boşluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 4
Forumlar >> Off Topic >> Yitiğimiz olan sevgi ve saygı - boşluk
Kutudaki yazılı sayfaya git -->
Yazar Yitiğimiz olan sevgi ve saygı -
offline Yabancı..

Dünya-hızlı bir değişimi yaşıyor. Temeli çok eskilere dayanan kurumlar da bu değişimle birlikte yenilenip dönüşüyor. Sadece ülkemizde değil, dünyanın farklı milletlerinde de görülen bu farklılaşma ve yeni duruma ayak uydurma çabalarının en belirgin olarak yaşandığı kumruların başında İse aile geliyor, Modern zamanlardaki katılım -erkek ilişkileri.

mutlu veya mutsuz evlilikleri çocuk sevgisi gibi günümüz problemlerine baktığımızda Ciddi bir boş vermişlik,ve yorumsuz bir duruş almayla karşı karsıya olduğumuzu görürüz. Aile içi tartışmalar, kavgalar, çocuk eğitimi e sevgisi, boşanmayı gerektiren sebepler, ev liliği korumanın yollan, flört, mutlu olmayı bilme ve becerme, anlayış, hoşgörü, karıkoca hakları, toplumsal ve sosyal çevreye uyum gibi alt başlıklar halinde beynimize üşüşen birçok kavramın çözümüne yönelik elimizde ne var acaba? FITRİ ÖZELLİKLERYitiğimiz olan sevginin, aile kurumundaki etkisi ve vazgeçilmezliğine inanan herkesin ayna karşısına geçip, kendisiyle, bu anlamda h;ılleşmesi gerekiyor. Bu küçük girizgah, bulunduğumuz yeri ve almamız gereken du ruşu belirlemesi bakımından önemli idi.Geçen ay içinde ajanslardan geçen bir haber. evlilikleri sonuna kadar götüremeyen insanların başka nedenlerini hatırlatıyor ve farklı bir düşünme "alanı daha açıyordu.-Biz sadece tek bıreyla üzerinde geliştirdiğimiz tezleri, sayıları oldukça fazla olan ikiz yaratılmış insanlâr"için düşünememiştik. Sevgi evet. anlayış evet, fedakarlık evet pma, mutsuzlukların ve boşanmalarm nedenleri arasında acaba genlerin hiç mi suçu yok? Boston Üniversitesi bilim .idamları, muhtemel ruhsal bozuklukları tesbit etmek için Vietnam Savaşı'na katılan tek ve çift yumurta ikizleri ile görüştü. Görüşmelerde, ikizlerin medeni durumları, kaçıncı evliliklerini sürdürdükleri ve boşanmışlara bunun nedenleri belirlendi Görüşmelerin sonucunda, aynı genleri taşıyan'tek yumurta ikizlerinİn boşanma oranları ve nedenlerinin, farklı genler taşıyan çift yumurta ikizlerinden çok daha fam benzerlik gösterdiği ortaya çıktı. Bilim adamları, bu çalışmanın genetik faktörün boşanma üzerindeki etkisini açıkça"ortaya kov dıığunu söylüyorlar.GENLERİN GÜCÜ Araştırmayı yürüten ekipten Dr.Michael Lyons, genlerin evliliğîn uzun ömürlü olup olmamasında önemli bir rol oynadığını belirtirken, "Evlilik kararı ise tek yurnurta ikizlerinde bile yalnıza çevreden gelen etkilere bağlı. Çevresel etkenler evlenip evlememe konusunda herhangi bir genetik faktörün önüne geçiyor çünkü genç insanlar çoğunlukla anne-babalarınin evliliklerini! başarısına göre evlenip evlenmeme konusunda karar veriyor" delAncak evlendikten sonra işin içine başka faktörler de giriy or. Dr, Lyons, "Genlerin boşanma üzerindeki etkisi, uyuşturucu kullanımı depresyon veya alkolizme genetik eğilim olarak algılanmalı! derken, araştırma sonucunda, örneğin, hastalık derecesinde marbaz otan ikizlerin boşanma eğiliminin, diğerlerine oranla 2J kat daha fazla olduğu ortaya çıktı. Lyons, "Ruhsal kökenli bütM rahatsızlıklar evlilik ilişkisini zorlaştırıyor" dedi. İngiliz evlilik danışmanı Julia Coles da, "Düşüncelerini ve dun gularını eşlerini tehdit etmeyecek biçimde ifade edebilen insan ların çoğunun evlilikleri uzun ömürlü oluyor. Bu karekter özelli ğinde de genlerin kesinlikle etkisi var" diyerek araştırma sorgulanna katıldığını söylüyor. Coles, genetik içgüdülerin insanların karşı cinsle ilişki kurma isteğini açıkladığım, ancak evlenme ka ranmn toplumun insan ilişkilerini düzenleme isteğinden ortaya çıktığını ve genlerle ilgisi olmadığını belirtiyor. İLİŞKİLER VE BOYUTLARIBütün bu görüşlerden sonra, aile içindeki sorunların sadece im yal etkenlerle ortaya çıkmadığı, insanların fıtri (yaradılış) özeli liklerinin de evlilik kurumunun durduğu nokta ve gelecek için onemli ve öncelikli bir yer tuttuğu anlaşılıyor.Coles'in de belirttiği gibi, "Düşüncelerini ve duygularım eşlerim tehdit etmeyecek bir biçimde ifade edebilen insanların çoğuma evlilikleri uzun ömürlü oluyor. Bu karekter özelliğinde de genlerin kesinlikle etkisi var." Çünkü, eşler arasında ciddi karşıtlıklar veya tahammülsüzlüklerin ortaya çıkmaya başladığı andan itibaren, bir ilişkiyi bitirmek için bahaneler arandığını biliyoruz. Ufak-tefek sosyal etkenlerin eşler arasında ciddi krizlere neden olduğumu e en acısı, uçurumun kenarına gelen ilişkilerin pamuk ipliğine bağlı olan çocuklar, diğer aile fertleri, hatırlı kişiler "sayesinde" yürütülmeye çalışıldığı günümüzde, sağlıklı düşünme ve karar Verme mekanizmasının susturulması anlaşılır gibi değil.Bütün bu görüşlerden sonra, aile içindeki sorunların sadece sosyal etkenlerle ortaya çıkmadığı, insanların fıtrî (yaradiliş) Özelliklerinin de evlilik kurumunun durduğu nokla ve gelecek için önemli ve öncelikli bir yer tuttuğu anlasiliyor,BAHANELERE SIĞINMAKSevgiyi korumanın yolları, somut çözüm önerileri içermiyor belki ama. insan ömrünün genel hayat içindeki yerini İyi kavrayabildiğimiz ölçüde, yaşadığımız anların ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyoruz. Yaşam, bize bahşedilmiş en kutsal hazine. Bütün insanlığın toplam sorunlarını bahane ederek, kişisel tatminsizlikleri eğer bir krize yol açmıyorsa öne alarak ve günlük hayatasadece kendi penceresinden bakarak bütün her şeyi ve herkesi yerdeki kum tanesine benzeten bir anlayış, (ister erkekte olsun, ister kadında) anlaşılmaz bir narsizmden başka bir şey değildir!Belki anlamsız bir tahammülün kapılarını aralayacak olan bu yorum, verilecek karar sonrasında kaybedilecek veya kazanılacak şeylerin, kişinin beklentilerine oranını da belirleyecektir. Yani eğer, kaybedeceklerimiz, kazanacaklarımızın yanında çok öneri bir yer tutmuyorsa, hayatı zehir etmenin bir anlamı var mı?Bugün sizin için yeni bir gün. Bütün bü söylediklerimden sonra kendinizi, sevdiğiniz insan(lar)ı ve konumunuzu yeniden gözden geçirerek, nasıl bir kıymete sahip olduğunuzu yorumlamaya çalışın! .




05-11-2007 20:59 | cevapla | Şikayet Et!
offline sabri
Mesajlar: 734

109536
TAMAMINI OKUYAMADIM AMA GÜZEL OLLMUŞ AKŞAMA OKURUM

06-11-2007 07:35 | cevapla | Şikayet Et!
offline SuskunRUHUM........ ...
Mesajlar: 4862

64573
Seni Seviyorum Diyebilmenin Güzelliği....



Sevmek...Tanrının bize bağışladığı en yüce duygulardan bir tanesi... Yaşamımıza renk katan yegane şey. Sevmek ve sevildiğini hissetmek, hissettirmek. Sevmek... her şeyi, dünyayı, yaşamayı, insanları, kuşları, çiçekleri, denizi, suyu, herşeyi, kendimizi bir de. Biz ulus olarak sevgi dolu insanlarız aslında, yüreğimiz hep bu ışıltılarla dolu. Ama sevgimizi dile getiremiyoruz yeterince. Hep içimizde, yüreğimizde saklı tutuyoruz, nedense kullanmayıp saklıyoruz. Halbuki ne güzel iki kelimedir seni seviyorum diyebilmek. Bu gizemli kelimeyi kullanmaktan korkmasak, içimizden geldiği gibi ve hissettiğimiz anda söyleyebilsek keşke sevdiklerimize.

Dünün , sabahın ilk ışıklarında yeni açmış bir çiçeğin yaprağındaki çiğ tanesi ile size gülümsemesini bir kez. içimizi mutlulukla dolduran bu sıcak tablo karısında seni seviyorum güzel çiçek demek, ne hoş bir karşılamadır onu. ( aptalca mı geliyor size, gelmesin lütfen) Yada aynada yüzünüze bakarken içten gelen bir gülümseme ile kendi kendimize seni seviyorum desek, diyebilsek keşke.

seni seviyorum öyle sihirli ve güçlü iki sözcüktür ki aslında; söylendiği anda karşımızda akan suları bile durdurur anında. Eşimize, kızımıza, sevgilimize, emektar köpeğimize, yetiştirdiğimiz çiçeklere, büyüklerimize , tüm sevdiklerimize söyleyelim her an içimizden geldiğinde; duraksamadan, acaba tepkileri ne olur, yada çok söylemeyeyim etkisi azalır diye düşünmeden. Olabilir mi hiç böyle bir şey, etkisi azalabilir mi hiç. Bu iki sözcük ne kadar sık kullanılırsa insanın içini o kadar okşar, o kadar sevgi ile doldurur, ilişkileri düzene sokar, uzaklar hemen yakınlaştırır, mesafeleri yok eder. Ne güzel bir şeydir bunu sıkça kullanabilmek, alışkanlık haline getirip söyleyebilmek.

Hayatın ne kadar acımasız, ne kadar kısa olduğunu, belki yarın sevdiğimiz ve değer verdiğimiz kişileri bir daha bulamayacaımızı düşünecek olursanız; bence şu anda, şu saniyeden itibaren, daha fazla geç kalmadan söyleyelim, haykıralım sevgimizi; seni seviyorum diyelim.

Eşimizi yada sevdiklerimizi yolculuğa uğurlarken hazırladımız bavulun içine, giyisilerin arasına seni seviyorum yazan minicik notlar iliştirelim. Bizden önce eve geleceğini bildiğimiz anlarda yine onlar için evin çeşitli yerlerine seni seviyorum mesajları bırakalım. İnanın o mesajları gördüklerinde yaşayacakları mutluluğu kelimelerle anlatmak mümkün olmaz. Bu öylesine güzel bir sıcaklık, öylesine güzel bir yakınlaşmadır, sözcüklere sığdıramazsınız gücünü.

İçimizde tutup, saklayıp, ayda yılda bir kez söylediğimizde; hayatımızdaki keşkelerin sayısı hızla artacaktır inanın buna. Oysaki keşkelerin geri dönüşleri yoktur; giden yıllarla birlikte onlarda gider, yakalayamazsınız.

O halde gelin kullanmaktan çekinmeyelim, seni seviyorum demeyi de sevelim, tüketelim bolca. Bilin ki siz kullandıkça tükenmeyecek, size geri dönşleri katlanarak artacaktır.



06-11-2007 10:38 | cevapla | Şikayet Et!
offline SuskunRUHUM........ ...
Mesajlar: 4862

64573
Seyret, Sus ve Dinle .....

Bir gün bir dağ güneşle birlikte güne uyandı. Rüzgarın esintisiyle ağaçlarının dallarını sallaya sallaya esneyerek gerindi. Güneş pırıl pırıl ufukta tam karşısından doğuyor, onunla arasında masmavi bir deniz çarşaf gibi günü karşılıyordu.

Dedi ki, "Ben ne güzel bir yerdeyim, önüm masmavi bir deniz ve her gün güneş bana gülümseyerek gün başlıyor."

Gökyüzünde küme küme bulutlar pamuk yığınlarını andırıyordu.

Martılar çoktan uyanmış gökyüzünde dans ediyorlardı. O sırada dağ bir de baktı ki, eteklerinde bir minicik fare denize doğru yürüyor.

"İiiiiiiiihhhhhh , bu da ne? Bu küçük fare benim manzaramı şimdi neden bozuyor?"

Onun oradan bir an önce gitmesini istedi ve şöyle bir titredi.

Tepeden aşağıya doğru bir kaç taş hızla yuvarlanmaya başladı. Fare sesi duyunca hemen bir yüksek kayanın üstüne sıçradı ve oraya yerleşti. Düşen taşlarda ona hiç bir zarar vermedi. Farecik de başladı denizin güzelliğini seyre...

Ara ara atlayan zıplayan balıklar denizin duruluğunda küçük halkalar oluşturuyordu.

Deniz dağın sıkıntısını anladı ve dağa seslendi:

"Neden böyle bir günde bir küçük fare için mutsuzluk oyununa başlıyorsun ki? Bak ben dümdüzken balıklar da benim duruluğumu bozuyorlar. Ben onlara kızıyor muyum? Biliyorum ki onlar bensiz ben onlarsız olamayız. Sen de seninle birlikte yaşamak zorunda olanlara kollarını açmalısın. Güneş hiç bulutlara bozuluyor mu? Benim ışınlarımı engelliyorlar diye kızıyor mu?

Kabul et gerçeği, herşey bir şeylerle bütün aslında. Fark ve güzellik de burada. Bu sayede hergün ayrı bir şey öğretiyor bize; her gün ayrı bir ders veriyor. Sen iyisi mi sadece SEYRET, SUS ve DİNLE."

Dağ denize sordu:

"SEYRET, SUS ve DİNLE? O da ne demek?"

Deniz, "Bak... Seyrettiğinde güzellikleri göreceksin... Sustuğunda kendinden başkalarının söylediklerini duyabileceksin...

Dinlediğindeyse onlardan öğrendiklerini uygulama fırsatı bulabileceksin...


06-11-2007 10:39 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

BÜYÜKLERE ve YAŞLILARA SAYGI



Allah'ın bizlere bahşettiği hayat nimeti, doğumla ölüm arasında gerçekleşen bir yolculuktan ibarettir. Bu yolculuk, çocukluk, gençlik, yetişkinlik gibi dönemlerden geçiyor ve nihayet yaşlılık ve ihtiyarlık dönemine ulaşıyor. Hayatın değişmez kanunu gereği, her dönemin insanı, zamanla yerini bir sonraki dönemin insanına bırakıyor. Yaşlılık dönemine gelen insan üst düzeyde bir hayat tecrübesine ulaşmış olmakta ise de fiziksel olarak zayıflamaktadır. Kur'an-ı Kerim'de, "Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz, gücünü azaltırız. Hâlâ düşünmeyecekler mi? "[1] buyrulmaktadır. Bu dönemde insanlar ruhen daha hassas olmakta; ilgi ve desteğe daha çok ihtiyaç duymaktadırlar. Bu bakımdan yaşlılar ve büyükler yalnızlığa terk edilmemeli, sık sık ziyaret edilip gönülleri alınmalı, onlara gereken saygı ve sevgi gösterilmelidir. Bu hem dinî hem de milli bir görevdir.


Sevgi, saygı ve merhamet, Yüce Rabbimizin bize bahşettiği ulvi duygulardandır. İnsan ancak bu ulvi duygular sayesinde mutlu olabilir. Bu duyguların olmadığı yerde hüzün ve keder vardır. İşte bu sebeple dinimiz, insana saygı ve sevgiyi, temel ahlaki görevlerimiz arasına koymuş büyüklere ve yaşlılara karşı sergileyeceğimiz davranışlar konusunda önemli tavsiye ve uyarılarda bulunmuştur. Bu sebeple anne ve babalarımız başta olmak üzere; yaşı bizden ileride olan, bütün büyüklerimize karşı saygı göstermemiz gerekir.
Yaşlılarla ve büyüklerimizle olan ilişkilerimizde sevgili peygamberimiz (s.a.v.) en güzel örneğimizdir. O bize, insanlara karşı daima merhametli, güler yüzlü, yardım sever olmayı yaşayarak öğretmiş,"Merhamet edenlere Allah da merhamet eder. Yaratılanlara merhamet ediniz ki, Allah da size merhamet etsin"[2] buyurmuştur. Hayatlarını bizler için, toplum için çalışıp çabalayarak, üreterek geçiren, tecrübelerini bizlere aktaran yaşlılarımız ve büyüklerimiz, her türlü sevgi ve saygıya layıktırlar.


Düşenin elinden tutmak, çaresizlere destek olmak, kimsesiz, bakıma ve ilgiye muhtaç olanlara ilgi göstermek, onların ihtiyaçlarını gidermeye çalışmak insani ve dini görevlerimiz arasındadır. Toplumun her kesiminde maddi ya da manevi olarak başkalarının sevgi, ilgi ve dostluğuna muhtaç pek çok insan bulunmaktadır. Güler yüzle hatırlarını sormak, gerektiğinde oturmaları için yer vermek yahut basit de olsa bir ihtiyaçlarını gidermek, yaşlılar için çok büyük anlamlar ifade edecektir. Unutmayalım ki bugünün yaşlıları dünün gençleri olduğu gibi bugünün gençleri de yarının ihtiyarları olacaklardır. Söz konusu olan yaşlı kimseler, kişinin anne ya da babası ise onlara karşı sergilenmesi gereken saygı, sevgi ve merhamet dolu tutum ve davranışlar kesin bir dini görev halini alır. Hutbemi Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) şu hadisleriyle bitirmek istiyorum: "Ana-babası ya da onlardan biri yanında yaşlanıp da cennete giremeyen kimseye yazıklar olsun"[3] , “Küçüklerine merhamet etmeyen, büyüklerine saygı göstermeyen bizden değildir.”[4]

06-11-2007 15:18 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek için üye olmanız gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com