Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 27
Ana Sayfa >> Nostalji >> Okuma >> Uğur Mumcu
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3
Yazar Uğur Mumcu
UzakLara
Mesajlar: 1463

Apdullah öcalanın Diyabakıra tapuda memur olarak atandıktan bir yıl sonra istanbula tayinin cıkmasını (ki o zamanlar yeni bir yere atanan ßir kişinin Arkasında güç olmadn iki Senden kısa sürede yer değiştiremediğini)orda İstanbul hukuğa girişini sonra yatay geçişLe SBF ye girişini, SBF de Şafak ßildiriSi dağıtırken hapse girdiğini Anlatoyır.ßir dilekçe ile hapisten cıktığını dilekçesini ek olarak göstermiş. Sonra Mahir çayanın hapisten kaçıp kızılderedeki EyLemLerini ( Deniz Gezmişlerin asılmaması için )anlatıyor kitap. Henüz ßu ßöLümdeyim

10-01-2007 21:28
Yabancı..

kurt ınsan ayaklanmalarınını anlatan kıtabın ısmını sormustum

10-01-2007 21:30
UzakLara
Mesajlar: 1463

Ben Devrimi Che Guevaradan Başkaldırmayı Deniz Gez demiş ki; kurt ınsan ayaklanmalarınını anlatan kıtabın ısmını sormustum
paşam kitaßıN Adı = Kürt isLam ayaklanmaları

10-01-2007 21:31
Yabancı..

ısıgımız söndü

11-01-2007 00:07
Yabancı..



Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız,
sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken
bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı.
Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler
takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez.
İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren
birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik,
doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız,
arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.
Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi
verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir
şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında,
yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin
acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük
yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven
gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar
erkekliklerinden.
Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...
Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti.
Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin
elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin
ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş
kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı
gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık
sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi
dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla
kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik
kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızı
öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından
keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak
fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında
bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Giresundaki yoksul köylüler, sizin için öldük.
Egedeki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğudaki
topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbuldaki,
Ankaradaki işçiler, sizin için öldük. Adanada,
paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin
için öldük.
Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma
bizi...
Bağımsızlık, Mustafa Kemalden armağandı bize.
Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen
ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli
emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek
istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak
ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım,
unutma bizi...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi
savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil
dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş
Savaşında emperyalizme karşı dalgalandırdığımız
bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız.
Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak
istemediler.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eline
değmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile
almamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, pranga
vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam
sehpalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz
titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı
gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.
Asıldık ey halkım, unutma bizi...
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında
vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu
düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da
susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün
bile, karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri
önünde, öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına,
demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri, bir
şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...
Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma
bizi...
Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey
halkım, unutma bizi.
Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep
birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi,
unutma bizi...

11-01-2007 00:50
Yabancı..

ZeuS! demiş ki; tamam Kürt islam ayaklanmalarından ßæhsedeyim . Şeyh Sait ingilizlerin desteğiyle ülkeye şeriat düzeni getiremek için kürtleri ayaklandırmaya teşvik ediyor. Ama ßazı kürt aşiretleri kendi aralarında husumet olduğundan vede KemaL Atatürke güvenleri Sonsuz olduğundan ayaklanmayı reddediyorlar. Şeyh Saiti ele veren ise Kazım ßey ( kayını ) onların arasına ajan olarak KemaL Atatürk tarafından Sokuluyor ve onun oyunları sayesinde Ayaklanma korkunç soyutlara ulaşmadan engelleniyor.Ama ilginç yanı Şeyh Sait asılıca kararı verildikten Sonra hükümetin vidanına sığınıyorum diyebiliyor..




''Ayaklanma korkunç sonuçlara ulaşmadan engelleniyor'' demişsin ama burada bir yanılgıya düşmüşsün, ya bahsettiğin kitabın yazarı U.Mumcu yazamamış ya da sen anlamak istemeyerek tutarsızlığa düşmüşsün, sadece dar bir kalıp ile bilgi toplayıp hem kendini hemde burada yazılarını okuyup bu konuda herhangi bir bilgi birikimine sahip olmayan kişileri yanlış yönlendirmektesin ve tutarsızca bir davranış biçimi sergilemektesin, o dönemde adeta kocaman bir yangının ortasında kalmış 30.000 insan katledilmiştir, bundan daha büyük bir facia olmasa gerek...,

Senin için bir olayın korkunç sonuçlar doğurması neyi ifade ediyor???

11-01-2007 11:11
UzakLara
Mesajlar: 1463

serhat demiş ki;



''Ayaklanma korkunç sonuçlara ulaşmadan engelleniyor'' demişsin ama burada bir yanılgıya düşmüşsün, ya bahsettiğin kitabın yazarı U.Mumcu yazamamış ya da sen anlamak istemeyerek tutarsızlığa düşmüşsün, sadece dar bir kalıp ile bilgi toplayıp hem kendini hemde burada yazılarını okuyup bu konuda herhangi bir bilgi birikimine sahip olmayan kişileri yanlış yönlendirmektesin ve tutarsızca bir davranış biçimi sergilemektesin, o dönemde adeta kocaman bir yangının ortasında kalmış 30.000 insan katledilmiştir, bundan daha büyük bir facia olmasa gerek...,

Senin için bir olayın korkunç sonuçlar doğurması neyi ifade ediyor???
ßenim için oLayın korkunç ßoyuta ulaşması Şeyh Saitin amacına ulaşmasıdır. Yani Şeriata dayalı ßir devlet yönetimi oluşturulması ve ßæğımsız ßir Kürt devleti kurulması.

12-01-2007 15:47
UzakLara
Mesajlar: 1463

özkhan tşk ederim

12-01-2007 15:48
Sayfalar: 1, 2, 3

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim