Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 21
Ana Sayfa >> Nostalji >> Sanat >> tiyatro diksiyon tiyatro tarihi konusunda sanal ortamda bilgi alış verişinde bulunmak isteyen arkada
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3  Sonraki
Yazar tiyatro diksiyon tiyatro tarihi konusunda sanal ortamda bilgi alış verişinde bulunmak isteyen arkada
pantolonlubulut
Mesajlar: 54

hazırlık yapanlar için tiradlar
<BR>
<BR>Oyunun Adı: Hamlet
<BR>Yazan: William Shakespeare
<BR>Çeviren: Sabahattin Eyuboğlu
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>HAMLET - Ey göklerde yaşayanlar! Ey dünya! Daha ne olsun?
<BR>Cehennem önüme mi gelsin? Ne yüz karası şey bu?
<BR>Tut kendini yüreğim, tut kendini!
<BR>Ve siz, ey sinirlerim, gevşemeyin birden;
<BR>Gerilin, destek olun bana!
<BR>Beni unutma mı dedin? Hayır, zavallı ruh,
<BR>Şu çılgın kafa durdukça çıkmayacaksın içinden,
<BR>Seni unutmak ha? Aklımın kara tahtasından
<BR>Silerim de bütün boş anıları,
<BR>Bütün kitaplarda yazılan, çizilenleri,
<BR>Gençliğimden, öğrenciliğimden kalanları.
<BR>Yalnız senin buyruğun kalır.
<BR>Beynimin defterinde, yapraklarında,
<BR>Ivır zıvır bütün bildiklerimin üstünde.
<BR>Evet, yemin Allahıma, o kalır yalnız.
<BR>Ey çürümüş yürekli kadın!
<BR>Yılan, yılan, yüze gülen zehirli yılan!
<BR>Yaz aklım, yaz defterine, yaz şunu:
<BR>Güler yüzlü, hep güler yüzlü bir insan
<BR>Zehirli bir yılan da olabilir.
<BR>Danimarka'da olabilir hiç değilse, inan buna.
<BR>Ya! Demek böyle, amca, sen buymuşsun demek!
<BR>Öyleyse benim parolam da şu bundan böyle:
<BR>Tanrı seninle olsun, unutma beni!
<BR>Yemin ettim, unutmam.
<BR>
<BR>

03-03-2006 10:32
pantolonlubulut
Mesajlar: 54

hazırlık yapanlar için tiradlar
<BR>
<BR>Oyunun Adı: Lysistrata
<BR>Yazan: Aristophanes
<BR>Çeviren: Azra Erhat - Sabahattin Eyuboğlu
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>LYSISTRATA - Biz kadınlar savaşın ilk günlerinde haddimizi bildik, her yaptığınıza boyun eğdik. Ağız açtırmadınız bize, sustuk. Ama yaptıklarınızı beğeniyor muyduk? Hayır. Olanın bitenin pek ala farkında idik. Çok defa köşemizden öğreniyorduk önemli işler üstüne verdiğiniz kötü kararları. İçimiz kan ağlarken, yine de gülümseyerek sorardık: "Bugünkü halk toplantısında barış üstüne ne karara vardınız?" Kocamız "Sana ne? Sen karışma!." der, biz de susardık.
<BR>Ama ara sıra da ne kötü kararlara varıldığını öğrenir ve sorardık: "Aman kocacığım, nasıl olur, bu kadar çılgınca bir işe nasıl girersiniz?" Ama kocamız bize yukardan bakarak: "Sen elinin hamuruyla erkeklerin işlerine karışma. Cenk işi, erkek işi!" derdi.
<BR>Başımızı derde sokuyordunuz, yine de bizim size öğüt vermeye hakkımız yoktu. Ama sonunda siz kendiniz başladınız bağırmaya ulu orta: "Erkek yok mu bu memlekette?" diye; erkekler cevap verdi size: "Yok, erkek yok bu memlekette!" İşte o zaman biz kadınlar toplandık ve topraklarımızıı kurtarmaya karar verdik. Daha bekleyebilir miydik? Söz bizim artık, susmak sırası sizde. Aklınızı başınıza toplar, öğütlerimizi dinlerseniz, işlerinizi biz yoluna koruz.
<BR>
<BR>

03-03-2006 10:33
pantolonlubulut
Mesajlar: 54


<BR>hazırlık yapanlar için tiradlar
<BR>
<BR>
<BR>Oyunu Adı: Julius Caesar
<BR>Yazan: William Shakespeare
<BR>Çeviren: Nurettin Sevin
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>ANTONIUS – Dostlar, Romalılar, vatandaşlar, beni dinleyin: Ben Sezar'ı gömmeye geldim, övmeye değil. İnsanların yaptıkları fenalıklar arkalarından yaşar, iyilikler çok zaman kemikleriyle beraber gömülür; haydi Sezar'ınkiler de öyle olsun. Asil Brutus size Sezar'ın haris olduğunu söyledi; eğer böyleyse, bu ağır bir suç. Sezar da onu pek ağır ödedi. Şimdi burada Brutus'la diğerlerinin izinleriyle, çünkü Brutus şeref sahibi bir zattır; zaten hepsi, hepsi şerefli kimselerdir, evet müsaadeleriyle burada Sezar'ın cenazesinde söz söylemeye geldim. O benim dostumdu, bana karşı vefalı ve dürüsttü; lakin Brutus haris olduğunu söylüyor ve Brutus şerefli bir zattır. Sezar Roma'ya birçok esir getirdi, devlet hazinelerini bunların kurtuluş akçeleri doldurmuştu. Acaba Sezar'da hırs diye görülen bu muymuş? Fakirler ne zaman ağlasa, Sezar'ın gözleri yaşarırdı; hırs daha sert bir kumaştan olsa gerek. Fakat gene Brutus onun için haristi diyor; Brutus da şerefli bir adamdır. Siz hep gördünüz, Luperkalya yortusunda ben kendisine üç defa kırallık tacı sundum, üç defasında da reddetti; hırs bu muymuş? Gene Brutus, haristi diyor. Ve şüphesiz kendisi şerefli bir adamdır. Ben Brutus'un dediklerini çürütmek için söz söylemiyorum, buraya bildiklerimi söylemeye geldim. Bir zamanlar siz onu hep severdiniz, bu sebepsiz değildi; öyleyse sizi ona yas tutmaktan alıkoyan nedir? Ey izan! Sen hoyrat hayvanlara sığınmışsın, insanlar da muhakemelerini kaybetmiş. Beni affedin. Kalbim tabutun içinde, şurda, Sezar'ın yanında, tekrar bana gelinceye kadar beklemeli.
<BR>

03-03-2006 10:34
pantolonlubulut
Mesajlar: 54

hazırlık yapanlar için tiradlar
<BR>
<BR>Oyunu Adı: Don Cristobita ile Dona Rosita'nın Acıklı Güldürüsü
<BR>Yazan: Federico G. Lorca
<BR>Çeviren: Memet Fuat
<BR>
<BR>
<BR>
<BR>SİVRİSİNEK – Bayanlar, bir de baylar! Dinleyin hele! Küçük, delikanlı, kapa çeneni... sen de, küçük hanım, otur yerine, yoksa öyle bir pataklarım ki seni, yerinden bile kıpırdayamazsın bir daha! Susun, sessizlik babasının evindeymiş gibi dolaşsın dursun. Susun, susun da son söylenen sözlerin tatlı kalıntıları süzüle süzüle suyun dibine otursun. (Bir davul sesi.) Ben, bir de benim bu kumpanyam ta eskiden, soylu kişilerin tiyatrosundan kalmayız; kontların, markizlerin tiyatrosundan; altınlar, aynalar tiyatrosu; hani şu soylu bayların uyumaya geldiği, soylu bayanların da... onların da uyumaya geldiği... Beni, bir de benim bu kumpanyamı kapatıp üstümüze kilidi basmışlardı. Neler çektik, bilemezsiniz. Ama bir gün ben anahtar deliğine gözümü uydurdum, ışıkta taze menekşe gibi titreyen bir yıldız gördüm. Zorladım, dayandım, sonuna kadar açtım gözümü... çünkü rüzgar delikten içeri parmağını sokmuş, gözümü kapatayım diye dürtüp duruyordu... o yıldızın altından, cici kayıkların yol sürdüğü geniş bir ırmak bana bakıp gülümsedi. Söyledim arkadaşlarıma, tarlalardan, çayırlardan koşa koşa kaçtık, basit insanları, soylu olmayan kişileri aradık; onlara belki gösterebiliriz diye şeyleri, küçük şeyleri, küçük, minik işlerini dünyanın; dağlardaki yeşil ayların altında, kıyılardaki gül rengi ayların altında. Eh, şimdi de ay yükseldiğine, ateşböcekleri ufacık mağaralarına çekildiklerine göre, "Don Cristobita ile Dona Rosita'nın Acıklı Güldürüsü" adlı oyunumuza başlayabiliriz. Kaba Cristobita'nın tersliklerine, yaratacağı üzüntülere, Dona Rosita'nın çekeceği acılara hazırlayın kendinizi; yalnızca bir kadın değil Dona Rosita, donmuş suların üzerinde uçan bir yağmurkuşu, dokunsan kırılıverecek, küçücük bir ispinoz; onun çekeceği acılara ağlamaya hazırlanın. Hadi, başlayalım öyleyse! (Çıkmasıyla girmesi bir olur.) Gel, şimdi... ÇAL!... RÜZGAR GİBİ ES!... şu merak dolu yüzleri yala geç; al götür iç çekişlerini dağların ardına; sevgilisiz küçük kızların gözlerinde birken yaşları kurut!
<BR>(Müzik)
<BR>Dört küçük yaprağı vardı
<BR>ağacımın
<BR>da rüzgar...
<BR>aldı götürdü.
<BR>
<BR>

03-03-2006 10:35
pantolonlubulut
Mesajlar: 54

ÇOCUK TİYATROSU NEDİR?
<BR>
<BR>Yeni yüzyıla girdiğimiz bu süreçte, uygarlığın gelişim hızına yetişebilmek için,kültürel kimliğin oluşumu oldukça önem kazanmaktadır. Kültürel gelişime koşut olarak da teknolojik ve ekonomik ilerleyişte söz sahibi olabilmek mümkündür.Gelişimin hedefi ve kaynağı insandır. İnsani potansiyellerin keşfedilmesi ve yaygınlaştırılması çağdaş eğitim anlayışı ile mümkündür.
<BR> Çağdaş eğitim , öğrencilerin çevrelerini ve yaşadığı çağın gerçeklerini, tanımarlına özgün kişiliklerinin gelişimine, yaratıcı yaklaşımlarla istek uyandırmayı öngören bir süreçtir.
<BR> Çağdaş eğitim anlayışının göstergelerinden biride, sanatın bütün kollarıyla yakın bir bağ içinde olmasıdır. Bu noktadan hareketle ,özellikle çocukların eğitim sürecinde çocuk tiyatrolarının önemli bir rol üstelenmeleri mümkündür.
<BR> Kültürel eğitim ve gelişim programları için çocuktan başlayan süreç en uygun yol olarak karşımıza çıkar.Davranış ve ifade yollarının çeşitliliğini ortaya çıkaran bir çok rolde oynama ,bu rollerden kendine ve dünyaya bakabilme olanağı veren ,tiyatronun toplu iletişim araçlarının katı tipolojisine karşıt olan bu niteliği tiyatronun ve çocuk tiyatrosunun toplumsal ve kültürel yaklaşımdaki yerini tartışmasız olarak ön plana getirmiştir.
<BR> Çocuk tiyatroları çocukların kendilerini sınamalarına ,yaşadıkları tarihsel durumun ağırlığına karşı egemen bir tavır kazanmalarına fırsat ve olanak yaratacaktır.
<BR> Ayrıca Çocuk tiyatroları dağarlarındaki farklı kültürlerden alınmış oyunlarla kültürler arasında bir ilişki kurarak kendi ulusal,kültürel özbilincini güçlendirecektir.
<BR> Çağdaş eğitimde öngörülen bilimsel yaklaşıma paralel olarak Çocuk tiyatrolarının da bu gelişimi yakalayabilmesi için varolan tiyatro aksiyonlarını, yaklaşım biçimlerini ve uygulama metodlarını yakından tanımaları bu doğrultuda araştırma ve deneysel çalışmalar içinde bulunmaları gerekmektedir.
<BR> Bu saptamalardan sonra Çocuk tiyatrosu tanımlarına ,türlerine ve gelişim tarihine gözatmakta yarar vardır.
<BR>
<BR>
<BR> Çocuk Tiyatroları Konu ve sunum şekilleri bakımından çocukları hedef alan tiyatro türüdür.Uygulama biçimi açısından bakacak olursak. Bunlardan ilki Yetişkinlerin Çocuklar İçin Yaptıkları Tiyatro, ikincisi Çocukların Rol Aldığı Çocuk Tiyatrosu, üçüncüsü ise okullarda Öğrenciler Tarafından Yapılan Tiyatro çalışmalarıdır. Yukarıda belirtilen tanımlamaların kısaca açılımlarına bakacak olursak
<BR> Çocuk tiyatrosu : çocuklara yönelen, onların yaratıcılıklarını, paylaşma ve katılıma gereksinmelerini sağlayan tiyatrodur
<BR> Çocuk tiyatrosu özdeşleşme ve estetik zevk yoluyla çocuklara yeni davranışlar, değerler, kurallar kazandırır.
<BR> Çocuk tiyatrosu, çocuğa yakın çevresini, evreni ve evrendeki yerini algılamakta önemli ip uçları verir. Bu konuda çocuğa yardımcı olur. Çocuğun toplumsallaşmasına yardım eder. Çocuğun yaratıcı gücünün gelişmesini sağlar.
<BR>

03-03-2006 10:41
pantolonlubulut
Mesajlar: 54

KÜÇÜK BİR SKEÇ
<BR>TABLO VII (Yeni aşklar- Sibel, Başak)
<BR>
<BR>ANLATAN- Kızlar yüzünden böyle şeyler başıma geldi. Zaten ergenliğe girişimden beri kız konularında çok başarılı değilim. Büyüyordum, kızlarla tanışıyordum. İlk aşık olduğum kız Sibel’di. Daha ilk görüşümde çok etkilendim, iliklerime kadar titredim(titrer). Bir arkadaş toplantısıydı ve bizi de tanıştırdılar. (parmak uçlarında yükselerek yukarıya doğru elini uzatır.)
<BR>-Merhaba!?... Ben Murat...
<BR>Harika bir kızdı. Bizde birbirimize çok ısındık, sohbet koyulaştı. Basketbolcuymuş, boy 1.92. Çok da iyi anlaşıyorduk, başlarda her şey çok iyi gidiyordu ama zaman geçtikçe anladım ki bu ilişki olmayacak. Neden mi? Bir kere yapı olarak farklıydık, düşünce sistemi, hayata bakış, alışkanlıklar...
<BR>Hee, açık konuşayım, itiraf etmek gerekirse, topuklu giydiği zaman sanki biraz benden uzun gibi duruyordu, bunun da etkisi olmadı değil.
<BR>İkinci aşkı üniversitenin kafeteryasında yaşadım. Harika bir kız. Kız arkadaşlarıyla beraber her gün aynı saatte geliyor,aynı masaya oturuyor. Doğal olarak bende aynı saatte erkek arkadaşlarımı alıyorum ve o masanın karşısına düşen bir masaya oturuyorum.
<BR>Bakışmalar, kesişmeler, göz kırpmalar...
<BR>Olacak diye sürekli bir çaba içindeyim. Ama yok bir türlü bakmıyor.
<BR>Kız biraz utangaç.
<BR>Bu iş bu şekilde 4 ay devam etti.
<BR>Benim bütün arkadaşlar, kızın yanındaki kızlarla çıkmaya başladılar, ama gel gör ki benim kız utangaç.
<BR>Artık arkadaşlar da sıkılmaya başladı. “Hadi artık oğlum ne bekliyorsun? Erkek adam gider konuşur” diyor, diyor da bir taraftan da reddedilip erkekliğe leke düşürmek var. gerçi reddedileceğimden değil de, hani kız utangaç ya!
<BR>Günler geçmeye devam ediyor, he bu arada kızın adı Başak. Yok yok henüz tanışmadım, bizim çocuklar söyledi, onlar çok samimi, hele bizim Tunç var, yediği içtiği ayrı gitmiyor Başak’la. Sağolsun bana da çok yardımı dokunuyor. Her şeyi ondan öğreniyorum. Adını, nereli olduğunu, hangi bölümde okuduğunu, neleri sevdiğini...
<BR>Ben araştırmacı sevgiliyim arkadaş, önce araştıracağım, sonra tanışacağım. Tanışınca da acayip etkileyeceğim kızı, hani her şeyi biliyorum ya.
<BR>Araştırmalarım da çok iyi gidiyor. Bu kız tam bana göre. Mesela tiyatro seviyormuş. Tunç öyle söyledi, bütün oyunlara gidiyorlarmış. Zaten anlamıştım, böyle utangaç insanlar, içlerin de sanatı yaşatan insanlardır. Geçen gün benim tavsiye ettiğim oyuna gitmişler, Başak çok beğenmiş hatta tekrar gitmek istemiş.
<BR>Belli ki biz çok iyi anlaşacağız. Bir kere bizim ilişkimizin temeli çok iyi atılıyor, üstüne çıkabileceğin kadar çık artık.
<BR>Bu kanıya sadece tiyatroyu seviyor diye vardım zannetmeyin, daha bir çok ortak yönümüz var. başak çocukları da çok seviyor, seviyormuş.... Dedim ya bizde de biraz doğululuk var diye, bende çocukları çok seviyorum.ayrıca Başak çok iyi bir aileden geliyormuş. Babası mimar, annesi grafiker, yani bizim aileye de yakışır.
<BR>Ama böyle aile falan girdi mi işin içine, insan bir an durup düşünüyor. Bu büyük bir sorumluluk, şöyle etraflıca düşünmeden karar vermemekte fayda var.
<BR>Mesela yemek yapmayı hiç bilmiyormuş, sonra uyandığı zaman çok sinirli oluyormuş.
<BR>Birde kalçasında (göstererek) şöyle bir iz varmış. Nereden mi biliyorum?
<BR>TUNÇ SÖYLEDİ!
<BR>

03-03-2006 10:51
Yabancı..

Sanat insanın içinde olacakki bir şeyler anlayablsin insan.Zorla öğretilmez bir şeydir sanat...

17-03-2006 19:56
Yabancı..

böyle anlatamazsın sevdiremezsin ki
<BR>

08-04-2006 20:13
pantolonlubulut
Mesajlar: 54

burada var olan yazılardan yola çıkarak tiyatroyu sevdirmek gibi bir kaygım yok ancak bu konuya ilgi duyan iletişimcilere rehber olabilmek için ipuçları var...bunun yanısıra yaşadığımız popüler kültür bizi kaba eğlencelere sürüklemekte ve bizde sanat olgusuyla buluştuğumuzu zannetmekteyiz bu yaklaşım roma döneminde benzeri bir şekilde ortaya çıkmıştır..enzaından bu gönderilerimi okuduğunuz için teşekkür ederim

02-06-2006 10:08
pantolonlubulut
Mesajlar: 54

gündelik hayatın sınır ve sınırlandırmalarından uzaklaşmak için haydi tiyatroya

02-10-2006 12:17
Sayfalar: 1, 2, 3

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim