sırrı olabildiğine yalın olmak.. samimiyet..bu da sır değiil...ve aslında gizem söylediğimiz şeyi olabildiği kadar açık söylemektir..gizlemek ve saklanmak değil...
'Bedenini yok etmek ve yeniden yaratmak. Yitirdiklerini yeniden yitirmek. Unutmak. Müzikte yok olmak. Korkuyla terlemek, düşünmekten vazgeçmek, bir an bile gözünü ayıramadan, sabit bakışlarla duvarlara bakmak, artık geri gelmeyen bir ezgiyi boş yere beklemek. Bedenini parçalara ayırmaya devam etmek. Hiçbir şey ummamak, hiçbir şey beklememek. Bir taş, bir ağaç, bir toz zerresi olmayı öğrenmek. Acıyı kaslarında, karnında duyumsamak, dünyayı rahminde taşımak. Kırılan tırnaklarla çizmek. Kendi ellerinle konuşmak. Ölmek. Olmak.''
sıradanlık bir çukurdur...
oturdugumuz yerden savaşa hayır demek,
baktıgımız köşeden beklemek mutluluğu,
türbana hayır derken düşüncemizin kesin doğrular çerçevesinde olduğu ve türbanlıları azarlamanın inancı yüzünden gayet doğal olduğu..
yakınınız öldüğünde anlayacaksınız,kaybettiğinizde gizli dostluklarınızı..
yarın inanın yepyeni bir gün değil...yarın tıpkı bugün gibi...
'hayatınızı hayallerinizden daha güzel yaşamak' uğruna değil çabalarınız...
hayatınız yok etmek üzerine kurulu..bir hiç bile istemez bunları..bir hiç sadece yaşamak ister,kalıcılık,eşsiz biri olma değildir amacı..olabildiğince hızlı yaşamak..
kelimelerimin aptalca oldunugu biliyorum..ben bile aptalcayım..
Bilge karasu'nun dediği gibi;sen bir hiçsin ve ne güzel ki gülümseyebiliyorsun...