Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 12
Ana Sayfa >> Nostalji >> Paylaşım >> X KUŞAĞI
Sayfalar: 1, 2  Sonraki
Yazar X KUŞAĞI
Yabanc?.

YAŞAMIMIZ VE YENİ NESİL HAKKINDA.!
Almanya da ilk düzenli şehir içi ulaşım seferleri ile
başlangıçta orta ve
alt sınıftan insanlar kenti bir ucundan bir ucuna
gezme imkanına
kavuştuklarında, Alman sosyolog Georg Simmel o korkunç
teşhisi koymuştu;
"İnsanlık tarihinde ilk kez iki insan yan yana bu
kadar yakın oturup,
bedenlerine dokundukları halde saatlerce birbirleriyle
konuşmadan yolculuk yapıyorlar"
Bir iletişimci olarak beni ilgilendiren, düşündüren,
kaygılandıran bir saptama bu.

"X KUŞAĞI". Bu yalnızlığa nicedir aşinayız.
Çocuklarımız bir süredir, uyku
öncesi masallarını yataklarının başucuna konan bir
teypten dinliyorlar.

Oyunlarını bilgisayarda oynuyorlar. Derslerini
videodan izliyorlar,
kahramanlarını televizyondan seçiyor, sevgilileriyle
internette
buluşuyorlar. Bütün bunlar olup biterken bir odanın
içinde yapayalnızlar.

Yüzyılın bizi getirip bıraktığı nokta burası.....

Onlara "Biberon kuşağı" demek geliyor içimden.

80 lerin ekonomik özgürlüğünü kazanmış, "yuppie"
annelerinin "memelerim
sarkar" endişesiyle emzirmeden yetiştirdiği bebekler,
büyüyüp yüzyılın sonunda ergen oldular.

Daha cinsellikle tanışamadan, AIDS ile karşılaştılar.
Doğum Kontrol
haplarının yaygınlaşması sayesinde özgür seksin
kapısını aralayan
ebeveynlerinin aksine, tanımadıkları bir virüs yüzünden
özgür seksin kapısını çektiler.

Bu korkunun zoruyla, giderek yalnızlığın güvenli
ıssızlığını keşfettiler.

Şimdi "dokunmadan yaşamanın" tadını çıkarıyorlar.
Markete gitmeden,
internetten sipariş verip, bilgisayar aracılığıyla
alışveriş yapıyor,
doktorlarına röntgen filmlerini "mail"leyip, uzaktan
muayene oluyorlar.

Onlara "X kuşağı" da deniliyor ; "ölü kuşak" ya da "ne
idiğü belirsiz nesil" anlamında...

En belirleyici özellikleri yalnızlıkları...

Danstan, "bir bele sarılmanın hazzı"nı anlayan
büyüklerinin aksine,
kulaklarında walkmanle "techno" ritminde tek başına
dans etmekten haz
alıyorlar. Sofra başında aileyle birlikte değil,
odalarında ekran karşısında
veya burgercide ayaküstü, ama mutlaka yalnız
"atıştırmayı" tercih ediyorlar.

Gazete okumuyor, "göz atıyor"lar. DVD deki filmi
zıplayarak izliyor, kitabı
sayfa atlayarak okuyorlar.

Internette gezinirken, aynı anda telefonla
konuşabiliyor, yemek yiyebiliyor,
televizyon izleyebiliyor ve dergilere göz
atabiliyorlar.

Uzun sevişmeler yerine üstünkörü "dokunuş"ları, uzun
konuşmalar yerine, kısa "sunuş"ları seviyorlar.

"Internette gevezelik" sitelerinden birine girip,
yarattıkları yeni dili
görmelisiniz. Hep bir yere yetişme telaşındaymış gibi
düşünen, konuşan,
yazan bir neslin kendine özgü dilini kuruyorlar;

"Hi" ile başlayıp "Bye" ile biten "N aber" sorusunun
"N olsun" diye yanıtlandığı garip bir geyik muhabbeti.....

En çok, kitapçılarda "ünlü Roman özetleri" türünden
kitaplar görünce onları anımsıyorum.

Yüzyılın başındakilerin hayata bakışlarımı değiştiren
kitapların sadece konularıyla ilgileniyorlar.

Sağlıklı yaşıyor, iyi kazanıyor, kolay
harcıyorlar....hem parayı hem dostlarını.....

Markalarını, okullarını, kariyerlerini, ailelerinden,
arkadaşlarından, fikirlerinden daha çok önemsiyorlar.

Hayatı "zap" layarak yaşıyorlar.

Bilgisayarlarında olduğu gibi özel hayatlarında da
"sörf" yapmayı, derine
dalmadan yüzeysel ilişkiler kurmayı, kök salmadan
dolaşmayı yeğliyorlar.

Bu "kök salamama" meselesi, Türkiye açısından
özellikle önemli....

Geçenlerde bir arkadaşım "Farkında mısın ? "dedi,
"hiçbirimiz dedemizin mezarının olduğu kentte oturmuyoruz artık" .

Hrant Drink in televizyonda anlattığı öykü daha da
dramatikti. Her gittiği
yeri çiçeklerle bezeyen bir dostunun, son yerleştiği
evinin bahçesini çırılçıplak bulunca nedenini sormuş.

Hrant şu yanıtı almış;

"Ne zaman bir ağac ektim de meyvesini yiyebildim ki...."

Öylesine köksüz, öylesine göçebe, öylesine gezgin bir
toplumuz ki hala...Yerleşemedik gitti..... Dedelerimizin
mezarlarının olduğu yerleri
terk ettikten sonra, ilkin evimizi, derken işimizi,
aşımızı ve nihayet bütün yaşamımızı değiştirdik.

Bütün bunlar yarım asır içinde olup bitti ve hepimizde
öyle bir travma yarattı ki, hala altından kalkamıyoruz.

Can Dündar.



05-10-2006 22:25
Yabanc?.

Acı ama gerçek olan bir yazı..giderek birbirimizden uzaklaşıyoruz..git gide bambaşka bi tür halini alıyoruz..bizim yarattığımız teknoloji şimdi bize kafa tutuyo adeta bizi yönetir olmuş istemdışı hareketlere sevk edio bizi..

En basitinden bi örnekle;
Yalnız mı kaldın aç msn i ya da bi arkadaşlık sitesi takıl birilerine sohbet et geyik yap bu sana zevkli mi gelio tabi ki hayır sadece kendini kandırıosun..yüzyüze geldiğinde duyacağın iki acı söz bir imalı bakıştan korkuosun..int ne olcak ki silersin gider sana ne zarar verebilirki die sığınak olarak görüosun.. bi yerde kaçış bu..tv ile başlayan bu sürecin nereye kadar süreceği hangi noktalara geleceği bilinmez..!

05-10-2006 23:00
Yabanc?.

Arkadaşım her geçen gün birbirimizden uzaklaşıyoruz.Çocukluğumuz da aptal kutusunun önünde saatlerce oturup seyrettiğimiz uzay yolu gerçekleri işte bunlar..Bütün değerlerimizi yitiriyoruz..

05-10-2006 23:06
Yabanc?.

degerlerımızı kayıp mı edıyoruz elımızde ne kaldıkı bozulmayan dejenere olmayan artık sevgı dedıgımız sevılmek ısteyısımız ,ilişki dedıgımız bırlıkte eglenmek ya sevmek oda bastan cıkartacak kadar hafif olsun ıstıyoruz hangımız aıleyle yenecek aksam yemeklerıne gec kalmamak adına acele edıyor kacımız bayram sabahlarında buyuklerımızle kahvaltı yapıyoruz kı,hangımız gercekten dostum dedıgı kısının omzunda aglayabılıyoo uzun zamandır ,hangımız hıc bırseye umursamadan yasıyoruzkı hayatımızı artık hıc bırsey eskısı gıbı degıl....

05-10-2006 23:12
Yabanc?.

Hiçbirşey eskisi gibi olmayacak da zaten,şimdiki zamana hasret olacağımız günler de gelecek böyle giderse..

06-10-2006 01:00
Yabanc?.

Ne yzk ki bende bi X kuşağym heralde:S

06-10-2006 01:23
E.L.R.O.H.I.R
Mesajlar: 2709

ilerde bu günleri de arayacak hale geleceğiz bu gidişle

06-10-2006 01:25
Yabanc?.

harika bir eleştiri yeni çağa ,100 yıl içinde o kadar değiştik ki hayatımıza giren yenilikler karşısında artık insanoğlu ne yapacağını şaşaırdı..artık bu dönüşü olamayn bir yol bu saatten sonra ne bilgisayarın karşısında durulur ne de teknolojinin hayatımız sanallaşıyor sanal zevkler sanal sevgililer sanal heyecanlar..20 yy herkese göre farklı bir çağ anlayışı olmuştur ama baana göre değişimin en hızlı göründüğü yüzyıl oldu..bu yüzyıla da sanal yüzyılı diyeceğiz sanırım..

06-10-2006 02:47
Yabanc?.


14-10-2006 17:41
Yabanc?.

bence bizde x kusagıyız ve çok çabuk adapte oluyoruz..her ortama uyuyor,geçmişi arkada bırakıp geleneklerimizi unutuyoruz.Çok kolay gelmesi gereken görevlerimizi bile yerine getirmiyoruz.
böyle bir toplumda ...böyle bir zihniyetle yaşayıp gidiyoruz.

16-10-2006 14:35
Sayfalar: 1, 2

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim