Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 13
Ana Sayfa >> Nostalji >> Sanat >> EDEBİYATIN ALTIN YAPRAKLARI [YENİ] [forum içeriğim şiir değildir lütfen şiir göndermeyin
Sayfalar: Önceki  1, 2
Yazar EDEBİYATIN ALTIN YAPRAKLARI [YENİ] [forum içeriğim şiir değildir lütfen şiir göndermeyin
Yabancı..

BiR DOSTA MEKTUP...

Bu yaziyi okumadan önce...
Hayatin bir ayna olduğunu düsün...
Doğduğundan beri aynanın karsisindan...
Hep aynaya baktin ama kücükken aynayı tanımıyordun henüz...
Büyüdükçe aynaya bakmakla birlikte;
onun, senin yüzüne yansıttıklarını da görmeyi öğrendin.. Hep birileri oldu arkanda ve hep sen vardın karşında... “Kendi kendimizle yarışmadayız gülüm..
” dediği gibi Nazım Hikmet’in , sen de hep kendinle boy ölçüştün aynana bakarak...
Kimi gün çok sevdin aynadaki görüntüyü, kimi gün nefret ettin...
Ama ne olursa olsun hep aynanın karşısındaydın, ona bakmaktan vazgeçmeyi istediğin anlarda bile....Aynada yansıyan yüzler değişti zamanla,
sen de değiştin çünkü...
Ama ayna hep sırdı ve gelecek günler hangi yüzleri yansıtacak, bilinmezdi...
Oysa geçmişteki izler birer birer yer etmişti aynana... Sen baktıkça bu günü değil, geçmişini de görmeyi öğrendin giderek...
Ama bazı yüzler hep aynı yerdeydi; en özel, en güzel köşelerde...
Buralara da sen yerleştirmiştin onları; çünkü, o senin aynandı ve ancak senin sevgini, inancını, yüreğini kazanana yer vardı aynanda...Sonra...
Bir gün geldi, sen aynandaki görüntünün seni geçmeye başladığını fark ettin...
Oysa ki o, yalnızca bir görüntüydü ve “Gerçek Sen” o siluet karşısında iyice küçülmüştün...Bunu kabullenemezdin ; çünkü hayatı geriden takip
etmek sana göre değildi...
Yetişmek istedin, yapamadın...
Çünkü ayna, birinin seni tuttuğunu yansıtıyordu yüzüne... Görüntünün seni geçtiği her saniye aynandaki o en özel, en güzel yüz silinmeye başlıyordu...Öyle bir an geldi ki; sen, o en güzel yüzün
görüntüsünü tanıyamaz oldun...
Sanki artık yok gibiydi...
Yine bir gün; o en özel yüzün silindiğini gördün..
. Evet, tamamdı artık, kendi görüntüne yetişebilirdin...
Ama...Bir anda büyük, korkunç bir ses duydun...
Aynan paramparça olmuştu...
Anıların, aynana yerleştirdiğin tüm o görüntüler ve sen... Dağılmıştınız dört bir yana...Kırık dökük bir geçmiş vardı karşında...
O yüzdü bunları yapan; oysa sendin o yüzü aynandan çıkaran...
Ağlamaya başladın...
Herkes o yüzün aynandan silinmesine ağladığını sandı ama aslında seni ağlatan aynanın bir sürü parçaya ayrılmasıydı...Çünkü o parçalar
anılarının her köşesine öyle bir dağılmışlardı ki; sen bir daha asla onları toplayamayacağını, aynanın hep böyle kalacağını düşünüyor ve
ağlıyordun...
Şimdi aynanın sonu....
Sen ne kadar ağlasan da anılarının sadece bir kısmını bir araya getirecek, aynanın sadece bir bölümünü yeniden yapabileceksin...Ama sakın
unutma; senin toplayamadığın parçalar, o yüze ait olan anılar ve aynanda hep bu parçalar boşluk kalacak. Bu da seni kendi görüntüne
eriştirecek olan bir merdiven. Oralara basarak kendine yetişeceksin... Sonra yine yeni yüzler girecek aynana...
Sen, kendinle bir olacaksın, yeni “En özel yüz”ün olacak, belki hiç silinmeyecek ve sen de asla kendinden geri kalmayacaksın...Belki yeniden,yeniden kırılacak aynan ama artık biliyorsun parçaları birleştirmeyi ve yok olan anılarından, umutlarından güç alarak daha da yukarılara
çıkacaksın...Şimdi mi? Uzun bir süre daha için acıyacak; çünkü ne kadar temizlersen temizle hep bir parça anı yüreğine batacak... Ama öyle bir gün de gelecek ki artık bu anılar içini acıtmayacak ;
Çünkü zaman, onları yüreğinden alıp götürecek, ufacık bir parça dahi bırakmadan...
Bir de...En özel olmasalar da aynanda her zaman gördüğün
yüzleri kaybedeceksin korkusunu yaşama sakın... Ne kadar kırılırsa
kırılsın aynan
onları hep orada bulacaksın...
Zaten sen yerleştirmiştin o yüzleri ama bazıları da
aynanla
birlikte geldi sana; annen gibi, baban gibi...Ve ben...Aynanda nerede
olduğumu henüz
bilmiyorum...Ama baktığında görebileceğin kadar
yakınındaysam da, çooookkk uzaklarda minicik bir noktaysam da ...
Hiç fark etmez...
Yine de, ne olursa olsun aynanın kırılışlarına yenilmeden ben hep orada olacağım..
. Sen beni aynandan silmediğin sürece...
Unutma; ayna senin elinde...

25-04-2007 16:25
Yabancı..

İMPARATORYA


Sinyör atınız kapiçino içer mi?
ya siz sinyör
ya siz
ne arzu edersiniz?
eğimi kırılan bir evren bu
gözlerimizi açtı para
ah sinyör ah
ne kadar güzel Amerika
küçük adamım ben sinyör
köyümde "he ya" derim
burada "evet"
kolay mı sinyör
üç boğazı beslemek
sizler ne güzel adamlarsınız
bizim için sinyör
ne fedakarsınız
kredi veriyorsunuz bol bol
yoksa krizler var ya
anamızı ağlatacak valla
akşam bize gidek derdim de sinyör
elektriğimiz kesik
çocukların okul masrafı işte
bir araya getirmiyor iki yakamızı
bu toprakları sinyör
iyi ki size satıyoruz
kimse vermezdi bu kadar para
ne iyi adamlarsınız siz
kalkıp bizim burada
bizim için fabrika
Allah Allah
sinyör atınız çok güzel
koşumları da
bir imparator gibisiniz
uşaklarınız da şövalye
ah sinyör ah
siz ne iyi adamlarsınız...

Şahan Mustali ERÜK


01-05-2007 10:04
Yabancı..

Saat 21:11...
Daha kaç kum tanesi kendinden habersiz yuvarlanıp gidecek bu sonsuz deniz içerisinde. Yüreğim sessiz ve derinden fakat tempolu bir şekilde atıyor. Sıkıntılar çöküyor üstüne zavallının, yalnız ve yetim gördüler, yürüyorlar bir bir utanmaksızın. Dışarda beni bekleyen karanlık sokaklar, derin soğuk sular misalı kıpraşıyor insan kalabalığıyla. İçerde kalmanın amacını sorgulamaktan çok uzak, uzaktan gelen sesleri yorumluyorum ve ışık hızından da hızlı bir şekilde seyahat edip geçmişe geri geliyorum anılarımın sıcak kolları arasında. Dönüşte yıpranmışım, dönmek zor geldiğinden değil, durmak aniden yıpratmış beni. Saçlarım uzun olsaydı eğer dağılırlardı dört bir yana, ağır metal dinleyen bir genç misali. Gitarın sert ritmlerini hissediyorum ya da bas gitarın tok ve sarsıcı titreşimlerini.
Saat 21:17...
Ve o minik kum tanecikleri bana inat ve yer çekimine amade bir bir salıveriyorlar kendilerini bir bir... Seslerini duyar gibi oluyorum, nasıl da eğleniyorlar geçen bana bakıp bakıp

01-05-2007 23:01
Yabancı..

Eğer insanların ve meleklerin dilleriyle konuşsam, ama sevgim olmasa, ses çıkaran bir bakır ya da çınlayan bir zilden farkım olmaz.
Eğer peygamberlikte bulunabilsem, bütün sırları bilsem ve her türlü bilgiye sahip olsam, eğer dağları yerinden oynatacak kadar büyük bir imanım olsa, ama sevgim olmasa, bir hiçim.

01-05-2007 23:18
Sayfalar: 1, 2

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim