arkadas
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 15
Forumlar >> Off Topic >> Bizans oyunları nedir? Soroz kimdir ne ayaktır? bosluk
Sayfalar: 1, 2  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar Bizans oyunları nedir? Soroz kimdir ne ayaktır?
offline murat-tlv (ışıksız k...
Mesajlar: 11958


Türkiye'nin içinde bulunduğu ortamda, sürmekte olan belirsikliklerden nemalanan türlü rantçılar, her olayı, yaşanan ve halkın tümünü -olumlu olumsuz- etkileyen gelişmeleri, kendi lehlerine yontmakta ve geri kalan herkesi öteki'leştirmektedir..

öncelikle şunu tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum:
yaşanan mevcut- olumlu olumsuz her gelişmeden başta yöneticiler olmak üzere, halkın her kesiminden 'taraf' olan herkes sorumludur..

duyarsız kalmak, benim yapabileceğim ne vardı ki << demek, tarihe geçmekte olan şu günlere, hiçbir etkisi olmayan bir figüran olmakla eşanlamlıdır..


Son günlerde yaşanan gelişmelerle ilgili, tümüyle kendi tepit ve analizlerime dayanan görüşlerim şu şekildedir:

akepe kapatma davası Türkiye'de yeni bir süreç başlatmıştır..
bu kapatma davasına sebep olan, başta türban konusu olmak üzere, laiklik karşıtı eylemler bu süreci yaratan asıl başlangıçtır..

balık hafızalı toplumlarda sıkça görülen, hastalıklı bir ruh haliyle, her yeni gelişme bir öncekini unuttutmakta, gündemden düşürmekte ve örtbas edilmesini sağlamaktadır..

mart ayından itibaren aralıklı olarak gündeme gelen kapatma davası ve bunun etkisiyle oluşan belirsizlik ortamından fayda sağlayan kimlerdir.. ????????

doğru soru budur..

bunun üzerine düşünmek gerekir..
kişisel cevabım:

soroz ve soroz yandaşı, maaşlı askerler, kimi zaman medya, kimi zaman uluşlararası diplomatik bağlantıları kullanmışlardır.. AB ve ABD gibi Emperyalist güçlere hizmet etmeyi bir görev bilen 'soroz' Türkiye'deki şartları kendi lehine analiz etmiş, olası bütün silahları kendi lehine çalışan bir maşaya çevirmiştir..

akepe hükümeti bir kukla hükümettir..
akepe hükümetini destekleyen fetoş'un tarikatı; kendi düzenlediği abant platforumunda 'kürtçe resmi dil olsun' diyen sözde aydınlara düşüncelerini ifade etme ve propaganda fırsatı vermişlerdir..
Aynı fetoş efendi, papanın elini yalamış, 'ılımlı islam' adı altında piyasaya sunulan, batı üretimi olan Calvinist bir dini, Türk halkına lanse etmeye çalışmıştır.. buna kısaca müslümanları ortodokslaştırma çabası denir..
ideolojik ve dini zemin bu şekilde hazırlanmıştır..


Bunun yanında kukla edilen akepe hükümeti, soroz+AB+ABD'den aldığı emirleri eksiksiz uygulamış, mevcut kutuplaşmada başrölü oynamıştır..


*trt'de kürtçe yayın yasalaşmıştır.
*Türk'lüğe hakaretle ilgili madde değiştirilmiştir.
*Ermenistan Türkiye ilişkileri Abdullah Gül'ün çabasıyla yeni bir döneme girmiştir..
*Kıbrısta rumlar AB'ye alınmış, KKTC ise Türkiye'den başka hiçbir ülkenin 'tanımadığı' bir toprak parçası muamelesi görmektedir.
*Kuzey ırak yerel-özerk kürt yönetimi, Türk resmi krumları tarafından muhatap alınmış, diplomatik görüşmeler yapılmıştır.. devletin kalıcı olduğu düşünüldüğünde, daha sonrası için geri dönülmez bir adım atılmıştır..
*kuzey ırak'taki türkmenler kaderine terkedilmiş, sahip çıkılmamıştır..
*akdeniz ülkeleri birliği gibi çakma birliklere, Türklerden nefret ettiğini her fırsatta ifade eden, ermeni soykırımını yasalaştıran fransız Sarkozy'nin elini tutarak gidilmiştir..
*Türk Silahlı kuvvetleri pasifize edilmiş ve içsiyaset /Anayasanın, Atatürk ilkelerinin teminatı olma konusunda safdışı bırakılmıştır..


bunlar hiçbirimizin inkar edemeyeceği somut gerçeklerdir.. bu işin sadece siyasi boyutu..
ekonomik boyutuna daha sonra değinelim

Türk halkının kafasını karıştırmayı en baştan amaçlayan soroz/AB/ABD gibi emperyalist odaklar, ordunun itibarını ve otoritesini sarsmış,
halkın yargıya olan güvenini sarsmıştır...

bir grup bölücünün yada derin devletin yanına monte edilen alakasız isimlerle,
hem derin devleti lekelemiş, hem orduyu lekelemiş,
hem bütün resmi kurumları hedef almış,
hemde bunu kapatma davası ile ilişkilendirerek,
kutuplaştırma harekatına katkı sağlamıştır..

balık hafızalı topluma şunlarıda hatırlatmak isterim..

sınır ötesi operasyon yapma yetkisi/görevi/izni orduya ne zaman verilmişti?
-türban yasası teklif edilmeden 2-3 gün önce..

orduyu ıraktaki teröristin üstüne çok geçte olsa yollayan akepe hükümeti, ordu bu işlerle meşgulken, kendisi mecliste yine orduyu sinirlendirecek bir karara, türbana imza atmıştır..
medyanında yardımıyla bu türban yasası arada kaynamış, ancak harekata kısa aralar verildiği zaman, gündeme gelmiştir..
türban yasası, Anayasa mahkemesinden dönmüştür..
ancak ordu o an için operasyonda olmasa, bu türban yasası ile ilgili bir e-muhtıra yada başka türlü bir tepki verirmiydi sorusuda hala bir soru işareti olarak kalmaktadır..

orduyu oyalayarak, ordunun arkasından Atatürk ilkelerine muhalif bir yasa çıkarmak,
aslında niyetleri açığa çıkarmaktadır..

bundan sonra ise, ne zaman Anayasa mahkemesi kapatma davasıyla ilgili toplanacak olsa, bir gelime yaşanacak olsa, ya Abd konsolosluğunun önündeki 3 polisimiz şehit edilmiş, yada güngören'de hain bir saldırı düzenlenmiş, yada doğuda karakollarımız basılmış, yada ergenekonda sürpriz bir gelişme yaşanmıştır..

bizim kuklamız akepeyi kapatırsanız, olacağı budur <<< diyen tehditkar bir sesi düşünmeden, bu olasılığı gözardı etmenin eksik bir analiz olacağı kanısındayım..
bu tabiki sadece bir komplo teorisidir..
ancak bu kadar rastlantıyı başka türlü açıklamakta bir hayli zor görünüyor..

istediği gibi Türkiye'deki siyasi ve ekonomik yaşama yön veren soroz-AB-ABD tabiki akepenin kapatılmasını istemez..
Akepenin kapatılması, bence Türkiye'de önemli bir değişim sağlamayacaktır..
iktidarın güç kaybedeceği çok açıktır, ancak 50-60-70 milletvekili eksikte olsa, seçim olmadığı sürece, perde arkasından hükümeti yönetecek olanlar, yine aynı zihniyettir... yine aynı kişilerdir...

Emperyalist maşalarının has'larından olan,
sorozun kim olduğu ve daha önce oynadığı bizans oyunlarıyla ilgili bir kısmı alıntı, bir kısmı bana ait olan bazı yazılarıda forumun devamında görebilirsiniz..



bu foruma herkes kendi fikrini görüşünü yazabilir..
herkesten ricam:
kendi gibi düşünmeyen üyeleri, zan altında bırakacak, hedef gösterici açıklamalardan kaçınmalarıdır..
hukuka ve düşünceye saygısı, tahammülü olan herkes düşüncelerini yazabilir..
Forum konusuyla ilgisi olmayan mesajlar silinecektir..




Alıntı DEĞİLDİR




29-07-2008 13:29 | cevapla | Şikayet Et!
offline murat-tlv (ışıksız k...
Mesajlar: 11958



“Adam olacak çocuk"!!!


Soros’un Türkiye’deki has adamlarından gazeteci Şahin Alpay onun yaşamını ve yükselişini değme Türk filmlerine taş çıkaracak bir senaryoyla açıklar! Keza sıkı bir Sorossever olan yalaka eski MHP’li yeni liberal Taha Akyol da … Soros da kendi yaşamını bir mite dayandırır. Yaşamına ilişkin rivayetler muhteliftir… Ama filmlere konu olacak bu rivayetlere benzemez gerçek yaşam!

Macaristan’da 500 bin kişinin öldürüldüğü Nazi katliamından babasının rüşvet vererek aldığı sahte kimlik sayesinde kurtulduğu doğrudur sadece! Bundan sonra, İngiltere’ye göçer. 1949’da liberal iktisat ideologlarının toplandığı Londra Ekonomi Okulu’na başlar. Bu okul kapitalizme uzman kadrolar yetiştirdiği gibi, uluslararası piyasanın nabzını da elinde tutan önemli bir merkezdir. Soros’un gelecek tercihi de buradaki eğitim içinde şekillenir. Burada Britanya aristokrat sosyetesinin önde gelenlerinden Sir Karl Popper ve Türkiye’deki liberallerin hayranlık duyduğu Friedrich von Hayek’ten ‘’‘açık toplumu’ örgütlemenin” sırlarını öğrenir. Artık bir düşü vardır; ‘’19. yüzyılda dünyada global bir Britanya İmparatorluğu ve bir düzen vardı‘’ der ve bu düzenin yeniden kurulabilmesi için sosyalist blokun dağıtılmasını zorunluluk olarak görür. Özlemi, yeni bir dünya imparatorluğunun, küresel kapitalist devletin kurulmasıdır.

Avrupa aristokrasisinin himayesiyle devam eder hikaye…

Avrupa’nın hanedanları ve aristokratları güçlerini yitirmiş görünseler de, işin aslı öyle değildir. Onlar, gizli parasal çıkar ilişkileriyle, siyasal bağlantıları ve kendi aralarındaki örgütlülükleriyle hala ciddi bir güçtürler. Londra bankerlerinin oluşturduğu ‘’Isles Club‘’ bu kesimlerin önemli üslerindendir. Kulübün en büyük üyesi Rothschild ailesidir. Soros bu ailenin himaye ve denetiminde finans piyasalarının önemli aktörlerinden biri olmuştur.

Okulu bitiren Soros, yatırım işinde büyük para olduğunu sezer. Bu, ona okulunun kazandırdığı bir sezgidir. Şehirdeki tüm yatırım bankalarına iş başvurusu yapar.

Singer&Friedlander’ın iş teklifini kabul eder. 1956’da ABD’ye gider. Singer&Friedlander, F.M. Mayer&Co. ve Wertheim&Co. aracılık firmalarında çalışır. Yaptığı iş, farklı pazarlarda işlem gören aynı menkul değerin fiyat farklılıklarını belirleyip bu farkları en karlı şekilde değerlendirmektir (arbitraj). 1961’de ABD vatandaşı olur. Arnold&S. Bleichroeder, Inc.’de, J. Rogers ile birlikte portföy yöneticisi olur. Bu firmada Rothschild’lerin yatırımları bulunmaktadır. Bu banka 1969’da J. Rogers’le ortaklaşa kuracakları Quantum şirketinin işlerini Citibank’la birlikte üstlenir.

1969’da Rogers ve Soros, Arnold&Bleichroeder’den ayrılırken, bazı yatırımcılar da onlarla gelir. Kara paranın önemli aklanma merkezi ve vergi cenneti Curacao’da kayıtlı bir şirket kurarlar: Quantum Fund. N.V. Soros’un ilk yatırımcıları aristokrasidir. Kraliçe Elizabeth de dahil, yaklaşık 90 bireysel yatırımcının paralarının Quantum’da işletildiği bilinmektedir. Soros’a ilk sermayeyi veren Georgi Keissalw, Baron Edmond de Rothschild’in temsilcisi ve Banque Privee S.p.A’nın sahibi ve Rothschild Bank AG‘in (Zürich) yöneticisidir. Rothschildler Soros’un attığı tüm adımların arkasındadır!

Şirket yöneticileri arasında Soros yoktur. Yöneticiler İsviçre, İtalya, İngiltere vatandaşıdır. Bu yöntemle soruşturmalara karşı önlem alınmış olur. Soros’un New York’taki Soros Fund Management şirketi, Quantum’u danışmanlık örtüsüyle yönetir. Aslında bu örtülü yönetim şekli, kapitalizmin doğasındaki vurgunculuk gereği, geleneksel bir biçimdir.

Hemen tüm tekeller ve özellikle de büyük spekülatif vurgunlar yapanlar, denetimden kaçmak için ABD’de vakıf ağı kurarlar. Rockefeller ailesi bu işin öncüsüdür. Vakıf içinde vakıfları, ‘’think-tank‘’ ağları vs. vardır. Kişisel paralar ve mallar, vakıflarda, fonlarda, hisse senetlerinde, yabancı bankalarda, yabancı devlet tahvillerinde gezdirilir. Ve bu büyük paralar ülkelere girip çıktıkça, çöküntü oluşması kolaylaşır, vurgun için uygun ortam hazırlanmış olur. Soros gibileri de, dev tekellerin oraya buraya dağılmış sermayelerini spekülatif hareketlerle yöneterek toplu vurgunlar yapmış olurlar.

Şirketin kuruluş ve yönetiliş şekli, yeri, destekçilerin ve yatırımcılarının niteliği bile fazla söze gerek bırakmayacak kadar çok şey anlatıyor. Sadece şunu belirteceğiz; Soros tek başına Soros değildir. Onun arkasında ve onun temsil ettiği güçler, oluşturdukları dev sermaye kütlesini o ve onun gibi asalaklıkta iyi koku alan, önemli kişi ve gruplardan oluşan dev bir örgütlenme zincirinin oluşmasına sunmuşlardır.

Soros’un bu zincirin en tepesine gelmiş olması bu gerçeği değiştirmez. O, yetenek ve aklını dünya halklarının birikimlerine asalakça el koymakta kullanarak himayecilerine sundukça yerini sağlamlaştırmış, temsil ettiği bu asalak takımının onayını büyüterek tırmanmıştır finans piyasalarının merdivenlerini. Fonlarında işletilen ve spekülatif vurgunlarla büyütülen sermaye, uyuşturucudan silah kaçakçılığına, Mason örgütlenmelerinden aristokrasinin asalak birikimine kadar çok çeşitli kesimlerin kanlı ve kapkara sermayesidir.

O, bu sermayeyi, neo liberal kapitalist ekonomi politikalarının spekülasyona sunduğu olanaklarla büyütmekte ustalaştıkça Soros olmuştur.



Alıntıdır...
Kaynak: Ufuk Çizgisi dergisi

29-07-2008 13:31 | cevapla | Şikayet Et!
offline murat-tlv (ışıksız k...
Mesajlar: 11958


Liberal vahşet için sınırsız özgürlük operasyonları!


Bugün yaklaşık 60 ülkede (Orta ve Doğu Avrupa, eski SSCB ülkeleri, Orta Avrasya, Guatemala, Haiti, Moğolistan, G. Afrika, Türkiye, ABD… faaliyet gösteren bu vakıflar ağının başkanlığını Soros yapmaktadır. Gerçek hedefleri, Rusya’da, Gürcistan, Ukrayna gibi eski SB ülkelerinde, Yugoslavya’da, Venezuella gibi emperyalist sermayeyle belirli çelişkiler yaşayan ülkelerde, vd. pazarları neoliberal sömürüye sınırsızca açmaktır.

Oralarda küçücük de olsa mızırdanma gösteren hükümetleri ve bir bütün olarak devlet işleyişini uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda yeniden inşa etmektir. Bunun için kitlelerin belirli özlemlerini, eğitimli kadroların yürüttüğü kitle faaliyetiyle satın alıp suni bir kitle hareketi yaratma yöntemini kullanırlar. En son Ukrayna’da yaşananlar hafızalardadır. Ve Ukrayna’da ‘’darbe‘’ olur olmaz gelişenler de… Seçimlerin üzerinden daha bir hafta bile geçmeden tanıdık IMF reçetelerinden biri apar topar imzalatıldı! Açık toplum budur işte!

Tabii bu vakıflar amaçlarını, “Açık Toplumların gelişimini ve devamlılığını sağlamak için; eğitim, sosyal değişim, hukuk reformu alanlarında bir dizi programı desteklemekte, çözüm gerektiren birçok konuya alternatif yaklaşımlar sunmak vb.‘’ şeklinde açıklıyorlar. Ve bu amaç uğruna milyarlarca doları gözlerini kırpmadan harcıyorlar. Bulundukları ülkelerde üniversite kurmaktan tutun da basın yayın organları, çeşitli kesimlere (özellikle kadınlara ve gençliğe) yönelik proje oluşturup, dev ekiplerle ve çeşitli kurumlar aracılığıyla faaliyet örgütlemek gibi sayısız araç ve yöntem kullanıyorlar. Bu araçların Sırbistan, Gürcistan,Ukrayna, Malezya, Venezuella’da… nasıl kullanıldıkları hatırlardadır!


“Soros için fırsatlar yumağı!”


Bu sözler, ‘’Soros’un Türkiye’ye ilgisinin nedenleri‘’ni soran bir gazeteciye, Soros’un Türkiye’deki Açık Toplum Enstitüsü’nün Başkanı Hakan Altınay’ın verdiği yanıt… Türkiye, küçümsenmeyecek sanayi ve altyapı gelişkinliği, jeo-stratejik önemi, uygun işgücü potansiyeli (ucuzluğu ve birikimiyle), neoliberalizm yönünde attığı cesur yapılanma adımları ve oluşturduğu altyapısıyla ve hele bir de AB’ye girerse stratejik bir noktadır. Ah bir de Kürt sorununu stabilize edip, o pazarı da güvenilir hale getirse!!!

Özellikle 1990’dan sonra ARI ve TESEV vakıflarıyla ilişkilerini geliştiren Soros, Türkiye para piyasalarında Quantum’un yanısıra Turkish Growth Fund adlı bir şirketle de iş yapar. Şirketin merkezi, Lüksemburg’dadır. Yönetim Kurulu’nda Ahmet Çullu ve Cem Duna var. Diğer isimler farklı uluslardandır. Şimdiye kadar, İhlas Holding, Net Holding, Efes Pilsen, Tuborg gibi tekellerle belirli ortaklıklara gidilmiş.

Türkiye’deki ‘’STK‘’larla, Soros vakıflar ağının üyeleri arasındaki ilişkiyi kolaylaştırmayı üstlenen Açık Toplum Enstitüsü, sadece irtibat bürosu olarak vardır. Soros Vakfı, Türkiye’deki irtibat bürosu olan ATE’yi geçen yıl 1 milyon 73 bin dolar fonlamış! Kendi verilerine göre ATE, siyasal reform ve AB, medya, cinsiyet, bölgesel eşitsizlikler ve sivil toplum gibi beş alanda belirlenmiş amaçlar için çalışıyor. Siyasal reform alanında TESEV’in kurumsal kalkınmasını desteklemiş, TESEV de Türkiye’nin AB’ye katılımını içeren konulara yoğunlaşmış. Medya alanındaysa, ‘’Kamuya Açık Radyo ve on-line medya gözlemci kuruluşları gibi alternatif medya projeleri güçlendirmek için‘’ çalışma başlatmış. Ayrıca, ‘’ihmal edilen kadın gruplarının güçlendirilmesi ve kadına yönelik şiddeti azaltmak için de pratik önlemler geliştirmiş‘’.

ATE’nün direktörlüğünü Hakan Altınay yapıyor. Yönetiminde Can Paker (Türk Henkel Genel Müdürü ve TÜSİAD Haysiyet Divanı Üyesi), Nebahat Akkoç ( Diyarbakır’da kurulu Kadın Araştırma Merkezi Vakfı yöneticisi), Şahin Alpay, Murat Belge (gazeteci, Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi), Üstün Ergüder (Boğaziçi Üniversitesi eski rektörü), Osman Kavala (Kavala grubunun sahibi), Ömer Madra (Açık Radyo’nun kurucusu, Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi), Nadire Mater (gazeteci), Oğuz Özerden (Bilgi Üniversitesi kurucusu) yer alıyor.

Soros eğitim ve kadın (özellikle Kürt kadını) konularına özel ilgi gösterir. Sabancı Üniversitesi’yle işbirliği var. 1989’da Yugoslavya’da oluşturulan Inter University Center örgütünün öncülüğünde kurulan Orta Avrupa Üniversitesi ile Sabancı Üniversitesi arasındaki ortak girişimin mütevelli heyeti başkanıdır. Orta Avrupa Üniversitesi Soros’un ‘’açık toplum misyonuna‘’ uygun elemanları bizzat o ülkelerin gençlerinden yaratmak amacıyla kurulur. Öğrenciler, ultra-liberalizmin felsefi, ekonomik, kültürel kalıplarıyla şekillendirilir ve mezunları önemli işlerde görevlendirilir. İlk şubesi, 1991’de Prag’da 100 öğrenciyle açılan üniversite, şimdi 40 ülkeden bine yakın öğrenciyle, Budapeşte ve Varşova şubeleriyle devam ediyor. Soros’un eğitim alanına ilgisi Sabancı Üniversitesi’yle sınırlı değildir. Bilkent başta olmak üzere, başka üniversitelerle ve ortaöğretim eğitim programlarıyla da ilgili ve ilişkilidir kendisi!

Kadın, özellikle Kürt kadını konusunda, bölgede yürütülen pekçok faaliyetin dolaylı veya doğrudan Soros bağlantısı sözkonusudur. İshak Alaton’un, eşinin Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı‘nın çalışmalarına destek istemek için Soros’un peşinden nasıl koşturduğu akıllardadır. Aynı şekilde AKP Diyarbakır Milletvekili Prof. Dr. Aziz Akgül’ün girişimiyle Temmuz 2003’te kadınlara yönelik olarak başlatılan Mikro Kredi Projesi’ne de ilk destek Soros’dan gelir. Özellikle Diyarbakır, Soros destekli birçok kadın faaliyetinin pilot üssüdür. Kadın ve gençliğin kapitalizmin işgücü ihtiyaçlarına göre biçimlendirilmeye çalışılması, stratejik düşünüşün en önemli ifadesidir.


Alıntıdır..
Kaynak: Ufuk Çizgisi dergisi

29-07-2008 13:34 | cevapla | Şikayet Et!
offline murat-tlv (ışıksız k...
Mesajlar: 11958



“Bugün en büyük tehlike açık toplumun kendisinden!”



“Bugün toplumda hakim inanç, piyasanın büyüsüne olan inançtır. Liberal kapitalizm doktrini, toplumun ortak çıkarını bireylerin alabildiğine serbestçe kendi çıkarlarını gütmesinde görür. Ama bugün bütün eksiklerine rağmen açık toplum diyebileceğimiz sistemimiz, eğer birey çıkarlarının üzerinde bir ortak çıkar perspektifiyle yumuşatılmazsa, çökme tehlikesiyle karşı karşıyadır.”

Soros’un bu sözleri, emperyalist kapitalizmin bağrında filizlenen korkunun ifadesidir. Onun neden küreselleşme karşıtı hareketi desteklediğini, neden Bush karşıtı sayfalarca ilanlar verdiğini, neden ‘sosyal adalet’ diyerek, sistem açısından nefes boruları olacak yardımlar dağıttığını anlamak açısından anlamlı sözlerdir bunlar. Soros bile, asalaklığın belirli sınırlara çekilmesinden dem vurur hale gelmişse, bizim yapacağımız da, durumdan vazife çıkarmaktır!

29-07-2008 13:35 | cevapla | Şikayet Et!
offline murat-tlv (ışıksız k...
Mesajlar: 11958

şimdi birde ekonomik değişimlere bakalım..

*Yabancılara toprak satışı akepe döneminde yasalaşmıştır.
*özelleştirmelerde yabancı sermayenin girişimleri akepe döneminde artmıştır..
*cari açık bir türlü kapatılamamış, sıcak para akışının sağlanması adına yapılanlar, devletin dolayısıyla milletin malını satmaktan ibaret kalmıştır.
*sosyal haklar unutulmuş, yapılan komik zamlarla, sermayesi olmayan emekçi kitleler açlığa ve yoksulluğa terkedilmiştir.
*emeklilik yaşı, Türkiye şartları için abartılı bir yere çekilmiş, emekeli olan bir insanın bile kıdem tazminatı ve emeklilik maaşı alması zorlaştırılmıştır.
*kaz dağlarına bile gözdiken hükümet, yeraltı kaynaklarımıza talip olan, yabancımaden arama şirketlerine dağlarımızı bile satmıştır..
*tarım tümüyle teslim olmuş, ithal tarım ürünleri ve tahılla, çiftçinin zaten bükük olan beli, iyice kırılmıştır..
*çiftçinin alacağı kilo başına fiyatı, İMF'nin belirliyor olması, emperyalistlerin bize dayattığı abuk sabuk ekonomik programların uygulanması, çiftçinin üretimine direkt olarak etki etmiştir.

ekonomi ve iktisat bilgisi benden çok daha ilerde olan arkadaşlar, elbet bunlara daha başkalarını ekleyebilir.. farklı yorumlarda getirebilir..

Soroz için bulunmaz fırsat olan bu ekonomik yapı, Türkiye'yi daha kolay sömürülen bir hale sokmakta, soroz gibilerin iştahını kabartmaktadır..

siyasi istikrarsızlık bile soroz gibileri etkilemez, çünkü bu istikrarsızlığı yaratanlardan biride bizzat kendi güdümünde olan kendi kuklalarıdır..

siyasi ve ekonomik bir kaos dönemi yaşadığımız aşikardır..

konuya, ekonomik boyutuyla bakmak isteyenler, soroz ve soroz yandaşlarının mevcut ekonomik durumdan nasıl nemalanacağını görebilir...

29-07-2008 14:03 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.

yorum yok.arkadaşın eline sağlık.teşekkür ederiz.yine bekleriz...

29-07-2008 16:16 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.

İşte Türkiye’nin en çok soruşturmaya uğrayan ismi Prof. Dr. Yalçın Küçük’ten Ergenekon İddianamesi’nin şifreleri:

‘Bazı kimselerin isimlerini ağzıma alarak onları onurlandırmak ve kendimi kirletmek istemem. Ama bu gayet açıktır. Bizim telefonlarımızı dinliyorlar, aynı kaynaklar dinliyor. Görüyorsunuz Hilmi Paşa ile ilgili bir hazırlık yaptılar. Askeri Mahkemeye gideceği ile ilgili Sabih Kanadoğlu 32. Gün'de açıklama yapmıştı. Bunun üzerine bundan vazgeçtiler. Bunu da malum kişiler yazdı. Şimdi aynı kişiler Paşalar hakkında ek bir iddianame yazılamayacağını söylüyorlar. Bütün mesele burada çok açık. Bu davanın doğal, hukuki mahkemelerine gitmesini engellemek istiyorlar. Bu mahkemeler Askeri Mahkemeler ve Ankara Mahkemesi'dir. Devlete karşı isyan olursa meclis kapatılır. Meclis Ankara'dadır. Hükümet berdest edilir. Hükümet Ankara'dadır. Dolayısıyla da iddia edilen mahal Ankara'dır. Bunu kaçırmak istiyorlar.

Bu bir iddianame değildir, bunu birlikte hazırlıyorlar. Türkiye'de Türk halkının teker teker bireylerini akıllarına karşı darbe yapılıyor. Akılsız yapmak içindir bu. Bu ne demektir, hayatında furbolla ilgilenmemiş bir insan yine bir darbeyle Futbol Federasyon'un başına getiriliyor. Bu fünyadan ayrıldıktan sonra futbolda mucizeler yarattığı söyleniyor. O kişinin şahsiyetini bir tarafa bırakıyorum, bu Türk halkını akılsızlaştırma demektir. Şubat ayında Futbol Federasyonu'nun başına gelmiş bir kimse, 4–5 ay sonra futbolu, futbolcuları etkileyerek bir sonuç alamaz. Bu toplumumuzu akılsızlaştırmaktır.

Ümraniye'den bir savcı buluyorsunuz. Birkaç da bomba buluyorsunuz. İsimlerimi ağzıma alarak kendimi kirletmek istemediğim, onları da onurlandırmak istemediğim kişiler demokrasi getireceklerini söylüyorlar. Savcılar eliyle ilk defa demokrasi geliyor. Demokraside reformlar yaparsın, tekelleri etkisizleştirirsin, toprak reformu yaparsın, sanayi, seçim reformu yaparsın, meclis sistemini değiştirirsin, eğitimini değiştirirsin.

Tüm bunları bırakıyorsunuz, bu insan aklına bir düşmanlıktır. Ya buna inanacaksın, akılsız olacaksın. Yahut buna inanmayacaksın hapse gireceksin. Bu iddianamenin bütünü insan aklına bir saldırıdır, tecavüzdür. 600 yıl önceki bir efsaneyle bu işi çözüyorlar. Şaka mı yapıyorlar? Ortada bir iddianame yok. Bugün beyhude yere insanların konmaması gereken F Tipi denen yerlerde değerli insanlar kapatılmış durumundadır. Bugün fiili bir durum vardır. Buna nasıl iddianame denir.

Bu iddianame ile ilgili bir tek iddia doğrudur, Tayyip Erdoğan'ın savcı ve dolayısıyla da iddianameyi hazırladığı iddianamesi doğrudur. Çünkü bu iddianame Tayyip Erdoğan'ın kafası kadar karışıktır. Bu bir siyasi simge, diyanete sorun, ananı da al git vb. her şey bu iddianamede var. Bu iddianame önünde sonunda içtihata karşıdır.

Bu tesadüf değildir. Hilmi Paşa'nın Genel Kurmay Başkanlığı'nda Atatürk'ün resmini çıkarmasıyla, Türklerin uzun kılıcı yerine Arapların kılıcını koymasıyla bu iddianame aynıdır. Bu iddianame Türkiyata karşıdır. Toplum öyle bir hale gelmiş ki, bizim gibi adı solculuğa çıkmış insanlara Türklüğü savunma mecburiyetini bırakıyorlar. Bunu da seve seve yapıyoruz. Sosyalistler Türklüğe karşı değildir. Türklüğü abartmaya karşıdır.

Bu iddianame Türkiyat’a karşıdır. Ergenekon adına da karşıdır. Başsavcı Ergenekon adını biz koymadık diyecek, gerçek olmayan bir savcıya yakışmayan ifadelerde bulunmaktadır. Neden yakışmıyor? Ümraniye savcılığından İstanbul savcılığına gelen, eleştirilere ne diyorsunuz dedikleri zaman; Ergenekonculara sorun, diyor. Adını onlar koymuş. Başsavcının açıklamaları da Türkiye'de hukuk adına son derece üzücü ve umut kırıcıdır. Ben terör yasasından çok yargılanmış biri olarak, başsavcının buradakiler terör suçlusu değildir, bu o anlamda değildir sözünü hukuken kabul etmem mümkün değildir. Dolayısıyla bu iddianame tamamen kafa karışıklığı aklı ortadan alma üzerinedir.

Hilmi Özkök'ün darbeci olduğunu söyledim. Bugünkü internet sitelerinde bu konuşuluyor. Ecevit'e karşı darbeci olduğunu da söyleyeyim! Bu Fikret Bila'nın ‘Sivil Darbe’ kitabında da var! Darbe girişimini Bülent Ecevit'e duyuran bana göre de ahlaklı bir iş yapan Murat Yetkin'dir. Murat Yetkin Bülent Ecevit'e darbe girişimini duyurduğu sırada yanında Hüsamettin Özkan vardı.

O zaman görevli olan Hilmi Paşa, Hüsamettin Özkan'ı Ecevit'in yerine başbakanlığı kabule zorlamıştır. Burada bir darbe girişimi vardır. Bu darbe girişimine karşı doğrudan doğruya Bülent Ecevit'i bakanlıktan istifa ettirerek yerine Hüsamettin Özkan'ı getirmek isteyen görevli Hilmi Özkök'tür. Başbakan Bülent Ecevit bunu kabul etmediği için de hastalığı ortaya atılmış, Hilmi Özkök ve arkadaşlarının tahrik etmesiyle basın Bülent Ecevit'in hasta olduğunu söylemiş, sonra da hastaneye yatırılmıştır. Bülent Ecevit ise beni öldürecekler diye hastaneden kaçmıştır. Bunun faili Hilmi Özkök'tür. Bu ne demektir, dinime küfreden bari Müslüman olsa!

Bunları iddianameye almaya korkmuşlardır. F tipi cezaevlerinde tuttukları yüksek paşalarımızı bu iddianameye katmamaya karar verdiklerini yine basından okuyoruz. Kısaca ortada bir iddianame yok, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayanların akıl düzenini bozmak isteyen bir belge var. İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay bu iddianamede suçludurlar, teröristtirler ama bu iddianameye göre de aynı zamanda Cumhuriyet gazetesini bombalayan adamlardır. Ya İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay akıllarını kaybetmişlerdir ya da bu iddianamede akıl düzlemiyle ilgili hiçbir iz yoktur. Ben ikincisine inanıyorum.

1923'te kurulan Cumhuriyeti ortadan kaldırıp yerine İslami bir devlet kurmak için bizim insanların hepsinin aklını silmek istiyorlar. Bu iddianame Türkiye'de yaşayanların hepsini beynini bombalamaya yöneliktir. O el bombalarını beyinlerinde patlatıyorlar. Hukuki değerini göremiyoruz. Herkes iddianameyi birlikte hazırlıyorlar.

29-07-2008 18:16 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.

erdoğan ne yapıp edip yeniden miLLet vekiLi oLmak için hatta hükümete girmek için eLinden geLeni yapacaktır..
ara seçmLere bağımsız aday oLArak katıLr ve yüksek bir oy oranına uLaşır..


bence akp ye açıLan bu dava biraz geçiktiriLmeLiydi
akp şuçLu idan ediLir ama mahkum ediLemez.LaikLikten sabıkaLı oLacak dikkatLer hep üzerinde kaLacak..

aLdırmayıp yoLuna devam etseydi ozaman kesin kapatma geLirdi yani benim düşüncem bu...

29-07-2008 21:38 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.

Lyssa demiş ki; erdoğan ne yapıp edip yeniden miLLet vekiLi oLmak için hatta hükümete girmek için eLinden geLeni yapacaktır..
ara seçmLere bağımsız aday oLArak katıLr ve yüksek bir oy oranına uLaşır..


bence akp ye açıLan bu dava biraz geçiktiriLmeLiydi
akp şuçLu idan ediLir ama mahkum ediLemez.LaikLikten sabıkaLı oLacak dikkatLer hep üzerinde kaLacak..

aLdırmayıp yoLuna devam etseydi ozaman kesin kapatma geLirdi yani benim düşüncem bu...

Türkiye'de daha çok şey değişir,yarın ne olacağını bilemeyiz.ABD,AKP ile yollarını tamamen ayırmamış olabilir;tam tersi de olabilir.Benim zihnimi yoran şu ki;siyonizmin önünü açan politikalarla müslümanlığı nasıl örtüştürebiliyorlar?Garip ilişkiler,tezat durumlar var ortada.AKP'nin ve Nur Tarikatı denen oluşumun,somut delillerle bir an önce çözülmesi ve kamuoyunun aydınlatılması gerekiyor.Bunu kim yapacak diye sormayın;çünkü cevabı ben de bilmiyorum.Asıl sorun şu ki;bu oluşumların tabanı sürü mantığıyla hareket ediyor ve kendini din üzerinde sanıyor olabilir.Peki Fethullah Gülen denen şahsın,bir kere dahi ABD'nin Irak politikasını eleştirdiğini duyan oldu mu?İki milyondan fazla müslüman katledildi;Fethullah Gülen bu arada neredeydi ve neden sesini çıkarmadı?Benim bildiğim Kur'an hükümleri ile;tepe yönetiminin politikaları arasında ciddi farklar var,hatta benzerlik yok.Burnuma gerçekten pis kokular geliyor,aklımı ise milyonlardan oluşan "habersiz taban" karıştırıyor.
Türkiye mutlaka Laik bir devlet olarak kalmalı;yoksa bu ülkede bir tek müslüman kalmayabilir;çünkü ters giden birşeyler var.

30-07-2008 00:04 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.

kaos demiş ki;
Türkiye'de daha çok şey değişir,yarın ne olacağını bilemeyiz.ABD,AKP ile yollarını tamamen ayırmamış olabilir;tam tersi de olabilir.Benim zihnimi yoran şu ki;siyonizmin önünü açan politikalarla müslümanlığı nasıl örtüştürebiliyorlar?Garip ilişkiler,tezat durumlar var ortada.AKP'nin ve Nur Tarikatı denen oluşumun,somut delillerle bir an önce çözülmesi ve kamuoyunun aydınlatılması gerekiyor.Bunu kim yapacak diye sormayın;çünk cevabı ben de bilmiyorum.

her yerde üLkeye musaLLat oLan göstermeLik demokrasi, neyi kuLLanmaLarı gerektiğini çok iyi biLiyoLar.. bakaLım obamanın başkanLığında ne oLcak..

30-07-2008 00:11 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: 1, 2  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com