Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 57
Ana Sayfa >> Nostalji >> Sağlık ve bakım >> ""Şizofreni-Depresyon-Paranoya""
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
Yazar ""Şizofreni-Depresyon-Paranoya""
Yabancı..


<BR>
<BR>DEPRESYON NASIL OLUŞUR ?

<BR>Kişide depresyon oluşması için belli bir kişiyi olumsuz yönde etkileyen stres etkeni veya yaşanan bir olay olabilir. Kişiler arası ilişkilerdeki olumsuzluklarda kişiyi depresyona sokabilir . Özellikle günümüzde psikososyal stres etkenlerinin artması ile toplumu oluşturan bireylerin depresyon geçirme riski artmıştır . Depresyon hiçbir dış etken olmadanda kendi kendine kişide endojen dediğimiz şekli ile zamanla gelişebilir.
<BR>
<BR>DEPRESYON TİPLERİ NELERDİR ?

<BR>Melankolik tipte özellikle sabahları çok yoğun çökkünlük hissi ile beraber hemen her şeye karşı zevk kaybı, aşırı yorgunluk ve halsizlik görülür. Atipik şeklinde ise genellikle uyku ve iştah azalması olan tipik şekilde olanın tersi olarak, uyku ve iştah artışı ön plandadır. Mevsimsel tipte tekrarlayan mevsimle birlikte olan depresyon belirtileri vardır. Tipik olanda ise azalmış uyku,iştah, enerji vardır.
<BR>
<BR>DEPRESYONDA BEDENSEL ŞİKAYETLER NELERDİR ?

<BR>Depresyondaki kişi bedensel şikayetler diyebileceğimiz; Baş ağrısı, kas ağrıları, aşırı yorgunluk ve halsizlik, sindirim sistemi rahatsızlıkları, kalp ve dolaşım sistemi şikayetleri, cinsel işlev bozuklukları ve buna benzer bedensel yakınmalar ile de çoğunlukla doktora başvururabilir.
<BR>
<BR>DEPRESYONUN AİLEYE ETKİSİ NELER OLABİLİR ?

<BR>Depresyon durumu aile üyelerinden birisini etkilediği zaman, etkileşim durumunda olan aile bireyleri ister istemez bu durumdan etkilenecektir. Aile üyelerinden harhangi birindeki depresyon hali genelde aileninde genel atmosferini daha karamsar ve olumsuz hale getirebilir. Depresyondaki aile bireyinin diğer aile bireyleri ile ilişkileri bozulabilir. Örneğin evde babanın depresyondan etkilenmesi onun mesleki performanısnın azalmasına, işlevselliğinin azalmasına, evine ve ailesine daha az ilgi göstermesine, evdeki anlaşmazlı, tartışma ve sıkıntıların artmasına, ailenin sosyal aktivitelerinin azalmasına, çocuklarda aile içindeki gerilim ve sıkıntılardan dolayı kaygı belirtilerinin oluşmasına (tırnak yeme, altını ıslatmaya veya kirletmeye başlatma, kekeleme, tik bozuklukları, uyku ve iştah bozuklukları vb) yol açabilir.
<BR>
<BR>DEPRESYON TEDAVİSİ NASILDIR ?

<BR>Depresyon tedavisi son zamanlarda daha kolay hale gelmiştir. Genellikle ve çoğunlukla kullanılan tedavi yaklaşımı ilaç tedavisidir. İlaç tedavisinede ''serotonin '' ve '' noradrenalin'' üzerinden etki yapan antidepresan dedğimiz ilaçlar kullanılır. Aynı zamanda bilişsel olumsuzlukları ve öğrenilmiş çaresizlik düşüncelerini gidermek ve tadaviyi hızlandırmak için psikoterapiye de ihtiyaç olabilir. Nedene yönelik olarak psikososyal stres faktörlerinin de ortadan kaldırılması süreç içerisinde iyileşmeyi hızlandıracaktır. Bu dönem içerisinde kişinin hayatını mevcut depresyonun ez az şekilde etkilemesi için, durumun bir psikiyatrist tarafından değerlendirilmesi ve vakit geçirilmeden tedaviye başlanması önemlidir.

05-07-2006 13:03
Yabancı..


<BR>""Psikiyatrist Beck Depresyon Testi ""

<BR>http://www.psikiyatrist.net/testdepresyon.htm
<BR>
<BR>teste bu adresten ulaşabilmek mümkün..

05-07-2006 13:06
Yabancı..


<BR>
<BR>İŞTE EN MUTSUZ ÜLKELER!..

<BR>İngiliz pazar araştırma şirketi GfK NOP tarafından 30 ülkede toplam 30 bin kişi üzerinde yapılan araştırma, İngiliz Times gazetesinde yayımlandı.
<BR>06 Ekim 2005 Perşembe 05:20
<BR>30 ülkede yapılan araştırmada Türkler, Macarlar ve Ruslar'ın ardından kendini mutsuz hisseden ülkelerde ilk üçe girdi.
<BR>Dünya çapında yapılan bir araştırmaya göre Türkler dünyanın en mutsuz halklarından biri...
<BR>İngiliz pazar araştırma şirketi GfK NOP tarafından 30 ülkede toplam 30 bin kişi üzerinde yapılan araştırma, İngiliz Times gazetesinde yayımlandı.
<BR>Araştırmaya katılanlar aile içi yaşamdan, bulundukları sosyal düzeye kadar birbirinden farklı bir çok noktayı dikkate alarak mutluluk oranları üzerinde karar verdi.
<BR>
<BR>En mutsuz ülkeler Macaristan ve onun ardından Rusya olurken, Türkiye de en mutsuz 3'üncü ülke oldu.

<BR>Türkiye'yi mutsuzluk sıralamasında Güney Afrika ve Polonya takip etti. En mutsuz olan kişilerin genellikle işsiz ve bağımlılık sahibi kişiler olduğu belirtildi.
<BR>Ankete göre en mutlu kişiler Avustralya'da yaşıyor. Onu sırasıyla Amerika, Mısır, Hindistan ve İngiltere takip etti.

05-07-2006 13:10
Yabancı..


<BR>
<BR>""DEPRESYON ÇEŞİTLERİ"

<BR>
<BR>A. Major Depresyon :

<BR>Başlıca özelliği çökkün bir duygudurumun veya her şeye karşı bir ilgi kaybının veya artık zevk almamanın olduğu en az 2 hafta süren bir dönemin yaşanmasıdır. İştahta, kiloda, uykuda, hareketlilikte artma veya azalma, enerji azalması, değersizlik düşünceleri, suçluluk duyguları, istenilen konuya odaklanamama, karar verme güçlüğü, yineleyen ölüm ya da intihar düşünceleri veya tasarıları olabilir. Böyle belirtiler üst üste 2 hafta hemen her gün sürmelidir. Bazı kişiler kederli olduklarından çok bedensel yakınmaları üzerinde dururlar (sızılar, ağrılar). Cinsel ilgi veya istek düzeyinde belirgin düşme olabilir. İştah ve kilo genelde azalır ama artması da olabilir. Daha çok uykusuzluk bazen aşırı uyuma olabilir. İntihar riskini kesin olarak öngörmek olanaksızdır. Bu durunda yatarak tedavi zorunluluğu doğabilir. Major depresyon dönemini en fazla andıran yaşam olayı YAS'tır. Ayrıca major depresyon tek başına görülebileceği gibi diğer bazı ruhsal bozukluklarla birlikte de yaşanabilir.Tedavi görmeyen bir çökkünlük dönemi 6 ay veya fazla sürer, 2 yıl veya uzun süren tam bir depresyona kronik depresyon denmelidir. Bir depresif dönem olguların üçte ikisinde tam düzelir, üçte birinde kısmen düzelir ya da geçmeyebilir. Elem-keder dönemleri insanın doğasında olan yaşantı özellikleridir. Şiddet, süre, klinik açıdan belirli sıkıntıyla, işlevsellik bozulma ölçülerini karşılamadıkça bu tanı düşünülmemelidir.Tedavide bir antidepresan ilaca yanıt için 2-4 hafta beklemek gerekebilir. %75 olumlu yanıt alınır. En az 6 ay sürdürme tedavisi, yinelemeleri önlemede yardımcıdır. Şok tedavisi (EKT) ancak intihar riski yüksek olduğunda veya psikotik özellikli depresyonda düşünülmelidir. Bilişsel, kişilerarası, davranış psikoterapileri tedavi başarısını arttırabilir.
<BR>
<BR>B. Yineleyici Depresyon (Tek Uçlu Çökkünlük):

<BR>Özelliği depresif (çökkün) dönemlerin yinelemesidir. Yineleme diyebilmek için düzelme döneminin en az 2 ayı bulması gerekir. Daha kısa arayla yinelemede ilk hastalık düzelmemiş kabul edilir.
<BR>Yineleyici çökkünlükte antidepresan tedavisine ek olarak duygudurum düzenleyici ilaçların kullanımı gerekebilir.
<BR>
<BR>C. Uyum Bozukluğu :

<BR>Sosyal ve mesleki işlevsellikte bozulmaya yol açan bir psikososyal stres etkenine karşı geliştirilen patolojik davranıştır. Stres etkenleri bir bebeğin doğumu, okuldan ayrılma, evlilik, iş kaybı, boşanma, hastalık gibi normal deneyim sınırındadır.
<BR>Stres etkenlerinin başlangıcından sonraki 3 ay içinde, strese bir tepki olarak gelişir. Stres etkenleri veya yol açtığı sonuçlar sonlanırsa belirtiler ek bir 6 aylık süreden daha uzun sürmez. Ergenlerde sıktır fakat herhangi yaşta da görülebilir. Çocuklukta anababa kaybı olanlarda, yeterli ana bakımı almayanlarda yatkınlık vardır.
<BR>Tedavisinde destekleyici psikoterapi, antidepresanlar, bunaltı giderici ilaçlar yararlı olabilir.

05-07-2006 13:20
Yabancı..


<BR>
<BR> ""PARANOYA""

<BR>Çoğumuz ara sıra başkalarının bize düşmanca davrandığı duygusuna kapılırız. Ancak paranoyaklar, sürekli olarak komşuları, birtakım garip "yaratıklar", hatta Merihliler olabilecek bir grup "kötünün" tehdidi altında bulundukları hezeyanı içindedirler. Paranoya, karmaşık bir ruhsal hastalıktır. En çarpıcı belirtileri hezeyanlardır. Paranoyak kişi başkalarının kendisine haksızlık yaptığına, eziyet ettiğine inanır. Bu "kötü niyetli başkaları", Merihlilerden casuslara ve televizyon spikerlerine kadar uzanan çok çeşitli kişiler olabilir.

05-07-2006 13:31
Yabancı..


<BR>
<BR>Nedenleri

<BR>Paranoya, genellikle bir psikoz, yani akıl hastalığı belirtisidir ve nedeninin kısmen kalıtsal, kısmen de çevre etkilerine bağlı olduğu düşünülmektedir. Araştırmalar, aynı genetik yapıya sahip tek yumurta ikizlerinin ya birlikte paranoyak olduklarını ya da olmadıklarını, oysa farklı genetik yapıları olan çift yumurta ikizlerinde bu birlikteliğin çok daha az olduğunu göstermektedir. Sonuç, bir tür kalıtsal etkinin var olduğu görüşünü desteklemektedir. Öte yandan, çevrenin yarattığı stresler, belli aile içi ilişki biçimleri ve yaşam tarzları da paranoya olasılığını artırmaktadır. Ancak kalıtsal yatkınlık olmaksızın bu etkilerin paranoyaya yol açma olasılığı düşüktür.
<BR>Aşağı yukarı herkes zaman zaman kendisiyle "uğraşıldığı" düşüncesine kapılır. Ama bu geçicidir ve değişen koşullarla birlikte ortadan kalkar. Ancak eğer kalıtsal etken söz konusuysa belirtilerin dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Araştırmalar, anne - babaları paranoyak olanların en yüksek risk grubuna girdiklerini göstermektedir. Paranoya, daha çok ileri yaşlarda ve toplumun alt tabakalarından kişilerde görülmektedir. Dikkatli incelemeler, bu ruhsal rahatsızlık ciddileştikçe, gerek hastalığının, gerekse kendisine kötülük edildiği duygularının yoğunlaşması sonucu hastanın, insanlarla yakın ilişkilerden kaçındığını, bunun da onu toplam merdiveninin alt basamaklarına doğru ittiğini ortaya koymaktadır. Paranoya, kendi başına pek tehlikeli değildir. Ama daha tehlikeli bir durumun, yani paranoid şizofreninin bir ön uyarısı olabileceği unutulmamalıdır. Kötülük görme duyguları bazen, misillemede bulunma arzusu ya da içinde bulunduğu durumla kendi başına, başa çıkma düşüncesini doğurabilir. Sözgelimi insanların kendisini ve başkalarını radyodan çıkan elektrik dalgalarıyla ele geçirdiğine inanan bir paranoyak, karşı önlem almanın görevi olduğunu düşünebilir ve harekete geçebilir. Ama gerçek bir tehlike olasılığı pek azdır, çünkü hasta kişi aynı zamanda çok tedirgin ve korku içinde olduğundan, tehditleri yalnızca sözde kalır.
<BR>
<BR>Belirtiler

<BR>Hasta çok canlı sanrılar yaşayabilir, olmayan sesler işitebilir. Günlük olaylara, rastlantılara, başkalarının sıradan hareketlerine, kendine ilişkin olağanüstü anlamlar verir. Kulak misafiri olduğu konuşmaların kendisine ilişkin olduğunu, bunun herkesin ona karşı birleşmiş olduğunu kanıtladığına inanabilir. Sokaklarda, rastlantı sonucu birbirine benzer insanlar görse, izlendiği kanısına kapılabilir. Sonuç olarak, paranoyak kişi çoğunlukla korkak, kafası karışık ve sinirlidir. Yine de, başka akıl hastalıklarına oranla, düşünme ve öteki zihinsel süreçlerde fazla bir bozulma olmaz. Eziyete, haksızlığa uğrama duygusu, bunamada, epilepside ve amfetamin türü ilaçların alınması sonucunda da görülebilir. İlaçla ortaya çıktığında geçicidir ancak ilaç bedende etkisini sürdürdüğü varlığını korur.
<BR>

05-07-2006 13:36
Yabancı..


<BR>
<BR>Tedavi

<BR>Paranoya ciddi bir hastalıktır ve tedavisi kolay değildir. Ne yazık ki, belirtiler genellikle geç fark edilir. Uzun süre hastanın yalnızca kavgacı, huzursuzluk yaratıcı olduğu düşünülür. Öteki davranışları ve inançları olağan, akla uygun olduğu için, kimse akıl hastalığından kuşkulanmaz. Tam anlamıyla ileri bir durum olan paranoid şizofreni, genellikle psikotrop türü ilaçlarla tedavi edilir. Hastaların dörtte biri ilaç tedavisi ve psikoterapiyle belli bir süre sonra iyileşir. Ancak paranoyak özellikler ortadan kalksa da, hasta sürekli tıbbi gözetim altında tutulmalıdır.

05-07-2006 13:41
Yabancı..


<BR>Paranoid Bozukluğun Evreleri

<BR>1.Erken Dönem
<BR>Paranoid reaksiyonların uzunca bir süre süren prodrom dönemi vardır. Daima kendilerinin engellendiğini, tehdit edildiği gibi duygularla güvenilecek kimse bulunmadığı inanışı ile kendilerini çevreden çekerler ve çevre ile olan ilişkilerini azaltırlar. Aslında çevredeki insanlara çok fazla gereksinme duyarlar ancak bu gereksinmeyi güvensizlik nedeni ile gideremezler. Gerçekte objektif ilişki kuramayan bu insanlar bu sefer ilişkileri yeniden fakat hezeyanlarla tamir ve telafi gayreti içine girerler ve sıkıntı içine düşerler. Yaşadığı dünya tehlikeli olduğunu ve herşeyin değişmeye başladığını düşünmesiyle beraber kişinin kendisinde bir gariplik olduğu sezilmeye başlanır.
<BR>Bu kişiler çevrelerinde bir takım garip şeylerin döndüğünü, bunu anlayamadığını, hiç kimseye güvenemediklerini hissederek, çevrelerinde olup biteni çıkarsamaya çalışırlar. Herşeyin kendileri ile ilgili olduğu ve bir takım gizli anlamlar taşıdığını düşünmeye başlarlar. Aslında ileri sürülen tüm endişe ve korkular kişilerin bilinçdışı impulsları, bunların inkarı ve dışa yansıtılması ile ilgilidir. Hastalar bu yüzden tüm dikkatin kendi üzerlerinde toplandığını sanırlar. Bu dönem oldukça uzun sürer.
<BR>2.Başlangıç Kristalizasyon Dönemi
<BR>Bu dönemde bir takım düşmanlık duygularının dışa yansıtılması sürdürülür. Bu yansıtma onun savunma sisteminin bir kısmıdır. Hastalar bu dönemde bir takım bilinmeyen nedenler dolayısı ile yalnız bırakılmak istendikleri inancı içerisindedirler. Çevrelerinde bulunan bazı insanların iyi niyetten yoksun olduklarını düşünürler. Kendileri ile sürekli uğraşılmakta ve gözlenilmektedirler.
<BR>3.En Son Kristalizasyon Dönemi (Paranoid Yalancı Toplum)
<BR>Hasta bu döneme gelinceye kadar kendisi hakkında bu kadar tehlikeli şeyler yapanların kimler olduğunu bilmemektedir. Bu dönemde hastalar kendilerinin tüm bilinç dışı impulslarının (cinsel ve düşmancıl) yansıtıldığı bir “yalancı toplum” yaratırlar. Bu “paranoid pseudo community” hastaya karşi amaçli hareket eden gerçek ve hayali kişilerden kurulu hayali bir organizasyon olup, bu organizasyonlar gizli örgütler, uluslararasi kuruluşlar, siyasi organlar vs olabilir. Bu şekilde diş çevre ile hezeyansal bir temelle yeniden ilişki kurarlar. Şimdi artik düşmanlarini bilmekte ve tanimaktadir. Bu hastalara bir güven duygusu vermektedir. Bilinen bir şeye karşi korku duymak daha kolaydir (Bilinç dişi korkudan ziyade diş dünyada bilinen düşmana karşi korku). Hastalarin projeksiyonuna göre bu yalanci toplum organizasyonu devam ederken gerçek olaylarla degiştirilirler. Bunlar hezeyansal tefsirlerle zenginleştirilirler. Çogu paranoid reksiyonlar bundan daha ileriye gitmezler, bu dönemde kronik bir şekilde kalirlar. Bir kisminda gerçek ilişkilere bir dönüş olabilir.
<BR>4.Paranoid Davranişlar Dönemi
<BR>Paranoid kişilerin davranişlari normal kişiler tarafindan pek anlaşilamaz. Çünkü bu hareketlerin arkasinda yatan impulslar bilinmez. Akut kizginlik ve şiddet biçimindeki davraniş bozukluklari insanlarin bu kişilerden uzak durmasina neden olur. Bu şekilde yalnizliklari artar. Bazi makamlara şikayetler olabilir. Bu tip hastalar persekütörleri için polisten yardim isteyebilir, savcilara başvurabilirler. Kendileri için bu yalanci toplumdan kaçmak olanaksizlaşmiştir. Çünkü nereye gitseler kendi bilinç dişi düşmanlik impulslarindan kurtulamazlar. Persekütörlerine karşi saldirgan bir tutum takinirlar. Bu nedenle hastanin düşmanlik duydugu kişilere karşi saldirganlik göstermeleri söz konusudur.
<BR>kaynak:www.geocities.com"

05-07-2006 13:49
Yabancı..


<BR>çevresinde hiç şizofren depresif paranoyak bir insan olan yada o insanların davranışlarını gözlemleyen birileri var mı????
<BR>bu konu hakkında paylaşileceğiniz bir şeyler olmalı..
<BR>bunlar var olan geçekler ve hayatımızın bir parçası..
<BR>sadece bilgilerin yazıldığı bir platform olmasını istemiyorum.. nedenleri, eğilimleri ve sebepleri sizin gözünüzden dinlemek daha hayattan olabilir.. şimdiden

<BR>

05-07-2006 13:57
!£k@y(ressam kız) [e
Mesajlar: 3217

valla hiç görmedim öyle biri.
<BR>

05-07-2006 17:26
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim