Bakanların kırmızı bültenle aranan bir adamla aynı karede ne işleri var?
AKP yi her fırsatta kollayan arkadaşlar bunu bana açıklasın..
o fotoğrafda var gazetede ama ben buraya koyamadım.inanmayan bugünün hürriyet gazetesine bi baksın..
Alman Interpolü Şubat 2005’ten bu yana Kırmızı Bülten’le arıyor, YİMPAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Uyar, Meclis’e gidebiliyor, AKP’li milletvekilinin Yozgat’taki cenazesine bile katılıyor. Safta 3 başbakan yardımcısı ve İçişleri Bakanı var. Ama nedense kimse görmüyor. Ortalık polis kaynıyor, üstelik kentin valisi de orada.
YİMPAŞ’ın Alman Interpolü’nce çıkarılan kırmızı bültenle Şubat 2005’ten bu yana aranan yönetim kurulu başkanı Dursun Uyar, bir türlü yakalanamıyor. Üstelik, bu süre içinde TBMM’ye gidiyor, elini kolunu sallayarak içeri giriyor, Meclis Araştırma Komisyonu’na ifade veriyor. Bu da yetmiyor, önceki gün Yozgat’a gidiyor ve akp Yozgat Milletvekili İlyas Arslan’ın cenazesine katılıyor. İlginç yanı ise cenaze namazında en ön safta yer alırken, hemen yanında Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış ve akp Grup Başkan Vekili Eyüp Fatsa bulunuyor.
POLİS KAYNIYOR
Ve ortalık bakanlar nedeniyle polis kaynamasına karşın, kimse ne görüyor, ne de yakalıyor. Uyar’ın TBMM’ye gelip SPK hakkında rüşvet iddiasında bulunması ve aranmasına rağmen polis tarafından yakalanmadığı iddiası sonunda adliyeye de taşınmış durumda.
Almanya’daki YİMPAŞ’zedelerin avukatlığını üstlenen Acun Papakçı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusunda, YİMPAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Uyar hakkında Almanya’nın Mannheim Savcılığı tarafından 20 ay önce uluslararası tutuklama emri çıkarıldığını ve talebin Karlsruhe Başkonsolosluğu’nca Türk Dışişleri Bakanlığı’na iletildiğini, ancak buna rağmen Uyar’ın, 14 Ekim 2005 günü TBMM İslami Holdingleri Araştırma Komisyonu’na gelerek bilgi verdiğini ve elini kolunu sallayarak Meclis’ten çıktığını hatırlattı. Türk Dışişleri’nin ise Alman savcının talebini Meclis Komisyonu’na 22 Kasım 2005’te bildirdiğini söyledi.
Uyar’ın Türkiye’de aranıp aranmadığı sorusuna Emniyet Genel Müdürlüğü’nden ’özel hayatın gizliliği’ gerekçe gösterilerek yanıt alamayan Papakçı, Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri aleyhine suç duyurusunda bulundu. Papakçı 50 YİMPAŞ’zede adına verdiği dilekçede, "Uzan’ı Ürdün’de arayan Emniyet, Uyar’ı Yozgat’taki koltuğunda bulamıyor. TBMM’ye girişte kontrolünü yapan polis Uyar’ı yakalamıyor" dedi. Emniyet Genel Müdürlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürü İbrahim Kulular ile diğer yetkililerin görevi kötüye kullanma ve bilgi edinme yasasına muhalefetten cezalandırılmaları istenen dilekçede şöyle denildi:
KOLLUYORLAR
"Emniyet Genel Müdürlüğü 1.5 yıldır uluslararası tutuklama emri ile aranan, ve hukuki durumu Kemal Uzan’dan, Sabancı cinayeti sanığı Fehriye Erdal’dan farklı olmayan şahsın yakalanması için hiçbir çaba göstermemektedir. Aranan şahıslar arasında ’Bizden olan, olmayan’ ayrımı yapılmakta, çifte standart uygulanmaktadır. Dursun Uyar’ı yakalamayan, yargılanmasını engelleyen ve bu amaçla aranıp aranmadığını bile saklayan emniyet teşkilatının doğan ve doğacak zarardan hukuki sorumluluğu olacaktır."
Papakçı, TBMM’de ilgili komisyona elini kolunu sallayarak gelip bazı SPK yetkililerine rüşvet verdiğini öne sürdüğü Uyar ile SPK’yı da ikinci bir dilekçeyle savcılığa şikayet etti. Papakçı, Dursun Uyar’ın, TBMM Komisyonu’na verdiği ifadesinde, problemli konuları SPK çalışanlarına rüşvet vererek çözdüğünü ve hatta SPK çalışanlarının bunun karşılığında hastane hisselerini satın aldığını itiraf ettiğini söyledi.
Kırmızı Bülten’le aranıyor ama 4 bakandan gören olmuyor
AKP Yozgat Milletvekili İlyas Arslan’ın Sorgun Belediye Meydanı’nda kılınan cenaze namazına, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Devlet Bakanı ve Başbakan Yarımcısı Mehmet Ali Şahin, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış ve akp Grup Başkan Vekili Eyüp Fatsa katıldı. Meydandaki cenaze namazını akp Yozgat milletvekili Mehmet Çiçek kıldırdı. Ön safta yer alanlar arasında, YİMPAŞ’ın, Alman Interpolü tarafından çıkarılan kırmızı bültenle aranan yönetim kurulu başkanı Dursun Uyar da vardı (İmamın hemen arkasında gözüken).
Kentin valisi de cenazeye katılmıştı
İlyas Arslan’ın Yozgat’taki cenaze törenine YİMPAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Uyar elini kolunu sallayarak katılırken, Yozgat Valisi Amir Çiçek tabutun başında konuşma yapan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün hemen arkasında duruyordu.
CHP'li diğer bir vekil Celal Nuri İleri'nin derdi ise başkaydı: İleri gazetesindeki köşesinde şöyle yazıyordu : “İnsan hayvandan ayrılınca bir nevi maymun ailesiydi. İlk atalarımız şüphesiz ormanların içinde sürü halinde serseriyane dolaşıyorlardı.” “İslâm'la mahvoluruz”
Hepsi de partinin önde gelenlerindendi. Yeni anayasa yapacaklardı, “çok nazik bir konu” tartışıyorlardı. Merhum Kazım Karabekir, hem tarih, hem Allah indinde “tezkiye”sini yapmıştı. Ya, diğerleri? “- Tevfik Rüştü Aras: ben kanaatimi millet kürsüsünden de haykırırım. Kimseden korkmam. Teşkilât-ı Esâsiyemizde dinimiz apaçık yazılmalıdır. - Kazım Karabekir: Teşkilât-ı Esâsiye'de dinimizin İslâm olduğu yazılıdır. Tevfik Rüştü Bey, hangi kanaati haykıracak, hangi dini yazdıracaksın? Hıristiyanlığı mı? - Mahmut Esat Bozkurt: Evet Hıristiyanlığı… Çünkü İslâmlık terakkiye manidir. Bu dinle yürünmez, mahvoluruz ve bize de kimse ehemmiyet vermez.”
Mehmet Âkif merhumun; dindarlığına, edebine bakıp da, “Benim Şemseddin'im” diyerek taltif ettiği genç, orta yaşlılığında ise bambaşka havalardaydı: “Bu milletin kafasından din fikrini sökmek için bize daha otuz sene lazım. Benim dinsizliğim taassup derecesindedir. Komünizm ve din zehirlerinin tesirine karşı demokrasiye aykırı sayılabilecek kanunlar var. Ancak bunların zarurî bir tedbir olarak yaşaması lâzım. Şeriat kaidelerinin mahiyeti, o zamanki mahallî şartların icabının yerine getirilmesinden ibarettir. Bu kaideler, bin küsur yıl sonra başka başka muhit şartları içinde yaşayan milletlerin hayatına esas olamaz. Peygamberin Medine'de koyduğu âyetler devletçiliğe aittir, bizi alâkadar etmez.“
İleri gazetesinde köşe, Meclis'te sandalye sahibiydi Kılıçzade Hakkı. “Onun Allah'ı”; sadece zor zamanların kurtarıcısıydı, üstelik “sanı”ydı da: “Allah'ın varlığına iman etmek, o gerçekte var olduğu için değil, bizim sıkıntı içinde olduğumuz zamanlarda moralimiz yükseltmek için gereklidir.”
AKP'Lİ VEKİLDEN ŞOK SÖZLER: TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN SAYIN MAFYASI! akp Şırnak milletvekili Abdullah Veli Seyda'dan çete lideri Orhan Aykut'a inanılmaz iltifatlar!17 Haziran 2008 Salı 08:40Matkap operasyonu iddianamesinde AKP’li Seyda’nın telefonda çete lideri Orhan Aykut’a “Türkiye’nin mafyası, gizli mafya sayın Orhan Aykut nasılsınız? sen devletin mafyasısın. Yani hırsız olan mafya değil” dediği yer aldı.
Milletvekilleri ve işadamlarından baskıyla çıkar sağlayan çeteye karşı yapılan “Matkap Operasyonu” iddianamesi tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hikmet Usta’nın hazırladığı iddianamede çete reisi olarak Orhan Aykut’un, çete üyeleri olarak MHP eski Milletvekili Mehmet Gül, İstanbul Jandarması’nda görevli Albay Şenol Boyu ve “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın sağ kolu Zakir Selvi’nin adları yer aldı. İddianamede Aykut’un 54 yıl, Boyu’nun 33 yıl, Zakir Selvi’nin 6 yıl, diğer sanıkların da 1-33.5 yıl arası hapisleri isteniyor.
“DERİN DEVLETİN ADAMI”
İddianamede Aykut’un milletvekilleri, bürokratlar ve işadamlarına kendini JİTEM’ci ya da “derin devletin adamı” olarak tanıtarak birçok ihale, kamu görevlilerinin atanması ve benzer konularda çıkar elde ettiği belirtildi.
GÜL ÖRGÜT ÜYESİ
İddianamede Aykut’un soruşturma sırasında ölen Mehmet Gül ve Şenol Boyu’nun da aralarında olduğu kişilerle baskı ve korkutma yoluyla menfaat temin etmek için biraraya geldikleri ifade edildi. Gül hakkında “Eski milletvekili olması nedeniyle örgütün siyasi bağlantılarını yapan kişidir. Milletvekili Seyda’nın sözde pkk tarafından takip edilip eylem yapılacağını söyleyerek menfaat temin edilmeye çalışılması olaylarına, Aykut’un talimatıyla iştirak etmiştir” ifadesi yer aldı.
SEYDA’DAN ŞOK SÖZLER
İddianamede, akp Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda telefonda Orhan Aykut’a söylediği şu sözler de yer aldı: “Türkiye Cumhuriyeti’nin mafyası, Yeşil’in arkadaşı, gizli mafya Sayın Orhan Aykut nasılsınız? telefon dinleniyor biliyorum, benim de dinleniyor. Her Türk’ün telefonu dinlenmek zorundadır. Devlet vatan hainini, vatanını seven mafyayı nasıl bilecek? sen devletin mafyasısın. Yani hırsız olan mafya değil. Büyük olan mafyalardansın vatanını seven.”
Orhan Aykut: Nasılsın şeyhim? Vallahi dediler biraz dikkatli olsun. Belki Mehmet abi de aradı seni. Gerçi biz şey aldık orayı abluka altına aldık. Yani bir iki gün şey yapma. Tedbirini al, aldıracağız o senin peşindeler birkaç kişi.
Abdullah Veli Seyda: Kim bunlar?
Orhan Aykut: Şey o dağdakiler kurban. Rahatsız olmaya başladılar sizden. Birkaç kişi daha var ama bizi ilgilendiren sensin.
Abdullah Veli Seyda: Allah’ın dediği olur hiçbir şey olmaz inşallah.
***
Mehmet Gül: Ne oldu yatırdın mı herifi (milletvekili için).
Orhan Aykut: He he götürdüm.
Mehmet Gül: Benim demem iyi oldu değil mi?
Orhan Aykut: Hı hı çok iyi çok. Valla diyor ki ’Bugünden sonra sizin emrinizdeyim. Ne isterseniz yaparım.’ Birkaç işimiz var onu hallet yeter.
***
Mehmet Gül: Epey korkuyor bizim amca?
Mehmet Salih Aydar (çete üyesi): Bizim amca nefes almasından bile korkuyor.
Mehmet Gül: E tabii o kadar zengin olunca, yani bizim ona yaptığımız iyilik başka ne olacak.
Matbuat Umum Müdürü Vedat Nedim Tör, bir bürokrattı ama Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Şevket Süreyya Aydemir'le birlikte CHP'ye ideolojik yön hazırlayan Kadro dergisinin de kurucularından birisiydi. Dolayısıyla zımnen bağlı olduğu partisine uygun genelgeleri vardı: “Biz her ne şekil ve surette olursa olsun memleket dahilinde dinî neşriyat yapılarak dinî bir atmosfer yaratılmasına ve gençlik için dinî bir zihniyet fideliği vücuda getirilmesine taraftar değiliz.”
1932'de ölen Abdullah Cevdet, bir yazısında Peygamber Efendimiz'e “Mekke'li Yobaz” diyerek hakaret emiş, bu nedenle mahkemeye verilmişti. Altı dönem CHP'den milletvekilliği yaparken bir yandan da Akşam gazetesinin başyazarlığını yürüten Necmettin Sadık Sadak ise bu olay üzerine köşesinde şunları yazmıştı: “Abdullah Cevdet, hala Mekke'li yobazların pençesinde. Taassup akımına göre suç sayılan bir fikir mücadelesi için bugün mahkûm olursa gerçekten tuhaf olacaktır.”