Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 81
Ana Sayfa >> Nostalji >> Sanat >> ~~Hayaller Düş/e Kaldı~~
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki
Yazar ~~Hayaller Düş/e Kaldı~~
~~YAĞMUR~~ Teröre-S
Mesajlar: 3305







Sayende içimdeki meleği öldürdüm düşlerde...

18-06-2007 16:04
~~YAĞMUR~~ Teröre-S
Mesajlar: 3305







Hüzün nedeniyle kapalı...

18-06-2007 16:36
Yabancı..

Eskimiş yüzler topluyorum eti soyulmuş destanlardan. Üç kuruşa çürük tezgâhlarda satılan baba yadigârı, toz toprak örtüsü yüzler...

Kekeme bir gündönümü damlıyor üzerimden. Kanlı kılıçların gölgesine çekilip, mumlar yakıyorum çiçeklerin ve bozgunların meydanına. Kendimce bir eğlencenin sokak aralarında serseri bir yiğitlikle yanıp sönüyorum.
Ben bir ölüyüm diyor buzların tanrısı.
‘Ben bir ölüyüm!
Sür şimdi damağımdaki mor bıçakların izini...’

Saatlerce asılı duruyorum kırmızı odalı evlerin saçaklarında. İzlerini sürüp mor bıçakların, küskünlükler bırakıyorum güvercin kanatlarına.

Sonra, yasaklanmış düşler taşıyan, bu yüzden çekiç sesleriyle çevrelenmiş bir sokağa hapsedilen ve şimdi köşe taşlarına savrulmuş dilenci hatıralarını tıpkı topladığım eskimiş yüzler gibi başkalarının ulaşamayacağı bir değere taşıyıp kendimi avutuyorum.

Avuntularım kül kokar benim.
Kül bir zemheri alacasıdır ki güllerin rengini soldurur.
Ve yabancıdır tütün kırma mevsiminde esrarlı bir öpücüğe.
Yabancıdır kıyısına köşesine iliştiği her mektuba...

Yine de ben kendimi avutmayı seviyorum D-ü-ş.
Seni sevmeler coğrafyasında sınırları çizilmemiş bir ülkeyim ki sahte ateşler yanmaz sularımda.
Sen kendini anlat çiçeklerine.
Ben buradayım: ölü bir tanrının damağındaki bıçak izlerinde...



20-06-2007 13:40
Yabancı..

Her yanı siyah beyaz resimlerle süslenmiş kambur bir mahallenin tek sakiniyim.
Benden öncesi ve sonrası zamanın iki farklı öyküsü arasında topladığım bütün yüzlerle kendimi sarıp,
bir sigaranın dilsiz oyununda her gece kendimi oynuyorum. Tekrarladıkça kendimi uzuyor gece. Ve sözcükler birikiyor bir köşesine pembe rujlu sigaranın. Biriken her sözcükte savuruyor küllerini yosun rengi bir barakanın nefesine. Tıpkı iğrelti bir tozun geç kapatılmış bir perdeye yansıması gibi acımasızca tüketiyor kendini. Pembeye olan aşkından belki de kendini sorgusuzca tüketmesi. Öyle ya, eski dünyalara yakışan en güzel renktir pembe. Öyle ki, eski olan ne varsa, mesela paslı bir teneke kutusuna, her yanı tiz seslere boğan bir ramazan davuluna ya da dul bir entarinin soğuk yalnızlığına öylece, sırılsıklam, gerçekleşmiş bir düşün yanaklarına düşer gibi yakışır...

Sen şimdi, pembe tüllerle kadınlığını örttüğün o eski şarkıyı söyle D-ü-ş.

Zamana ve saçlarına dokunan kar mevsimine aldırmadan söyle...

Bak usulca sokuluyor akrep yelkovanın rahmine. Yani zaman kendi gözlerine mil çekip, kendini siliyor kirli sayfalardan.
Ekşi bir tat bırakıyor hurafe delisi bir kadın kilimci sokağına.
Sesin çarpıyor melankolik hatıralara.
Şehrin çerçeveleri kırılıyor.
Ve direniyor gözlerimde bir İsa yine çarmıha gerilmiş.

Sen şimdi öyle bir çığlık at ki, bütün günahlar, bütün çanlar, ezanlar, bütün defneyaprakları benim olsun. Deliriyor üzerime bu şehir.

Sonra yüzler...
Topladığım eski yüzler...
Kendi özgürlüklerini arıyorlar bende.
Adımı her unutuşumda çığlık çığlığa taşlıyorlar bedenimi.

Sen şimdi, sesini çarp dağlara.
Onlar ne kadar geniş alanlar bulsalar da kendilerine yine de yetimdirler bilmez misin?
Hadi!
Kucakla onları.
Ben öyle bir savurganlıkla tekrarlıyorum ki kendimi, uzadıkça gece, üzerime çekiliyor zamanın sana ait olan siyah parçası.

Durgunluk öyküleri anlar D-ü-ş.
Ateşlere sarılsın saçların.
Bak tütsüler yakıyor kilimci sokağı. M
entollü yaşlar bırakıyorum pelerinli cücenin koynuna. Dilimi kesercesine uzuyor oyun.
Her şey tekdüze, perdeler kırılgan. Işıklar nefessiz.

Sonra siyah tablolar...
Zamanın kendini sayfalardan sildiği anın tabloları... Yüzleri eski, mosmor...
Tıpkı topladığım eskimiş yüzler gibi kendi savaşlarında kendilerini kaybetmiş, dönüyorlar tekdüze bir hiçliğe. Uzuyor oyun.
Dilim kanıyor.
Korkuyorum pelerinli cüceden.
Bu oyunun bir köşesinden çıkıp dişlerimi ısırıyor.
Oysa ben sadece kendimi oynuyorum.
Ne işi var onun burada?
İkide bir sahneye çıkıp, sahnenin tam ortasına işiyor...
Perde aralarında ispirto dolu bir şişenin sarhoşluğuna kaçıp, soyut anlamlar topluyorum.
Eskiyen her yüze yapışan, deli dolu serseriliklerde kendini bulan, buldukça çilekeş kadınları yücelten bir simyacı çırağı gibi soyut anlamlar toplayıp, deniz kabuklarından evler kuruyorum sığ sahillere.
Kendimi aradıkça bu tozlu sahnenin bir köşesinden bir köşesine, kendimden de birparça eksiltiyorum. Eksildikçe yaşamın kavruk zindanından, vuruyor saat üç kez artarda.
Ve çekiliyor kanım pembeye D-ü-ş; yolunu bilmez bir derviş gibi, koca bir denizi günaha boyar gibi çekiliyor...
Gece soyunuyor ve kapanıyor perde. Kemiklerime dadanmış bir ürpertinin sancısıyla birlikte atıyorum kendimi gecenin leş toplayan bedenine.

Hangi rüya uzatır ki ömrümü D-ü-ş.
Hangi rüyanın içinde büyürüm ben.
Geceye teslim şimdi bu çürük beden...
Birazdan uyanacak dalları sevdalı bir çınarın altında. Üzerine yapışmış gecenin o siyah menilerini temizleyecek. Küflenmiş ekmekler toplayacak. Kedilerle paylaşacak. Olur olmaz zamanlarda silinecek yüzü. O kadar çok karmaşa var ki zihnini delik deşik eden. Yargıladıkça her birini, her biri gibi anlamsızlaşacak...
İşte vuruyor saat üç kez artarda.
Siliniyor yüzüm anızın.
Ansızın titriyor üstüme sapkın bir yağmur...

Şimdi kendimi avutma zamanı.
Avuntularım kül kokar benim D-ü-ş.
Sen, ellerinden nar suları akan öyküler anlat içeklerine...
Ben buradayım: bir sigaranın diliz oyununda...

20-06-2007 13:45
Kızıla Boyalı Saçlar
Mesajlar: 2435

HANİ

"Zamanı yok" demişlerdi bize "sevmenin..."
Ondandır, her daim
Güler yüzümüz,
Ölürken bile...
"Yıkılmaz"ı yok sevdaların,
Düşlerden uzak yaşamasını bilene.

Kaç kez kovaladıysam baharı,
Takvimler kışı erken yazdı...
Ölümsüz aşkı ararken,
Bir ömür "yok"a yazdı.
Varsın olsun...
Üç günlüğüne de olsa,
Seni bana yazdı ya...

Tayfun TALİPOĞLU

23-06-2007 03:35
~~YAĞMUR~~ Teröre-S
Mesajlar: 3305


23-06-2007 12:05
Yabancı..

Sana doğru düşen... Yok hayır, kayan, kayıp giden o ’şey’, ’şey’ evet, ’şey’ tam da anlatmak istediğim duygu: o ’şey’, içimden, gözbebeklerimden gözbebeklerine... Yok hayır, gözbebeklerindeki düşkemden gözbebeklerimdeki deve doğru düşen... Düşen mi demiştim yoksa kayıp giden mi, ’şey’ miydi peki? Tam şuramda bak, dokun. Bu bir tuzak san, ürk tenime değmesinden elinin ama bil ki değsen de değmeden elimden kurtulsan da o şey şuramda, buramda bir de oramda: bende kaldı...

Eğer görmek isterim dersen ki, sen de görmeden inanamayanlardansın, görünce inkar etmezsin hiç yoktan: cesursun ve yalan söylersen ensene gider sol elin hani kızıl saçların kapadığı ensendeki o en hoşlandığım, parmaklarıma avuçiçime ipek değmesi... dersen, bak o zaman tam şuradan, buradan bir de oradan bir tek gözlerime bak yükseklerden, gözbebeklerimdeki dev sensin!

Hani sana doğru uçuşan, tozan... Yok hayır, gene anlatamadım o şey var ya hani adına ne desek olmayan o şey. Gecelerden günlere çarşaflara doladığımız o şey, sıcaklığında aradığım, içimde kaybettiğim o şey, kendim gibi, ruhum gibi kayıp o şey. Uğruna destansı yolculuklara çıktığımız vakti zamanında; anlıyorum söylemek istediğini, uzun, çetrefil cümleler kurmana gerek yok, sen bakarsın bana ve "düş'tük... artık..." der dilin, ben dudaklarını takip ederim, dudaklarında düşlere dalarım cümle bitmeden nasıl olsa; sus öyleyse! Ama bil ki bir ’şey’ var şuramda... neremde olduğu da önemsiz ya esasında; içimde bir yerlerde, derinde; hissedebiliyorum fakat elimi sokup ruhumda açtığın yaradan, bulup çıkartamıyorum ’o’nu ki, o yüzden sus!

Ne yaparsak yapalım ’sevişmek’ olmuyor artık o ’şey’; bunun adı olsa olsa ’sevmişmek’ ...

23-06-2007 13:37
~~YAĞMUR~~ Teröre-S
Mesajlar: 3305




Yalnızlık yürekte bir yara, bir de durmadan acımasa...

23-06-2007 13:43
Yabancı..

arkamı döndüğümde ordaydın...
hiç konuşmadın(k)...
iki elini yanaklarımdan kayarak, kulak arkalarımda hissettiğimde...
parmakların çoktan saçlarımın arasına karışmış...
dudakların da dudaklarımı bulmuştu...
hiç konuşmadı(k)...
hiç konuş(a)madı(k)...



hayal işte...

24-06-2007 23:07
~~YAĞMUR~~ Teröre-S
Mesajlar: 3305








Düş/tü, biliyorum...

25-06-2007 17:31
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim