Ne ararsın Tanrı ile aramda.?
Sen kimsin ki orucumu sorarsın.?!
Hakikaten gözün yoksa haramda;
Başı açığa niye türban sorarsın.?!
Rakı,şarap içiyorsam sana ne.?!
Yoksa sana bir zararım içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye;
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.!
Esir iken mümkün müdür ibadet.?
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet
İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.!
Can Dündar'ın Mustafa belgeseline en sert eleştiri Cumhuriyet Gazetesi'nden geldi. Cumhuriyet'te yer alan ve Murat Sayın'ın çizdiği karikatür;
Devrim Tarihçisi Yrd. Doç. Dr. Görgülü'nün 'Mustafa' hakkındaki görüşleri
“Olay, Mustafa Kemal’i ‘Atatürk’ olmaktan düşürmek, Mustafa Kemal’i Türk insanının gönlünden çıkarmak, dimağından silmek amaçlı idi. Duruma bu gözle bakınca, işin ciddiyeti, önemi büyüdü.”
Atatürk’ün uydurmalarla, iftiralarla neden kötülendiğini, asıl hedefin Atatürk mü olduğunu sorgulayan İsmet Görgülü, yanıtın Amerikalı gazeteci Nick Ludington’un sözlerinde bulunabileceği kanısında:
“Türkiye’yi birleştiren, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bunlarsız Türkiye dağılabilir…“
Görgülü’nün vardığı sonuç şu:
“Asıl hedef Türkiye’dir, Türkiye’nin dağıtılması, bölünmesidir. Bunun için, Türkiye’nin kuruluş felsefesi olan Kemalizmi tasfiye etmek, Kemalizmin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü Türkiye’den silmek politikası izlenmektedir.
Bu politikayı kimlerin izlediğini anlamak için Kemalizme yaklaşımlarına bakmak yeterli olur. Hangi ülke veya ülkeler Kemalizme karşıt ise bu politikanın peşindedir ve Türkiye üzerine bir niyeti vardır. İçerideki dinciler, bölücüler ve işbirlikçiler ise bunların vasıtasıdır.”
“Mustafa” filminin tarih danışmanı Faruk Alpkaya imiş.
SBF öğretim üyesi olan Faruk Alpkaya, “Kemalizm, ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder” diyen liberal düşünceci Prof. Dr. Atila Yayla’ya destek bildirisi ile “türbana özgürlük” bildirisine imza atan akademisyenler arasındadır.
Faruk Alpkaya, Türkiye’deki tarih ders kitaplarının “ulusçuluk ideolojisini aşılayan” metinler olduğunu, hatta “düşmanlık” ve “potansiyel şiddet” kaynağı olduğunu “okullarda anlatılan tarihin hayattan tamamen koptuğunu, tarih eğitiminin bugünü yönlendiremez hale geldiğini” dile getiren raporlara imza atan akademisyen olarak da tanınır.
Piyasaya yeni sürülen “Mustafa” filmi ekibinin tarih anlayışı işte bu kadar yalındır...
İnce sanat
Can Dündar, “Mustafa filminde Atatürk korkak biri olarak mı gösterildi” sorusuna şu karşılığı veriyor:
“Atatürk ‘Ben karanlıkta yatamam çocuk’ diyor. Karanlıktan korktuğunu söylemiyor filmde. Benim o sahneyi koymamın amacı, o dönem mum alacak paralarının bile olmadığını anlatmaktı. Eğer buradan Atatürk’e korkak denildiği imajı çıkıyorsa bunda kötü niyet var demektir.”
Arkadaş çok iyi niyetli aslında da, izleyici hödük... Öyle ince sanat yapıyor ki, anlayamıyorlar.
bravo bu gence harika bi mektup olmuş
bende filmi seyrettim ve hiçmi hiç beğenmedim can dündar atatürk hakkındaki kendi düşüncelerini belgesel diye yayınlamış ; eğer can dündar bu belgesel benim atatürk hakkındaki düşüncelerimi yansıtıyo deseydi eyvallah ama buna mustafa belgeseli demesi herşeyi değiştirir ve can dündarın kötü niyetini gösterir
bu mu alnından öpülecek insan...tamam bende can dündarın empoze dolu filmin beğenmedim...
nasıl bi mektuptur bu...çok üzüldüm...bu mektup can dündara değil...başka yerlere gönderilmiş hakaret dolu bir mektup...
müslümanlara direk hakaret edilmiş ki...dündar resimde Atatürk'ü içkici,kadın düşükünü olarak göstermiş...dinden uzak biri gibi göstermiş...bu yapılan büyük saygısızlıktır...bu durumda bu mektup tama tersi bi mektup olmalıydı...
şimdi vahdettin samsuna gönderilme sebebi olarak aynı düşünncede olan müslüman olmayan insanlar da var...ne alakası var...be ne çirkim bir saptama böyle...Atatürk'ü diktatör dinsiz kadın düşkünü olarak gösterdiği için eleştirebilirdi...ama bu eleştiri başka yerlere kaymış...yazık çok yazık...
peki bu mektup neden müslümanlara yönelik ağır eleştirler var...ne alakası var...bu filmin böyle kötü olmasında müslümanların suçu ne...neden sadece dündarı suçlamıyor...şimdi bu mektup çok mu yerinde bi mektup...yazıklar olsun...bu gençlerin beynini böyle yıkayanlara...
Dündar'ın Mustafa filmi 'yanlış' ve 'sakıncalı' bulunarak İstanbul'a geri gönderildi.
Hürriyet Gazetesi Yazarı Yalçın Bayer ilginç gelimeyi köşesinde kaleme aldı;
GAZETECİ yazar Orhan Karaveli bildiriyor:Salı sabahı (dün) İstanbul’a dönüşte incelediğim gazetelerden Atatürk’ün 70. ölüm yıldönümüne kimilerinin beklenen ilgiyi göstermediğini öğrenerek üzüldüm.
Galatasaraylılar ve Işık Vakfı üyeleri ile Batı Trakyalı Türkler, Atatürk'ü doğduğu evde andılar
Selanik’te ise durum çok farklıydı.
Galatasaraylılar Derneği üyeleri olarak eşlerimiz ve çocuklarımızla birlikte ve başkanımız sanatçı Candan Erçetin ve arkadaşlarının titiz organizasyonu ile Selanik’e gittik. ’Dostluk Treni’nin bütün vagonları bize tahsis edilmişti.
Atatürk’ü, 70. ölüm yıldönümünde ’Güneşin Doğduğu Yer’ dediğimiz doğduğu evde anacaktık. 180 kişiydik. Trende yer bulamayanlar otomobil ve otobüslerle bize katılmıştı.
Dedeağaç, Gümülcine ve İskece gibi Yunanistan’ın Türk bölgelerinden gelen kadınlı-erkekli gruplar... Işık Vakfı Okulu öğrencileri... Başkonsolosluğumuzun da bulunduğu evin bahçesini yüzlerce kişi doldurmuştu. Hafta başı olması nedeniyle yoğun trafiğin oluşturduğu caddeler Türkiye’den gelen otobüsler nedeniyle adeta kapandı. Dostça ve anlayışla davranan Selanik polisine çok iş düştü.
09.05’te Atatürk’ümüzü sevgiyle, saygıyla, eksilmez şükran duygularıyla andık. İstiklal Marşı’mızı söyledik. Başkonsolos Hakan Abacı, Candan Erçetin ve öteki kafile başkanları anlamlı konuşmalar yaptı. Işık Okulu öğrencileri bir ’oratoryo’ sundu, şiirler okundu.
Başkonsolos’un zarif eşi Sayın Artemiz Abacı ziyaretçilere helva bile ikram etti.
Bir kez de program dışına çıkıldı; özel olarak getirilen ’Mustafa’ filminin ’Selanik Galası’, son gelişmeler ışığında yanlış ve sakıncalı bulunarak gösterimi iptal edildi ve film gösterilmeyerek İstanbul’a geri gönderildi. Başkonsolosluk çevrelerinden aldığımız bilgiye göre, ’Mustafa’ filmi gösterime girseydi Yunan basını Atatürk’ü aşağılamak için kullanabilir, bu da Türk-Yunan ilişkilerine zarar verebilirdi.
Beni anlatan bir film yapmışsın .
Kızgınım, utanç içindeyim.
Sana değildir kızgınlığım. Filmdeki Mustafa'dan da utanmış değilim.
Başaramamışım, bundandır utancım.
Komutam altında, bu vatan için kanını akıtan Türk askerlerinden utandım.
"Özgürlük" demiştim, benim karakterimdir. .
"Bilim" demiştim, tek yol göstericidir.
Sen, "Karanlıktan korkardı" demişsin benim için.
Korkardım evet. Bu ulusu boğmak isteyen karanlıklardan çok korktum.
Ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya.
Söküp atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden?
Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk?
Nerde benim nesilleri emanet ettiğim öğretmenler?
Anlatmadılar mı sana?
Başkomutan olarak cepheden cepheye koşarken ve bütün kararları tek başıma alabilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk? Böyle diktatör olur mu?
Ah be çocuğum.
Neden, nasıl düşman ettiler seni bana?
Baktım aşktan, sevgiden, aileden bahseden güzel şeyler yazmışsın bugüne kadar.
Belli ki,çalışkansın, zekisin. Kara cüppeleri ile milletin ümüğüne çökmüş olan yobazları çok iyi anlarım da çocuk, seni anlayamıyorum.
Onlar zaten hiç sevmedi beni. Yüzyıllardır süren iktidarlarını çekip almıştım ellerinden.
Sevmeyecekler beni elbette..
Peki sen çocuk, sen neden kol kola girdin bu kara kalplilerle?
Dedim ya, sana değil kızgınlığım.
Başaramamışım.
Anlatamamışım demek ki özgürlüğün kıymetini, bağımsız bir ulusun, onurlu özgür bireyi olmanın ne büyük bir nimet olduğunu.
Yazık olmuş, onca vatan evladının kanına, onca ananın göz yaşına. Veremem ki şimdi hesabı, ne o gencecik bedenlere, ne de gözü yaşlı analara.
"Bu muydu uğruna bizi ölüme gönderdiğin vatan?" derlerse,
"Bu nesiller miydi,ölen evlatlarımızın kanıyla kurduğun ülkeyi emanet ettiğin?"