arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 58
Forumlar >> Off Topic >> CAN DÜNDAR'a MEKTUP bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar CAN DÜNDAR'a MEKTUP
offline Harun Arda
Mesajlar: 15

kaan demiş ki; TÜM SATILIK KÖPEKLERE...
ANITKABİR KADAR TAŞ DÜŞSÜN BAŞINIZA...


Amin.

09-11-2008 22:17 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Çok güzel bir mektup olmuş.Mektunu yazan arkadaş filmi beğenmeyen birçok insanın fikirlerini yansıtmış bir nebze.

Ben herşeyi geçiyorumda Atamı bir dikdatör gibi göstermek istemesine şaşırıyorum can dündarın.

Siz "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyen bir dikdatör gördünüz mü hiç ?

Can dündar kimin ekmeğine yağ sürmek istiyorsa bunu çok güzel başarmış.

09-11-2008 23:17 | cevapla | Şikayet Et!
offline murat-tlv (yokluğuml...
Mesajlar: 11477

123419
MUSTAFA FİLMİ ÜZERİNE


Mustafa Kemal Atatürk’ün doğumundan ölümüne kadar yaşamını konu alan, yazarı ve yönetmeni tarafından dramatik belgesel olarak nitelendirilen Mustafa filmi saptırmalarla doludur. Önce filmin ismi yanlış ve saptırıcıdır. Dünyada ilk kez emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı kazanan, tüm mazlum ülkelere örnek olan bir kişi, ayrıca kurduğu cumhuriyet ve Kemalizm ideolojisi yirminci yüzyıla damgasını vurduğu gibi, yirmi birinci yüzyılda da yol göstericiliğini sürdürmektedir. Böyle bir lidere “insan boyut!” diye siz Mustafa diyemezsiniz. O, Türklerin atası olmayı tartışmasız hak etmiş kişidir.

Cumhuriyetle birlikte başlattığı uluslaşma ve aydınlanma devrimi ile bir mucize yarattığı açık bir gerçektir.

Baştan sona saptırmalarla dolu olan anlatıdan hiç olmazsa birkaçını söylemek istiyorum. Anadolu’daki çete hareketlerini bastırmak üzere görevlendirilen bir Osmanlı Paşasını, Sultan Vahdettin’i aklama çağrışımı yaptıran bir anlatımla, Kurtuluş savaşını başlatması için görevlendirilmiş gibi gösterilmesi kabul edilemez. Vatanın kurtarılması için girişimlerde bulunduğu anda görevden alınması, İstanbul’a çağrılması, hakkında ölüm fermanı çıkarılması izah edilemez.

Kürtlere özerklik verilecekti vaadinin yerine getirilmeyişi Şeyh Sait isyanını doğurdu gibi bir ifade ülkemizi bölmek isteyenlerin elini güçlendirmekten başka bir işe yaramaz. Böyle bir yorum dış güçlerin kışkırtmasını görmemezlikten geldiği gibi, Atatürk Ulusçuluğunu da hiç anlamamaktır. Bilindiği gibi Atatürk ulusçuluğu hümanisttir; ırkçılığa , dinciliğe dayanmaz. Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan halkı eşit ve özgür sayar, kalkınmacıdır. Refahı doğu batı demeden eşit şekilde yaymayı amaçlar. Çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkmak için tüm fertlerinin laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletinde eşit ve özgür yaşamalarını amaçlar. Böyle bir düzende kendilerine ayrıcalık isteyen kişi ve gruplar çağdaş Türkiye’nin önünde en büyük engeldir.

Yıkıntılar arasından kurulan Cumhuriyetin, kalkınma hızı 1923-1938 arası ortalama % 10 dur. 1929 Dünya ekonomik buhranına rağmen, kalkınmanın büyük bir coşkuyla sürdüğü, Birinci beş yıllık kalkınma planının başarıları ortadayken, ekonomik durumun kötüye gittiğini, yolsuzluk ve yoksulluğun arttığını iddia edip hemen arkasından, aynı zamanda hitabet sanatının en güzel örneklerinden sayılan onuncu yıl nutkunu okutmak bilgisizlikten kaynaklanmıyorsa nedir?

1933-1938 arası devrimlerin oturmaya başladığı okuma yazma oranının arttığı, halkevlerinin yurt çapında örgütlendiği Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih kurumunun uluslaşma sürecini hızlandırdığı, demir ağların yurdumuzu ördüğü, sanayileşmede dev adımların atıldığı, konservatuarın kurulduğu, bilimde ve sanatta ciddi adımların atıldığı, kadınların seçme ve seçilme hakları da dahil sosyal hayatta daha etkin olduğu bir dönemi anlatırken Atatürk evinde emekli hayatı yaşıyordu, yalnızdı, canı sıkılıyordu, her gün bir büyük rakı içiyordu gibi yansıtmak bilinçsizlik değilse hangi amaç için saptırılmıştır.

Kurtuluş savaşını birlikte başardıkları bir çok arkadaşının yapılan büyük devrimi kavrayamadıkları için yoruldukları doğrudur. Günümüzde de olduğu gibi onun Türk ulusunu çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak için bilinçli ve kararlı mücadelesini anlayanların sevgisi hiçbir insana nasip olmayan bir oranda artarak sürmektedir. Özel kalem müdürü Salih Bozok’un Atatürk’ün ölümü üzerine yaşamına son vermesi, yine onun yakınları tarafından ne kadar sevildiğinin göstergesidir.

Kemalizm’in, aklın ve bilimin en son gelişmesini de içine alan, insani değerlerin en gelişmişliğini amaçlayan bir ideoloji olduğunu görmezden gelenler; önceleri tezlerini soyut bir Atatürk görüntüsüne “Gardırop Atatürkçülüğü” dayandırırlardı. Yenilerde ise insani boyut diye bir slogana sarıldılar. Atatürk’ü anlatmak isteyenler Kemalist İdeolojiyi iyi anlamalıdırlar. Film, belgesel olmaktan çok dramatik olmuştur.




İzzet Polat ARARAT
ADD Gençlik

09-11-2008 23:19 | cevapla | Şikayet Et!
offline murat-tlv (yokluğuml...
Mesajlar: 11477

123419
Atatürk 'Mustafa'yı görse...


DİYELİM ki Atatürk beyaz atının üzerinde çıkageldi, yanında İsmet Paşa, komutanları, yaverler...

Aşağıda Cumhuriyet Bayramı ve herkes "Mustafa"yı seyretmek için kuyruklarda.

Atatürk, İsmet Paşa'nın kulağına eğilerek:

"Şu arkada, elinde bazuka gibi boru olan, topçu neferi midir?.."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, o Can Dündar, muharrir... Elindeki kamera aleti, hususiyeti sinema çeker..."

"Niye atlarımızın kıçını çekiyor?.."

"Buna 'insani boyut belgeseli' diyorlar..."

Ata:

"İlke ve inkılaplar yönü ile de belgesel imal ederler mi bu fikriyatta olanlar?.."

"Sponsor lazım..."

"Sponsor bir nevi milli şuur gibi bir şey midir?.."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, parayı veren... Parayı kim veriyorsa, şuur o cihette nüks etmektedir..."

Atatürk:

"Pekiiii... Aziz milletimiz sinemaya girip, aziz askerlerimizin cephelerde elde ettikleri muazzam zaferleri vefa hissiyatları içinde mi seyretmekte?.."

İsmet Paşa:

"İnsani yön belgeseli hesabıyla bakmaktadırlar, gece karanlıkta önderimiz ne yapmakta..."

Ata:

"O karanlık gecelerde uykusuz kalıp bir hür vatan yaratma sancılarımın acısını anlamışlar demek ki..."

İsmet Paşa fısıldayarak:

"Hayır, bir oturuşta büyük rakı içtiğiniz, gece karanlıktan korktuğunuz ima edilmekte..."

Atatürk hüzünle:

"Buna asıl aydınlıktan korkan hilafetçiler sevinecekler... Onlar hálá dergáhlarında oturuyorlar mı İsmet?..."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, devletin tepesinde oturuyorlar..."

"Peki, Cumhuriyet Bayramı diye neyi kutlamaktadır bu millet..."

İsmet Paşa:

"Cumhuriyetten geri kalanını..."

Atatürk, atını çevirir:

"Gidelim Paşa..."

BEKİR COŞKUN-01 KASIM 2008 HÜRRİYET

09-11-2008 23:22 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Sarhoş.

Kafayı bulunca ağlayan...

Hoyrat.

Soğuk.

Kalpsiz.

Çevresine eziyet eden...

İtiraz edeni asan...

Arkadaşlarını satan...

Goygoycuların dolduruşuna gelen...

Milletten bihaber.

Hatta milleti küçümseyen...

Alay eden.

Hesabını kitabını bilmeyen...

Batı hayranı.

Sefa düşkünü.

O balo senin...

Bu balo benim, gezen.

Zampara.

Cephede bile karı-kız düşünen...

Savaşmadığı için sıkılan...

Ordu varken, çete kurmaya kalkan...

Devrimleri intikam için yapan...

Dinsiz.

Kendi heykellerini diktiren...

Megaloman.

Bencil.

Günde 3 paket sigara içen.

Usul usul intihar eden...

Psikolojik bunalımda...

Yalnız.

Çaresiz.

Basiretsiz.

Zavallı bir adam.

*

Mustafa'daki Mustafa bu.

*

Anafartalar 1 saniye.

İşgal 2 saniye.

Tası tarağı toplayıp kaçmak için, sığır sürüsünün çıkardığı toz bulutundan bile tırsan... Sığır sürüsüyle düşman ordusunu ayırt etmekten aciz biri... Başkomutanlık meydan muharebesi desen... Taktiğini falan başkasından araklamış zaten.

*

Hak edilmiş bence Oscar...

En azından Nobel.




Yılmaz ÖZDİL


09-11-2008 23:26 | cevapla | Şikayet Et!
offline murat-tlv (yokluğuml...
Mesajlar: 11477

123419

forumun girişindeki mektupta,
üniversiteli genç şu "vahdettin denen mason/ingiliz/alman işbirlikçisinin, Atatürk'ü samsuna yollaması"ndan felan bahsetmiş...

zaman gazetesinin fettoşçu yazarları tarafındanda sürekli gündeme getirilen bu tarihsel yanılgı, tümüyle artniyetlidir..

Aşağıda, bizzat Mustafa Kemal'in kaleme aldığı, "nutuk" adlı kitaptan yapılan bir alıntı ile bunun kanıtlarını görebilirsiniz..

İstanbul hükümeti ve damat ferit adlı serseri,
istanbul ve egedeki diğer ittihatçılar,
Mustafa Kemal için "eşkiya/terörist" vb gibi benzetmeler yapmış, görüldüğü yerde kafasının kesilmesini emretmişlerdir..

Mustafa Kemal ise sadece işgalci emperyalist güçlere değil,
içimizdeki hainlere, mason işbirlikçilerine
-halkın tabiri ile- ittihatçı gavurlara, karadenizdeki ermeni/rum çetelerine, dağdaki başıbozuklara,
ve daha buraya sığdıramayacağım kadar "iç düşmanlara" karşı savaş vermiştir..

Tarihe Anzavur olayları olarak geçen egedeki isyancılar buna en güzel örnektir..
ancak ben sadece nutukTan yapıalcak olan bir alıntıyı şimdilik yeterli görüyorum bunun kanıtı için..

meraklısı varsa, başka kanıtlarda gösterebilirim..









------------------------------



Cumhuriyet devrimi'nin sadece işgalci emperyalist güçlere karşı değil,
bu güçleri destekleyen istanbul meclisinde; Osmanlı'nın ittihatçılarınaDA karşı yapılan bir devrim olduğuna tarihsel kanıtlar :



GÖRÜNÜŞTE BİZİM İÇİN YUMUŞAK SANILAN BİR POLİTİKA İLE, BİZİ İÇTEN YIKMA TEŞEBÜSÜ
Saygıdeğer Efendiler, burada bir an durarak bakışlarımızı İstanbul'a çevirelim. Damat Ferit Paşa Hükûmeti'nin her türlü düşmanla ortak olan silâhlasonuç alma plânı uygulamada başarı kazanamamıştı. İç isyanlara karşı koyduk ve direndik. Yunan taaruzu en sonunda bir hatta durdu. Yunanlıların ondan sonraki hareketleri de sınırlı alanlar içinde kaldı. İç isyanlara ve Yunan cephesinekarşı ciddî tedbirler almakta o1duğumuz görülüyordu. İçeriden ve dışarıden gelen silâhlı hücumların, özellikle Ankara'daki Millî Hükûmet'i sarsamayacağı anlaşılıyordu. Bu itibarla, İstanbul'un silâhlı saldırı politikasıiflâs etmiş bulunuyordu. Bunu değiştirip, yeniden uzlaşma politikasınadöner gibi görünerek, bizi içerden yıkma politikası gütmenin daha yararlıolacağına inandıklarına hükmedilebilirdi. Tıpkı 1919 Eylülündle DamatFerit Paşa'nın birinci çekilmesinden sonra, Ali Rıza Paşa Kabinesi'ningelmesiyle olduğu gibi, görünüşte bizim için yumuşak sanılan bir politikaile, bizi içten yıkma teşebbüsü yenilenecekti.
Bundan sonraki mücadelelerimizde, İstanbul vasıtasıyla yapılan içve barış teşebbüsler, bizi güçsüzlüğe düşürecek telkinler ve Yunan ordusuyla olduğu kadar, fakat anlaşılması ve anlatılması daha güç şartlar içinde, içerideki bozgunculara karşı uğraştığımız da görülecektir.

İstanbul'da hükûmetin başına Tevfik Paşa getirildi. Kabinede Dahiliye Nâzırı olarak Ahmet İzzet ve Bahriye Nâzırı olarak Salih Paşa'lar bulunuyordu. Tevfik Paşa Kabinesi derhal bizimle temasve ilişki kurmak istedi. Bu görevi esas itibariyle Ahmet İzzet Paşa üzerine aldı. Saray kurmay hey'etinde bulunan bir subay, Ahmetİzzet Paşa tarafından bazı notlarla Ankara'ya gönderildi. Bu notlarda, eskisine bakarak daha elverişli şartlarla, söz gelişi, İzmir'de Osmanlı hakimiyeti altında Yunanlılar tarafından özel bir yönetim kurulmasının kabulü gibi şartlarla, bir barış yapma ümidinde bulundukları veher şeyden önce, İstanbul Hükûmeti ile bir uzlaşmaya varmanın önemliolduğu bildiriliyordu.

Ahmet İzzet Paşa'nın ve içinde bulunduğu hükûmetin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ve Hükûmeti'nin nitelik ve yetkilerinden haberdar olmadıkları, hâlâ İstanbul Hükûmeti'ni sürdürmeyi ve bu yolla millet ve memleketin kaderiyle, ilgili sorunları çözmeyi düşündükleri görülüyordu.

Ahmet İzzet Paşa'ya ve Tevfik Paşa Kabinesi'ne durumu bildirmek ve kendilerini aydınlatmak maksadıyla, gereken bilgi ve görüşleri etraflı olarak yazdırıp Ankara'ya gelen özel memura verdik ve kendisini 8 Kasım 1920 tarihinde İnebolu'ya doğru yola çıkardık.

12 Kasım 1920 günü, Zonguldak'tan Yüzbaşı Kemal imzalı kısabir telgraf aldım. Bunda, şifreli bir telgrafı çekmek üzere İstanbul'dangönderildim, deniyordu. Söz konusu, şifreli telgraf, Dahiliye Nâzırı İzzet Paşa'nın imzasını taşıyordu. İstanbul'da 9 Ekim 1920 tarihindeyazılmıştı.


Mustafa Kemal Atatürk (Nutuk)



devamı ve diğer detaylar için bknz > Nutuk

09-11-2008 23:48 | cevapla | Şikayet Et!
offline Sevgi
Mesajlar: 2

okadar güzel bi mektup yazmışsın ki seni yürekten kutluyorum.teşekkürler....

09-11-2008 23:56 | cevapla | Şikayet Et!
offline mahmut
Mesajlar: 3

filmi izleyemedim. ama bu günkü türküyemize yorumlara baktığımda bir şeyler çıkartabiliyorum. bir yazarımız elma kurdundan bahsetmiş bu konu hakkında. bence doğruda amaçları yavaş yavaş içimizden bizi çürütmek yıpratmak ve bu konuda düşüncesi tam olmayan insanlar da şüphe uyandırmak. küçük hareketler yapıyorlar ama büyük düşünüyorlar..............

10-11-2008 00:00 | cevapla | Şikayet Et!
offline AtArrDaMaRrr
Mesajlar: 73

en kolay olan elestırmek...
hıckımse boyle bı yukun altına gırmedı can dundar ın dısında...
ellbette ıyı kotu bı hıssıyat verıcektır halka..
ama elestırırken sunu unutmayalım
...
can dundar hepımızden cok ataturk sewdalısıydı..
ve kendınce onemlı olan yerlerde durdu...

neyse... ne olursa olsun...

senı tanıyamasam da.. cok sewıorum
ulu onder
MUSTAFA KEMAL ATATURK

10-11-2008 00:02 | cevapla | Şikayet Et!
offline mahmut
Mesajlar: 3

Atatürk peygamber değildi ama senin sınıf arkadışında değildi. madem bu belgesel can dündar kendine göre niye yorum yapıyor yorum varsa bu belgesel olurmu. Atatürkcü insanlara Atatürk'ü bir tabu görüyorsunuz diyen zihniyetin türkiyesinde yaşıyoruz şimdi amacınız ne diyeceğim ama onlarda bilmiyor. oyun o kadar büyükkü göremiyor göreceklerine de inanmıyorum da.

10-11-2008 00:10 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com