Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 31
Ana Sayfa >> Nostalji >> Okuma >> insanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır"
Sayfalar: 1, 2, 3, 4  Sonraki
Yazar insanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır"
Yabancı..

insanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır" der dostoyevski...
<BR>veda acısı, kabuğunu soyar insanın; yaldızını kazıyıp çırılçıplak ortaya serer.birlikteliğin örttüğü tüm kusurları, ayrılık sergiler.bir ayrılık arifesinde helalleşilir ve o an hakiki tabiatlarıyla yüzleşilir.
<BR>"ölene kadar" diye söz verilmiştir, ama "ölüm yolunda" başka tercihler belirmiştir.
<BR>kararsız prensesin vicdanı azap çekerken 7 cücelerin somurtkanı "aklını başına al" diye fısıldar kulağına; haytası ise "kalbinin sesini dinle" diye çekiştirir eteğinden...
<BR>hep hayran bakan gözlere, hatalar takılmaya başlar.
<BR>"ama"yla biter alelade iltifat cümleleri:
<BR>"sen iyi bir insansın, ama arkadaşların kötü", "seni seviyorum, ama bu ilişkide mutlu değilim", "ben başka türlü bir beraberlik düşlemiştim" vs.. vs...
<BR>sonra gelsin uykusuz geceler...bir türlü karar verememeler...ruhen gidip gelmeler..."hele biraz daha zaman geçsin" diye nikah ertelemeler...
<BR>birlikteymiş gibi yaparken, sevecek başka yüzler, yüzecek başka denizler kollamalar...
<BR>"aslında bütün bunlar bizim iyiliğimiz için"e kendini inandırmalar...
<BR>sonrası hep aynı:
<BR>bekleyenin "hani sonbaharda buluşacaktık. hazan geldi geçti, sen gelmez oldun" sızlanmaları...
<BR>bekletenin "geliyorum az kaldı" oyalamaları...
<BR>bittiğini bile bile işi uzatmalar; söyleyemedikçe hepten batağa saplanmalar...
<BR>terke makul bir gerekçe ararken hepten çarşafa dolanmalar...veda konuşmasında süslü iltifat cümlelerinin arasına, o cümleleri hiçleştiren mayınlar serpiştirmeler...
<BR>üzgün görünmeler... bağış dilenmeler... "...ama kaçınılmazdı" demeler...
<BR>"sözünden caydın" yakınmalarını "sen de eski sen değilsin. değişmişsin" diye göğüslemeler...
<BR>... asıl kendinin değiştiğini bilmezden gelmeler...
<BR>ve son sahne:
<BR>terk edenin o mahcup "gönlüm başkasında" itirafına karşılık terk edilenin kırık çalımı:
<BR>"uğurlar olsun! ben yoluma devam ediyorum".
<BR>ihanetler böyledir:ilki, bir yenisine gebedir; ikincisi daha az acı verir ondan sonra dur durak yoktur: güvenilmez aşık, sevdikçe kıran, gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan biçare dervişe döner.
<BR>artık acılara hapsolmuştur: buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin "ah"ı tutup terk edildiğinde mukadder yalnızlığına kapanacaktır...
<BR>
<BR>
<BR>Can Dündar
<BR>
<BR>ilk yazı benden daha doğrusu can dündar'dan gelsin..

29-01-2006 02:26
Kızıla Boyalı Saçlar
Mesajlar: 2448


<BR>__Aşkdan söz edıyorum anlasmalardan onceden planlanmıs ılıskılerden degıl.Yureklı olup ıtıraf etmek gereklı.Askı yuregınde hısseden ınsan karsılık beklemeden sever.Aşkı sevgı turlerınden ayıran en onemlı ozellık budur.Hem ınsan sadece kendısı ıcın asık olur bır baskası ıcın degıl.
<BR>
<BR>__Aşk bazen aranır ve askı arama cabalarımız altında yuregımızı tatmın etme duygusu yatıyor.Yurekde yasanan bılımle acıklanamaz.Aşk sonu gelmeyen bır arama surecıdır.
<BR>
<BR>__''Sen gelmezsen ask da gelmez;sen aramazsan ask bulmaz.sen bak ınsanların yuzune askı bul!''demıyorum. Boyle bırsey mumkun degıl elbette.Ancak yuregın acık olacak askı algılayabılcek. Askı reddederek mumkun degıl bu.Anlık bırseydır AŞK.o anı kacırırsan bır daha elde etme fırsatı bulamazsın.İcınde kotuluk barındıran kımse askı yasayamaz baskasına ask sunamaz.Bır aska sahıpsen cok sanslısın ve kıymetını bılmelısın.CÜNKÜ dunyada mılyonlarca ınsan senın sahıp oldugun seyın pesınden kosuyor.....
<BR>

29-01-2006 03:27
Kızıla Boyalı Saçlar
Mesajlar: 2448


<BR> EVLENMEK İSTERDİM
<BR>Evlenmek İsterdim,
<BR>> süper bir dügünüm olsun,
<BR>> bembeyaz, sirti acik bir gelinligim olsun,
<BR>> annem sevincinden aglasin
<BR>> diye..
<BR>>
<BR>> Kivircik sacli bir kiz cocugum olsun
<BR>> ve bana anneler gününde
<BR>> carpik curpuk yazisiyla
<BR>> okulda yaptiklari karti getirsin
<BR>> diye...
<BR>>
<BR>> Geceleri gök gürleyip firtina ciktiginda
<BR>> korkarak yastigima sarilmayayim diye...
<BR>> sevdigim erkek bana:
<BR>> canim karicigim desin
<BR>> diye...
<BR>>
<BR>> Artik yemek yapmayi ögreneyim,
<BR>> devamli
<BR>> yumurta ve makarna pisirmeyeyim
<BR>> diye...
<BR>>
<BR>> A M A
<BR>>
<BR>> E V L E N M I Y O R U M:
<BR>>
<BR>> Sevdigim erkegin
<BR>> kirli iccamasirlari,
<BR>> Lavobodaki sakal artiklari,
<BR>> Kaprisleri, küfürleri,
<BR>> vurdumduymazliklari ve
<BR>> yalanlari arasinda
<BR>> onu neden sevdigimi unutmayayim
<BR>> diye...
<BR>>
<BR>> Isin icine
<BR>> para ve cikar hesaplari girdigi zaman
<BR>> büyük asklarin
<BR>> nasil kücüldügün görmeyeyim
<BR>> diye..
<BR>>
<BR>> Aldatilmanin dayanilmaz hafifligi(!) ile
<BR>> tanismayayim diye...
<BR>>
<BR>> Canim babacigimdan kalan tek sahip oldugum seyi,
<BR>> soyadimi verip
<BR>> yerine
<BR>> bana soyadindan baska verecek
<BR>> cok büyük
<BR>> birseyi olmayan birininki
<BR>> almayayim
<BR>> diye....
<BR>>
<BR>> Gece
<BR>> kizarkadasim aglayarak bana telefon
<BR>> actigi zaman
<BR>> kedime ertesi gün icin mama koyup
<BR>> geceligim ve dis fircamla
<BR>> onun evine gidebileyim
<BR>> diye..
<BR>>
<BR>> Ben olgusunu daha yeni yeni ögrenmisken,
<BR>> bunu Biz olgusuna degismeyeyim
<BR>> diye...
<BR>>
<BR>> CAN DUNDAR
<BR>
<BR>

29-01-2006 03:29
Kızıla Boyalı Saçlar
Mesajlar: 2448


<BR>hayatin anlami
<BR>zamana, mekana, kisilere gore gorecelik gosteren ama olmasssa da olmayan bi kavram..
<BR>eğer hayatımı yeni baştan yaşayabilseydim
<BR>o yaşamda
<BR>daha çok hata yapardım.
<BR>o kadar mükemmel olmaya çalışmazdım... daha çok dinlenirdim.
<BR>bu yaşamda, onca ciddiyetin arasında yapamadığım kadar eğlenirdim.
<BR>o kadar temiz kalmazdım.
<BR>daha fazla riskler göze alır, daha çok gezer, daha çok günbatımı seyrederdim,
<BR>daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim
<BR>gitmediğim daha çok yere giderdim.
<BR>daha çok dondurma, daha az bezelye yerdim.
<BR>daha çok gerçek sorunlarım, daha az sanal sorunlarım olurdu.
<BR>ben yaşamın her dakikasını gerçekçi ve kitabına uygun yaşayan insanlardan biriydim.
<BR>elbette mutluluk anlarım da oldu.
<BR>ama geriye dönüp, baştan başlayabilseydim çok daha fazla iyi anlarım olurdu.
<BR>çünkü, eğer bilmiyorsanız, yaşam bundan ibarettir, anlar, yalnızca anlar...
<BR>"şimdi"yi sakın kaçırma.
<BR>ben, yanında, termometre, bir şişe su ve paraşüt olmaksızın asla bir yere gidemeyen insanlardan biriydim.
<BR>eğer hayatımı yeniden yaşayabilseydim, çok daha hafif gezerdim.
<BR>eğer hayatımı yeniden yaşayabilseydim, baharın başlamasıyla birlikte ayakkabısız yürümeye başlar, sonbahar bitimine değin çıplak ayakla devam ederdim.
<BR>bilinmeyen daha çok yola sapar,
<BR>güneşin doğuşunu daha çok seyreder,
<BR>daha çok çocukla oynardım
<BR>yalnızca bu yaşamda bir şansım daha olsaydı.
<BR>gel gör ki, işte artık yolu sonu gelmekte
<BR>

29-01-2006 03:33
Kızıla Boyalı Saçlar
Mesajlar: 2448

Ne korkunç şey sevmek
<BR>
<BR>
<BR>Bulutlar, birbirine sürtünüp parçalanmış gibi yağıyor kar. Bitmiyor bulut kırıntıları...
<BR>Karın şüpheli bir sessizliği var; insan aklındaki seslere dalıyor. Telefon çalıyor.
<BR>Emine diyor ki, "Çolpan İlhan'la konuştum." Emine, Vatan gazetesinin
<BR>hafta sonu ekinde çalışıyor. "Demlenmiş Hayat Tavsiyeleri" bölümünü
<BR>hazırlıyor. Yarınki sayıda Çolpan Hanım tavsiyelerini anlatıyor. Derken son
<BR>soruya geliniyor, soruluyor:
<BR>- Peki şimdi ne istersiniz?
<BR>- Sadri'nin yaşamasını.
<BR>Galiba arada küçük, derin bir sessizlik oluyor. Çolpan Hanım devam
<BR>ediyor:
<BR>"Zamanımı doldurmak için, Sadri'yi düşünmemek için öyle çok
<BR>çalışıyorum ki... Durmadan. Gece eve geliyorum. Uyuyamıyorum. Dün geceydi,
<BR>saat sabahın üçü. Gün bitecek nihayet. Bir baktım televizyonda Sadri'nin
<BR>filmi..."
<BR>Çok sevmek birini, sizce de çok korkunç bir şey değil mi?
<BR>***
<BR>Her gelen, beraberinde bir gün gidecek olduğu gerçeğini de getirir.
<BR>Belki de bu yüzden kimileri kimsenin gelmesini istemeyecektir. Bir gidişe
<BR>daha dayanamayacağı için zamanı çalı çırpıyla, çaputlu bir karışıklıkla,
<BR>mühim işler kalabalığıyla, ufak tefek heyecanlarla, figüran kalplerle
<BR>dolduracaktır.
<BR>Çünkü insanı, birini sevmeden önceki halinden çok daha yalnız bırakır
<BR>birinin gitmesi.
<BR>Zaten belki de, bir öncenin olduğunu unutabilir kişi. Sabah nasıl
<BR>kalkardın sen o gelmeden önce? Gece ne yapardın o hiç yokken? Sen kimdin ki
<BR>zaten? Nasıl bir şeydin ki sen?
<BR>İnsan kendinin ne olduğunu bile unutabilir bazen.
<BR>Birini sevmek sizce de çok korkunç bir şey değil midir sırf bu
<BR>yüzden?
<BR>***
<BR>Ya da belki de hiç gitmez, hiç bitmez...
<BR>İnsanlar nasıl bundan korkmaz?
<BR>Düşünsenize, bir ömürde sadece bir hayat!
<BR>Başladığı gibi bitecek bir hikâye, başından sonuna. Serim, düğüm,
<BR>sonuç ve güle güle, bütün bir hayat tek bir kişiyle...
<BR>Oysa hayat, tek bir hikâyeden ibaret olamayacak kadar geniş ve
<BR>derindir herhalde... Tek birini sevmekle nihayet bulacaksa hayatın...
<BR>Düşünsene, elindeki tek bir hayatı, birine, bütün bu dünya kalabalığı
<BR>içinde bir tek kişiye vermek...
<BR>Yok, yok; dünyanın en korkunç şeyidir birini sevmek.
<BR>***
<BR>İnsan kendi gözünden çıkan ışığı görür, gözünün parladığını bilir. O
<BR>seviyor diye kendini seversin birden, gün boyu pamuklar içinde. Kötü rüya
<BR>gördüğünde uyandırıp hemen... Sonra uyuyuverirsin daha o "Geçti geçti"
<BR>derken. Komik şeyler olur evin koridorlarında, tam günün beklenmedik bir
<BR>noktasında. "Ben şimdi ne yapayım?" dersin, insanlıkla baş edemediğin
<BR>anlarda. Hiç olmasa, evde bir nefes olur. Sabah kalktığında komik rüyanı
<BR>anlatacak biri. Kahvaltıda iki yumurta. Uzun yolculuklardan döndüğünde evde
<BR>yanan kombi, "Yorgunum" diyecek biri.
<BR>Bunlar olmadığında... Bilirsiniz, tepside kahvaltı, demlikte hep arta
<BR>kalan çay, uykuya dalarken kulak tırmalayan kendi nefesinin sesi, bir gün
<BR>yalnız ölme endişesi... "Ben nasıl yaşıyordum ondan önce?" tedirginliği.
<BR>Dünyanın en korkunç şeyidir sevmek birisini...
<BR>

29-01-2006 03:39
Kızıla Boyalı Saçlar
Mesajlar: 2448

dünya bir gündür o da bu gundür......
<BR>yakalamak lazım hayatı ucundan degıl zamanında, herzaman bunu beklemek degıl tamamlamak için belkı, karsımızdakını
<BR>bunu ne kadar içten yada fızıkten olsada ben bunu ne kadar yapabılıyorum demek için belkı ,
<BR>bır gun kendınıze sans vermek lazım bunlara yapmak belkı tatıl belkı gercek bır sevda için belkıde işte dıye bılmek en azından yapabılmekiçin,
<BR>sen bunu nekadar yaptın sorusunu cevaplandıra bılmek belkı sevda belkı iş hayatında bu kadar demek ,
<BR>yaptın mı hıç simdıye kadar bunları
<BR>tabı kı sende benım gıbı herkez gıbı arkada kaldın yapılan işler sırasında sadce
<BR>agzın acık seyrettın kısılerın sevdalarını yada yaptıklarını bence bır bunu yapabılmek belkı
<BR>bir otobuste bır hoslandıgın bırının yanına gıdıp en azından saatı sorup konuya baslamak gerısmı bunu bende yapabılsem keske ama gerisi kolay bası geldıgınde,
<BR>neden yapamayalımkı en azından saati ogrenırız kolumuzdakı saate bakmadan
<BR>karsıda kı nekadar sasırır acaba kolumuzdakı saatı gostererek sonra tatlı bır gulumseme belkı az bır ihtımal kı cantayı kafana yemen
<BR>ama o ihtımalı saymadan yasarız bence
<BR>ogun bu gundur zaten unutma
<BR>DUNYA BIR GUNDUR O DA BU GUNDUR.
<BR>bunu yasanak için......
<BR>

29-01-2006 03:40
Kızıla Boyalı Saçlar
Mesajlar: 2448

hayata bir günlük bakış açım
<BR>“Tıpkı kalabalık bir asansördeymişcesine, birbirimize değmeden yaşıyoruz. Her birimiz kapıya doğru dönmüş, ellerini ya önünde birleştirmiş ya da iki yana sıkıca yapıştırmış, kimseye dokunmamaya ve dokunulmamaya çalışarak.
<BR>
<BR>Kat ışıklarını takip eder gibi, tek bir yöne bakarak ve her türlü iletişimin önüne baştan geçerek. Yalnız kaldığımız nadir anlarda aceleyle asansörün aynasında kendimize bakar gibi, arada bir içimizi yoklayarak ve her seferinde kendimizde bir şeyi beğenmeyerek, yalnızlık duygusu daha bir artarak.
<BR>
<BR>Ara sıra duyduğum tipik asansör müziğini, sokaklarda yürürken de duyuyorum sanki:
<BR>“Yalnızsın, ama korkma, kalabalığın arasındasın. Meraklanma, herkes senin kadar yalnız. Endişelenme de, kimse dokunmayacak sana. Diğerleri de senin kadar korkak. Hiç kimsede de; ‘Ben geldim. Beni dinler misin? Tanımaya çalışır mısın? ’ diyecek cesaret yok. Aman sakın, gözlerini yana kaydırma. Dümdüz, duygusuz bir ifadeyle sabitle bakışlarını.
<BR>
<BR>Asansör durunca da hızla hareket edip, ayrıl asansörden, veyahut yoldaysan, sert, kararlı adımlarla yürü yolunda, nereye gideceksen. Sanki çok önemli bir işin varmış, kime, nereye gideceğini biliyormuşsun gibi.’
<BR>(...)
<BR>Korkmayın yanlış insanlara rastlamaktan veya incitilmekten. Doğrusu benim de ödüm patlıyor sizler gibi. Yine de denemek, inanmak istiyorum, çünkü çok basit bir matematik hesabım var benim. Terapiye başvuran herkes; ‘yalnızlıktan, iletişimsizlikten ve anlaşılamamaktan’ şikayetçi değil mi? Evet! İçerideki her başvuruya karşılık, dışarıda yüzlerce insan aynı şikayetlerden yakınmıyor mu? ”
<BR>
<BR>Psikolog Burhan Y.
<BR>

29-01-2006 03:40
Kızıla Boyalı Saçlar
Mesajlar: 2448


<BR> AŞK BU OLMALI
<BR>
<BR>Adam genç kadina seslendi:
<BR>- Bana gözyasi borcun var!
<BR>Genç kadin sordu:
<BR>- Nasil öderim?
<BR>Adam gözlerini kirpti;
<BR>- Haydi gülümse!
<BR>Gülümsedi genç kadin. Adam, cebinden mendilini çikarip, borcunu sildi.
<BR>Ve mendilini özenle katlayip, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.
<BR>Bir demet mor sümbül vardi kadinin elinde.
<BR>Ikisi de bahar kokuyordu...
<BR>Biri ilkbahar, digeri güz.
<BR>Adam, seslendi yine;
<BR>- Bana mutluluk borcun var!
<BR>Genç kadin, biraz mahcup, biraz saskin sordu:
<BR>-Nasil ödeyebilirim?
<BR>Heyecanlandi adam
<BR>- Haydi yat dizlerime!
<BR>Genç kadin bir kedi uysalliginda, yatti dizlerine usulca.
<BR>Adam, sefkatle saçlarini taramaya basladi kadinin.
<BR>Saçlari, günese ve yagmurlara hasret hiç yasanmamis baharlara benziyordu.
<BR>Çaresizligini ördü sirasira.
<BR>Sonra saçinin her teline, mutlulugun çigliklarini bagladi adam.
<BR>Yetmedi, gizli dügüm atti... Agladi.
<BR>Hava kararmak üzereydi. Disarida yagmur yagiyordu delice.
<BR>Adam, sürekli borç defterlerini kurcaliyordu.
<BR>Genç kadinin gözlerinin içine bakti;
<BR>- Bana yürek borcun var!
<BR>Borcunun farkindaydi sanki genç kadin, sasirmadi.
<BR>- Bu borcumu nasil ödeyebilirim?
<BR>Adam kollarini uzatti
<BR>- Haydi tut ellerimi!
<BR>Sümbül kokusu sinmis ellerini uzatti genç kadin.
<BR>Elleri öyle sicakti ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarinin içinde.
<BR>Genç kadin gitmek üzereydi.
<BR>Adam son kez seslendi;
<BR>- Bana can borcun var!
<BR>Kadin irkildi;
<BR>- Can mi?
<BR>Sigarasindan derin bir nefes çekti adam;
<BR>- Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!
<BR>Hosuna gitti sözler kadinin
<BR>- Peki bu borcumu nasil tahsil etmeyi düsünüyorsun?
<BR>Adam, biraz daha yaklasti;
<BR>- Yum gözlerini!
<BR>Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini.
<BR>Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu
<BR>kadinin titreyen dudaklarina.
<BR>- Bu ne simdi yaptigin? diyerek çatti kaslarini kadin...
<BR>Adam, pismanlikla, memnunluk arasinda gidip geldi. Kekeledi;
<BR>- Hayat öpücügüydü!
<BR>Kisa bir sessizligin ardindan bu kez kadin öptü adami sehvetle...
<BR>Adam, sasirdi;
<BR>- Ya senin bu yaptigin neydi?
<BR>Genç kadin kapiya yöneldi;
<BR>- Veda öpücügü!
<BR>Kalan borçlarina karsilik, yürek dolusu çaresizlik
<BR>ve bir de mor sümbüllerini masanin üzerine rehin birakip gitti genç kadin.
<BR>Adam kostu pesinden sümbülleri geri verdi kadina.
<BR>- Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasinlar...
<BR>Genç kadin sümbülleri aldi:
<BR>- Merak etme, gün asiri sularim çiçeklerini!
<BR>Adam sevindi:
<BR>- Günese, suya gerek yok. Gülümse yeter!
<BR>Kadin gözden kaybolurken haykirdi adam,
<BR>- Umutlarimi kefil yaptim. Unutma, bana ask borçlusun!
<BR>Haykirisi yagmura karisti.
<BR>Kadin, yagmuru hissetmeyen kalabaliga...
<BR>

29-01-2006 03:45
Yabancı..

AŞK AYAKKABIDIR
<BR>Bedenin yükünü ayaklar taşır, ruhun yükünü yürekler.. Bütün ağırlığınızı ve yorgunluğunuzu kaldıran ayaklarınız icin rahatlığı ve şıklığı bir arada barındıran ayakkabıyı seçersiniz.İçinizin acılarını,sıkıntılarını, kırgınlıklarını ve hayallerini yüklenen, yüreğiniz için de huzur verici ve "güzel" bir aşk ararsınız. Zaten aşklar da ayakkabılar gibidir...Bazıları çamur yağmur,toz toprak, kar buz gibi her türlü "kötü hava" koşullarına dayanıklıdır. Bazıları ise ummadığınız kadar kısa zamanda çabucak "yamulur" ilk yağmurlu havada "altı açılır" veya güzel havalarda bile "iki günde bozulup" gider. Aşkları da ayakkabılar kadar "itinayla" seçmezseniz, tıpkı ayağınızda olduğu gibi yüreğinizde de nasır oluşabilir.Dar gelen bir ayakkabıyı sadece tarzını beğendiğiniz için "zamanla açılır" diyen satıcıya inanarak alırsanız, zaman içinde ayak kemiklerinizde "deformasyon" başlar. Ruhunuzu daraltan bir aşk içinde yalnızca fiziksel beğeniye kapılıp" zamanla düzelir" diyenlere kanarsanız, yine zamanla içinizdeki olumlu duyguların "çarpıldığını" görebilirsiniz. Aşık olabileceğiniz insan türü, tıpkı ayakkabılar kadar değişik stillerde, farklı kalitelerde ve sayısız "renktedir"....Aşkı bir çeşit serüven olarak "spor" gibi yasayanlar, aynen "spor ayakkabı" gibi dikkat çekici ve rahatkişileri bulurlar. Tersine aşkta tutucu ve istikrarlı olmayı benimseyenler "klasik ayakkabı" gibi muhafazakar çizgiler taşıyanlara tutulurlar.Dekolte ayakkabılar gibi sadece cinsellik ve eğlence zevkleriyle ateşlenen aşklar vardır. "Bez" ayakkabılar gibi kısa ömürlu "tatil aşkları" ise hemen herkesin kişisel tarihinde mevcuttur. "Marka" ayakkabı alır gibi, sevgilinin kariyerine ve maddi durumuna "tutulan" aşıklar görürsünüz. Kötü plastikten "yağmur çizmesi" edinir gibi mantık süzgecinden geçirip "işe yarar" biçimde yaşamak isteyenleri de bilirsiniz. Ayrıca ne tuhaf ki,psikolojik testlerde "zaafı" olup evine sayısız çeşitte ayakkabılar yığan insanların, aynı zamanda "değişik" türde aşklara da zaafı olduğu söylenir. Evet, aşk "ayakkabıdır" Aynen ayakkabınıza bakım yapmayıp "hor" kullandığınız zaman kolayca eskittiğiniz gibi, aşkınıza da dikkatli davranmayıp özen göstermediğiniz zaman kısa surede "eskitirsiniz".Ve nasıl ki "delik" bir ayakkabıyı tamir ettirdiğinizde yalnızca "bir miktar" ömrünü uzatmış olursanız; "delik" bir aşkı onarmaya kalkıştığınızda da "asla eskisi gibi olmayacaktır"!
<BR>
<BR>Can Yücel

29-01-2006 11:45
tr8911
Mesajlar: 461

özeller özellererrrr

12-02-2006 22:01
Sayfalar: 1, 2, 3, 4

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim