Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 43
Ana Sayfa >> Nostalji >> Sanat >> USTALAR VE EN GÜZEL ÖRNEKLER
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Yazar USTALAR VE EN GÜZEL ÖRNEKLER
Yabancı..

Kim Susturabilir Bizim Türkümüzü
<BR>
<BR>
<BR>Kim susturabilir bizim türkümüzü kim
<BR>Biz ki bu hasreti semahların seyrinden alıp gelmişiz
<BR>Biz ki onu sitemkar anaların kirpiğinden derlemişiz
<BR>Süzülsün de acının derin izler bıraktığı gül yanaklardan
<BR>Yere dökülsün istememişiz
<BR>Bizim türkümüzü rüzgar söyler her gece
<BR>Ay vurdukça parıldar gün doğdukça hız alır
<BR>Nevroz ateşleriyle sağaltarak çırpınan yarasını
<BR>Can havliyle kardaş
<BR>Kan içinde bir kartal gibi vadilere saldırır
<BR>Türkülere ilişmeyin
<BR>Türküler nehirdir gecenin bağrına akar
<BR>Fazla eşelemeyin kardaş
<BR>Taşınca ne siperler kalır ne dev barikatlar
<BR>Deşmeyin diyorum deşmeyin
<BR>Kim susturabilir bizim türkümüzü kim
<BR>Biz ki nice amansız badirelerde serden geçmişiz
<BR>Biz ki ilmikler boynumuza takılıyken bile türkü söylemişiz
<BR>Sonra ırmak boylarında göğertip körpe otların serinliğinde
<BR>Dağlara emanet etmişiz
<BR>Biz ki her yangının külünden diri canlar yaratmışız
<BR>Bizki mazlumların defterine kanlı resimlerle sıralanmışız
<BR>Banaz yaylasından kerbelaya kar götürsün turnalar
<BR>Ölürüz sanma kardaş
<BR>Dostun attığı gülden yaralanmışız
<BR>Türküleri dövmeyin
<BR>Türküler gökyüzüdür karanlığa yıldızlar çakar
<BR>Üstümüze gelmeyin kardaş
<BR>Namuslu bir devrimcinin alnında kavga ışıldar
<BR>İncitmeyin diyorum incitmeyin
<BR>Kim susturabilir bizim türkümüzü kim
<BR>Bizki karacaoğlanı aşkla veyseli toprakla yüceltmişiz
<BR>Bizki köroğlunun narasıyla nice beyleri yere çökertmişiz
<BR>Yine de masum bir bebek gibi avuç avuç sevdamızı
<BR>Kalanlara vasiyet etmişiz
<BR>Adam dediğin sapına kadar yiğit olmalı
<BR>Ne karıncayı incitmeli ne ozanları yakmalı
<BR>Öyle sansar gibi punduna getirmek de neymiş
<BR>Adam dediğin kardaş
<BR>Yüreği varsa eğer getirip ortaya koymalı
<BR>Türküleri yakmayın
<BR>Türküler çiçektir en umutsuz zamanlarda açar
<BR>Kavgayı uzatmayın kardaş
<BR>Yüzyıllardır tuz döke döke çürüdü bu yaralar
<BR>Kanatmayın diyorum kanatmayın
<BR>.
<BR>
<BR>Yusuf Hayaloğlu
<BR>…
<BR>
<BR>
<BR>1

22-07-2006 23:19
Yabancı..


<BR>
<BR>YUSUF HAYALOGLU
<BR>
<BR>
<BR>HIRÇIN VE ASİ DUYGULARIMIN ŞAİRİ
<BR>
<BR>
<BR>HANGİ AYRILIK ŞİİRİ BENİM İSTİKLAL MARŞIM SANKİ

22-07-2006 23:25
Yabancı..


<BR>
<BR>SENİN ŞEREFİN VAR BRA !!!!!!!!!!

22-07-2006 23:26
Yabancı..

Bu Yol Nereye Gider
<BR>
<BR>bir kuğunun boynuna dokunurken…
<BR>
<BR>yol bir yere gitmez
<BR>içerde
<BR>düz saçlara uğrar
<BR>ayak üstü bir akşamüstü
<BR>her plansız ürperişin sonu
<BR>hüsran
<BR>ve hüsran
<BR>çok sanat müziği bir kelimedir
<BR>
<BR>yol bir yere gitmez
<BR>o bir durma biçimidir
<BR>yol yoluyla gidebilir yare
<BR>yoldan çıkabilir apansız
<BR>ve ömür bitebilir yoldan once
<BR>ama yol bir yere gitmez
<BR>o bir durma biçimidir
<BR>yaşamak
<BR>hızlı bir ölme biçimidir
<BR>düşünce ışıktan yavaşsa
<BR>erken gidilmelidir
<BR>gerdan sözcüğüne
<BR>bir kuyumcuda da rastlayabilirsin
<BR>bir kasapta da
<BR>kalbin sızlamaz
<BR>bir kuzu yüreğini vitrinde görünce
<BR>o bir beslenme biçimidir
<BR>ama korkarsın
<BR>kurdun sevdiği havadan
<BR>ayakkabı yaparsın yılandan
<BR>
<BR>yol bir yere gitmez
<BR>o bir durma biçimidir
<BR>her garantiyi istersin hayattan
<BR>oysa ölümle yaşam arası
<BR>uzun malum ince bir yol
<BR>bir yere gitmez
<BR>o bir ölme biçimidir
<BR>
<BR>iyi yolculuklar denmez bir gidene
<BR>yapılamaz çünkü
<BR>çok yolculuk bir seferde
<BR>yolcu denmez her gidene
<BR>herkes o yolun taraftarı olmayabilir
<BR>hiç bir sürgün
<BR>gittiği yolu sevmez mesela
<BR>
<BR>
<BR>yol bir yere gitmez
<BR>o bir susma biçimidir
<BR>soğuk bir taşıtın uğultusunda
<BR>
<BR>ağustos 2000, gevaş
<BR>
<BR>.
<BR>
<BR>Yılmaz Erdoğan
<BR>
<BR>.
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>

22-07-2006 23:32
Yabancı..

Bazen acı dinmez, bazen de yağmur
<BR>Sevgilim gülümse, her şey unutulur
<BR>Suskunuz bu akşam üstü
<BR>Hasrete yanmışız, neylersin
<BR>
<BR>Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye
<BR>Kalırsa, sadece o hüzün kalır..
<BR>Sen de anladın ki yapa-yalnızız...
<BR>Buluşmamız yasak,
<BR>Görüşmemiz uzak...
<BR>Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız,
<BR>Neylersin...
<BR>
<BR>Ah güzelim,
<BR>İncinmiş bir sesi vardır yağmurun;
<BR>Yanaklarına vurduğunda hissedersin.
<BR>Ve bir veda sözcüğü, saçlarına,
<BR>Titreyen bir öpücükle dokunduğunda;
<BR>Bu anı dondurmaya yetmez nefesin.
<BR>Bir film sahnesi gibi
<BR>Akar gider ayrılık,
<BR>Neylersin...
<BR>
<BR>Biz zaten hiçbir romanda
<BR>Kendi hayatımıza rastlamadık.
<BR>Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
<BR>Ve bitin bulmacalar yarım bırakılmıştı.
<BR>Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.
<BR>Oysa, tuttuğumuz balıkları bile
<BR>Yeniden denize bağışlamıştık.
<BR>Biz, hayata dair
<BR>Hiçbir yanlış yapmamıştık...
<BR>Neylersin...
<BR>
<BR>Biz bu sonucu hak etmedik,
<BR>Hayır etmedik...
<BR>Ömrümüz bu talana lâyık değildi.
<BR>
<BR>Bazen acı vurdu, bazen de yağmur
<BR>Hiç gülmedi yüzümüz,
<BR>Hiç büyümedi gülümüz...
<BR>Bizi yalnızca akşamlar kucakladı,
<BR>Biliyorsun,
<BR>Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...
<BR>
<BR>Bir gün, bu öykünün sonuna gelince
<BR>Ansızın desem ki: hoşça kal canım!
<BR>Unutursun,
<BR>Mecburen unutursun...
<BR>Yıldızlar söner, bu aşk da biter!
<BR>Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız.
<BR>Neylersin...
<BR>
<BR>Ah bebeğim, ah.. .
<BR>Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,
<BR>Dudaklarına sızınca fark edersin.
<BR>İçindeki vurgun aşklar mezarlığında,
<BR>Ayrılık, ölümden üste yazılınca,
<BR>Gideni durdurmaya yetişmez sesin...
<BR>Bir inme gibi
<BR>Dolanır bedeninde pişmanlıklar,
<BR>Neylersin...
<BR>
<BR>Biz zaten hiçbir sinemaya
<BR>Tam vaktinde yetişemedik.
<BR>Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı.
<BR>Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı.
<BR>Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi.
<BR>Oysa Nuh'un gemisinde bile
<BR>Bize yer kalmamıştı.
<BR>Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı.
<BR>Neylersin...
<BR>
<BR>Biz bu aşkı sürdüremezdik,
<BR>İnan, sürdüremezdik...
<BR>Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.
<BR>
<BR>Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur...
<BR>Unutmasan bile artık
<BR>Unutur gibi yapacaksın.
<BR>Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,
<BR>Hiç bitiremediğim
<BR>Bir şiir olarak kalacaksın...
<BR>
<BR> Yusuf Hayaloğlu
<BR>

22-07-2006 23:34
Yabancı..


<BR>
<BR>
<BR>
<BR>ORHAN VELİ
<BR>
<BR>ANLATAMIYORUM
<BR>
<BR>Ağlasam sesimi duyar mısınız,
<BR>Mısralarımda;
<BR>Dokunabilir misiniz,
<BR>Göz yaşlarıma, ellerinizle?
<BR>
<BR>Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
<BR>Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
<BR>Bu derde düşmeden önce.
<BR>
<BR>Bir yer var, biliyorum;
<BR>Her şeyi söylemek mümkün;
<BR>Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
<BR>Anlatamıyorum
<BR>
<BR>
<BR>------------
<BR>
<BR>
<BR>İSTANBUL TÜRKÜSÜ
<BR>
<BR>İstanbul'da Boğaziçi'nde
<BR>Bir fakir Orhan Veliyim,
<BR>Velinin oğluyum,
<BR>Tarifsiz kederler içinde.
<BR>Rumeli Hisarı’na oturmuşum;
<BR>Oturmuşta bir türkü tutturmuşum:
<BR>
<BR>'İstanbul'un mermer taşları;
<BR>Başıma da konuyor aman martı kuşları;
<BR>Gözlerimden boşanır hicran yaşları;
<BR>Edalım
<BR>Senin yüzünden bu halim.
<BR>İstanbul'un orta yeri sinema;
<BR>Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
<BR>El konuşur, sevişirmiş; bana ne?
<BR>Sevdalım
<BR>Boynuna vebalim!'
<BR>
<BR>İstanbul’da Boğaziçi’nde
<BR>Bir fakir Orhan Veli;
<BR>Eli’nin oğlu;
<BR>Tarifsiz kederler içindeyim.
<BR>
<BR>------------
<BR>
<BR>HÜRRİYETE DOĞRU
<BR>
<BR>Gün doğmadan,
<BR>
<BR>Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
<BR>
<BR>Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
<BR>
<BR>İçinde bir iş görmenin saadeti,
<BR>
<BR>Gideceksin
<BR>
<BR>Gideceksin ırıpların çalkantısında.
<BR>
<BR>Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
<BR>
<BR>Sevineceksin.
<BR>
<BR>Ağları silkeledikce
<BR>
<BR>Deniz gelecek eline pul pul;
<BR>
<BR>Ruhları sustuğu vakit martıların,
<BR>
<BR>Kayalıklardaki mezarlarında,
<BR>
<BR>Birden
<BR>
<BR>Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
<BR>
<BR>Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
<BR>
<BR>Bayramlar seyranlar mı dersin,
<BR>
<BR>Şenlikler cümbüşler mi?
<BR>
<BR>Gelin alayları, teller, duvaklar,
<BR>
<BR>Donanmalar mı?
<BR>
<BR>Heeey
<BR>
<BR>Ne duruyorsun be, at kendini denize:
<BR>
<BR>Geride bekliyenin varmış, aldırma;
<BR>
<BR>Görmüyor musun, Her yanda hürriyet;
<BR>
<BR>Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
<BR>
<BR>Git gidebildiğin yere...

<BR>

23-07-2006 00:24
Yabancı..

KIZÇOCUĞU
<BR>
<BR>Kapıları çalan benim
<BR>kapıları birer birer.
<BR>Gözünüze görünemem
<BR>göze görünmez ölüler.
<BR>
<BR>Hiroşima'da öleli
<BR>oluyor bir on yıl kadar.
<BR>Yedi yaşında bir kızım,
<BR>büyümez ölü çocuklar.
<BR>
<BR>Saçlarım tutuştu önce,
<BR>gözlerim yandı kavruldu.
<BR>Bir avuç kül oluverdim,
<BR>külüm havaya savruldu.
<BR>
<BR>Benim sizden kendim için
<BR>hiçbir şey istediğim yok.
<BR>Şeker bile yiyemez ki
<BR>kâat gibi yanan çocuk.
<BR>
<BR>Çalıyorum kapınızı,
<BR>teyze, amca, bir imza ver.
<BR>Çocuklar öldürülmesin
<BR>şeker de yiyebilsinler.
<BR>
<BR> Nazım Hikmet

23-07-2006 13:44
Yabancı..

PABLO NERUDA
<BR>
<BR>Unutmak Yok
<BR>
<BR>
<BR>Nerelerdeydin diye sorarsan
<BR>"Hep eskisi gibi", diyeceğim.
<BR>Toprağı örten taşlardan söz edeceğim,
<BR>sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;
<BR>ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim,
<BR>gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan
<BR>............ablamı.
<BR>Neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler, neden
<BR>...........günler
<BR>yeni günleri izliyor? Neden koyu bir gece
<BR>birikiyor ağızda? Neden ölüler?
<BR>Nereden geliyorsun diye sorarsan bölük pörçük
<BR>...........kelimelerle konuşmak zorundayım,
<BR>ağzı zehir gibi yakan araçlarla,
<BR>çoğu çürümeye yüz tutmuş hayvanlarla
<BR>ve avutamadığım yüreğimle.
<BR>
<BR>Andaç değil yanımızda götürdüklerimiz
<BR>unutuşta uyuklayan sarımsı kumru değil,
<BR>yaşlarla kaplı yüzler,
<BR>boğazımıza yapışan eller
<BR>ve yapraklardan sıyrılan şey:
<BR>aşınmış bir günün karanlığı
<BR>acıyı kanımızda tatmış bir günün.
<BR>
<BR>İşte menekşeler, işte kırlangıçlar
<BR>bize sevinç veren ne varsa,
<BR>geçici ve küçük duyarlıkların
<BR>yan yana göründüğü süslü kartpostallarda.
<BR>
<BR>Ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,
<BR>dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,
<BR>ne karşılık vereceğimi bilemem:
<BR>
<BR>öyle çok ki ölüler,
<BR>ve öyle çok ki al güneşle yarılmış hendekler,
<BR>ve öyle çok ki gemilere vuran miğferler,
<BR>ve öyle çok ki öpüşlerle kilitli eller,
<BR>ve öyle çok ki unutmak istediklerim.
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>Pablo Neruda
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>
<BR> Oğulları Ölen Analara Öğüt
<BR>
<BR>
<BR>Onlar ölmediler yok,
<BR>Ateş fitiller gibi:
<BR>Dimdik ayakta,
<BR>Barut ortasındalar!
<BR>
<BR>Karıştı, bakır tenli
<BR>Çayır çimene,
<BR>Karıştı,
<BR>O canım hayalleri:
<BR>Zırhlı bir rüzgar,
<BR>Perdesi gibi;
<BR>Bir set gibi:
<BR>Kızgın çehreli,
<BR>Göğüs gibi:
<BR>Göğün görünmez göğsü gibi!
<BR>
<BR>Analar, onlar ayakta
<BR>Buğday içindeler, onlar,
<BR>Yücelerden yüce dururlar:
<BR>Dünyayı doruktan seyreden,
<BR>Bir öğle güneşi gibi.
<BR>Bir çan darbeleri gibi,
<BR>Onlar.
<BR>Ölmüş gövdeler arasında,
<BR>Zaferi çekiçleyen bir ses gibi
<BR>Onlar,
<BR>Kara bir ses gibi.
<BR>Ey can evinden vurulmuş,
<BR>Toz duman olmuş bacılar!
<BR>İnanın oğullarınıza.
<BR>Kök oldu onlar,
<BR>Sade kök:
<BR>Kan suratlı,
<BR>Taşlar altında.
<BR>Karışmadı toprağa,
<BR>Dağılmış kemikçikleri.
<BR>Ağızları ısırır hala,
<BR>Kuru barutu;
<BR>Ve demir bir okyanus gibi,
<BR>Titreşirler hala.
<BR>Ben ölmedim der,
<BR>Yumrukları;
<BR>Yukarı kalkık yumrukları,
<BR>Daha.
<BR>
<BR>Bunca yere düşmüşlerden,
<BR>Yenilmez bir hayat doğar:
<BR>Bir tek beden olur,
<BR>Analar, bayraklar, çocuklar,
<BR>Hayat gibi canlı tek bir beden;
<BR>Bir yüz bekler karanlıkları,
<BR>Ölü gözleriyle,
<BR>Kılıcı dopdolu,
<BR>Dünya ümitlerinden.
<BR>
<BR>Dursun,
<BR>
<BR>Dursun yas esvaplarınız.
<BR>Yığın derleyin,
<BR>Göz yaşlarınızı;
<BR>Bir metal oluncaya kadar:
<BR>Bununla vuracağız,
<BR>Gündüz gece;
<BR>Bununla çiğneyeceğiz,
<BR>Gündüz gece;
<BR>Bununla tüküreceğiz
<BR>Gündüz gece
<BR>Kin kapılarını,
<BR>Kırıncaya kadar.
<BR>
<BR>Oğullarınızı bilirdim,
<BR>Unutmadım acılarınızı.
<BR>Ölümleriyle nasıl kıvandıysam,
<BR>Hayatlarıyla da öyleyimdir.
<BR>Onların gülüşleridir:
<BR>Karanlık atölyeleri ışıtan.
<BR>Her gün metroda, yanı başımda:
<BR>Onların ayak sesleridir,
<BR>Çın çın.
<BR>Akdeniz portakallarında,
<BR>Güney ağları içinde;
<BR>Yapılarda,
<BR>Basımevi mürekkeplerinde;
<BR>Kalplerini tutuşur gördüm onların,
<BR>Güçle, yangınla.
<BR>
<BR>Ben de sizler gibiyim, analar .
<BR>Benim kalbim de yas dolu, ölüm dolu.
<BR>Gülüşlerinizi öldüren kanla,
<BR>Serpilip gelişmiş;
<BR>Bir orman gibidir kalbim.
<BR>Günlerin kahredici yalnızlığı,
<BR>Uyanışın sisli öfkeleri
<BR>Girmiştir içine.
<BR>
<BR>Susamış sırtlanları,
<BR>Bitip tükenmez ürmeleriyle
<BR>Afrika’dan gürleyen hayvan sesini;
<BR>Öfkeyi, iniltileri, hoş görmeleri,
<BR>Bırakın, bir yana bırakın.
<BR>Ölümün ve tasanın
<BR>Çemberinden geçmiş analar,
<BR>Doğan ulu günün ortasına bakın:
<BR>Bu topraktan güler ölüleriniz.
<BR>Kalkık yumrukları titrer,
<BR>Buğdayın üstünde,
<BR>Bilesiniz.
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>Pablo Neruda

<BR>
<BR>

23-07-2006 20:57
Yabancı..


<BR>
<BR>NİZAR KABBANİ
<BR>
<BR>[b]Uğraşacağım
<BR>
<BR>Ey kendisine ithaf ettiğim
<BR>Bunca şiir kitabını
<BR>Bir sürü şiir yazdığım gözleri için
<BR>Ey kendisi için savaşlar çıkardığım
<BR>Milletlerle boğuştuğum ve kabilelerle
<BR>Ey sesinden altın aylar dökülen
<BR>Ey simasından şiir tarihi başlayan
<BR>Ey yürüyen
<BR>Ve ardından sümbül bahçelerinin yürüdüğü
<BR>Lütfen kabul et
<BR>Biliyorum, nazik değilim
<BR>Ancak muhtaçsın bana
<BR>Diller için
<BR>Serçeler ve bülbüller için
<BR>Neden zorluyorum ki kendimi bu kadar
<BR>Kifayet etmez evrende sana hiçbir şiir
<BR>Fakat ben
<BR>Yine de uğraşacağım
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>Nizar Kabbani
<BR>
<BR>
<BR> -----------
<BR>
<BR>Nedir Sevgi
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>I.
<BR>Nedir sevgi
<BR>Okusak da hakkında binlerce eser
<BR>Yine de anlamış değiliz okuduğumuzu
<BR>Tefsir kitapları okuduk
<BR>Astronomi ve tıp okuduk
<BR>Bilemedik, nereden başlasak
<BR>Ezberledik dünya edebiyatında
<BR>Ne varsa şiir ve deneme namına
<BR>Tek bir satır bile hatırlamıyoruz onlardan
<BR>Sevgi öğretmenlerine sorduk
<BR>Onlar da bizim kadar biliyor ancak
<BR>
<BR>II.
<BR>Nedir sevgi
<BR>Gizemli barınağında sorduk onu fakat
<BR>Ne zaman varsak tutmak için
<BR>Kaçtı her seferinde bizden
<BR>Ardındayız ormanlarda yıllardır
<BR>Ve yıllardır bu yüzden kaybolduk
<BR>İzledik onu siyah Afrika’ya kadar
<BR>Bengal’e, Nepal’e kadar
<BR>Karaib denizine kadar ve Mayorka’ya
<BR>Amazon ormanlarına kadar
<BR>Ancak yetişemedik
<BR>Aşk bilgelerine sorduk
<BR>Onlar da bizim kadar biliyor ancak
<BR>
<BR>
<BR>III.
<BR>Nedir sevgi
<BR>Seçkinlere sorduk, bir de kıssacılara
<BR>“En güzel söz” deseler de ikna olmadık
<BR>Yoldaşlara sorduk bir kez de
<BR>Dediler “Uysal bir çocuk
<BR>Nergis üzerine şiirler yazan
<BR>Karınca ve ceviz toplayan mama önlüğüne
<BR>Düzenbaz ve hırçın bir çocuk
<BR>Zalim kedileri bile kandıran”
<BR>Aşk muhabirlerine sorduk
<BR>Onlar da bizim kadar biliyor ancak
<BR>
<BR>IV.
<BR>Nedir sevgi
<BR>Takva ehline sorduk, nafile
<BR>Din adamlarına sorduk, faydasız
<BR>Bir de sorduk sırdaşlara, boşuna
<BR>Aşk ehline sorduk onu
<BR>Dediler “Terk etti küçükken
<BR>Rahatça taşıyarak serçelerle dalı”
<BR>Yaşını sorduk akranlarına sevginin
<BR>Gülerek cevap verdiler
<BR>“Ne zaman biliniyordu ki aşkın yaşı”
<BR>
<BR>V.
<BR>Nedir sevgi
<BR>İlahi bir iş olduğunu işittik
<BR>İnandık buna öylece
<BR>Duyduk ki, bir kutsal yıldızmış
<BR>Açtık bu yüzden camları her akşam
<BR>Her akşam onu bekledik
<BR>Bir şimşek olduğunu duyduk
<BR>Dokunduğumuzda çarpacak
<BR>İşittik ki, keskin bir kılıç o
<BR>Çekersek kınından kesiliriz
<BR>Sevgi yolcularına sorduk
<BR>Onlar da bizim kadar biliyor ancak
<BR>
<BR>VI.
<BR>Nedir sevgi
<BR>Görsek de yüzünü orkid çiçeğinde, anlamadık
<BR>Sesini duyduk bülbülün ötüşünde, anlamadık
<BR>Buğday başağı üstünde fark ettik onu
<BR>Ve üzerinde ceylanın boynuzlarının
<BR>Nisan renkleri içinde
<BR>Ayıp işler yaparken
<BR>Dikkat etmedik yalnız
<BR>Aşk elçilerine sorduk
<BR>Onlar da bizim kadar biliyor ancak
<BR>
<BR>VII.
<BR>Sevgi krallarına sığındık tarihte
<BR>Danıştık bu yüzden bir kez delisine Leyla’nın
<BR>Ve akıl sorduk Lübna’nın delisine bir kez
<BR>Keşfettik ki
<BR>Biziz kralları adlandıran
<BR>Olamadılar aşklarında daha mutlu bizden
<BR>
<BR>Çeviren: İlyas Altuner
<BR>
<BR>Nizar Kabbani

<BR>
<BR>

23-07-2006 20:58
Yabancı..


<BR>
<BR>HALİL CİBRAN
<BR>
<BR>Kalbimin Derinlerinden
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>Kalbimin derinlerinden bir kuş uyandı
<BR>ve uçtu gökyüzüne doğru.
<BR>Yükseldikçe, daha ve daha,
<BR>büyümeye başladı daha da.
<BR>
<BR>Önce bir kırlangıç gibiydi,
<BR>sonra tarla kuşu ve kartal,
<BR>sonra bir bahar bulutu misali genleşti
<BR>en sonunda tüm yıldızlı gökleri kapsadı.
<BR>
<BR>Kalbimin derinlerinden bir kuş uyandı,
<BR>uçtukça büyüdü, çoğaldı,
<BR>oysa yüreğimi hiç terketmemişti...
<BR>
<BR>Halil Cibran

<BR>

23-07-2006 20:59
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim