Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 100
Ana Sayfa >> Nostalji >> Sanat >> AŞK sevmeyi sevenlere görünür yalnızca....
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 8, 9, 10, 11  Sonraki
Yazar AŞK sevmeyi sevenlere görünür yalnızca....
Yabancı..

YEŞİL BAŞLI GÖVEL ÖRDEK


Yeşil başlı gövel ördek
Uçar gider göle karşı
Eğricesin tel tel etmiş
Döker gider, yâre karşı

Telli turnam sökün gelir
İnci mercan yükün gelir
Elvan elvan kokun gelir
Yâr oturmuş yele karşı

Şahinim var bazlarım var
Tel alışkın sazlarım var
Yâre gizli sözlerim var
Diyemiyom ele karşı

Hanı Karac'oğlan hanı
Veren alır tatlı canı
Yakışmazsa öldür beni
Yeşil bağla ala karşı







KARACAOĞLAN



07-05-2007 13:06
Yabancı..

bazen sebepsiz tıkanışlar
havada asılı kalmış duygular
ne tarafa gideceğini bilememek
hüzüne seslenmek
hüzüne tutunmak
o zaten hep hazır orda
göz ucuyla bakman yeterli

seni sarması
üstüne çöreklenmesi
an meselesi

bilinmezlik
boşluk
offf boşluk
dalga dalga büyüyen

sebep mi?
sebep çok
...yok...
ne?
yine mi?
...
şimdi bir suya dalabilmeliydi o boylu boyunca, yüzükoyun
hiç kımıldamada öylesine, salabilmeliydi kendini, yüzükoyun
kımıltısız, suyun akıntısına, suyun dalgalanmasına...
yapabilmeliydi...
dalabilmeliydi...
gidebilmeliydi...
...
veya uzanmalı şimdi yatağa, sırt üstü, yüzü koyun , yan...
yastıklara sarılarak, bırakmalı...
say içinden
bir, iki, üç...
derin nefes al...
şimdi düşün.... sadece onu...
sadece onu...
düşün...
hisset...
ne renk?
uyuma...
uyuyama...!
...
kanatlanıp uçabilmeliydi veya, bir çırpış, bır çırpış daha
hopppppp uçabilmeliydi, kuş misali, çıkınca belirli bir yüksekliğe
süzülmeye bırakabilmeliydi kendini..
süzüle süzüle...
gidebilmeliydi...
uçabilmeliydi...
düşeçek gibi olduğunda hoppppp, yeniden bir kanat çarpışı
devam edebilmeliydi...
...
bir uçurumdan aşağı kanatsız da uçabilir miydi acaba?
veya yer yarılsa aşağı doğru da kanatsız uçabilir miydi acaba
...
neye benziyor asılı kalmak zamanın bir anında...
ne yapacağını bilemeden boşlukta?
neye benziyor gidememek?
neye benziyor bil(e)memek?
...
ne çok soru sordum yine
offffff
ne çok cevapsız soru bunlar?
cevabını bilsen ne değişecek sanıyorsun ki...
hem herşeyi bilmek iyi değil
bunu hala öğrenemedin ki...
...
orda o anda durabilmeliydi zaman
orda o anda durabilmeliydi herşey
...ve sen...
...ve ben...
...orda...
...o anda...
...durabilmeliydik...

07-05-2007 19:58
Yabancı..

...biz çoktuk...





... biz çoktuk, ÇOK ...
... sonra birden YOK olduk ...
... ruhumuza sinen kokuları arkamız sıra bırakarak ...
... gidiverdik...
...belki de onlar sadece...
... koklamak istediğimiz birer kokudan ibarettiler ...
... o kokuyu baska bir bedene sıksak ...
... yine aynı kokar mı? ...

... bundan olabilir mi tüm karmaşamız ...

... kimbilir?...
... bilinmezliğinden (mi?) ...
... tüm bu sarışlarımız bir(den) çok ...
... hani ya kokarsa umudu ile ...

... o kadar eksiğiz ki ...
... belki de sadece ...
... ancak o şekilde tamamlanıyoruz yokluklarımızda ...

07-05-2007 22:06
Yabancı..

olculuk var uzak diyarlara, bu seher...

Ancak tuhaftır yola çıkacak ben değilim!...

Duygularım!!!...

Acılarım, incinmişliklerim, yaralarım, umutlarım, sevdalarım ve nihayet hayallerim!...

Hatta her biri için ayrı bir yol çantası düzenlemeyi bile düşünüyorum... Kafamda ayarlamaya çalışıyorum, hangi duygum dünyanın neresinde gerçek yerini bulur diye... Belki de zamanda bile yolculuk yapacaklar, bu çağa uygun değillerse...

İlk olarak Aşk' ın yol çantası ve zamanını belirliyorum!...

Kırmızı bir valizin içinde, temiz ve ölümsüz diyebileceğimiz aşkların yaşandığı, eski çağlardan birine yolluyorum, Aşk' ı... Çünkü o sadece, o devirlerde ve yerlerde, yerini bulabilecek gibi geliyor bana... Bendeki Aşk, bu çağa uygun değil, biliyorum!...

İkinci yolcum, Umut!...

Onun gideceği yeri hiç düşünmeden, bir çırpıda belirliyorum! Tabi ki Afrika...Her gün binlerce insanın ve özellikle de çocukların, açlıktan ve yoksulluktan öldüğü bir yer Afrika... Hani derler ya "Umut fakirin ekmeği...", umudumun gözleri parlıyor yola çıkarken...


Hayallerim!!! Durmadan boynuma sarılıyorlar, bayramlık elbiseleri alınmış, çocuklar misali... Bembeyaz bir yol çantası hazırlıyorum, onlara da... Hayallerim, denizi çok sever biliyorum!... Masmavi deniz, bembeyaz martılar ve güneşle her daim bir arada olabilecekleri, mavi bir tur!... Hayallerimin, özgürlüklerine kavuşması için tek yol...

Benden ayrılmak istemeyen iki yolcum var, köşeye sinmiş ve sessizce bekleyen!

Acılarım ve yaralarım!!!

Ağlamaklı gözlerle bana bakıyorlar, bizi bir başımıza bırakma der gibi!... Onları nereye yollayacağımı, o kadar iyi biliyorum ki... Adlarının sadece umut olabileceği bir yer ve zamana, tabi ki çocukluğuma... İyileşebilecekleri ve kendilerini bulabilecekleri tek yer orası çünkü...

AMAN ALLAHIM!!!...

Ama bütün ayrılıklarda insanın içini hoş tutan bir teselli vardır ya, onu da hissetmediğimi söylersem, yalan söylemiş olurum herhalde....

Biliyorum ki, onlar bulundukları yerlerde ve zamanlarda, aradıklarını buldukça ben mutlu olacağım burada!...

Ve biliyorum ki, hiç bir zaman parça parça olmadan, en bütün olunmuyor!...

En bütün olunmuyor, DELİ KIZ!!!...

08-05-2007 22:58
Yabancı..

FERYADI İSYANIM

mem nelere garkolmadı zîn`in ateşi için
ferhad dağları delmedi mi şirin`in aşkı için
kusur ise her saniye her yerde seni anmak
mecnun az mı yemin etti leyla`nın başı için

sesi yorgun gözlerinden uykusuzluk seçilir
görkeminin zerresinden ağrı dağı küçülür
gecelerin kollarında leblerinin bal suyu
aydan dökülürcesine kana kana içilir

uykularından kopardım hoş geldin mihmanımsın
artık geri dönüşü yok, âhımsın eyvâhımsın
elâlem ne derse desin, hiç umurumda değil
akibetine razıyım, sevabım, günahımsın

sana, yine sana yandım nesimî`de dün gece
gözlerinle yüzüleyim, bend olayım hallac`a
öyle hüküm buyurmuşlar tanrılar divanı2nda
ha ben sana yollanmışım, ha muhammed mi`rac`a

cümle cihan güzelleri yüzlerine ben örsün
gözlerin, balyozu oldu içerimdeki örsün
ruhumdaki fırtınalar merih`i usandırdı
nuh`a haber eyleyin de, gelsin de tufan görsün

yokluğuna dayanamam âhım arşı boyladı
gölgeni nil`de görmüşler, piramidler söyledi
hele bir bak şu sevdaya, kimler yanmış ben gibi
dediği gibi yunus`un, gör beni aşk neyledi

son duraklarda beklerdim, sonun olsaydı senin
neler vermezdim ki yerim, yanın olsaydı senin
çıkar kınından ne olur, kirpiklerinle bile
çal sineme gözlerini, aşkına şah hüseyn`in

harikalardan biriymiş diyorlar çin seddi`ne
seni görmeden hükmetmek kimin düşmüş haddine
ulu divan`a başvurdum, dönsün diye bağdat`tan
ol sebepten ahvalimi arzettim bedreddin`e

gamzelerini görseler bülbüller de lâl olur
aşklar ülkesi sarsılır, korkunç ihtilâl olur
beklenmedik bir zamanda ölür isem sebebi
beni eritip bitiren sevda-yı iclâl olur

kahreden ateş bilinem, yananı sen olsaydın
nal olurdum aşk atına, bineni sen olsaydın
deseler ki şu kadehte ağu var, içen ölür
bir solukta bitirirdim sunanı sen olsaydın

belki de hatırlanırım, arasın şimdi nerde
iz`im deryada damladır, köyüm hatçepınar`da
beni binboğa`da ara, beni dallıkavak`ta
hangi evin bayrakla`ı yukardaysa, ben orda

tanrılar yaratan zerdüşt serdarıdır aslımım
mazdek, hürrem nişanıdır inancımın, neslimin
dersimli seyyid rıza`ya ağır selamları var
himmeti var, gayreti var horasanlı müslim`in

seni tanrılara sunam, kerametin görünsün
nazar eden kör yılandan beter olsun, sürünsün
dağlar naz yapmaya aday, insafını bağışla
bağışla ki, gözlerinde eşkıyalar barınsın

söyler misin, anlar mısın ah çekerin suçu ne?
bulutlardan damlar gibi düştüm girdab içine
ay bulandı, güneş küstü, yıldızlar beklemede
artık yolla gözlerini, yolla çin ü maçin`e

titanik`ten son sesleri alizeler getirdi
son seslerin son demini balinalar bitirdi
her yerde terör estiren sabıkalı gözlerin
bermuda`yı kamçılayıp atlantis`i batırdı

toprak sudan, bülbül gülden, dost dosttan bulur deva
dârâ`dan çok önce seni ağırlamış ninova
benim ömrüm yanan roma, senin gözlerin neron
örstte demir dövmededir demirci kawa

melekler ipekyolu`nda aryalar`ı gözledi
yeri göğe, ay`ı gün`e, seni bana sözledi
ılık bir güz akşamıydı , yine senin yüzünden
koçero, harran`a doğru atını mahmuzladı

kirpiklerin yeni değmiş, kaşların fırik başak
ay ışığı az geliyor, hadi gözlerini yak
fesatların, hasretlerin eli kına görmesin
terk-i cânân eylemeden, şahmaran`a danışak

keşke gelmez olayıdı böyle bir hâl başıma
temaşaya meraklılar, toplandı el başıma
herkesin dilinde şarkı, elinde yârin eli
artık yine sensiz, artık yalnızım, kül başıma

en yorulmaz yolcsuyum, müptelası bu yolun
ben zamanla boğuşayım, sen seyreyle sen salın
kor alevler buz kesilir gördüklerinde beni
bir sensizlik yakar, bir de hasreti istanbul`un

sen ey gönüller sahibi, ey yüzleri gök zemin
ey deryalar şahanesi, sen ey gözleri kimin?
düzgün baba hatırına munzurlar`a mihman ol
mihman ol da, güneşlesin yaylaları dersim`in

gözlerinin dokunduğu her mekân memleketim
bakıver de uzamasın gurbetim, esaretim
ahmet arif hasretinden prangalar eskitti
beni böyle eskitense prangalı hasretim

umutlarım menzilinden uzaklara atılmış
iki cihan mucizesi ilâhlara katılmış
en amansız gecelerde aynalar yine suskun
perçemi yüzünü gizler, sanırsın ay tutulmuş

imanım varsa kaşların, kirpiklerinse dinim
muhammed kâbe`ye döner, benimse sensin yönüm
musa meşhur asasıyla, çarmıhı ile isa
bütün hepsi senin olsun, seni gözlerin benim

gördüklerim sensizliğin dayanılmaz göçüdür
sıla gurbet, gurbet sıla, birbirinin içidir
ne aradıni, ne de sordun, ben nerede neylerim
kara fatma, karayılan senden şikayetçidir

bilirsin ki sevenlerin ayrılığı kâbustur
tahir`i zühre`ye bahşet, zemmedenleri sustur
sen istesen sina çölü bin çeşit çiçek açar
suya sudan köprü kurmak, yalnız sana mahsustur

bazan kırmızı karanfil, zakkum mereti bazan
sevmeyenleri şad edip, sevenlerini üzen
ağlayanın güleninden misli misli fazladır
"işte gidiyorum çeşmi siyahım" diyen ozan

bahçıvanlar kır bayırda boz kevene gül aş`lar
ol sebepten didelerden eksilmez kanlı yaşlar
sana yanar, sana susar, sana acıkır sana
ahlé haklar, kakailer ve mağrur kızılbaşlar

meri keklik binboğa`dan çukurova`yı süzer
yörüklere konuk olur, yaylalarını gezer
al-osman`a diklenenler göv osman`a kul oldu
avşar ellerinin hâli dadaloğlu`yu üzer

sana sevdalıdır diye pir sultan asılırken
kadılar bayram ettiler hızır` susulurken
bilcümle taş kesildiler, sözde ıtır sevenler
kirli sarı bir bıçakla nergisler kesilirken

senin rengin tüm renklerin şahı padişahıdır
senin ahın tüm ahların kahredici ahıdır
yıllar gün misali geçti, asırlar ay misali
herkes kendi âleminde, bu neyin eyvahıdır

yüreğim atom yüklenir, sesini duyduğum an
dört kitap çaresiz kalır, elaman aman aman
başka biri yapar mıydı, eyyub`a sabır verdim
ay kendini kuşatıp da gece sustuğu zaman

arzu`yu kamber`e yolla bayram seyran etsinler
on emri onbir eyleyip tur`a semah tutsunlar
lutfeyle de eshabulkehf açsın kapılarını
yediler`e yoldaş olup yedi asır uyusunlar

güzelliklerin mimarı, cennetlerin ustası
misk ü amberli cemlerin vazgeçilmez bestesi
dört kapı, kırk makam mağdur, mecbur olsa da sana
en çok zerdüşt yanar bir de zerdüşt`ün avesta`sı

tay dağından kaf dağına bakışların gerilmiş
nazların çekemiyor arabatlar yorulmuş
yol bilenler, hâl bilenler sırrın sual etmişler
nesimî, hallac-ı mansur, şah hatayi darılmış

gel de dal tomura dursun, daha uzansın elim
eşi, dostu, yârenleri gel de çağırsın dilim
bir "he" desen, ben sırat`ı tez geçerim kırat`la
körünoğlu vekilimdir, kiziroğlu kefilim

ay ışığı bila destur rüyalarıma dalar
kuşkularımı bağlamış, uykularımı yolar
daha kuşlar uçamazken, nergisler açamazken
bir sen vardın gülümseyen, bir sen, bir de inkalar

gözlerinden uzak olmak insan beni bitirir
gider de gelmez bilirim, yıllarımı götürür
bir sonbahar yaprağı ol, dalıver küşüm çekme
kızılırmak incitmeden, seni bana getirir

ağuları yıllandırıp içirdin yudum yudum
ahvalimi anlar diye baba uryan`a dedim
karıncayı gözlerinin karasından vuran ben
çok saldırdım, ruhumdaki seni öldüremedim

yerim yurdum meçhul oldu, neredeyim şaşmışım
kaf dağını turnaların kanadında aşmışım
kanlılar kandan vazgeçer üçler-beşler aşkına
sen de bir gün maraş`tan geç, ocağına düşmüşüm

bana gözlerini gönder, sakın ha olmaz deme
kime yanam dertlerimi, yalnızlığımı kime
bir başıma kâbuslarla boğuşurken ansızın
hayallerin şeref verdi dün akşam viraneme

hicran son arefesinde, yolculuk var makbere
siyabend`i öldürdüler xece ölmek üzere
ab-ı hayat çeşmesidir leblerin esirgeme
ne o tanrı`ya minnet et, ne de dal tefekküre

bulutlar yağmur yorgunu, ufuklar ateş yüklü
bir damla ateşte derdim, sensizliklerim saklı
yedi kıtaya dağılıp, elleri boş döndüler
huma kuşu intizarda, turnalar ağlamaklı

sana sunulmaya hazır gökkuşağı destimde
emrine âmâde olmak, hayran olmak kastımda
gözden ırak âlemlerde, yitik insanlar gibi
ha ülkeler zaptedilmiş, ha gözlerin üstümde

hal bilmeze yoldaş olmak, yola zulüm değil mi?
cevreyleyip gönül kırmak, dile zulüm değil mi?
ömründe bir defa bile gül koklamamışların
bahçıvana saldırması, güle zulüm değil mi?

mevsimlerin prensidir gözleri akdeniz`in
aşikârdır huzurunda gizleri akdeniz`in
damıtılıp lut gölüne bağışlansa suları
leblerinde denizleşir, buzları akdeniz`in

şarkılarını dokudum senle geçen her anın
sebebi, katili olma yorgun, yaralı canın
sen de anlamazsan beni, sen de gider gelmezsen
şikayet ederim seni şah`ına pir sultan`ın

sürmeleri yel götürür, gözlerine güneş çek
yağmur yanak rengin yağsın, bulutlara kına ek
lübnan yeniden kurulur, yine şenlenir beyrut
ama senin gözlerinin savaşı bitmeyecek

yeter çektiklerim yeter, benden beter olası
yusuf`u kahretmedi mi, züleyha`nın çilesi
yüzün suyun hürmetine binboğalar and içer
ol diyarda vekilimdir diyarbekir kalesi

karda kan damlası rengi, yüreklerde ölmezin
ne hükmü var, ne kıymeti, gidip geri gelmezin
dost fuzûlî, mest fuzûlî mayaları anlatmış
sızıları zap suyunda siverekli yılmaz`ın

bana renklerini uzat, uzat ellerimi tut
tut ki gönüller şenlensin, tut ki yeşersin umut
kervanlar yollara düştü, şam`dan darüsselam`dan
doğuver de incinmesin, mahcup olmasın nemrut

sırrın dirheminde tutsak arzuların ağlaşır
bıçkın, kaçak hislerinde gece-gündüz bağlaşır
bir elinde van gölü var, bir elinde urmiye
damlasını sürgün etsen, nurhaklar`da çığlaşır

duyar mısın ince memed, toroslardan seslenir
ıki canlı hatçe`siyle doruklara yaslanır
en onulmaz, en insafsız, en çaresiz ağrılar
gözlerinin feri değse, iflah olur uslanır

senin olmadığın yerde benim yokluğum başlar
hayallerim yola düştü, arandı dağlar-taşlar
hayyam çorak yüreğime birkaç damla dem serpti
periler cudi dağında izine rastlamışlar

sen pervasız çığlıklar at, ben kahrolam ben üzgün
sen kırklar`da demlenedur, ben beklemekten bezgin
deryaların kucağında cem tutar semazenler
düşlerim dağlar başında, düşlerim doludizgin

seni dicle, beni fırat resmetmiş güneş yâ rab
güneşin vekili ay`a, yıldızlar olmuş turab
bizleri merak edenler ay`dan izin alsınlar
bir başkadır yıldızlardan görünse şattülarab

