yerine yenisi hazırlanır.
4. Bir program kullanışlı değilse yayınlanır.
5. Her program, bellekte boş kalan yerlerin hepsi doluncaya kadar uzatılır.
6. Bir programın değeri, basıldığı kağıdın ağırlığı ile orantılıdır.
7. Programcının bilgisi aşılıncaya kadar programın karmaşıklığı artmaya devam eder.
PAUL ' UN YASASI :
Dipten daha aşağıya düşemezsiniz.
WYSZKOWSKY ' NIN İKİNCİ YASASI :
Üzerinde yeteri kadar uzun süre uğraştıktan sonra, her cihazı çalıştırabilirsiniz.
YARATICI FİKİRLER İÇİN CLARK YASASI :
Bilimde, sanatta veya nerede olursa olsun, olay yaratacak fikirler üç çeşit tepki ile karşılanır.
Aşağıdaki üç söz bu tepkileri özetlemektedir.
1) Bu olanaksız. Vaktim kıymetli, beni boşuna meşgul etmeyin.
2) Tabii, olabilir. Ama uğraşmaya değmez.
3) Bunun iyi bir fikir olduğunu ben zaten her zaman söylemişimdir.
RASS YASASI :
Bir fikrin önemi hakkında hiçbir zaman peşin yargılı olmayın.
COHEN YASASI :
Bazı şeylerin çok iyi tanınmasını, o şeyler değil tanıtımında kullanılan kelimeler belirler.
BARTH ' IN İNSANLARI AYIRIMI :
İnsanların iki tipi vardır. İnsanları iki tipte ayıranlar ve bunu yapmayanlar.
HARRIS AKSİYOMU
Bütün iyiler kapılmıştır.
Paralel teori: Harika yaratık eğer kapılmamışsa mutlaka bir nedeni vardır!
EVRENSEL GERÇEK
Aşkın gözü kördür.
Diğer evrensel gerçek: Evlilik insanın gözünü açar.
CONWAYS KANUNU
Yanınıza yaklaşan genç ve güzel kız, sizinle ilgilendiğinden değil birini kıskandırmak için etrafınızda dönüyordur.
BEYAZ ATLI PRENS KANUNU
Prensi bulacağım diye çok kurbağa öpülür.
DONCKELS PERŞEMBE GECESI KANUNU
Gece saat üçte sadece şişkolar kalır.
DONCKELS CUMA SABAHI KANUNU
Pencere benim pencerem değil, oda benim odam değil, yanımdaki kim?
KAZABLANKA KANUNU
Sizinle beraber olsun diye sürekli para harcadığınız top model gecenin sonunda resminizi çeken paparazzi ile buluşacaktır.
ONASIS KANUNU
Para aşkı satın alamaz ama çok şey halleder.
GOLD CARD KANUNU
Siz onun saçının rengine vurulduysanız o da sizin kredi kartınızın rengiyle ilgileniyor olabilir.
MEYER KANUNU
Kuru fasulye yedikten sonra arabaya otostopçu kız alınmaz.
OLASILIK KANUNU
Çok güzel, kibar, akıllı, hoş, zeki, cici bir kızla karşılaşma şansınızın arttığı yer sizden daha yakışıklı, akıllı, zengin bir arkadaşınızın yanıdır.
EVRENSEL KANUN
Kadın erkeği anladığı anda onun ne söylediğini dinlemekten vazgeçer.
MARKUS KANUNU
Her zaman daha iyisi vardır.
İkinci Markus: Kaçmanız gerektiği anda göreceğiniz kabus bacaklarınızın tutmadığıdır.
RUDNER KANUNU
Beraber olduğunuz erkek
Olgunlaştığında
Yeni bir iş bulduğunda
Tedavi gördüğünde
düzelecek zannediyorsanız..... bugün terk edin.
TEMEL KANUN
Aşk hayal gücünün aklı yenmesidir.
İSTİSNA KANUNU
Kadınlar ya her şeyi unutur, ya her şeyi hatırlar.
GROENING KANUNU
Evlilik deyince kadınlar merasimi anlatır, erkekler delikanlılık yıllarını.
EVLİLİK KANUNU
Tek başınayken asla yaşamadığın sorunlara iki kişinin beraberce çözüm bulması sanatı.
THOM KANUNU
Evliliğin süresi evlilik törenine harcanan parayla ters orantılıdır.
GRANT KANUNU
"Tam evlenilecek kadın" dediğiniz hanım sizi nikahına davet edecektir.
MURPHY KANUNU
Çöpü kim indirecek kavgası her seferinde çöp kamyonu sokaktan geçtikten sonra biter.
DIOR KANUNU
Elbise ne kadar güzelse onu çıkartmak isteği o denli güçlüdür.
Paralel kanun: En güzel elbiseler en zor çıkarılanlar olur.
HARTLEY KANUNU
Kendinizden daha çılgın biriyle asla beraber olmayın.
FRISH KANUNU
Tanımadığınız bir kişi size bakıp garip garip gülüyorsa on tane açıklaması olabilir.
Ama on kişi size bakıp garip garip gülüyorsa tek açıklaması vardır: Dükkanları kapatın!
WILLOUGHBY YASASI
Birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız makine o anda çalışacaktır.
ANDREW YOUNG YASASI
Eğer 100 işadamı yasal olmayan bir is yapmaya karar verirlerse, o is yasal olur.
AXWELL'IN CIKARDIGI SONUC
Eğer havayı soluyabiliyor ama suyu içemiyorsanız geri kalmış bir ülkedesinizdir. Oysa, suyu içebiliyor ama havayı soluyamıyorsanız kalkınmış bir ülkedesinizdir.
LOFTA'NIN GOZYASLARI
Hiç kimse sizi kendinizi iyi hissettiğiniz zaman terk etmez.
FANT YASASI
Bir eliniz dolu iken diğer elinizle kilitli bir kapıyı açmak zorunda kaldığınızda, anahtar kesinlikle elinizin dolu olduğu taraftaki cebinizdedir
MONLY'NIN KURALI
Mantık, yanlış sonuca özgüveninizi yitirmeden sistematik bir biçimde ulaşma yöntemidir.
GOODWIN'DEN HATIRLATMA
Gözle görülen eleştirilmeye mahkumdur.
FULTON'UN YERCEKIMI YASASI
Düşen bir nesneyi sakin tutmaya çalışmayın. Bırakın düşsün, daha az zarar görecektir.
CAMPBELL YASASI
Ne kadar az is yaparsanız, isleriniz o kadar yolunda gider.
KOVAC'IN YASASI
Telefonda yanlış numara çevirdiğinizde, asla meşgul çalmaz.
ANONIM BIR YASA
Beklenmedik bir yerden gelen para, beklenmedik bir harcamaya gider.
ONEMLI INSANLAR KURALI
Büyük hayranlık ve saygı duyduğunuz insanların derin düşüncelere daldığını gördüğünüzde, olasılıkla öğle yemeğinde ne yiyeceklerini düşünüyorlardır.
YASENEK'IN GOZLEMI
Öpüşen insanlar birbirlerine o kadar yaklaşırlar ki, birbirlerinin hatalarını göremezler.
ARLEN YASASI
Bir yerden ayrılırken, insanların size ne kadar iyi davrandıklarını görmek çok ilginçtir.