Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa | Etiket | Forumlar | Sohbet
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 152
Ana Sayfa >> Nostalji >> Paylaşım >> *** AŞK'ı TARTIŞALIM MI? ***
Sayfalar: 1, 2, 3 ... 14, 15, 16  Sonraki
Yazar *** AŞK'ı TARTIŞALIM MI? ***
Dert Ortağı
Mesajlar: 14104

Evet arkadaşlar bu günü aylardan beri bekliyorum desem belki kimse inanmaz; ama ben bekliyordum Sebebi ise Yıllar önce bir gazetede 14 Şubat tarihinde okuduğum ve aşağıda birazdan sizinle paylaşacağım bu yazıyı(daha doğru bir ifade ile piyesi) yine bir 14 Şubat a denk gelsin istememden dolayıydı. Ve nihayet günü geldi. Başlıktandan anlaşılacağı üzere Forumun konusu Aşk eminim şimdi başlığa bakanlar; ya işin mi yok Aşk ı tartışıyorsun diye sitemde bulunacak ama bu diğerlerinden biraz farklı. İnanın okduğunuzda sizde hak vereceksiniz Aşk sadece bizim bildiğimiz ya da bildiğimizi sandığımız tanımından daha farklı boyutlarının olduğunu... Sözü fazla uzatmadan yazıya geçelim nihayetinde biraz uzun bir yazı e adı üstünde piyes... piyesin bir bölümü sıkılmayın okurken diye birde günün anlam ve önemine binayen güzel bir parça ekledim onun eşliğinde sizlerin bu yazıyı okumanızı istiyorum

14-02-2007 20:40
Dert Ortağı
Mesajlar: 14104


AŞK NEDİR



ÇOBAN:
Aşk Rabbe uzanan bir kapıdır. Erişilmezlik yangınında kavrulan tutkunun tanımsız labirentler de pervasızca savrulmasıdır. Aşk, bir faniye feda edilebilecek kadar değersiz olamaz bu olsa olsa “ ortak menfaatlerin paylaşım ürünü” ve yeryüzünün en kuvvetli bağı sevgidir. Ulaşılması mümkün bir şeye karşı hissedilen duygu, aşkın fani aleme yansıttığı ve Allah’a ulaşma yolunun vasıtasından başka bir yol değildir. Bu öyle bir güçtür ki; Yunus’u, Mevlana’yı yakan, Hallac-ı Mansur’a “Ene”l Hak kapısını açan, uğruna destanlar yazılan göz yaşlarına, hüzne yol veren…

DERVİŞ:
Dostum kula aşk Allah’a aşkın bir okuludur

ENTEL:
Mathilda ve Julien arasındaki ihtira ve guru savaşından doğan aşkı tanımlamak zor olsa da bir cinayet, idam cezası ve sonrasında Mathildenin yaptığı fedakarlıklar önemli ip uçları verebilir (Stendhal, Kırmızı ve Siyah)

BİLGİÇ:
(alaycı bir mimik eşliğinde)
Ben Eros’u bulmak için Psyche’yi tapınak tapınak dolaştıran ve büyük acılara dücar eden aşka hayranım!

UMURSAMAZ:
Aşkın cinsel arzunun bir kılıfı olduğuna kati olarak inanan onlarca insan tanıdım

BİLGİÇ:
Haklı olabilirler. Zira cinsel arzunun öldürülmesi halinde aşk ve sevginin olmacağını ayan beyan görüyorum
-(derin bir uğultuyla birlikte dark mavimtrak bir ışık süzülür ortaya… Gelen Nietzsche’nin ruhudur).

NIETSZCHE’NİN RUHU:
Sizin şehvet itinize benim güvenim yok

ÇOBAN:
Bu anlam karmaşasından doğan bir yanılsama. Aşk ya da Sevgi hisleri beslemediğin bir bayana cinsel arzu duyabilirsin değil mi?

UMURSAMAZ VE BİLGİÇ (aynı anda):
Elbette bu normal

ÇOBAN:
Öyleyse Bu iki kavramı aynı iki istikamette ele alarak bir sonuca varmak mantıken hatalıdır Şehvet ve aşk sadece birbirlerini körükleme açısından benzeşir

KORO:
Beklide aşk diye bir şey yok herkes ne hissediyorsa onun aşk olduğuna inanıyor.


ERKEKLER KOROSU:
Hatırla, güzelliğine çarpıldığından, konuşurken kekelediğinden, kalbin yüreğinden çıkacakmış gibi olduğundan bir süre birlikte olduktan sonra kaçmaya çalıştığını…

KORO:
Ve güzellik gözün aldatmasından başkası değildir

-(derin bir uğultuyla birlikte dark mavimtrak bir ışık süzülür ortaya… Gelen Arthur Rimbaud’un ruhudur)

RİMBAUD’UN RUHU:
Neden aşktan öldüğümü hiç bile bilir misiniz? Bilebilirmisniz niçin sarhoşluktan yanar içim?
(bu arada 20.yy lın modern giyimli, dugulu genci sahneye girer)

LİRİK MUASIR:
Adına ne dersen de, sonucu nasıl yorumlarsan yorumla, sen o enerjinin yüreğini titrettiğini, bedenini sarstığını, zihnini sarstığını, zihnini allak bullak ettiğini, mantığı boğduğunu, gerçekleri toz pembe bir kar örtüsünün altına ittiğini bilmezmisin? Hayat bir an da durur; sadece sen ve o dur soluk alan. Kalbin galeyana gelir, dilin kilitlenir beyin hücrelerinin her bir zerresinde o vardır; gerisi anlamsız dır. Bu süreçteki duygular aksilik kaldırmaz, engel tanımaz… Dağları deler, çöllere düşer ,saçları bir gecede ak eder, Azrailden ölüm çaldırır…

ÇOBAN:
Yokluğuna üzüldüğün oranda varlığına sevinemeyeceğin bir “bağlılık” yanıltır Elleri ellerinin arasında ilk kez salındığı an öleceğini sanmıştın ama… Özlemlerin hayallerin gerçeklik büyüsüyle yüz göz olunca hayatta peşinde koşulan en önemli unsur gibi gözüken bir çok
şeyin ne kadar değersiz olabileceği kanıtlandı. Gerçek şu ki bu dünyanın hiçbir şeyi seni tatmin etmez hayallerinde yaşattıklarının çok güzeldi; gerçekler ne yazık ki bu büyüttüğün değerlerin yanında sönük birer yıldız.

ENTEL:
Çapulsuz bir hiç olsan; güzelde olmasan ve bunların yanında bir dizi menfi fenomene rağmen seninle olmayı hayatın yegane mutluluğu gören biri oldu mu? Cafcaflı bir ev, şatafatlı bir araba, debdebeli bir hayat için erkeğini satan çok kadın tanıdım. Yalnız bana ne olur o inanmadığım yaşanmış olmasına ihtimal vermediğim dillerde iğreti duran destanları anlatma.

DERVİŞ:
Gerçek aşk sadece Allah’a yöneliktir değil mi?

ÇOBAN:
Bu saf, arı, mükemmel bir bağdır. Bana sorarsan bunu ifade etmede “aşk” lafzı bile yetersizdir Ama unutma! İki kavramda aynı fırının ekmeğidir. Lamia Hanım’la tanıştıktan sonra hayata 48 yaşında yeniden başlayan Cemil Meriç:
“Kelimelerin birer buse,
Dudaklarınla yazıyor gibisin;
Birer ateş kelimelerin ,
Kalbinle yazıyor gibisin” diye yazarken yalan mı söylüyor ENTEL beyefendi?



Recai zade Ekrem’e şunu yazdıran ;
Gül hazin sümbül perişan … Bağzarın şevki yok
Dernâk olmuş hezâr-ı mağmekârın şevki yok;
Başka bir hâleyle çağlar cuybarın şevki yok
Ah eder, inler nesim-i bi-kararın şevki yok;
Geldi ama neyleyim sensiz baharın şevki yok.



Devamı var...

14-02-2007 20:43
Dert Ortağı
Mesajlar: 14104

Abdülhak Hamit’i Makber de şöyle inleten;
Eyvah ne yer, ne yâr kaldı,
Gönlüm dolu ah ü zâr kaldı
Şimdi buradaydı, gitti elden
Gitti ebede gelip ezelden
Ben gittim o hâksâr kaldı
Dudum seni istiyordu vicdan,
Bildim, sana vasıl oldu canan
Tekrar buyur fakat hayatın,
Can vermedinse ona derman
Meçhul aşık’a şu satırları kaydettiren;
Hiç vicdan yokmudur send, hiç mi acımazsın cefadan…Vasıl olmadı olmayacak bir hoş nida kalmadı bir damla ümidim artık…Yevmi maetmdir bugün zi şuur mahkum, bi şuur mahkum sükunet-i ebediyyeye, Gül solsun bülbül sussun, derya durulsun,dünya dursun, kainat o sükun mezarlığına ikam eylesin”
… gücü inkar mı edeceksin?

DERVİŞ:
Hak dostu alimlerimiz den biri “Aşk şiddetli bir muhabbettir; fani mahbublara müteveccih olduğu vakit ya o aşk kendi sahibini daimi bir azap ve elem de bırakır, veyahut o mecazi mahbub, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için belki bir mahbubu arattırır; aşk-ı o mecazi aşk-ı hakikiyle inkılap eder

UMURSAMAZ:
Aşk sonsuz değil mi dir?

ÇOBAN:
Sevdiği için ölen, kendini yakan, belki dağları delen, gözlerinden kan akıtarak ama olan insanları küçümsememelisin. Bu bağ aşk kıvılcımıdır. Ne yazık bu ateş emele ulaştıktan sonra erimekte ve zamanla başka bir bağa dönüşmektedir. Yeryüzünün en güçlü bağı sevgiye…

DERVİŞ:
Dokunmak gerekli o zaman, M. Abdülfettah Şahin’in satırlarına: Sevgi dünyaya her varlıkta en esaslı bir kuvvettir Yeryüzünde yenemeyeceği hasmı yoktur. Sevmeyen ruhların olgunlaşıp insani semalara yükselmelerine imkan yoktur. Evet onlar yüzlerce sene yaşasalar dahi olgunluk adına bir çuvaldız boyu yol alamazlar.

-(derin bir uğultuyla birlikte dark mavimtrak bir ışık süzülür ortaya… Gelen Stendhal’ın ruhudur)

STENDHAL’IN RUHU:
Dinleyin beni. Böyle irdelenmiş görmediniz aşkı başka yerde kulak kabartın ebnim aşk tasnifime.
Tutkulu aşk: Yakıcı umutsuz sevgi biçimi bu aşkın şiddeti sevgililerin birbirine kavuşamamasında yatmaktadır. Bu türde aşk, cinselliği yüceltirken manevi bir boyut kazanır .
Fiziksel aşk: Avlanmaktasınızdır. Birden bire genç ve güzel bir kıza rastlarsınız. Kız ormanın içlerine doğru soluk soluğa kaçar 16 yaşınızda aşk hayatınız buradan başlar.
Salon aşkı: 1760’a doğru Paris te kendini göstermeye başlayan son derece görgülü yapmacık tavırlı bir ilişki biçimi. Butür aşklarda hiçbir tatsız şeye yer yoktur; çünkü bu görgü kurallarının ince zevkin, nezaketin çiğnenmesi olur.
Gösteriş aşkı: Erkek ve kadınların toplumda önemli bir yeri ve itibarı olan kişilere olan bağlılığıdır.

ENTEL:
Kanada Toronto Üniversitesi’nin karakter tahlilinden yola çıkarak yaptığı ayırımı da ben aktarayım bari
• Eros: Cinsel istekleri güçlü duygulu ve kendine güvenli kişilerdir. Fiziksel özelliğe önem vermektedirler.
• Ludus: Sadece hazza önem verir; ama sorumluluktan ve güçlü bağlantılardan kaçınır.
• Storge: iyi dost olurlar, şefkatlidirler; ama tutkulu değillerdir
Bu üç türün karışımıyla üç aşk türü daha ortaya çıkar:
• Mania: çok çabuk kıskançlığa dönüşebilen saplantılı aşk
• Pragma: Uyuma ve uzlaşmaya önem veren gerçekçi aşk
• Agape: kişinin kendini sildiği fedakarlık ve görev duygusuyla dolu aşk

BİLGİÇ:
Sevda ile sevgi aynı şey midir peki? Uzun süreli birlikteliklerde hangisi daha elzemdir?

ÇOBAN:
Aşk sevdaya, sevda sevgiye dönüşürken kalıcı beraberlikler doğar.

KORO:
Körleştiren sevgi uzun süreli olamaz.

ÇOBAN:
Ah! Romantik aşk, kadınların gerçek durumunu ve ekonomik bağımlılık yükünü gözlerden gizleyen bir davranıştır; erkeğin kendi mutlak gücünden yaptığı “bağışlardır” diyen Kate Millet’e nedenli yanıldığını bir anlatabilsem

ENTEL:
Erkeğin uğruna şair olması, göz yaşlarına teslim olması ölümle oynaşması küçümseniyor mu ne?

BİLGİÇ:
Mecnun da, Kerem de, Ferhat da çok üzülecek…

KORO:
Mutlu sonla biten aşk varmı?

ÇOBAN:
Mecazi aşk menfaat peresttir

DERVİŞ:
Biraz önce söylediğim hak dostu yine : “Aşk ücret ister ve mukabele talep eder. Aşkın ağlamaları; bir nevi taleptir bir ücret istemektedir.



14-02-2007 20:45
Dert Ortağı
Mesajlar: 14104

Şimdi arkadaşlar sorum şu yazılanlar doğrultusunda siz bunlardan hangisine inandınız ya da inanmadınız sebebini söylermisiniz ve size göre Aşk denen olgunun kafiyeli sözlerden uzak (google ve düşünürler/ünlülerin tanımlamasının dışın da) size özel bir tanımı varmı? varsa Aşk nedir ki tanımlarmısınız

14-02-2007 20:56
Yabancı..

profili çizmişin ve bu hengamede insanların mantığını durdurup çizdiğin profili müzik eşliğinde kabul ettirerek insanları gizli bir eğitime sokma çaban var sanki.
bu sokakta insanları eğitilmesi gereken ve internet boşluğuna düşmüş potansiyeller olarak gören herkesden kendi adıma sıkıldım
sorsam arthur rimbaud nasıldır;?nietzche ne der?mansur neden öyle der?

14-02-2007 20:59
Dert Ortağı
Mesajlar: 14104

ben bildiğim güzel bir yazıyı paylaşıyorum arkadaşım insanları gizli bir eğitime sokmak gibi bir çabam yok burada ki insanların çoğunun benden daha zeki daha eğitimli olduğunu söyleyebilirim internet boşluğuna gelince hiç öyle bir kanı bende hasıl olmadı ama sende bir önyargının hasıl olduğunu söyleyebilirim şayet bildiğin doğruların varsa burada sende yazarsın buradaki insanlar okur ve karar verir? öyle değil mi?

14-02-2007 21:10
Yabancı..

ya ıkı kez okudum hıc bır sey anlıyamadım ya ben en slak bır ınsnaım ya

14-02-2007 21:22
Dert Ortağı
Mesajlar: 14104

UrBeKTU & IRKcılıga HYR MURAT demiş ki; ya ıkı kez okudum hıc bır sey anlıyamadım ya ben en slak bır ınsnaım ya


arkadaşım bu bir piyes daha önce de yazdığım gibi burada insanlar aşkı tartışıyorlar ortak bir noktada buluşmak adına fikirlerini söylüyorlar

senden de aşkın sana özel bir tanımının olup olmadığını varsa bizimle bunu paylaşmanı istiyorum

14-02-2007 21:25
Yabancı..

DertOrtağı/Bekliyorum demiş ki;

arkadaşım bu bir piyes daha önce de yazdığım gibi burada insanlar aşkı tartışıyorlar ortak bir noktada buluşmak adına fikirlerini söylüyorlar

senden de aşkın sana özel bir tanımının olup olmadığını varsa bizimle bunu paylaşmanı istiyorum


Aşk bence fdakarlık guven saygı ve sakatdır..!

14-02-2007 21:42
Yabancı..

aşk diye bi şey yok yada anlatılanlar gibi abartılı bişey diil.aşık olupta ayrılıyosa insanlar aşk diye bişey yoktur...benim görüşüm.

14-02-2007 21:58
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Ekart | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim