İstanbul Valiliği, sokakta yaşayan veya çalıştırılan çocukları koruma çalışmalarını sürdürüyor. İl sosyal Hizmetler, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve kendilerine valilikçe görev verilen kuruluşlar ve sivil toplam kuruluşlarınca bugüne kadar sürdürülen çalışmalarda sokakta çalıştırılan 6088, sokakta yaşayan 1506 çocuğa hizmet verildi.
Çoğumuzun tinerci adıyla tanıdığımız sokak çocukları toplumumuzun kanayan bir yarası. Keza aileleri tarafından küçük yaşta sokakta çalışmaya itilen çocuklar da öyle. Eğitimsizlik, anne ve babaların çocuk yetiştirme tutumlarında yapmış oldukları hatalar, kentleşme ve yoksulluk her yıl bir çok çocuğu sokağa itiyor. Sokakta yaşamaya başlayan çocuklar her türlü ihmal, istismar, sömürü ve kötü davranışa maruz kalıyor ve sonuçta aile veya yasal yakınlarıyla bağları kısmen veya tamamen kopuyor. Bir müddet sonra da bu çocuklar sokağa dayanabilmek, kendilerini korumak için çoğunlukla uçucu ve uyarıcı madde kullanmaya başlıyor.
Sokaklarda, alışveriş merkezlerinde çalışarak ailenin yaşam sorumluluğunu paylaşan çocuklarda sokağın tehlikelerine maruz kalıyor.
İşte bu nedenlerle sokağa itilen çocukları bekleyen tehlikeler ise ürpertici. Diğer insanlar ve arkadaşları tarafından uygulanan şiddet, tiner,bali, uyuşturucu gibi madde bağımlılığı, yaşamak için hırsızlık, adam yaralama ve suç örgütlerine katılmaya zorlanma, madde kullanımı ve olumsuz yaşam koşullarından dolayı ortaya çıkan sağlık sorunları, cinsel istismar ve fuhuş sektöründe kullanılma gibi olayların listesini uzatabiliriz. Kanayan bu yaranın sarılması için yıllarca verilen çabalara ek olarak Valiliğimiz 09.08.2000 tarihinde alınan "Sokakta Yaşayan ve çalıştırılan Çocukların Korunması Suretiyle Kamu Esenliğinin sağlanması ile İlgili Güvenlik Kararı" ve bu kararın uygulanmasına ilişkin "Uygulama Planı ve Talimatı" çerçevesinde hareket geçti.
Bu karar uyarınca sokakta aileleri tarafından çalışmak zorunda bırakılan çocukların sokaktan uzak aileleri ile birlikte her türlü haklarının korunup gözetilerek bakımlarının sağlanması, sokakta yaşamak zorunda kalan çocukların ise sağlık sorunlarının giderilerek, ulaşılabilmesi halinde öz ailelerine dönmelerinin temini amaçlandı. Bu çocukların sokaktaki her türlü sosyal ve fiziksel risklerden uzak, eğitim olanaklarından azami ölçüde istifade ederek, ebeveynleri tarafından ekonomik sömürü enstrümanı olarak görülmeden ve çocukça yaşamalarına olanak sağlamak programın amaçlarındandı.
Proje sokakta çalıştırılan, yaşamak zorunda bırakılan çocuğun bu ortamdan kurtulmasına yardımcı olunarak sağlıklı bir yaşam ortamı sağlanmasını hedefliyordu. Bu doğrultuda çocuğunu sokakta çalıştıran ebeveynlerin, bu durumun çocuklarının psiko-sosyal ve eğitsel gelişimi açısından büyük riskler taşıdığını öğrenmelerini sağlayacak çalışmalar yapıldı. 18 yaş altı çocukların sokakta çalıştırılmasının aile üyeleri açısından cezai müeyyide içeren hukuksal bir durum olduğu yapılan çalışmalarla kamuoyuna duyuruldu. Ayrıca insanlara sokakta çalıştırılan çocuklardan alış veriş yapmamaları, yaparlarsa cezai müeyyide içeren hukuksal bir yaptırıma maruz kalacakları da duyuruldu ve yapılan yayınlar ve toplumsal bilinçlendirme çalışmaları sonucunda sokakta mendil satan, araba camı silen çocuk sayısında gözle görülür bir azalma sağlandı.
Çağdaş, sağlıklı bakımevleri
Valiliğimiz sokakta yaşamak zorunda kalan çocukların, sağlık sorunlarını gidererek, yetenekleri ölçüsünde eğitilebilecekleri rehabilitasyon merkezlerinde barınmalarının sağlanması için çalışmalarını hızlandırdı.
Ayvansaray Çocuk Koruma İstasyonu
Ayvansaray Çocuk Koruma İstasyonuna gelen çocukların yemek, giyim, sağlık, temizlik gibi ilk temel ihtiyaçları karşılanıyor, maktadır. Belirli bir süre uyum sürecini tamamlayan çocuk Ağaçlı Çocuk ve Gençlik Merkezine yönlendiriliyor.
Merkezde her gün gündüz ve gece sokakta yaşayan ve sokakta çalıştırılan çocuklar ile ilgili alan çalışması da yapılıyor. Bu güne kadar toplam 1239 çocuğun muhafaza altına alındığı istasyonda şimdiye kadar 6555 çocuğa işlem yapıldı. Sokakta çalıştırılan çocuklar ile ilgili olarak 5824 erkek, 934 kız çocuğu muhafaza altına alındı.
Merkezde, şimdiye kadar toplam 6555 çocuğa işlem yapıldı. Sokakta çalıştırılan 5824 erkek, 934 kız çocuğu muhafaza altına alındı. 312 çocuk ailesine, 1110 çocuk diğer kuruluşlara, 3 çocuk Vakıfbank Umut Çocukları'na, 231 çocuk UMATEM'e, 24 çocuk da Taksim Çocuk Evi'ne sevkedildi.
Kücükbakkalköy Umut Çocukları İlk Adım istasyonu
Çocuklar ilk olarak K.Bakkalköy İlk Adım istasyonuna geliyor ve burada yemek, giyim, sağlık, temizlik gibi ilk temel ihtiyaçları karşılanıyor. Daha sonra belirli bir süre uyum sürecini tamamlayan çocuk Yeldeğirmeni Çocuk ve Gençlik Merkezine yönlendiriliyor.
Merkezde görevli sosyal hizmet uzmanları, akran çocuk ve emniyet görevlilerinin yer aldığı sokak ekibi haftada iki gün sokak çocuklarının sık bulunduğu yerlere giderek çalışmalar yapıyor. Çocuklar ikna edilerek İlk Adım İstasyonuna yönlendiriliyor
Yeldeğirmeni Çocuk ve Gençlik Merkezi
İstanbul'da 6-18 yaş arasında olan ve ebeveyni tarafından ihmal ve istismar edilerek her türlü tehlikeye karşı korumasız bırakılan, sokakta yaşayan çocukları yeniden topluma kazandırıyor.
Küçükbakkalköy İlk Adım İstasyonu'nda barınan ve uyum sürecini tamamlayan çocuklara bakım ve rehabilitasyon hizmetleri veriliyor. Sosyal Servis Çalışmalarının yapıldığı merkezde çocuklarla kişisel görüşmeler, grup çalışmaları, aile ziyaretleri, nüfus cüzdanı işlemlerinin yan sıra, I. ve II. kademe eğitim çalışmaları, acık ilköğretim, ev ekonomisi, el sanatları, mum atölyesi faaliyetleri, de sürdürülüyor.
Sağlık açısından da takip edilen çocuklara genel muayene ve tetkikler, ruhsal durum muayene ve tetkikleri, gerekirse tedavileri ve madde bağımlılığı tedavisinin takibi gibi hizmetler de sunuluyor...
Halk oyunları, yaz okulları, yaz kampları, sinema, tiyatro, gezi. gibi sosyal ve sportif etkinlikler de merkezin çalışmaları arasında.
İstanbul'da 6-18 yaş arasında olan ve ebeveyni tarafından ihmal ve istismar edilerek her türlü tehlikeye karşı korumasız bırakılan, sokakta yaşayan çocukları yeniden topluma kazandırıyor.
Ağaçlı Çocuk ve Gençlik Merkezi
Küçükbakkalköy İlk Adım İstasyonu ve Ayvansaray Çocuk Koruma İstasyonu'ndan buraya yönlendirilen çocukları kabul eden merkez, sokakta yaşayan ve sokakta çalışan çocuklar olmak üzere her iki gruba da hizmet veriyor. Sokakta çalışan çocukların ilk olarak tıbbi açıdan bakımları yapılıyor. Sonra ailelerine ulaşılıyor. Sosyal servis elemanlarınca aileler ile bireysel görüşmeler yapılıyor.
Bu görüşmelerde aileye sokakta çocuğu bekleyen tehlikeler anlatılıyor ve para kazanma sorumluluğunun çocuğa değil ebeveyne ait olduğu belirtilerek aileye yasal sorumlulukları hatırlatılıyor.
Sokakta yaşayan örgün eğitime devam edemeyecek durumda olan çocuklara ise psiko-sosyal yardım sunan merkez, kuruluş içerinde yer alan mum atölyesi, galoş atölyesi, bakır ve gümüş atölyesi, tarım-bahçe alanları, hayvan barınakları gibi meslek atölyelerinde de rehabilitasyon hizmetleri çerçevesinde çeşidi meslek eğitimleri veriyor.
Merkezde bugüne kadar sokakta yaşayan 350 çocuğa hizmet verildi 718 çocuk hakkında işlem yapıldı. Sokakta çalıştırılan 8175 çocuk hakkında işlem yapılırken, 5042 çocuğa da hizmet verildi. Bu çocuklardan 553'ünün ailesi hakkında suç duyurusunda bulunuldu. 75 aileye para cezası verilirken, 4 aile hakkında takipsizlik kararı çıktı.
Florya Çocuk ve Gençlik Merkezi
Florya çocuk ve gençlik merkezi, sokakta yaşamak zorunda kalan çocuklan örgün eğitime yeniden kazandırabilmek amacıyla açıldı. Yarım kalan eğitimlerine devam edebilmeleri amacıyla çevre okullara kayıtlan yapılan öğrenciler buradaki yatılı tüm rehabilitasyon hizmetlerinden faydalanabiliyor.
Taksim Çocuk Evi
Beyoğlu 75. Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezi bünyesinde açılan kuruluş kız çocuk ve gençlerimize hizmet veriyor.
Kız çocuklarına hizmet vermek ve onları yeniden topluma kazandırmak amacıyla açılan kuruluştan 6-18 yaş arasında olan ve ebeveyni tarafından ihmal ve istismar edilerek her türlü tehlikeye karşı korumasız bırakılan, kız çocuk ve gençlerimiz faydalanabiliyor.
Merkezde bu güne kadar 175 kız çocuğuna hizmet verildi. Bu çocuklardan 57'si ailesine, 7'si diğer kuruluşlara sevkedilirken, 5'i koruma altına alınarak yurt ve yuvalara sevkedildi.
Beyoğlu 75. Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezi
İstanbul ilinde sokakta çalışan çocuklarla ilgili olarak ilk çalışmalar Beyoğlu 75. Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezi'nce başlatıldı. Merkezde sorun alanına yönelik; çalışma/çalıştırılma nedenleri, çalışma şekilleri, yas grupları, eğitim durumları, çocukların ve ailelerin psiko-sosyal, demografik ve antropolojik özelliklerini ortaya çıkarmaya yönelik çalışmalar yapılıyor. 689 çocuğa gündüzlü hizmet verilen merkezin yanlı kısmında 185 çocuğa, 136 da sokakta çalışan kız çocuğuna hizmet verildi.
Aile Durumları
Ailesi İstanbul'da ikamet eden 541 çocuk baz alınarak yapılan araştırma çocukların aile yapıları hakkında önemli ipuçları veriyor. Çocukların sokağı tercih etmesinde aile parçalanmasının önemi çok büyük. Sokakta yaşayan çocukların yüzde 62.8'i parçalanmış ailelerden geliyor.
Neden Sokakta Yaşıyorlar?
•Araştırmalarda ortaya çıkan tablo, çocukların sokakta yaşamayı tercih etmesinde aile içi şiddetin (%33,1), aile parçalanmasının (%27,6), çalıştırılmanın (%16,3) ve aile ile anlaşamamanın (%14,1) çok etkili olduğunu ortaya koyuyor.
•Çocukların %81,4'ünün eğitimle ilişiği yok. Bu çocukların eğitim durumlarına bakıldığında ilkokulu ara sınıftan terk edenlerin oran (%59,5). Çok ender de olsa bazı çocuklar ilkokul üstü eğitimlerini
yarıda bırakmış. Cinsiyetlerine gelince sokakta çalıştırılan çocukların %83,1 gibi büyük bir çoğunluğunu erkek çocukların oluşturuyor.
•Sokakta yaşayan çocukların çoğunluğu 13-15 grubunda. Bunların oranı %54,6. 9 yaş ve altındaki çocukların oranı %1,9.10-12 yaş aralığında olan çocukların oranı %21,2. 16-18 yaş aralığında olan çocukların oranı ise %22,3 civarında.
Ailelerin Yaşadığı Bölgeler
Çocukların ailelerinin %41,3'ü Avrupa yakasında, %27,5'i Anadolu Yakasında, %31,2'si istanbul dışında oturuyor. Avrupa Yakasında: Büyükçekmece, Kanarya, Bağcılar, Sefaköy, Sultançiftliği, Arnavutköy; Anadolu Yakasında: Pendik, Sultanbeyli, Yeni Sahra; istanbul dışında ise yoğunluk Gebze de olmakla birlikte Türkiye'nin bir çok ilinde ikamet ediyorlar.
Ailelerin Göç Ettiği Bölgeler
Çocukların ailelerinin göç ettikleri bölgeler arasında %26 ile Doğu Anadolu başta geliyor. Onu %22,3 ile Karadeniz ve %17.1 ile Marmara Bölgeleri takip ediyor. Marmara bölgesinin büyük bir çoğunluğunu doğum yeri istanbul olan ve ailesi Gebze'de oturan çocuklar oluşturuyor.
İstanbul’da Barındıkları Semtler
Telefon Numaraları
•Yeldeğirmeni Çocuk ve Gençlik Merkezi Tel: O 216 330 39 18
•Umut Çocukları ilk adım istasyonu Tel: O 216 572 61 58
•Ağaçlı Çocuk ve Gençlik Merkezi Tel: O 212 205 21 89
•Ayvansaray Çocuk Koruma istasyonu Tel: O 212 534 86 72
•Florya Çocuk ve Gençlik Merkezi Tel: O 212 662 59 96 - 97
•Beyoğlu 75. Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezi Tel: O 212 297 63 92
•Taksim Çocuk Evi Tel: O 212 251 28 18
Kaynak: Valiliğimizce uygulanan Proje ve il Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ile AR-GE Kurulu ve insan Haklan il Kurulu kayıtları
SEVGİLİ ARKADAŞLAR.
BENCE BU HESAPLARA PARA YATIRMAK DA ÇÖZÜM GETİRMİYOR.
O DIŞLANMIŞ ÇOCUKLARA TOPLUMUN HER KESİMİNDEN VURULAN TEKMELERİN İZİNİ SİLMEK KOLAY OLMASA GEREK..
NE YAPABİLİRİZ E GELİNCE BEN ŞÖYLE BİR TAVSİYEDE BULUNURUM.
BİRGÜN BİR TİNERCİ GENCİ YANINIZA ALIN GÜZELCE KARNINI DOYURUN VE ONUN KALBİNE GİRİN İNANIN O ÇOCUKLARIN ÖYLE OKADARDA ÇOK KÖTÜ OLMADIKLARINI GÖRECEKSİNİZ VE SİZE KARŞI NEKADARDA SAYGILI OLDUKLARINI GÖRECEKSİNİZ.
Ülkemizin hızlı bir endüstrileşme sürecine girmesiyle birlikte oluşan sağlıksız kentleşme sonucunda toplum yapısındaki değişikliklere paralel olarak aile yapısı eskiye göre farklılaşma göstermiştir. Bu farklılaşmaya ayak uyduramayan ailelerde ise bir çok istenmeyen değişimler ortaya çıkmıştır. Bu değişimlerin ilki göç olgusudur. Ekonomik nedenler başta olmak üzere terör ve diğer nedenlerden yaşadığı yeri bırakan ailede aileye para getiren kişi evin babasıyken işsiz kalması sonucu daha kolay iş bulan evin annesi sonra da çocuğu çalışmaya başlamıştır. Başka şehire göç edilmesi sonucu hemşehri dayanışması olsa da geniş ailenin getirdiği birçok avantaj ortadan kalkmıştır. Bu durum en çok çocuğu etkilemiştir. Çünkü büyükbaba, büyükanne, teyze, amca otoritesinden kurtulan çocuk küçük yerden büyük yere gelince disiplinden de hemen kopmuş ve ilk olarak okula devam etmemeye başlamıştır.
Bu süreç içinde ekonomik yoksulluk ve köyden-kente göç sonucu oluşan kültürel çatışmayı da yaşayan aileler kent yaşamının dışına itilmektedir. Kırsal kesimde ailenin geleneksel olarak aldığı psikolojik, sosyal, ekonomik destek kentlerde toplumsal kurumlar tarafından sağlanamadığından, büyük ümitlerle kente göçen yığınların aile ilişkileri olumsuz etkilemekte ve çocukları başıboşluğa sürüklemektedir. Ayrıca boşanmalar, resmi nikah olmaksızın yapılan evlilikler, değişik eşlerden olan çocuklar, ebeveynlerden birinin evi terk etmesi gibi nedenler de çocukların sokak yaşamını seçmesine neden olabilmektedir.
Gecekondu ilk ismiydi şimdiyse varoşlar deniliyor ama genel anlamda tapusuz yeşil alanların ve tepelerin üzerine tuğlalar ve demir filizlerinin oturtulmasıyla kaçak olarak yapılandırılan bölgelerde yaşam kurmaya çalışan aile birimlerinden sokak çocuklarının özellikle sokakta çalışan çocukların çıktığını görüyoruz. Sorun yoğunlukla metropol illerde görülmektedir. Özellikle İstanbul gibi gecekondulaşmanın ciddi boyutlarda sorun olduğu ortamlarda ailelerin kontrolünden çıkan çocuk sayısı günden güne artmaktadır. Soruna kısa süre içinde sistemli bir müdahale yapılmaması durumunda ise bir süre sonra büyük bir olasılıkla suçluluk oranında bir patlama yaşanacak ve sorunun çözümü için daha büyük yatırımlar yapılması gerekecektir.
2828 sayılı Kanun kapsamına giren bu soruna hizmet götürmek Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun görevidir. Ancak bu sorun çeşitli sorunların bileşkesi olduğundan çok yönlü bir işbirliği ve koordinasyonu içeren rehabilitasyonu gerektirmektedir. Belirtildiği gibi bu sorunun gerçek nedeni köyden kente göç, onun sonucu oluşan çarpık kentleşme, bunların beraberinde getirdiği ekonomik yoksulluk, işsizlik ve eğitimsizlikten kaynaklanmaktadır. Sağlıksız aile ortamında yetişen çocuğun eğitimine önem verilmemekte, çocuğun aile bütçesine katkıda bulunması beklenmekte ve çocuk yaşına uygun olmayan ruhsal ve fiziksel sağlığını tehlikeye sokan işlerin yanı sıra bağımlılık kazanmasına neden olan işlerde (mobilya cilası, ayakkabı tamircisi...vb.) çalıştırılmaktadır.
Bu çocuklar para kazandığı için kendini yetişkin gibi hissetmektedir. Çoğu zaman ailenin denetiminden uzaklaşan çocuk eğitimini yarım bırakmakta, akran gruplarından soyutlandığı gibi yetişkinlerin dünyasına da girememektedir. İş ortamına da uyum sağlayamayarak işten ayrılmakta ve sokaktaki sınırsız, sorumsuz özgürlüğü seçerek sosyal yaşamdan tamamen kopmaktadır.
Yapılan çalışmalarda, dünyada risk altındaki çocukların özellikleri aşağıdaki gibi sıralanmaktadır:
• 1 milyar çocuk yoksulluk içinde yaşıyor.
• 300 milyon çocuk evsiz yaşıyor.
• 140 milyon çocuk ilkokula gitmiyor.
• 7 milyon çocuk mülteci.
• 5-14 yaş grubunda 270 milyon çocuk çalışıyor, bunların 150 milyonunu sağlıksız ve ağır işlerde çalıştırılıyor.
• 2010 yılında 1 milyon çocuk AİDS olma tehlikesi altında.
Türkiye’de risk altındaki çocukların özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
• 9 milyon 300 bin çocuk yoksulluk içinde yaşıyor.
• Korunmaya muhtaç çocuk sayısı 700 bin.
• 7-18 yaş arasında okula gitmeyen çocuk sayısı 8 milyon 120 bin.
• Her gün ortalama 107 çocuk ölüyor.
• Çocukların % 72 sinin ana-baba ,%22 si öğretmen tarafından şiddete maruz kaldığı,
Sokakta başlarından geçen en kötü olayın ne olduğu sorulduğunda, %40’ı dayak, %24’ü polisin kötü davranması, %20’si cinsel taciz, %12’si bıçaklanma olduğunu, %28’i başlarından kötü bir şey geçmediğini söylemişlerdir. Sokaktayken geçimlerini para isteyerek (%74), hırsızlık yaparak (%20), geçici işlerde çalışarak (%2), tiner satarak (%4) sağladıklarını anlatmışlardır. Gençlerin %60’ı sokakta dışlanıp, hor görüldüklerini, %52’si çok kötü davranıldığını, %20’si bazı kişilerin iyi davrandığını belirtmişlerdir. Sokaktaki tehlikelerin dayak (%56), bıçaklanma (%32), cinsel taciz (%24), gasp (%32) olduğunu söylerken, %12’si sokakta tehlike yok demişlerdir.
Güzel bi fikir bu teşekkürler ..sadece tinerciler değil tüm sokaktaki çocuklar için geçerli bu onlara nasıl yaklaşırsanız öyle karşılık alıyosunuz (istisnalar hariç) tabiki
1) Fiziksel gelişimleri risk altındadır: Karşılaştıkları temel fiziksel gelişim riskleri; barınma (soğukta kalma,yeterli şekilde korumayan giysiler), güvenlik (çeteler, suç işleyenler, yetişkin evsizler tarafından fiziksel şiddete maruz kalma) ve beslenmeye (yeterli ve dengeli beslenememe) ilişkin riskler ile hastalıklar, uçucu ve uyarıcı madde kullanma gibi riskler taşımaktadırlar. Bu risklere karşı beslenme ve barınmaya karşı becerililiği ve grup içinde kaynakların paylaşılmasını, güvenlik konusunda da grup üyelerinin yardımlaşması ve dayanışmasını geliştirmişlerdir.
2) Duygusal gelişimleri risk altındadır: Sokak çocukları için en büyük duygusal risk;sağlıklı bir yetişkinle olumlu bir ilişkinin yitirilmesi veya hiç olmamasıdır. Sokak çocuklarının sokaklarda yaşamaya başlamadan önceki hayat tarzlarında da bu tür bir ilişkinin olmaması da çocuğu sokağa iten faktörlerden birisidir.Sokak çocukları bu yitimlerin üstesinden akran gruplarıyla kurdukları dostluk bağlarıyla gelebilmektedir.Duygusal alanda bir diğer risk, duygusal tutarlılığın az oluşu,kaygı ve depresyonun sıklıkla görülmesidir. Bu riskle başa çıkmada daha çok özgürlük duyumuna vurgu yapmaktadır.
3) Sosyal gelişimleri risk altındadır: Sosyal kimlik gelişiminde bu çocuklar daha çok, fırsatçılık,dolandırıcılık, hırsızlık, gibi olumsuz örneklerle karşılaşmakta ve toplumun bir çok kesimince reddedilmekte veya ahlaksız ve suca eğilimli olarak görülmektedir. Bu riske ilişkin ise akran grupları ile yardımlaşma, destek ve paylaşma ile savunu oluşturmuşlardır.
4) Bilişsel gelişimleri risk altındadır: Bilişsel gelişimleriyle doğrudan bağlantılı olan dikkat, konsantrasyon, bellek ve görsel-uzamsal alanlarda güçlükler doğuran ana etken çocukların bali ve tiner gibi uçucu, uyarıcı ve uyuşturucu maddeler koklamalarıdır. Eğitim öğretime devam etmemekte bir diğer bilişsel yeti kaybı riskiyle ilişkili durumdur. Sokak çocukları bu riskler karşısında problem çözme,beceriklilik ve informal hesap yetenekleri gibi alanlarda başa çıkma geliştirmektedir. Riskler ve bu risklere karşı geliştirilen dayanıklılık durumu, sokakta yaşayan gençlerin yaşamda nasıl olumlu değişiklikler yapabileceklerini ve sosyal hizmetlerin onlara nasıl yardım edebileceğini anlamada önemlidir. Ancak dayanıklılık olgusu başka bir çalışmanın konusu olacağından daha fazla bilgi aktarılmayacaktır.
Sorunun çözümü için neler yapılıyor?
Sokak çocukları sorunu; niteliği gereği bir çok kuruluşun ve disiplinin birlikte çalışmasını gerektirmektedir.
Bu alanda başta Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı Çocuk ve Gençlik Merkezleri ile Emniyet Müdürlüğüne bağlı Çocuk Şubelerinde hizmete yönelik ve bu çocukların rehabilitasyonunu sağlayarak aile yanına dönmelerini destekleyici çalışmalar yürütülmektedir. Elde edilen bilgi birikimi ve sivil toplum kuruluşlarının destekleri ile başarılar elde edilmektedir.
Ancak sorunun çözümüne ilişkin, önleyici ve insan yaşamının niteliğini yükseltici politikalar ve uygulamalar gerekmektedir. Bu da eğitim ve sağlığın yaygınlaştırılması ve ulaşılabilirliğinin sağlanması ile yakından ilintilidir. Gelir dağılımının, yoksulluğu ortadan kaldırıcı ve asgari koşullarda dahi olsa birey ve ailelerin kendi kendine yeter hale getirici olarak yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bunun için dünya uluslarının yaratmış olduğu kaynaklar yeterlidir.Yine BM Örgütünün bir raporunda ifade edildiği gibi dünyada bir yıl içinde savaşlara ve silahlanmaya ayrılan bütçelerdeki % 10 sınırlama, başta sağlık ve eğitim olmak üzere tüm yaşamsal ve gelişimsel donanım için yeterli olacaktır.
Toplumumuzda çok az sayıda kişinin kimsesiz çocuklarla doğrudan ilişkisi olmuştur.
Korunmaya muhtaç çocuklarla doğrudan, hakiki ilişki kurma noktasında çekimserlik dikkat çekmektedir.
İnsanların kendilerini çocuklarla doğrudan karşı karşıya getirmeyen edilgin acıma ve merhamet duyguları ön plana çıkmaktadır.
Bununla birlikte korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili çalışmalarda gönüllü olma düşüncesi oldukça yaygındır.
İnsanlarımızın küçük sayılmayacak bir bölümü kimsesiz çocuklar konusunda peşinen olumsuz tutum içindedir. Ancak olumsuz yaklaşım içinde olanlar da bile “merhamet” hisleri hala muhafaza edilmektedir.
Sokaklarda yaşayan çocuklar uyuşturucu kullanan, soygun yapan kişiler olarak algılanmaktadır.
Çocukların sokakta çalışması onaylanmamaktadır.
Korunmaya muhtaç çocuklar konusu toplumda insani-vicdani-sosyal ve moral bir sorun olarak değerlendirilmektedir.
Madde bağımlılığının sokaktaki çocukların sorunu olmaktan çıkıp, aileleriyle birlikte yaşayan çocukları da tehdit eder hale geldiği konusunda yaygın bir kannat vardır.
Yetiştirme yurtları yetersiz bulunmakta, bu yurtlarda büyüyen çocukların topluma uyum sağlayamadığına inanılmaktadır.
Toplumun kimsesiz çocuklarla yeterince ilgilenmediği düşünülmektedir.
Sokakta yaşayan çocuklar konusunda en büyük sorumlu bu çocukların aileleri görülmektedir.
Çocukların korunmaya muhtaç hale düşmemesi için en çok üzerinde durulan hususlar ailelerin çocuk eğitiminde daha bilinçli hareket etmesi ve anne-babalar ile çocuklar arasında iletişimin sağlıklı olmasıdır.
Devletin toplumla birlikte hareket ederek korunmaya muhtaç çocuklar sorununu çözmesi gerektiğine inanılmaktadır.
Kimsesiz çocuklara yönelik faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının hizmetleri yeterli bulunmamaktadır.
Aynı şekilde SHÇEK’in kimsesiz çocuklara yönelik faaliyetleri ile belediyelerin gençlere ve çocuklara yönelik hizmetleri de yetersiz
bulunmaktadır.
Araştırmaya katılanların %12,1’inin ailesinde özürlü çocuk bulunmaktadır.
Özürlü çocuk doğumunun en önemli sebebi olarak akraba evliliği gösterilmekte, bunu cahillik izlemektedir.
Özürlülerin en önemli sorunu olarak hayatlarını kolaylaştıracak fiziki düzenlemelerin yokluğu ve toplum dışına itilmeleri gösterilmektedir.
ÇAPRAZ TABLOLARIN DEĞERLENDİRİLMESİYLE ORTAYA ÇIKAN SONUÇLAR
Çocuğunun kimsesiz çocuklarla arkadaşlık etmesi konusunda erkekler kadınlara göre daha olumsuz tavır takınırken, çocuğunun yetiştirme yurdundan biriyle evlenmesine erkekler daha mesafeli yaklaşmaktadır.
Korunmaya muhtaç çocuklar sorununun çözümünde kadınlar devletten daha fazla beklenti içinde olurlarken, erkekler devlet ve toplumun birlikte çözümüne daha sıcak bakmaktadırlar.
Sokakta yaşayan çocukları gördüklerinde acıma hissi duyma oranı erkeklerde kadınlardan belirgin şekilde fazladır. Aynı şekilde kadınların bu çocukları gördüklerinde korkuya kapılma oranları da erkeklerden oldukça fazladır. Madde bağımlısı çocuklardan korkma konusunda da kadınlarla erkekler arasında benzer bir farklılık vardır.
Yaş ilerledikçe, kimsesiz bir çocuğu evlat edinme düşüncesi azalmaktadır.
Sokakta yaşayan çocuklar sorununda en büyük sorumluluğu aileye yükleyenler arasında, ilkokul mezunları başı çekmektedir.
Korunmaya muhtaç çocuklar sorununun çözümünde toplumsal katkının artırılmasına ilkokul mezunları daha az önem vermektedirler. Eğitim düzeyi arttıkça toplumsal katkının artırılması görüşü yoğunlaşmaktadır.
Sokakta yaşayan çocuklar konusunda, eğitim durumu düşüklerde acıma hissi daha fazladır. Eğitim durumu yükseldikçe korku oranı yükselmektedir. Yardımcı olma isteği de eğitim durumu düşük olanlarda daha fazladır.
Devlet isterse tinerci çocuklar sorununu kısa sürede çözebilir yargısına, eğitim düzeyi düşük olanlar daha fazla oranda katılmaktadırlar.
Ülkemizde korunmaya muhtaç çocuklardaki artışın nedenini yoksulluğa bağlayanlar düşük gelir gruplarında daha yoğun olarak bulunmaktadırlar.
Kimsesiz çocuklarla ilgili bir organizasyonda gönüllü olarak görev alma arzusu, gelir durumu yükseldikçe artmaktadır.
Gelir seviyesi yüksek olanlar, yurt ve yuvaları doğal olarak daha fazla ziyaret etmektedirler.
Kimsesiz bir çocuğu evinde misafir edebileceklerini belirtenler, gelir seviyesi yükseldikçe daha fazlalaşmaktadır. Ancak, iş evlat edinme noktasına geldiğinde, gelir grupları arasında ciddi bir farklılık görülmemektedir.
Gelir seviyesi düşük olanlar, madde bağımlısı kimselerle karşılaşmaktan daha fazla korkmaktadırlar.