yağmur yüklü bulutlardan ruhunu koklayışım
çağları tedirgin etmiş, ömrünü saklayışım
eyyub`un sabrı tükendi, tükenmiyor nedense
ne senin gelmeyişlerin, ne benim bekleyişlerim

gözlerinin damlasıyla çölde gül yetiştirdim
sam yelleri yenik düştü, sesinle çatıştırdım
gölgenin düştüğü yerden bir avuç sönmüş külü
serptim derin uykularda, kerem`i tutuşturdum

dilek ağacına gittim, sesini bağlamışsın
islaktı dallar yapraklar, hıçkırıp ağlamışsın
karac`oğlan hayıflanır, hayyam duysa gücenir
bulanık göl sularını şaraba yeğlemişsin

düştüm dipsiz kuyuların en zifiri yerine
sarkıt gözlerini durma, muhtaç oldum nârına
semiramis haber salmış, zümrüdüanka ile
davetliymişiz babil`in asma bahçeleri`ne

sesi mavi, rengi esmer bu diyarda sazların
geceleri parlamaktır töresi yıldızların
dağlar uykulara daldı, okyanuslar uykuda
beni sabahlara boğan, senin deli gözlerin

teninin saçtığı nurdan güneş bile utanır
söyle, seni benden başka iyi kim tanır
sevdalıların tarihi ızdıraba büründü
seni arzu`lar kıskanır, seni aslı kıskanır

yanarım âh çeker gibi çekerim nazlarını
canını canıma değdir, tutuştur közlerimi
bir bilsen, bir bilebilsen hallerim perperişan
merhem ol yarelerime, gizleme yüzlerini

dişlerimle savaşarak günbegün yordum seni
hayallerimle kuşatıp ruhuma kordum seni
dediler ki, aradığın şaraba yoldaş oldu
yanı başımda bekleyen hayyam`a sordum seni

aşıkların sırdaşıdır dicle, gizemli akar
sıti muradına erdi, botan seyrana çıkar
körolası kinli beko, keyfinden dörtköşedir
mem zin`i, zin mem`i yakar, tacdin evini yakar

serbest, geceleri giyin, korkularını sıyır
yudumla iki mest olasın, şarabı sudan ayır
çöl su ister, lâl dil ister, gözlerini isterem
vermeyenin iki yüzü, ben garibanı doyur

haramiler cirit atar kaynağında bu nehrin
dudaklarını savur ki, hükmü kırılsın zehrin
bir bakışın bir taburdur, gönder ordularını
sana mecburiyeti var, yedi tepeli şehrin

kudretinden sual olmaz, can verir can alırsın
ya ömr ü saadetim, ya da azrail`im olursun
mecnun`un yerini sordum, dediler allah bilir
ben nerede ne olurum, onu da sen bilirsin

bir yanımda yarasalar, işitir ağıtları
halepçe`li bir çocuğa, taşıtır ağıtları
küllerim ağrı`da çığdır, tüterim çığlık çığlık
sivas`ta tutuşan ateş, kuşatır ağıtları

gözlerimin beşiğinde rüyalarım sallanır
zehri kana terk etseler, damarında ballanır
gılgamış küçük asya`nın sensiz fotoğrafıdır
yaşar kemal`in dilinde anadolu dillenir

ben dostumu hak bilirim, hakk`ı bilir dost beni
tanrıların sofrasına çağırır bir dest beni
nesimi`nin derisinden sızan şarabı tattım
damlasına dilim sürdüm, bir hoş etti, mest beni

hallac olup taşlandılar hak ruhunu tadanlar
zalim elinden savruldular riyakârla nadanlar
aşkı şehvete boğduran ümmi nebi misali
zulm ile serdar oldular nefse biat edenler

hakkı sırda sır olanın sor kendisi necidir
aklı mahrum, ruhu kanlı, her kelamı acıdır
baba üryan yana yana der ki aman uzak dur
gönül gözü görmeyenin allah`ı kıyıcıdır

saçlarından dökülüyor yıldız yıldız sırmalar
düştüğü yeri yakar da sırlarımı tırmalar
kör karanlık bir gecede cürmümeşrut dediler
gözlerinde saklanıyor beni ele vermeler

gözlerinde, gözlerinde en çılgın uçurumlar
atmacalar yuvalanmış, bıldırcınları kovar
kabil, habil`e yapmadı senin yaptıklarını
dur feryâd u isyân`ımı, duy artık havar... havar...

gel de bülbüller kıskansın, gel de güller serpilsin
gel de ahriman`lar yansın, gel de al`lar serpilsin
izdıraplar diyarını baykuşlara hibe et
gel de emekçi`yi güldür, gel de diller serpilsin...


EMEKÇİ

14-05-2007 20:34
Yabancı..

Acılı yağmurlarla düşmüşüm yere
Tatlı su göllerine akamıyorum
Yüzüm yüreğim deprem dalgası
Bu gül kıyımlarına bakamıyorum
Her sevi bir türküdür bağrımda
Her öfke bir ağıt
Ağıtlar kuşatmış dört yanımı
Kendi türkülerimi haykıramıyorum

Şarkılarla bezeniyor ufuklar
Yüreğim patlıyor dağbaşlarında
Yüreğim
Sancımı duyar mısın yaralarında
Kuş seslerinde yas nağmeleri
Şarkılar sabır ve çile makamında

Mendilimde öfke çıkınımda bilinç
Uykusuz kalır mısın kitaplarıma
Dudaklarımda hüzün
Avuçlarımda sevinç
Kulak verir misin çığlıklarıma
Dağları aşarak gelmişim sana
Demir kapıları kırarak
Işık olur musun karanlıklarıma

İsterim ki senden
Yaylalarda otlak olasın
Ovalarda ırmak olasın
Yayılasın göğsümün kırlarına
Sarasın beni sarasın

Dalların sevdası düşmüş toprağa
Olgun meyvelere hasret gençliğimiz
Zamanın billur çağlayanı
Gürül gürül akarken avuçlarımızda
Bir damla yağmur adına
Yakarmış dağbaşlarında yüreğimiz
Gökyüzünde sanılmış bütün yaşam
Gökyüzüne çivilenmiş ellerimiz

Ateşler yine parlıyor dağlarda
Dolular yine kırıyor çiçekleri
Gecenin karnına inerken şafağın tekmeleri
Bulutları delen ışıklar
Ezik ve kinli
Aydınlık iri
Sanki kocaları işkencede kadın gözleri

Nasıl kapanır bu kanayan yara
Nasıl anlatılır ki sana bu hal
Terimde tuz gözyaşımda bal
Bağdaş kurar mısın soframa
Gözlerimde umut yüreğimde aşk
Ölümleri boşlayıp düşer misin sevdama

İsterim ki senden
İnancıma aşık olasın
Zindanıma ışık olasın
Yürüyesin gönlümün yollarına
Sorasın beni sorasın

İnce kabukları zorlanıyor zamanın
Gelecek damlıyor yorgun havuzlara
Damlalarla yılların gelin yüzü
Suların üstünde koskoca bir çağ
Umutlar sığmaz oluyor alanlara

Baharda gazel dökme bahçelerime
Ben yaşamayı bilmez miyim
Çocuklarım okul yollarında
Okullarım sabah kollarında
Sanki güzellikleri görmez miyim
Papatya beyazlığında ölüm sarısı
Karanfil kıvrımlarında kan
Bu çiçekler uğruna ölmez miyim
De gülüm ben seni sevmez miyim

Bahar değil acı yükleniyor dallarıma
Yapraklarımda ayrılık
Meyvelerimde gurbet
Vuslat olup gelir misin kollarıma
Ellerimde kış saçlarımda kar
Cemre olup düşer misin toprağıma

İsterim ki senden
Yılgınlıkta inanç olasın
Zulme karşı direnç olasın
Gömülesin aşkımın sularına
Göresin beni göresin

Göresin ki destan edesin
Söyleyesin dillerden dillere
Bir türkünün dizelerinde
Bir kavalın nağmelerinde
Alıp başını gidesin
Bağrı yanık yeller üstünde
Güneşin rengiyle düşesin ufuklarıma
Kırasın karanlıklarımı kırasın










Adnan YÜCEL

14-05-2007 21:15
Yabancı..

içinden doğru sevdim seni
bakışlarından doğru sevdim de
ağzındaki ıslakılığın buğusundan
sesini yapan sözcüklerinden sevdim bir de
beni sevdiğin gibi sevdim seni
kar bırakılmış karanlığından.

yerleştir bu sevdayı her yerine
yüzünde ter olan su damlacıklarının
kaynağına yerleştir
her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına
gül taşıyan çocuğuna yerleştir
ve omuzlarına, daracık omuzlarına
üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın
tam oraya işte, uçsuz bucaksız bir düzlükten
bir papatya tarlasıyla ayrılmış göğüslerine yerleştir
ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde
saçlarının yana düşüşüne, onları bölen ikiliğe
alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran
yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne yerleştir
yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tutuğun
kar taneleri gibi uçuşan
ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
yerleştir bu sevdayı her yerine.


EDİP CANSEVER

17-05-2007 12:50
Yabancı..

Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır.
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor.
Sende, seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim.
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını.
Toprakların en beceriklisini sende sürdüm.
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin:
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan.
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra birgün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Ve neden sonra
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür,
Ortalığa düşmüş seni arıyorum.


Cahit Sıtkı TARANCI

17-05-2007 13:11
Yabancı..

Her aşk biraz kendinin katilidir...



Kapıyı açabilmek için
Zorlamış hırsız
Anahtarı elinde...
Beyaz tenin kokusundan
Zehirlenmiş yüzünde
Keder
Uyuyor içerde.
-Güneş ışıkları dünden beter-
Kilitlenmemiş öğüt
Perdeler sıkı sıkı kapalı
ve sönük.
Gün yarım saatte aydınlanır
Aşk yarım saatte ölümlenir.
Yine de
Elindeki anahtarla
Açmaz kapıyı inadına.
Aşk acıdan sebeplenir...
Arkadaşı sızıdır
Her aşk biraz kendinin hırsızıdır...


Kendini vurmak için
Kararlı hissiz
Silahı elinde...
Ayaz yolun yokuşundan
Dinlenmemiş terinde
Kader
Soluyor içimde.
-Hesapta her ben sen eder-
Hüzünlenmemiş yüzsüz
Umutlar tek tek kayboldu
Öksüz.

Göç yarım saatte hazırlanır
Aşk yarım saatte ölümlenir.
Kendini vurmaya hazırdır
Sevda inadına.
Ölüm aşkla özetlenir.
Arkadaşı kendidir.

Her aşk biraz benliğin tatilidir
Her aşk biraz kendinin katilidir...




emre kalcı

26-05-2007 23:48
Yabancı..

“Her aşk biraz kendinin katilidir...”

Çünkü aşk alışmaktır,

Alışmak bağlanmayı taşır.

Bağlanmak tutulmaktır,

Tutku tehlikelidir...

Sahiplenme peşindedir.

Oysa aşkta sahiplenme olmaz,

Sonun ilk adımıdır o...

Aşkın gözü karadır.

Doğruyu, yanlışı bilmez,

Sadece yaşanması gerekenler vardır.

Onlar yaşanır özgürce.

Sevgi büyütür aşkı,

Tutku tutsak eder

Ve sonunda da yine onlar hazırlar...

Yaşanan en büyük aşklar;

Kısa süren, fırtınalı geçen,

genellikle mutsuz biten aşklardır...

Aşk’ın çekiciliği burdadır zaten.

Acı çektirir.

Güzel şeyler için bir bedel ödemektir

cazip olan.

Aşk,

Kendi için ölenleri sever,

Öldürmeyi de...

Ama yine de sevilen bir katildir o!

Baştacı yapılan,

Verdiği acılar için eli öpülen,

Kurbanı olmak için yarışılan...

kısa hikayeler gibi

Kendi kendini yaşatan,

Kendi kendini öldüren.

Çünkü,

“Her aşk biraz kendinin katilidir...”



Emre Kalcı

26-05-2007 23:49
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim