arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 28
Forumlar >> Off Topic >> içimizdeki hainleri yaşatmayalım. bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar içimizdeki hainleri yaşatmayalım.
offline Yabancı..

PKK'nın casusları yakanlandı 26 Ekim 2007 Cuma 14:53


PKK'ya askeri bilgileri veren casuslar yakalandı. İşte isimleri...
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Irak'daki terör yuvalarına yönelik sınır ötesi hakerat için yığınak devam ederken, Hakkari’nin Çukurca İlçesi'nde de asker sayısı artırıldı. Bu bölgede yaklaşık 20 bini aşkın Mehmetçik, Irak sınırının sıfır noktasında alarma geçti ve kara harekatı emrini beklemeye başladı.

6 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
Bölgede sınır ötesi operasyon hazırlıkları sürerken, askeri yetkililer stratejik noktalardaki hazırlıkların gizli tutulması için buralara giriş- çıkışı yasakladı. Bu bölgelerden yapılan telefon konuşmaları da izlemeye alınırken, Kuzey Irak'la yaptıkları telefon görüşmelerinde askeri bilgileri verdikleri anlaşılan korucubaşı İdris Seven ve Cemal Demir ile Burhan Ediş, Tayyip Ecer, Hacı Çetin ve Enver Demir gözaltına alındı.

Güvenlik yetkilileri bu kişilerin, Çukurca ilçe merkezi ile Çığlı, Üzümlü ve Köprülü köylerinden Kuzey Irak'la ‘sakıncalı görüşme yaptıkları’ gerekçesiyle gözaltına alındıklarını söylemekle yetindi.

26-10-2007 15:03 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Özel tim sahaya dönsün


Onlar artık iyice sabırsız. "Niye bekliyoruz" diyor ve doğuya tayin istiyorlar. Kimler mi?
1997'ye kadar terörle mücadelede rol oynayan özel harekat polisleri, çatışma bölgelerine tayin için dilekçe vermeye başladı. Özel harekat polisleri, "Erler operasyonlara sokulmasın” dedi.

Şırnak Gabar Dağı'nda biri astsubay 13 askerin pusuya düşürülüp şehit edilmesinin ardından Hakkari Dağlıca'dan gelen 12 askerin şehit düştüğü haberi "özel tim sah aya dönsün" tartışmalarını gündeme getirdi. Kurulduğu 1983'ten şehir ve ilçe merkezlerine çekildiği 1997'ye kadar terörle mücadelede aktif rol oynayan özel harekat polisleri, "şark" görevlerini yapmalarına karşın, "Bizi doğu- güneydoğuya tayin edin" diye dilekçe vermeye başladı.

NİYE BEKLİYORUZ?

Son bir ayda Gölbaşı'ndaki merkez üssü ile 49 ilde görev yapan 4 bin 900 özel tim mensubundan yüzlercesi "gönüllü" olarak Şırnak, Hakkari, Tunceli, Batman, Mardin, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Bitlis, Van, Iğdır, Ağrı, vb. illere tayin olmak istedi. Şu anda trafik, asayiş ya da karakol gibi "genel hizmet" kadrolarında çalıştırılan eski özel harekatçılar, "Niye bekliyoruz" sorusunu gündeme getirdi.

APO'DAN ÖZEL TİM UYARISI

Görevde oldukları için isimlerini açıklamayan özel harekat kökenli emniyet müdürleri şunları söyledi:

"Gerillaya karşı devlet kontrgerilla ile başarılı olabilir. Er-erbaşlar operasyonlara sokulmasın. Bunu askerin ve polisin özel tim ve birlikleri üstlensin. 1990'lı yıllarda PKK'lı teröristlerin kendi aralarında yaptığı telsiz konuşmalarında Apo'nun, 'Özel timle çatışmaya girmeyin. Arazide onları görünce yerinizi değiştirin' talimatı geçerdi. Zaten teröristler M-16'nın sesinden özel timcileri tanıyıp 'çok zayiat veririz' diye çatışmaya girmezlerdi. Genç er-erbaşların yaptığı hatayı bizler yapmayız. Dağlıca baskınında olduğu gibi stratejik köprüleri emniyetsiz bırakmazdık."

Polis Başmüfettişi olan bir Emniyet Müdürü ise, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık Koşaner'in bu işe el atması gerektiğini ifade ediyor. Müdür, "Koşaner Şırnak'ta Tugay Komutanı iken birlikte operasyona katıldık. Özel timi evladı gibi görür. Paşa, özel timin sahaya dönmesi için girişimde bulunmalı" dedi.

ÖZEL BİR SÜREÇ

Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu hukuki olarak şehirde polisin, kırsalda jandarmanın görevlendirilmesinin yanlış olduğunu kaydetti. Terörle mücadelenin özel bir süreç olduğuna dikkat çeken Global Strateji Enstitüsü Başdanışmanı emekli Tümgeneral Armağan Kuloğlu ise "Terörle mücadele de polis özel harekat elbette kullanılabilir" dedi. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Etnik Terör Çalışmaları Merkezi Başkanı Doç. Dr. İhsan Bal da Başbakan Erdoğan'ın "Terörü özel birliklerle sona erdireceğiz" açıklamasını hatırlatarak, "Bu dikkate alınmalı" dedi.

BU İŞ EL BOMBASIYLA OLMAZ

24 yıl içinde çeşitli adli suça karışanlar hariç 4 bini aşkın özel timcinin yeniden "branşa" alınması gerektiğini savunan Emniyet Müdürü şu önerilerde bulunuyor: Özel tim sayısı 10 bine yükseltilsin. Branştan çıkarılan özel timcilerin en yaşlısı 45 yaşında. Bu polislerden faydalanılsın. Asker, termal kamera, gece görüş dürbünü ya da çıplak gözle terörist grubu gördüğünde üstlerinden emir almadan operasyon yapmaz. Fakat, özel tim teröristleri gördüğünde emir beklemeden çatışmaya girer. Elimizden alınan ağır silahlar tekrar iade edilmeli ve yeni silahlarla güçlendirilmeli. Terörle mücadele sadece M-16'lar ve el bombaları ile yapılamaz.


26-10-2007 15:14 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

O APACHE'NİN ne işi vardı?
26 Ekim 2007 Cuma 10:16
İşaretler, deliller hep Amerika'yı gösteriyor. Pusu okyanus ötesinden.
Dağlıca saldırısı öncesi sınırda O gece bir apache var mıydı? Star'dan Şamil Tayyar bu soruyu soruyor.

İddalar vahim: Gece görüşlü Apache sınırda keşif yaparken Dağlıca ve çevredeki askerin konuşlanma şekli, uydu bilgilerine ek olarak bu Apache tarafından detaylandırılıp PKK’ya ulaştırıldı.

Şamil Tayyar, ABD'nin Guam adasında eğittiği peşmergelere dikkat çekti. Küresel terör konusunda eserleri bulunan Prof. Dr. Nurullah Aydın'ın tespitlerine yer veriyor:

-3 bin Peşmerge CIA tarafından Guam adalarına eğitim için götürülmüştür. Bunlar Barzani’nin silahlı gücünü oluşturmuştur.

-ABD, Öcalan’ı teslim ederken Marksist üst yönetimi tasfiye etmiş, lider kadrosunu kendisiyle işbirliği yapacak şekle sokmuştur.

-ABD ordu envanterindeki 150 silah kaybolmadı, Barzani ordusuna verildi. PKK da bundan yararlandı.

-Barzani askerlerinin istihbarat eğitimini MOSSAD yürütmektedir.

-İnsansız uçaklarla bölge sürekli kontrol altındadır. Türkiye ve İran askeri hareketlenmeleri, uydu ver yer haberleşme ağıyla Barzani-ABD-İsrail tarafından tespit edilmektedir.

-Türk ordu birlikleri haberleşme şifre ve kodları ABD ve İsrail teknolojisi ile iç içe olduğundan TSK’nın istihbarat ve haberleşme ağı takip edilmektedir.

-Son saldırılar; PKK görüntüsü altında ABD-İsrail-Peşmerge ortak operasyonudur.

-Türk-Kürt çatışma senaryosu uygulanıyor.

-Irak’ta etnik ve mezhep ayrışması projesi, PKK adlı sanal örgüt eliyle Türkiye’de gerçekleştirilmeye çalışılıyor.

-PKK ve, PEJAK, Barzani, Talabani ordusuyla bütünleşmiştir.

-ABD, bölgede Kürt devlet projesinin çekirdek yapılanmasını sağlamıştır.

-Amaç, Kuzey Irak Kürt yapılanmasının baltalanmaması, İran’a yönelik ABD-İsrail askeri harekatına karşı çıkan Türkiye’yi işbirliğine mecbur etmektir.

26-10-2007 15:18 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Leyla Zana çileden çıkardı!

Leyla Zana, yine çıldırttı. Kürtlerin silahı bırakması için şartı varmış. Bakın şart neymiş!
Leyla Zana, yine ne konuştuğunu bilmeden, açtı ağzını yumdu gözünü. DTP'nin düzenlediği Demokratik Toplum Kongresi'nin kapanış konuşmasını yapan Zana, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını istedi.

TÜRKİYE APO'YU BIRAKSIN, KÜRTLER DE SİLAHI BIRAKACAK
Leyla Zana, Abdullah Öcalan’a özgürlük isteyerek: “Türkiye’ye onu affedin diyeceğim, ama zaten o bunu kabul etmez. Onu halktan koparmayacaksın, 9 yıl adaya aldınız halktan kopardınız. Halkın yanına getireceksin, burada siyaset yapsa kötü mü olur? Bunu yaptıktan sonra Kürtler silaha sarılırsa söz veriyorum en başta onlarla ben mücadele edeceğim.''

1999’DA BİR DEPREM OLUŞTU!
Zana, “Tarihe baktığımızda böyle onurlu bir halka dünyada ender rastlanır. İyi ki bu milletin bir parçasıyım. 1999’da bütün Kürtlerin beyninde ve yüreklerinde siyasi bir deprem oldu. O süreci yaşayanlar, evlerinde gözyaşı döktüler. Bütün dünyanın işbirliğiyle Kürtlerin lideri (Abdullah Öcalan) Türkiye’ye teslim edildi. Ve bir şartla verilmişti, Kürt sorununun çözülmesi şartıyla. Şimdi bütün ülkelere sesleniyorum. Kürt sorununun çözülmesi için hiç bir adım atıldı mı?''

'HAYSİYETLİ HİÇ BİR KÜRT, KARDEŞİNİ VERMEZ'
Leyla Zana, Türkiye’nin kendilerinden iadelerini istediği Kuzey Irak’taki PKK liderleri için bölgedeki Kürt liderlere seslenerek, “Haysiyetli ve şerefli hiç bir Kürt, kardeşlerini zindanda çürütmek için teslim etmez. Buna razı olmaz.'' diye konuştu.

BİZ TERÖRİST VE SAVAŞÇI DEĞİLİZ
“Kürtler ayrılıkcı değildir, biz terörist ve savaşçı değiliz. Biz talancı bir zihniyete sahip değiliz. Kimse savaş istemiyor. 1999 yılında Türkiye bu sorunun çözülmesi için adım atmak istedi ancak ABD’nin terörle mücadele konseptine uygun olarak terörle mücade diye çözüm için adım atmaktan vazgeçti.''

26-10-2007 18:20 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

PKK'yı kınamayız, çünkü...

DTP, neden PKK'yı terör örgütü saymıyor. Ahmet Türk, sonunda baklayı çıkardı.
DTP Grup Başkanı ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk, TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın, terör örgütü PKK’yı açık bir dille kınamaları
isteyen sözlerine, “O zaman halktan koparız” karşılığını verdi.

NTV'ye konuşan Türk, kendilerinin aslında şiddete her zaman karşı çıktıklarını, silahla sorunların çözülemeyeceğini savunduklarını belirti.

Türk, PKK'nın terör örgütü olarak nitelenmesi çağrılarıyla ilgili olarak ise şunları söyledi; “O istediklerini dediğimizde bizim etkinliğimiz mi kalır? Eğer onu söylersek, halk üzerindeki etkinliğimiz kırılır, halktan koparız. Bizim halk üzerindeki etkinliğimizin kırılmasına yönelik bir süreç kimseye yarar sağlamaz. Biz sürece yardımcı olup akan kanın durması içinden elimizden geleni yapmak istiyoruz.”


kan üzerinden geçinen leş kargası pezevenkler. sizi mi
llet tanıyor zaten ama beklediğimiz. kan içen vampirleri örgüt olarak tanımanız.bunu yapamıyorsanız. daha ne işiniz var bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olmaya.bre domuz sürüleri terkedin oraları siyaseti kirletmeyin şerefsiz deyyuslar..

26-10-2007 18:25 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Şehit Furkan sizi duyuyor

Furkan Işık... Terör acımasızca aramızdan aldı onu... Ama o sizleri görüyor...
Hayatının baharında 12 askerimiz şehit oldu geçtiğimiz hafta. Daha önce kaybedilen 30 bin hayat gibi soldular... 30 bin şehit annesi, 30 bin şehit babası ve onbinlerce şehit kardeşi, şehit çocuğu kaldı geride. Onlardan bazıları acılarını şehitlerinin adına kurdukları sitelerde yaşatıyorlar. Şehit Asteğmen Furkan Işık da onlardan biri.

"VATAN SAĞOLSUN DEMİYORUM"

Işık, Şırnak'ta PKK'nın yola döşediği bombanın uzaktan kumandayla patlatılması sonucunda geçtiğimiz yıl şehit düştü. Anne Tülin Işık, 'Vatan sağ olsun demiyorum, içim çok fazla yanıyor" dedi cenazesinde.

BİR AN ÖNCE HAYATA ATILMAK İSTEDİ

22 yaşındaki Furkan Işık, Dumlupınar Üniversitesi İktisat'tan mezun olur olmaz, askere gitme kararı almıştı. Bir an önce askerliği bitirmek ve iş hayatına atılmak istiyordu. Bilgisayar hakkında çok şey biliyordu. Serbest olarak çalışıyor ve web sayfaları hazırlıyordu. Arkadaşlarının deyişiyle çok iyi bir web tasarımcısıydı. Ama teröristin kanlı elleri yakasını bırakmadı.

Web sitesi tasarlayarak hayatını kazanacaktı

Ailesi, web sitesi tasarlayarak hayatını kazanan Furkan'ın adına bir web sitesi kurdu hatırasını canlı tutmak için. Furkan'ın doğumundan ölümüne kadar yaşadıkları ve tüm sürecin fotoğrafları doldurdu siteyi. En çarpıcı olanı da Furkan'ın doğum ve ölümünü kendi ağzından anlatan yaşam öyküsü...

ŞEHİDİN KALP ATIŞLARI

Şehit Furkan Işık, sitesinden "Ben sizi duyuyorum... Ben buradayım... Sessiz olursanız siz de duyacaksınız kalp atışlarımı... " diyor...

İşte şehit Furkan Işık'ı burada ziyaret edebilirsiniz...

http://www.furkan.net/

26-10-2007 18:34 | cevapla | Şikayet Et!
offline serdar
Mesajlar: 438

79100
BU HABERI HERKESIN OKUMASI LAZIM ASLINDA

TERÖRE ÖDÜL

CUMHURBAŞKANI AHMET NECDET SEZER’İN AFFETTİĞİ TERÖRİSTLER

Bizler bundan yaklaşık 10 yıl önce ciğerparelerini, can yoldaşlarını, babalarını ve kardeşlerini bu vatanın bekası adına şehit vermiş acılı şehit yakınlarıyız.

Vatan adına, bayrak uğruna en yüce makam olan şehitlik mertebesine ulaştıkları için acımızın yanında gururluyuz da.

Onlar bu vatan için, şanlı bayrağımızın ilelebet göklerde dalgalanması için canlarını ortaya koymaları gerekiyordu, koydular. Ve ulaşılacak en yüksek, en şerefli mertebe olan şehitlik mertebesine ulaştılar. Bizler onlardan anneleri, babaları, dedeleri, nineleri, eşleri, çocukları olarak büyük bir gurur duyuyoruz. Alnımız ak, başımız dik. Cennet vatanımızda huzur içerisinde özgürce yaşayabiliyorsak bunda şehitlerimizin büyük payı olduğundan hiçbir şüphemiz yok.

Bizler yürek dağlayan bu acımızı bağrımıza taş basarak dindirerek onların hatıraları ile kendimizi teselli edip hayatımızı devam ettirmekteydik. Ta ki 2000’li yılların başından itibaren Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer’in özel affıyla terörist eylemlerin faillerinin, cezaevinde yatmakta iken salıverilmelerine kadar. Ülkemizde birçok bölücü-yıkıcı eylemlere karışmış, polisimize-askerimize, kadınımıza-kızımıza, kundaktaki yavrumuza kurşun sıkan canilerin yüzlercesinin Cumhurbaşkanı Sayın Sezer tarafından affedilmesi, bizi can evimizden vurdu. İçimizde yanan ateşi biz küllendirmeye çalışırken, bu af alevlendirdikçe alevlendirdi. Öyle ki, katlanmakta zorlandığımız acılarımız arttıkça arttı.

Ve milletimizin bu konudaki acısı bizden daha fazladır diyerek bu olayı milli bir görev saydık.

Şehitlerimizin az da olsa ruhlarını hafifletmek istedik. Onlara karşı vefa borcumuzu yerine getirmeye çalıştık.

Üstlendiğimiz zor görevin bilincinde olarak kendi hislerimize mağlup olmayalım, aklımızı kendimize rehber yapalım, millet için araştıralım, kendi acılarımızı çok yansıtmayalım istedik. Zaman zaman acılarımız kabardı, yutkunduk. Her şeye rağmen kendimize hakim olmaya çalıştık. Yılmadan, yorulmadan basını takip ettik, not aldık, okuduk, ilgililer ile görüştük, araştırdık. Ulaştığımız gerçekleri sizlerle paylaşma zamanının geldiği düşüncesine vardık.

Desteğini aldığımız kişilerin varlığı bizi ümitlendirdi, cesaretlendirdi, derdimizi paylaşmaları acımızı hafifletti. Çalışmamızda her türlü desteği veren yardımlarını bizden esirgemeyen herkese sonsuz şükranlarımızı sunarız.

Bu çalışmanın içeriği nedir?

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bu zamana kadar daha çok hukukçu kimliği ile öne çıktı. Bundan dolayı beraber çalıştığı hükümetlerle arası bozuldu. Meclisin kendisine gönderdiği yasaların bazılarını ya veto etti, ya da bekletti. Milli Güvenlik Kurulu’nda Ecevit’e kitapçığı fırlatması krizlere bile sebep oldu. Ekonomik dengelerin alt üst olması, onun bu kararlılığını etkilemedi. Ancak; demokrasiyi, laikliği, hukukun üstünlüğünü savunan ve yücelten Cumhurbaşkanı Sayın Sezer’in, samimiyetini sorgulatan gözden kaçmış çok icraatları da oldu.

Cumhurbaşkanı Sayın Sezer, görevde bulunduğu sürede 260’ı aşkın mahkumu affetti. Cumhurbaşkanının af yetkisi var tabi ki. Ancak Sezer’in affettiği 260’ı aşkın şahıstan 200’e yakınının terörist olmasının üzerinde biraz durup düşünmek gerekiyor.



CUMHURBAŞKANLARININ AFFETTİĞİ MAHKUM SAYILARI



260 BUNLARDAN 200Ü TERORIST BAZILARI UST DUZEY SORUMLU




CUMHURBAŞKANI SEZER'İN AFFETTİĞİ TERÖRİST MAHKUMLARIN DİĞER MAHKUMLARA ORANI


TEORIST%78 DIGER SUCLU %22



Her karış toprağı kan dökülerek, her bir köşesi destanlaşan kahramanlıklar sergilenerek kazanılmış, muzaffer ordular komutanı Ulu önderimizin bize emaneti olan bu cennet vatanın Nutuk’taki öz ifadesi şöyledir: “Saygıdeğer Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve teferruatlı nutkum, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve gelecekteki evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi bahtiyar sayacağım. Efendiler, bu nutkumla, millî varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, istiklâlini nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan millî ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu sonucu, 'Türk gençliğine emanet ediyorum”. Bu cümlenin devamında Ulu Önder, gelecekte bize emanet edilen bu kıymetli hazinenin dahili ve harici bedbahtlarının olacağından bahseder. Bundan daha elim ve daha vahim olanının ise memleketin dahilinde yönetimde olanların gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabileceği uyarısında bulunur. Adeta bu sözler bu güne ışık tutmaktadır.

Başta PKK ve onun destekçisi TİKKO, MLKP, DHKP-C, THKP, TDKP vb. yasadışı örgütlere mensup olan bu teröristlerin gayesi; masum yavrularımıza, savunmasız kadınlarımıza, karşı koymaktan aciz yaşlılarımıza kurşun sıkacak kadar alçakça bir vahşeti uygulayarak, Türk yurdu olan bu ülkeyi bölmek, parçalamak, kendi anlayışları doğrultusunda yeni bir devlet kurmaktır. Gözü dönmüş bu teröristler emellerine ulaşmak için pervasızca başımızın tacı askerimize ve polisimize silah çekmekte, soygun yapmakta, kamu malına zarar vermekte ve her türlü melaneti işlemektedir.

Kamu yararını gözetmeyi düşünen Cumhurbaşkanı Sezer, AK Parti hükümetinin atamalarında son derece duyarlı davranmış, detaylı araştırma yaptırmış, gerektiğinde ilgili atamayı veto etmiştir. Fakat aynı titizliği(!) nedense terörist affı konusunda göstermemiştir.

Aşağıda Cumhurbaşkanımız Sayın Sezer’in affettiği kişilerle ilgili detaylı bilgileri okudukça şaşıracaksınız!

*

Affedilen teröristler içinde çok sayıda üst düzey örgüt militanı olduğunu
*

Salıverildikten sonra tekrar örgüt içerisindeki yerlerini alarak kendilerini yakalayıp adalete teslim eden güvenlik kuvvetlerine karşı daha fazla kin duyarak eylemlere kaldıkları yerden devam ettiklerini
*

Örgüte yeni teröristler kazandırıp onları yetiştirdiklerini
*

Başta akrabaları olmak üzere yakın çevrelerinde çok sayıda PKK ve onun yandaşı Hizbullah, DHKP/C vb. diğer örgütlerin mensubu teröristlerin bulunduğunu
*

Terörist yuvası aileleri ve bu ailelerin tümünün genlerinde vatan, millet, devlet düşmanlığı olduğunu
*

9.Cumhurbaşkanımız Sayın Demirel’in de bir sözünde “Hizbullah PKK’nın türevidir” dediği gibi diğer bütün yasadışı örgütlerin aslında PKK paralelinde faaliyet gösterdiğini ve aynı bataklığın içinde yan yana, kol kola yer aldıklarını
*

Affedilişe götüren senaryoda yanlış rapor düzenlemekten dolayı meslekten men cezası almış doktorların yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu ve Yardımcısı Bülent Serim’in de “ÇOK İVEDİ” imzalarının bulunduğunu
*

Adeta bile bile devletin ayağının altına muz kabuğu konduğunu ve zorla üzerine bastırıldığını

göreceksiniz.

Ve kendinize şu soruları soracaksınız:

1.

Cumhurbaşkanımız Sayın A. Necdet Sezer, vatanın bütünlüğüne, milletin birliğine ve dirliğine kasteden, askerimizi ve polisimizi şehit eden teröristleri neden affeder?
2.

Güvenlik güçlerimizin yakalayarak adalete teslim ettiği bu azılı teröristlerin, salıverildiklerinde yine devletimiz aleyhinde ve güvenlik güçlerimize karşı bir takım eylemler içinde bulunacakları bilindiği halde neden tekrar tekrar örgütlerine geri kazandırılır?

Biz bu soruların cevabını bulabilmek için yola çıktık. Affedilmiş teröristlerin kimler olduğundan başladık başlamasına ama… Sonunu bulamadık. Adeta dipsiz bir kuyu. Her yeni adımda bir öncekiyle bağlantılı tüyler ürpertici gerçekler çıktı karşımıza.

Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk İstiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.’ sözünü bugün daha iyi anlıyoruz.

Ey yüce atam! Senin yaklaşık yüzyıl önce gördüklerini biz yeni görüyoruz. Meğer ne kadar yanılmışız senin sözlerin üzerinde daha titiz durmadığımız için. Sen rahat uyu. Yeni Mustafa Kemaller gelmez bu ülkeye bir daha ama Mustafa Kemal izinde olan, damarlarında asil Türk kanı taşıyan, senin emanetin bu cennet vatanın yılmaz bekçisi evlatlarımız tükenmez. Bu topraklar Türk yurdudur ve ilelebet Türk yurdu olarak kalacaktır.

Vatan bütünlüğümüzün en büyük teminatı olan ordumuzun, yakalayarak adalete teslim ettiği teröristlerin bu şekilde affedilip yine örgütteki yerlerini alarak ordumuza karşı tekrar kullanılmalarını içimize sindiremiyoruz. Bu durumu başta Genel Kurmay Başkanımız Yaşar Büyükanıt Paşamız olmak üzere, Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ Paşamıza, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu’na, Hava Kuvvetleri Komutanımız Orgeneral Faruk Cömert’e, ve Asayişten sorumlu Jandarma Genel Komutanımız Işık Koşaner Paşamıza şikayet ediyoruz.

YANI SIMDI BUNA DEMEK LAZIM BILMIYOM. AMA SUNU BILIYORUM EGER BU TERORISTLERI AFFEDEN SEZER YERINE SAGCI BIR POLITIKACI OLSAYDI SIMDIYE MEDYA LINC EDERDI. MEDYANIN GAZINA GELMIS YARGI DA EMINIM COK AGIR CEZA VERIRDI.
HASTA DIYE AFFETTIGI BIR COK TERORIST YADA DAGDA CATISMADA OLÜ YADA SAG ELE GECIRILDI.
BENDE TERÖRÜ DAGDA ARAMAMAK LAZIM
TERÖR İÇİMİZDE

26-10-2007 19:18 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

ABD MALLARINI BOYKOT EDELIM demiş ki; BU HABERI HERKESIN OKUMASI LAZIM ASLINDA

TERÖRE ÖDÜL

CUMHURBAŞKANI AHMET NECDET SEZER’İN AFFETTİĞİ TERÖRİSTLER

Bizler bundan yaklaşık 10 yıl önce ciğerparelerini, can yoldaşlarını, babalarını ve kardeşlerini bu vatanın bekası adına şehit vermiş acılı şehit yakınlarıyız.

Vatan adına, bayrak uğruna en yüce makam olan şehitlik mertebesine ulaştıkları için acımızın yanında gururluyuz da.

Onlar bu vatan için, şanlı bayrağımızın ilelebet göklerde dalgalanması için canlarını ortaya koymaları gerekiyordu, koydular. Ve ulaşılacak en yüksek, en şerefli mertebe olan şehitlik mertebesine ulaştılar. Bizler onlardan anneleri, babaları, dedeleri, nineleri, eşleri, çocukları olarak büyük bir gurur duyuyoruz. Alnımız ak, başımız dik. Cennet vatanımızda huzur içerisinde özgürce yaşayabiliyorsak bunda şehitlerimizin büyük payı olduğundan hiçbir şüphemiz yok.

Bizler yürek dağlayan bu acımızı bağrımıza taş basarak dindirerek onların hatıraları ile kendimizi teselli edip hayatımızı devam ettirmekteydik. Ta ki 2000’li yılların başından itibaren Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer’in özel affıyla terörist eylemlerin faillerinin, cezaevinde yatmakta iken salıverilmelerine kadar. Ülkemizde birçok bölücü-yıkıcı eylemlere karışmış, polisimize-askerimize, kadınımıza-kızımıza, kundaktaki yavrumuza kurşun sıkan canilerin yüzlercesinin Cumhurbaşkanı Sayın Sezer tarafından affedilmesi, bizi can evimizden vurdu. İçimizde yanan ateşi biz küllendirmeye çalışırken, bu af alevlendirdikçe alevlendirdi. Öyle ki, katlanmakta zorlandığımız acılarımız arttıkça arttı.

Ve milletimizin bu konudaki acısı bizden daha fazladır diyerek bu olayı milli bir görev saydık.

Şehitlerimizin az da olsa ruhlarını hafifletmek istedik. Onlara karşı vefa borcumuzu yerine getirmeye çalıştık.

Üstlendiğimiz zor görevin bilincinde olarak kendi hislerimize mağlup olmayalım, aklımızı kendimize rehber yapalım, millet için araştıralım, kendi acılarımızı çok yansıtmayalım istedik. Zaman zaman acılarımız kabardı, yutkunduk. Her şeye rağmen kendimize hakim olmaya çalıştık. Yılmadan, yorulmadan basını takip ettik, not aldık, okuduk, ilgililer ile görüştük, araştırdık. Ulaştığımız gerçekleri sizlerle paylaşma zamanının geldiği düşüncesine vardık.

Desteğini aldığımız kişilerin varlığı bizi ümitlendirdi, cesaretlendirdi, derdimizi paylaşmaları acımızı hafifletti. Çalışmamızda her türlü desteği veren yardımlarını bizden esirgemeyen herkese sonsuz şükranlarımızı sunarız.

Bu çalışmanın içeriği nedir?

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bu zamana kadar daha çok hukukçu kimliği ile öne çıktı. Bundan dolayı beraber çalıştığı hükümetlerle arası bozuldu. Meclisin kendisine gönderdiği yasaların bazılarını ya veto etti, ya da bekletti. Milli Güvenlik Kurulu’nda Ecevit’e kitapçığı fırlatması krizlere bile sebep oldu. Ekonomik dengelerin alt üst olması, onun bu kararlılığını etkilemedi. Ancak; demokrasiyi, laikliği, hukukun üstünlüğünü savunan ve yücelten Cumhurbaşkanı Sayın Sezer’in, samimiyetini sorgulatan gözden kaçmış çok icraatları da oldu.

Cumhurbaşkanı Sayın Sezer, görevde bulunduğu sürede 260’ı aşkın mahkumu affetti. Cumhurbaşkanının af yetkisi var tabi ki. Ancak Sezer’in affettiği 260’ı aşkın şahıstan 200’e yakınının terörist olmasının üzerinde biraz durup düşünmek gerekiyor.



CUMHURBAŞKANLARININ AFFETTİĞİ MAHKUM SAYILARI



260 BUNLARDAN 200Ü TERORIST BAZILARI UST DUZEY SORUMLU




CUMHURBAŞKANI SEZER'İN AFFETTİĞİ TERÖRİST MAHKUMLARIN DİĞER MAHKUMLARA ORANI


TEORIST%78 DIGER SUCLU %22



Her karış toprağı kan dökülerek, her bir köşesi destanlaşan kahramanlıklar sergilenerek kazanılmış, muzaffer ordular komutanı Ulu önderimizin bize emaneti olan bu cennet vatanın Nutuk’taki öz ifadesi şöyledir: “Saygıdeğer Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve teferruatlı nutkum, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve gelecekteki evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi bahtiyar sayacağım. Efendiler, bu nutkumla, millî varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, istiklâlini nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan millî ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu sonucu, 'Türk gençliğine emanet ediyorum”. Bu cümlenin devamında Ulu Önder, gelecekte bize emanet edilen bu kıymetli hazinenin dahili ve harici bedbahtlarının olacağından bahseder. Bundan daha elim ve daha vahim olanının ise memleketin dahilinde yönetimde olanların gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabileceği uyarısında bulunur. Adeta bu sözler bu güne ışık tutmaktadır.

Başta PKK ve onun destekçisi TİKKO, MLKP, DHKP-C, THKP, TDKP vb. yasadışı örgütlere mensup olan bu teröristlerin gayesi; masum yavrularımıza, savunmasız kadınlarımıza, karşı koymaktan aciz yaşlılarımıza kurşun sıkacak kadar alçakça bir vahşeti uygulayarak, Türk yurdu olan bu ülkeyi bölmek, parçalamak, kendi anlayışları doğrultusunda yeni bir devlet kurmaktır. Gözü dönmüş bu teröristler emellerine ulaşmak için pervasızca başımızın tacı askerimize ve polisimize silah çekmekte, soygun yapmakta, kamu malına zarar vermekte ve her türlü melaneti işlemektedir.

Kamu yararını gözetmeyi düşünen Cumhurbaşkanı Sezer, AK Parti hükümetinin atamalarında son derece duyarlı davranmış, detaylı araştırma yaptırmış, gerektiğinde ilgili atamayı veto etmiştir. Fakat aynı titizliği(!) nedense terörist affı konusunda göstermemiştir.

Aşağıda Cumhurbaşkanımız Sayın Sezer’in affettiği kişilerle ilgili detaylı bilgileri okudukça şaşıracaksınız!

*

Affedilen teröristler içinde çok sayıda üst düzey örgüt militanı olduğunu
*

Salıverildikten sonra tekrar örgüt içerisindeki yerlerini alarak kendilerini yakalayıp adalete teslim eden güvenlik kuvvetlerine karşı daha fazla kin duyarak eylemlere kaldıkları yerden devam ettiklerini
*

Örgüte yeni teröristler kazandırıp onları yetiştirdiklerini
*

Başta akrabaları olmak üzere yakın çevrelerinde çok sayıda PKK ve onun yandaşı Hizbullah, DHKP/C vb. diğer örgütlerin mensubu teröristlerin bulunduğunu
*

Terörist yuvası aileleri ve bu ailelerin tümünün genlerinde vatan, millet, devlet düşmanlığı olduğunu
*

9.Cumhurbaşkanımız Sayın Demirel’in de bir sözünde “Hizbullah PKK’nın türevidir” dediği gibi diğer bütün yasadışı örgütlerin aslında PKK paralelinde faaliyet gösterdiğini ve aynı bataklığın içinde yan yana, kol kola yer aldıklarını
*

Affedilişe götüren senaryoda yanlış rapor düzenlemekten dolayı meslekten men cezası almış doktorların yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu ve Yardımcısı Bülent Serim’in de “ÇOK İVEDİ” imzalarının bulunduğunu
*

Adeta bile bile devletin ayağının altına muz kabuğu konduğunu ve zorla üzerine bastırıldığını

göreceksiniz.

Ve kendinize şu soruları soracaksınız:

1.

Cumhurbaşkanımız Sayın A. Necdet Sezer, vatanın bütünlüğüne, milletin birliğine ve dirliğine kasteden, askerimizi ve polisimizi şehit eden teröristleri neden affeder?
2.

Güvenlik güçlerimizin yakalayarak adalete teslim ettiği bu azılı teröristlerin, salıverildiklerinde yine devletimiz aleyhinde ve güvenlik güçlerimize karşı bir takım eylemler içinde bulunacakları bilindiği halde neden tekrar tekrar örgütlerine geri kazandırılır?

Biz bu soruların cevabını bulabilmek için yola çıktık. Affedilmiş teröristlerin kimler olduğundan başladık başlamasına ama… Sonunu bulamadık. Adeta dipsiz bir kuyu. Her yeni adımda bir öncekiyle bağlantılı tüyler ürpertici gerçekler çıktı karşımıza.

Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk İstiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.’ sözünü bugün daha iyi anlıyoruz.

Ey yüce atam! Senin yaklaşık yüzyıl önce gördüklerini biz yeni görüyoruz. Meğer ne kadar yanılmışız senin sözlerin üzerinde daha titiz durmadığımız için. Sen rahat uyu. Yeni Mustafa Kemaller gelmez bu ülkeye bir daha ama Mustafa Kemal izinde olan, damarlarında asil Türk kanı taşıyan, senin emanetin bu cennet vatanın yılmaz bekçisi evlatlarımız tükenmez. Bu topraklar Türk yurdudur ve ilelebet Türk yurdu olarak kalacaktır.

Vatan bütünlüğümüzün en büyük teminatı olan ordumuzun, yakalayarak adalete teslim ettiği teröristlerin bu şekilde affedilip yine örgütteki yerlerini alarak ordumuza karşı tekrar kullanılmalarını içimize sindiremiyoruz. Bu durumu başta Genel Kurmay Başkanımız Yaşar Büyükanıt Paşamız olmak üzere, Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ Paşamıza, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu’na, Hava Kuvvetleri Komutanımız Orgeneral Faruk Cömert’e, ve Asayişten sorumlu Jandarma Genel Komutanımız Işık Koşaner Paşamıza şikayet ediyoruz.

YANI SIMDI BUNA DEMEK LAZIM BILMIYOM. AMA SUNU BILIYORUM EGER BU TERORISTLERI AFFEDEN SEZER YERINE SAGCI BIR POLITIKACI OLSAYDI SIMDIYE MEDYA LINC EDERDI. MEDYANIN GAZINA GELMIS YARGI DA EMINIM COK AGIR CEZA VERIRDI.
HASTA DIYE AFFETTIGI BIR COK TERORIST YADA DAGDA CATISMADA OLÜ YADA SAG ELE GECIRILDI.
BENDE TERÖRÜ DAGDA ARAMAMAK LAZIM
TERÖR İÇİMİZDE


bu tip davranış içinde olan ve yaşayanlara sözüm;

onlar hainlerin türkiyeden ekmek yeyip.en yüce makamı kullanan sçzde vatandaş ama içinden kinli insan sürüleri

26-10-2007 19:48 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

CANI ÇIKSA HUYU ÇIKMAYAN TERÖRİSTLER SEZER’İN AFFIYLA HAPİSTEN ÇIKTI

Aftan Sonra Tekrar Eyleme Katılan Teröristler Basında

AFTAN SONRA EYLEMDE-1 ADI:MURŞİT ASLAN

Bir affedilme olayını daha sizlerle paylaşıyoruz.

Yıllar önce PKK’nın kırsaldaki teröristi Mardin-Kızıltepeli Murşit Aslan(38) üst düzey askeri yetkililere, güvenlik güçlerine karşı giriştiği eylem sırasında Mardin ili Derik ilçesinde güvenlik güçlerimiz tarafından yaralı olarak yakalandı.

PKK’lı Aslan yakalanıp müebbet hapse mahkum edildi. Tabii ki hapiste günler geçmek bilmez, kapalı duvarlar arasında durmak zor gelir bu vatan hainine, millet düşmanına.

Buradan çıkış yolu ancak yaptığı sözde ölüm orucu eylemiyle olabilirdi. Yanlış rapor vermeden dolayı mesleğinden süreli el çektirilen doktorlardan aldığı "wernicke korsakoff sendromu" raporuyla Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu vasıtasıyla (ne de olsa hemşehrisi) Cumhurbaşkanı Sezer’e başvurdu. Çok geçmeden kendisine beklediği yanıt geldi. Sezer bu azılı PKK’lıyı serbest bıraktı.

Kıymetli okuyucularımız sonra ne oldu biliyor musunuz? Aradan daha 3 yıl bile geçmeden bölgede terör örgütünün eylem ve çalışmalarını organize eden ve eylemler için komite oluşturarak, Mardin’de polise bombalı eylem hazırlığındaki PKK/KONGRA GEL teröristleri suçüstü yakalandı. İlginç olan bundan sonraki gelişmeler. Eylemin organizatörü Sezer’in affettiği terörist Murşit Aslan’dı. Affedildikten sonra yakalanıncaya kadar geçen 3 yılda Mardin bölgesinde DEHAP bünyesinde bulunan gençlere örgütsel ders vermeyi de ihmal etmedi azılı terörist. Ya yakalanmasaydı… Kim bilir daha kimlerin canına kastedecekti? Kimleri dul, kimleri evlatsız, kimleri yetim bırakacaktı? Gerisini siz düşünün.

Kahraman mehmetçiğimiz çok zor koşullarda canı pahasına bu bayrağı, vatanı, milleti korumaya çalışırken, yakalayıp devlete teslim ettiği teröristlerin yine devlet tarafından hem de Cumhurbaşkanlığınca salıverilmesini size şikayet ediyoruz Sayın Büyükanıt Paşam. Sizin devletin haysiyetini her zaman, her şeyin üzerinde aziz tuttuğunuzu biliyoruz. Bu vatan için gözünü kırpmadan şehit olan kahraman şehitlerimizin ruhlarını da aziz bildiğinizi, şehit yakınlarının acılarını yürekten paylaştığınızı takip ediyoruz. Bizi en iyi anlayacak sizsiniz.

İşte terörist Murşit Aslan’ın affedildikten sonra tekrar eylem yaptığının kanıtı

Sayın Ahmet Necdet Sezer bu durumu hiç sezemedi mi? Sözü, taşı gediğine koyan gazeteci-yazar Fatih Altaylı’ya bırakıyoruz: "Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in gözünün tutup da affettiği mahkumlar, dağda askere kurşun sıkarken öldürülüyor. Yani adamdan pek anladığı söylenemez."

Adamdan anlasaydı affetmezdi zaten.

PKK’nın eli kanlı katili Murşit Aslan’nın çevresi de kendisi gibi teröristlerden oluşuyor. Abisi Mahmut Aslan(40) PKK’ya yardım ve yataklık yapmaktan dolayı 8 yıl 4 ay ağır hapse mahkum olmuştur. Diğer kardeşi örgütün Avrupa irtibatını sağlayan Mehmet Muhdi Aslan da örgütte aktif çalışmalar yapan PKK’lı terörist olup cezaevinde yatmıştır. Bir diğer abisi Ali Aslan(47) PKK’lı olmaktan dolayı 6 yıl 8 ay hapse mahkum olmuş, abisi Mehmet Aslan(44) da PKK’ya yardım ve yataklık yapmaktan dolayı 2 yıl 6 ay hapis cezası almış, kardeşi Mehmet Emin Aslan HADEP Manisa il başkanlığı yapmıştır. Terörist başı Abdullah Öcalan’ın barış ile ilgili görüşlerinin açıklamak için yapılan toplantıda konuşma yapmıştır. Mehmet Emin Aslan terörle mücadele kanunu kapsamında para cezası da almıştır.

Suç örgütü bir aile

Murşit Aslan'ın PKK’lı kuzenleri ise saymakla bitmiyor. Mahsum Aslan(43), Mustafa Aslan(40), Mehmet Aslan(40), Abdurrahim Aslan(36), Emin Aslan(48), Mehmet Halim Aslan(44)…

Murşit Aslan'ın kuzeni Davut Aslan ceza almış uyuşturucu kullanıcısı, bir diğer akrabası Zeyni Aslan da uyuşturucu kaçakçısıdır.

Aslan’ın yakınlarında sadece uyuşturucu kaçakçısı ve PKK’lılar değil, Hizbullahçılar da var. Örneğin kuzeni Kızıltepeli Mahmut Aslan(41), yasadışı Hizbullah örgütü mensubudur. Yakın çevresinde birçok Hizbullahçı ve PKK’lı bulunan Mardinli hemşehrisi Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu’nun bu işte rolü nedir? Bilmek isteriz.

Murşit Aslan’ın ailesinin bütün fertleri örgüt adına eylem yaparken o eli kolu bağlı oturamadı. Ama yine tutuklanmaktan kurtulamadı, çıktığı hapse tekrar döndü. Belki şimdilerde Cumhurbaşkanı Sezer’den yeni aflar bekliyordur.

Affedilerek hapisten çıkan teröristin aynı çarkın içine girmeyeceğini düşünürseniz, bilin ki yanılıyorsunuz. A.Necdet Sezer teröristi affedip hapisten çıkarsa da, huylu huyundan vazgeçmemiş. Boşuna söylenmemiş ‘can çıkar huy çıkmaz’ diye.

AFTAN SONRA EYLEMDE- 2 ADI: ENİS ARAS

Terör huyundan vazgeçmeyenler bir, iki, üç değil ki. Antakya doğumlu DHKP/C terör örgütü mensubu Enis Aras(30) da 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştı. Aradan daha 2 yıl bile geçmemişti ki, DHKP/C’li Aras da çıkış için gerekli olan sözde açlık grevi ve akabinde "wernicke korsakoff sendromu raporu alarak Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Nehrozoğlu’na başvurdu. Çok geçmeden Cumhurbaşkanı Sezer, bu teröristi hürriyetine kavuşturdu. DHKP/C terör örgütü mensubu Aras Cumhurbaşkanı Sezer tarafından affedileceğinden emin idi. Yargıtay Savcısı Mehmet İstanbullu, affedilen terörist Enis Aras’ın enişteleri Süleyman İgde’nin kuzeni olmaktaydı. Devletten çok, kendi bölücü ideallerine hizmet etmeyi seven Antakyalı savcı Mehmet İstanbullu Kastamonu Ağır Ceza Reisliği de yapmıştı.

Kuzenleri de terörist

Terörist Aras, hapisten çıkar çıkmaz soluğu kendisi gibi terörist olan kuzeni DHKP/C terör örgütü mensubu Ahmet Aras(38), kuzeni DHKP/C mensubu Sabah Aras(41), kuzeni TÖDEF/EYÖ-DER mensubu Sair Nedim(29) ve akrabası DEV-SOL terör örgütü mensubu Seray Bahçeci(32) yanında aldı.

Enis Aras’ın doktor abisi Adnan Aras(38) da çeşitli izinsiz gösterilere katılmış ve ceza almış birisi. Ablası Betül Aras(35) da DHKP/C örgütündendir. Betül Aras(35) Hatay ili Samandağ ilçesinde yasadışı DHKP/C örgütü fikirleri doğrultusunda yerel olarak yayın yapan Asi gazetesi'nin kuruluş etkinliklerinde yer almıştır.

Polise karşı silahlı saldırı yapan kuzeni!

Hürriyetine kavuşan Enis Aras ile aynı düşüncede olan kuzeni Mahmut Mengüllüoğlu(51) birbirlerine çok yakındılar. Çünkü Mahmut Mengüllüoğlu da kendisi gibi azılı bir teröristti. Mengüllüoğlu İstanbul’da polisle silahlı çatışmaya girip gözaltına alınmıştı.

Kalıcı hasta denilen Aras 5 ay sonra eylemde!

Enis Aras vakit kaybetmeden çalışmalarına başladı. Doktorların kalıcı hastalığı vardır diye rapor vererek af yolunu açtıkları terörist Aras, birkaç ay içinde sağlığına kavuştu. Hatta eyleme bile başladı. Bu duruma katillerin hastalığı ile ilgili rapora imza atan doktorlar, bir açıklama getirmeli değil mi?

İşte sevgili okuyucularımız, 05.02.2003 tarihinde affedilen terörist Aras 5 ay sonra 29.06.2003 günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’a gelişinde Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD)’nin izinsiz düzenlediği tabutlu eyleme katıldı. Bildiri okuyan kişinin yanında yer aldı. Eylem sonrası Sezer’in affettiği DHKP/C’li cani Enis Aras tutuklanarak cezaevine geri gönderildi. Şimdilerde yeniden affını bekliyordur herhalde…

Atamasını onaylayacağı sıradan bir il müdürünün bütün geçmişini araştıran, bürokratları aile fotoğraflarına kadar didik didik inceleyen Cumhurbaşkanı Sezer, affedeceği mahkumun yapacaklarını göremedi mi?

AFTAN SONRA EYLEMDE- 3 ADI: MEHMET GÜVEL

Kıymetli okurumuz, aslında bu bölüm affedilen teröristin terörist ruhunun devam ettiğini anlatmak için, "Can Çıkar Huy Çıkmaz" atasözünü ana fikir kabul ederek kaleme alındı. Fakat bu atasözü en az teröristler kadar sanki Cumhurbaşkanı Sezer’e de hitap ediyor. Affettiği yüzlerce teröristin –bildiğimiz- onlarcasının tekrar eylemlerde yer aldığı, çatışmalarda öldüğü kamuoyunca malum. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in bu durumu bile bile tutup terörist affetmesi ne ile açıklanabilir? Terörist affındaki ısrarı nedendir?

İşte onlardan biri daha

11.02.1946 Kadirli doğumlu DHKP-C terör örgütü mensubu Mehmet Güvel de yasadışı silahlı çete niteliğindeki DHKP-C adlı terör örgütü mensubu olmak ve örgüt adına faaliyetlerden dolayı 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası almış bir terörist. Güvel’in daha önce de aldığı 9 yıl, 8 yıl gibi mahkumiyetleri var. En son işlediği suçtan dolayı 2000 yılında cezaevine giren DHKP-C’li Mehmet Güvel, 2003 yılında Cumhurbaşkanımız Sezer tarafından affedilmiş. Sebebi de malum. Açlık grevi sonunda "wernicke worsakof sendromu" raporu.

Hayatı terörist eylemlerle geçmiş Güvel çıkınca istirahata mı çekilecek acaba. Yoksa kaldığı yerden yine devam mı edecek? Çevresinde onlarca terörist bombacı yakını varken herhalde ikincisi daha beklenir bir durum.

Biz bu filmi zaten biliyoruz!

Karısı Semiha Güvel(59) DEV-YOL mensubu, üvey kızları Elif Sumru Göker(37) ve Senem Devrim Göker DEV-YOL mensubu, damadı Tansel Şahinoğlu da DEV-GENÇ mensubudur. Damadı Kemal Sahir Gürel de eylemlerinden dolayı hapis cezası alan DHPK/C terör örgütü mensubudur.

Bu kadar terörist akrabası olmasına rağmen 104. maddeye göre Cumhurbaşkanı Sezer’in bu teröristi de affetmesi herhalde bile bile muz kabuğunun üzerine basmaktan farksız bir durum.

Evet evet bu aynı film.

Güvel affedildikten sonra İstanbul Cevizlibağ’da “tabutlu eylem”e katıldı. Yani değişen hiçbir şey olmadı. Yine kaldığı yerden devam etti.

Bu gibi suçlulara çanak tutarcasına, hasta raporu verip salıverilmelerini sağlayan doktor şebekesi, teröristlerin aftan sonra yaptıkları bu eylemleri de takip ediyorlar mı acaba? Yoksa zaten biliyorduk, raporları düzmeceydi mi demek istiyorlar!

Mehmet Güvel, Sezer affından sonra tabutlu eylem yaparken görülüyor!

Sayın Sezer kahraman şehitlerimizin yakınlarına hiç mi acımıyor? Hiç mi vatan şehitlerimizin kemiklerini sızlatmaktan çekinmiyor?


26-10-2007 19:54 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

PKK Bu Kadını Yıkamıyor, Yıkamaz


Çocukluk aşkıyla evlendi, iki çocuğu oldu, PKK kocasını katletti. Tekrar evlendi iki çocuğu oldu, PKK ikinci kocasını da katletti. Şimdi söz sırası onda...

Kardeş olan iki eşini de PKK katletti. 4 çocuğu olan Nezahat Üstündağ, "Türkiye'yi bölmeye kimsenin gücü yetmez" diyor.

Erzurum'da kardeş olan iki eşini ve bir kayınbiraderini teröre kurban veren 40 yaşındaki Nezahat Üstündağ, 4 çocuğuyla yaşam mücadelesi veriyor. Şenkaya ilçesi Dokuz Elma Köyü'nde yaşayan Nezahat Üstündağ, 1981 yılında çocukluk aşkı mühendis Üstündağ'la resmi nikâhsız evlendi. Evliliği süresince Serkan ve Vildan adlı iki çocuğu oldu. Ancak 1987'de bir gece teröristler köyü bastı. Tüm köylüleri köy meydanında toplayan PKK'lı teröristler, güvenlik güçlerine bilgi sızdırdığı iddiasıyla mühendis Üstündağ'ı eşinin gözleri önünde öldürdüler. Nezahat Üstündağ, iki çocuğuyla kayınpederinin evine sığındı.

TÖRE DEVREYE GİRDİ
Aile fertleri "töre" gereği genç kadını, eşinin kardeşi Ekrem ile 1990 yılında evlendirdi. İkinci eşiyle resmi nikâhla evlendirilen Üstündağ'ın Serhat ve Hatıra adlı iki çocuğu daha oldu. Genç kadın tam yeni hayatına alışmaya başlamıştı ki, 1992 yılında teröristler yine köyü bastı. Gönüllü köy korucusu olan eşi Ekrem (24) ve eşinin kardeşi Yasin'i (21) yanlarına alan PKK'lı teröristler, iki kardeşi ağabeylerinin mezarı başına götürüp, acımadan orada öldürdüler. İkinci eşini ve kayınbiraderini de teröre kurban veren genç kadın tekrar kayınpederinin yanına sığındı. Maddi durumu iyi olmayan kayınpeder, tüm çocuklarını teröre kurban vermenin acısını yaşarken, Nezahat Üstündağ şehir merkezine göç etmeye karar verdi. Evlerde temizlik yaparak çocuklarını geçindirmeye başladı.

"ÖCALAN RAHAT YAŞIYOR"
Nezahat Üstündağ'a ilkinde resmi nikâhı olmadığı için ikinci eşinden dolayı iki çocuğuna bin 400 YTL, kendisine de bin 400 YTL olmak üzere toplam 2 bin 800 YTL şehit maaşı bağlandı. Nezahat Üstündağ, bu maaşla Vildan (26) ve Serkan'ı (24) üniversitede okuttu. Diğer iki çocuğu ise lisede okuyor. Üstündağ, "Beni üzen şey iki eşimi toprağa vermek değil de bölücübaşı Apo'nun cezaevinde rahat bir şekilde hayatını yaşıyor olması" diyor.

PKK'YA SESLENDİ

Son dönemde artan terör olayları, Nezahat Üstündağ'ı bir başka etkiliyor. Şehit haberi aldığında iki eşini kaybettiği günlere gittiğini belirten Nezahat Üstündağ, "Teröristler hiçbir zaman emeline ulaşamayacak. Bu ülkeyi bölmeye kimsenin gücü yetmeyecek. Ben iki şehit eşi olan bir kadınım. Gururla ve başım dimdik yaşıyorum. Teröristlere sesleniyorum, ülkeyi bölme çabasından vazgeçsinler. Bu ülkede birlik ve beraberlik içinde yaşamamızı kimse engelleyemeyecek. İki eşimi kaybettim ama devletimin bağladığı maaşla çocuklarımı okutup ailemi geçindiriyorum. Nezahatlar dimdik ayaktayız ve hiçbir zaman yıkılmayacağız" dedi.


SEN Kİ BACIM NENEHATUN'UN TORUNUSUN.SİZİ ANLATSAM SAYFALARA SIĞMAZSINIZ.

26-10-2007 20:47 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com