arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 62
Forumlar >> Off Topic >> DİNİNE GÖNÜLDEN BAĞLI BİR LİDER O MUSTAFA KEMAL ATATÜRK bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar DİNİNE GÖNÜLDEN BAĞLI BİR LİDER O MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
offline hakan
Mesajlar: 26

88019
Biz Toplum Olarak Böyle Bir Millet Deildik Neler oluyor Bize..?? bundan 5-10 yil önce ATATÜRK için Hiç Kimse kötü düşünmez söz söylemezdi neden Yobazlaşıyoruz Kimler Aklimizi,Fikrimizi Alıyor Neden almalarına İzin verıyoruz...ATATÜRK Bizim canimiz kurtarıcımız ulu ÖNDERİMİZ bunu herkes böyle bilsin asla ondan ve onun bıraktığı eserlerden vazgeçmeyeceğiz....ATATÜRKÜ ve bizi çekemeyenler....musait yerlerine çanak taksin belkı ozaman çeke bılırler..

17-11-2008 11:20 | cevapla | Şikayet Et!
offline inana
Mesajlar: 145

::A::L::İ:: demiş ki; "Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum."

-Mustafa Kemal Atatürk-

bravo size en büyük din sizin dinizniz en büyük sizsiniz baska büyük yokkkkkkkkkk
Atatürk, İslam ahlakını ve dinimizin vecibelerini daha aile ocağındayken öğrenmiş, tahsil yaşamı boyunca da bu bilgilerini pekiştirerek geliştirmiştir. "Ilımlı-modern-dindar" yapının, en güzel örneği ve en başarılı uygulayıcısı, laik Cumhuriyetimiz'in kurucusu Büyük Önder Atatürk'tür. Ulu Önder, her zaman gericilikle mücadele ederken İslam'ı yüceltmiş; dolayısıyla bu ikisi arasındaki ayrımı en doğru biçimde yapmıştır. Tekke, türbe ve zaviyeler onun döneminde kapanmış, ama ilk Türkçe Kuran meali de yine onun döneminde yayınlanmıştır. Türk insanının ihtiyaçlarını ve özelliklerini çok iyi bilen, gericiliğe, yobazlığa her zaman karşı olan Atatürk, Türk Milleti'ni dinin özüne yöneltmeyi amaçlamış ve bugün milletçe ulaşmayı hedeflediğimiz yapıyı her yönüyle tecelli ettirmiştir.

Şüphesiz ki din, Büyük Önder'in de dikkat çektiği gibi demokrasinin ve milli bütünlüğümüzün vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. Bir milletin fertlerini birarada tutan en güçlü bağ olan din, aile, ahlak ve devlet müesseselerinin de devamını sağlayan en önemli unsurdur.

Dinin var olmadığı veya dini değerlerin ortadan kalktığı bir toplumda, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak aile, ahlak ve devlet kavramları da geçerliliğini yitirecek ve kısa süre içinde ortadan kalkacaktır. Böyle bir gelişme ayrıca, tarihi ve kültürü ne kadar eskiye dayanırsa dayansın bir milleti birbirine bağlayan milli ve manevi tüm bağların parçalanmasını, anarşinin hortlamasını ve toplumun bölünmesini kaçınılmaz hale getirecektir.

İşte bütün bu nedenlerden ötürü, toplum dokusunun vazgeçilmez parçası niteliği taşıyan din müessesesinin devamını sağlayamayan bir ulusun sosyolojik ve bilimsel açıdan ayakta durması mümkün değildir. Gerek kişi, gerekse toplum açısından dinin lüzumlu bir müessese olduğunu belirten, siyasi alanda yaptığı sayısız reformla bu sağlıklı bakış açısını geniş kitlelere yaymayı hedefleyen Büyük Önder Atatürk, Türk Milleti'nin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini "Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur"; "Din vardır ve lazımdır." (Yakınlarından Hatıralar, Asaf İlbay, s. 102) sözleriyle teşvik etmiştir. Milletini, batıl inanışlardan arındırıp, gerçek dine yöneltmeyi amaçlamıştır. Bunun için de Kuran'ın kolay bir şekilde okunup anlaşılmasını sağlamak amacıyla Türkçeye çevrilmesi emrini vermiştir:

"Sonra Kuran'ın tercüme ettirilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçeye tercüme ediliyor. Hz. Muhammed'in hayatına ait bir kitabın tercüme edilmesi için de emir verdim." (Atatürk'ün Temel Görüşleri, Fethi Naci, s.55)

Kuran'ın Türkçeye çevirilmesi emrini verirken, Atatürk'ün isteği Müslüman milletinin imanının güçlenmesidir. Bunu ifade ettiği sözleri şöyledir:

"Camilerin mukaddes mimberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 1, s. 225)

Büyük Önder, gerçek dinin temelini ve Müslümanların konuyu hangi kıstaslara göre değerlendirmeleri gerektiğini 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir'deki Paşa Camii'nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere şöyle ifade etmiştir:

"Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 2, s. 93)

Atatürk, İslam dininin tamamen ilme ve mantığa uygun bir din olduğunu bir başka sözünde de şöyle ifade etmiştir:

"Bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. ... İslam'ın sosyal hayatı içinde hiç kimsenin, bir özel sınıf halinde varlığını sürdürme hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini kurallara uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz" (Atatürk"ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s. 90)

Büyük Önder Atatürk, Türk Milleti'nin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini de, sıklıkla vurgulamıştır. Ayrıca, Atatürk'ün Osmanlı Devleti'nin çöküşünü dine bağlayan, Türk düşmanlarına yanıtı ise kesin bir şekilde olmuştur:

"Düşmanlarımız, bizi dinin etkisi altında kalmış olmakla itham ediyor, duraklamamızı ve çöküşümüzü buna bağlıyorlar; bu bir hatadır. Bizim dinimiz hiç bir vakit kadınların, erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şey, Müslüman erkekle, Müslüman kadının beraberce din öğrenerek eğitilmesidir. Kadın ve erkek bu ilim ve eğitimi aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla mücehhez olmak zorundadır. İslam ve Türk tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kuralla bağlanmış zannettiğimiz şey yoktur. Türk sosyal yaşantısında kadınlar bilimsel yönden eğitim ve öğretim görmekte ve diğer konularda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s.86)



Dini meseleler hakkındaki görüşlerini öğrenmek isteyen Fransız gazeteci Maurice Perno'ya Atatürk yine kesin bir şekilde şu cevapları vermiştir:

M. Perno:Şu halde yeni Türkiye'nin siyasetinde dine aykırı hiçbir temayül ve mahiyet olmayacak demek?

Atatürk: "Siyasetimiz dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissediyoruz."

M. Perno: Zat-ı asilaneleri, düşündüklerini bendenize daha iyi izah buyururlar mı?

Atatürk: "Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki Türkiye istiklalini veren bu Asya milleti içinde daha karışık, sun'i, batıl inanışlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Eğer ışığa yaklaşamazlarsa kendilerini mahv ve mahkum etmişler demektir. Onları kurtaracağız." (Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.32)

Atatürk her yönüyle olduğu gibi dindarlığıyla da milletine en güzel örnek olmuştur. Ulu Önder, dindar kişiliğinin bir göstergesi olarak din adamlarına karşı her zaman samimi bir şekilde hürmetkar olmuş ve saygı duymuştur.

Cumhuriyet'in ilk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi, Atatürk'ün kendisine duyduğu saygı ve hürmeti şöyle anlatmıştır:

"Ata'nın huzuruna girdiğimde beni ayakta karşılardı. Utanır, ezilir, büzülür, "Paşam beni mahcup ediyorsunuz" dediğim zaman "Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın icaplarındandır." buyururlardı. Atatürk, şahsi çıkarları için kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi." (Atatürk ve Din Eğitimi - Ahmet Gürtaş - Diyanet İşleri Bakanları Yayınları s.12)

<img src="http://img99.imageshack.us/img99/8110/10xx3.jpg" border="0">



Atatürk Kuran okutulmasına da son derece önem vermiştir. Hafız Zeki Çağlarman Atatürk'ün bu yönünü şöyle anlatmıştır:

"Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım'la uzun yıllar komşuluk yaptık. Her yıl Ramazan ayı yaklaşınca Atatürk kız kardeşine; "Makbule, Ramazan geliyor, annemize hatim okutmayı ihmal etme"der ve hatim okuyacak hafıza hediye edilmek üzere bir zarf içerisinde para verirdi."

17-11-2008 11:31 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Atatürkü dinsiz gösteren kesim Cumhuriyeti,laikliği içine sindiremeyen kesimlerdir sadece.

Sırf 2 konu yeter Atamın dinine ne kadar bağlı olduğunu kanıtlamak için.

1- Meclis açılışı normal şartlarda 22 nisan perşembe günü olarak düşünülmüştür ama Atatürk cuma gününe denke gelmesi için açılışı 23 Nisan cuma gününe ertelemiştir.Ve meclis dualarla açılmıştır.

2- Suudiler 1926 yılında sınırları içinde tüm mezarlıkları yıkıyorlardı.Atatürk sıranın Hz. Muhammed in kabrine geldiğini öğrenince bir telgraf çekerek, eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aşağı gönderirim demiş.Bunun üzerine suudiler peygamber efendimizin mezarına dokunanamıştır.




17-11-2008 12:05 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Gkhn demiş ki; Atatürkü dinsiz gösteren kesim Cumhuriyeti,laikliği içine sindiremeyen kesimlerdir sadece.

Sırf 2 konu yeter Atamın dinine ne kadar bağlı olduğunu kanıtlamak için.

1- Meclis açılışı normal şartlarda 22 nisan perşembe günü olarak düşünülmüştür ama Atatürk cuma gününe denke gelmesi için açılışı 23 Nisan cuma gününe ertelemiştir.Ve meclis dualarla açılmıştır.

2- Suudiler 1926 yılında sınırları içinde tüm mezarlıkları yıkıyorlardı.Atatürk sıranın Hz. Muhammed in kabrine geldiğini öğrenince bir telgraf çekerek, eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aşağı gönderirim demiş.Bunun üzerine suudiler peygamber efendimizin mezarına dokunanamıştır.






ampul kafalılar hayret bu yazdıklarınıza bır sey yazmamıslar....

kopyala yapısdır yaptıkları gazete kupurlerınde
buna daır bırsey yokda ondan mı acaba....




17-11-2008 12:58 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

AcI_KaHVe..eLa...-IRKÇILIGA HAYIR..!- demiş ki;


ampul kafalılar hayret bu yazdıklarınıza bır sey yazmamıslar....

kopyala yapısdır yaptıkları gazete kupurlerınde
buna daır bırsey yokda ondan mı acaba....





Şimdi efendim bu tür bilgiler tarih kitaplarında olur.Az çok tarihini araştırmış bir insan bunları bilir zaten.ama dediğiniz gibi hayatları internet sitelerinden kopyala yapıştır olan insanlar bunları bulamazlar çünkü kopyalama yaptıkları siteler zaten en büyük Atatürk düşmanları....


17-11-2008 13:03 | cevapla | Şikayet Et!
offline EmoTioN [GS RH+]
Mesajlar: 19888

8461
yüreğine sağlık yavru... eee ilk defa tartışmasız bi form olacak desene

17-11-2008 13:48 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..


atatürkü din düşmanı olarak göstermeleri kendilerinini karakterlerinin bozuk olduğunu gösterir

17-11-2008 14:28 | cevapla | Şikayet Et!
offline kaan
Mesajlar: 237

Gkhn demiş ki;

Şimdi efendim bu tür bilgiler tarih kitaplarında olur.Az çok tarihini araştırmış bir insan bunları bilir zaten.ama dediğiniz gibi hayatları internet sitelerinden kopyala yapıştır olan insanlar bunları bulamazlar çünkü kopyalama yaptıkları siteler zaten en büyük Atatürk düşmanları....


ELİNE DİLİNE SAĞLIK PATRON

17-11-2008 14:36 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

ALİ ELİNE SAĞLIK DOSTUM

17-11-2008 15:01 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Just Be[Sırra Kadem Bastım] demiş ki;


Mesela Atatürk yerine hümeyniyi sevmelerinin ve yaşadiklarini travmalarin nedenlerinin birisi bu olabilir Ali'cim



peki sizce kim bu humeyniyi sevenler...

17-11-2008 16:07 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com