Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 93
Ana Sayfa >> Nostalji >> Off Topic >> fransa yı boykota hazırmıyız(ermeni soykırımı iddaası yüzünden)
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10  Sonraki
Yazar fransa yı boykota hazırmıyız(ermeni soykırımı iddaası yüzünden)
Sındrella(sadece Aşk
Mesajlar: 861

Bu sırada Van işgal edilmiş ve burada bir Ermeni devleti kurulmuştu. Erzurum'dan, Erzincan'dan, Muş'tan, Elazığ'dan binlerce Ermeni, Van'a aktı. Tehcir de başlamıştı ve Van'a gelenler arasında `sürgün kafilelerinden' kaçıp kurtulanlar da vardı. Kısa sürede Van bölgesine 250-300 bin Ermeni yığıldı. Ermenilerin yeni devletinin ömrü çok kısa oldu, iki ay boyunca Van civarında çok şiddetli çatışmalar yaşandı ve temmuz ayında Osmanlı kuvvetleri Rusları püskürttü. Ermenilerin tamamı, geri çekilen Rus ordusunun ardına takıldılar ve çok zor koşullar altında Kafkasya'ya yürüdüler. Yolculuk öylesine zordu ki, Van'dan Erivan bölgesine ulaşıncaya kadar 40 bin Ermeni hayatını kaybetti.
Buna benzer facialar, sınırın bu tarafında da yaşanıyordu. İttihat Terakki Hükümeti panik içinde acele bir sürgün kararını almıştı ama bunun için hiçbir hazırlık yapmamıştı. Tehciri tek merkezden yönetecek bir mekanizma yoktu. İnisiyatif tamamen yerel yetkililere bırakılmış, hatta Ermenilerin hayatlarının korunmasından onlar sorumlu tutulmuştu. Oysa yerel yetkililer barınma, yiyecek ve sağlık işlerini düzenli bir şekilde yerine getirecek, sürgün kafilelerinin güvenliğini sağlayacak olanaklardan yoksunlardı. Düzenli ordu birliklerinin tamamı cephelerdeydi ve valilerin emrinde çok az sayılarda jandarma bulunuyordu. Kaldı ki tehcir kararıyla Ermeni isyanları yaygınlaşmış ve eli silah tutabilecek Türklerin tamamı askere alındığı için savunmasız kalan Türk köylerini korumak daha da zorlaşmıştı. Yerel jandarma bir taraftan tehciri organize edecek, bir taraftan da hem sürgün kafilelerini, hem de Türk köylerini koruyacaktı. Bu süreçte sürgün kafilelerinin eşkıyaların, yağmacıların, asker kaçaklarının ve Türk köylerine yönelik kıyımların intikamını almak isteyenlerin saldırılarına uğraması kaçınılmazdı. Örneğin Diyarbakır Valisi Dr. Reşit, anılarında olanları ayrıntılı olarak anlatmış ve emrindeki jandarmaların tehciri güvenli bir şekilde yerine getirmekten aciz kaldığını yazmıştı. Genelkurmay'a ve Harbiye Bakanlığı'na ulaşan raporlara göre bu olaylarda yer yer görevlilerin de teşviki veya kafileleri korunmasız bıraktıkları olmuştu. Talat Paşa anılarında, 'vicdansız, ahlaksız ve adi bazı kimseler vaziyetten şahsen istifade etmek istemişler ve bu gibiler birçok cinayetlerin işlenmesine amil olmuştur. Gerek tehcirler, gerek isyan yüzünden Ermeniler çok zayiat vermiştir. Bunu itiraf etmek lazımdır, fakat şark vilayetlerindeki Müslümanların da Ermeni vatandaşlarımız yüzünden aynı zayiata uğradıkları bir vakıadır' diye yazmıştı. Öte yandan Ermeniler de yer yer tehcire karşı şiddetli direnişler gösteriyorlar ve güvenlik kuvvetleriyle çatışmalara giriyorlardı. Göç emrine direnen ya da saldırılarda bulunan 1397 kişinin tutuklanarak divan-ı harplere sevk edildiği, idam ve çeşitli hapis cezalarına çarptırıldığı Osmanlı arşivlerinde kayıtlı.
Ancak, tehcir sırasında asıl zayiat hastalık salgınları, yetersiz beslenme, kıtlık ve kötü sağlık koşullarından meydana gelmişti. Sürgün kafilelerini çok dağlık ve çorak bir bölgenin bir ucundan öbürüne nakletmek çok zordu. Yerleri değiştirilenler uzun mesafelere yaya gitmek zorunda kalıyorlardı. Bu koşulları anlayabilmek için I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunun kayıplarına bakmak yeterlidir. `Birinci sınıf piyade birlikleri imparatorluk içinde seyahat ederken hastalık, yetersiz beslenme ve kötü hijyen koşulları nedeniyle mevcutlarının dörtte birini kaybediyordu.' Savaş boyunca silah altına alınan Türk askerlerinden 466 bini hastalıktan ölmüştü ve bu, muharebelerde ölenlerin iki katından fazlaydı. Sadece 1915 yılında hastalıktan ölen asker sayısı 155 bindi ve bunun büyük kısmı doğu cephesine yakın bölgelerde meydana gelmişti. Açıkçası Osmanlı Hükümeti, savaşmaya gönderdiği askerlerinin bile cepheye sağ salim ulaşmasını sağlayamıyordu. Aynı şekilde sürgünü de insani koşullarda gerçekleştirebilecek olanaklardan ve lojistik destekten yoksundu. Nitekim, göç ettirilenlerin beraberinde götürdükleri mallarla birlikte hiçbir zarara uğramadan gidecekleri yere kadar sağlıkla ulaştırılması için hükümetin çok ayrıntılı talimatnameler hazırlaması bu konuda karşılaşılan felaketlere işaret ediyordu.
Tehcir kararının uygulanması da yine son derece zor oldu. Öyle sanıldığı gibi Ermeniler, 24 saat içinde toparlanıp yollara sürülemedi. Ermeni nüfusun önemli bir kısmının Rus tarafına geçtiği bölgelerde tehcir hemen hemen hiç uygulanamadı. (Stanford Shaw, 700 bin kadar Ermeni'nin Kafkasya, Batı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'ne kaçtığını söylüyor. Ermeni temsilci Noradunkyan tarafından Lozan Konferansı'na sunulan rapor da bu sayıyı doğruluyor.) Bazı bölgelerdeki Ermenilerle, Katolik ve Protestan Ermeniler de tehcir kapsamının dışında tutulmuştu. Bunların sayısı da Osmanlı kaynaklarına göre 170 bin kadardı. Öte yandan batı bölgelerindeki bazı valiler tehcire karşı çıkmış ve uygulanmasını engellemişlerdi. Örneğin `İzmir Valisi Rahmi Bey bir tek Ermeni'yi yerinden oynatmamıştı". Kütahya Mutasarrıfı Faik Ali Bey de 'tehcir emrini kâğıt üzerinde bırakmıştı'. Öte yandan, tehcir emrinin sıkıca uygulandığı yerlerde de Türkler, Ermeni komşularından bazılarını, özellikle çocukları saklayabilmişlerdi

18-10-2006 11:34
Sındrella(sadece Aşk
Mesajlar: 861

Tehcir kararı 27 Mayıs 1915'te alınmış, uygulamasına haziran ayı içinde başlanmıştı. Zamanla İstanbul, Aydın vilayetleri ile Kütahya dışında bütün ülkeye yayılan göç kararı, 4 Ekim 1916'da fiilen durmuştu. Buna göre tehcir operasyonu 15-16 ay boyunca sürdü. Osmanlı kaynaklarına dayanan bazı tarihçilere göre tehcire tabi tutulan Ermeni sayısı 453 bindi (bir başka araştırmaya göre 391 bin). Tarihçi Shaw'un verdiği rakam da buna yakın; '400 bin kadar'. Kamuran Gürün ise `bu operasyon sırasında 702 bin 900 kişinin göç ettirildiği'nin Osmanlı arşivlerinden çıkarılabileceğini söylüyor. Göç sırasında kaç kişinin öldüğünün ise tespit edilemediğini belirtiyor. `Buna karşılık 1912 yılında Osmanlı istatistiklerine göre ülke içinde yaşayan Ermenilerin sayısının yaklaşık 1 milyon 300 bin olduğunu biliyoruz. 1921 senesinde bu 1 milyon 300 bin rakamın, 1 milyon 25 bin rakamına indiğini de tespit edebilmekteyiz. Dolayısıyla, arada 275-300 binlik bir fark vardır. Bu farkın çeşitli sebeplerle, 1912'den 1921'e kadar ölmüş olan Ermeniler olduğunu kabul edebiliriz.' Nitekim Stanford Shaw da 300 bin civarında bir kayıptan söz ediyor.
Ermeni kaynaklara gelince; olayın hemen sonrasında verilen rakamlarla 1950'li yılların ardından oluşturulan rakamlar arasında büyük farklar var. Buna ilişkin ilk resmi Ermeni belgesi 1919'da Versay Barış Konferansı'na Ermeni Heyeti Başkanı olarak katılan Bogos Nubar Paşa'nın Fransız Dışişleri Bakanı'na yazdığı bir mektuptu. Bu mektuba göre, 1915-1916 yıllarında Osmanlı topraklarında 600-700 bin Ermeni'nin yeri değiştirilmiş, bunların 360 bini yeni yerlerine ulaşmıştı. Diğerlerinin `yerlerine varmadıkları' belirtilmişti. Üstelik mektupta hangi bölgeye ne kadar Ermeni yerleştirildiği de ayrıntılarıyla verilmişti. Sonradan diaspora Ermenilerinin zayiat hakkında ortaya attığı rakamlar giderek artmaya başladı; 500 bin ile 2.5 milyon, hatta 3 milyon arasında gidip geldi. Bu da sorunun ne derece siyasallaştırıldığını gösteriyor.
Bu siyasallaşmanın başka bir boyutu da tehcirden hemen sonra, Kafkasya'da ve Doğu Anadolu'da Türklerin maruz kaldığı katliamların hiç hesaba katılmamasıydı. Ruslar 1916 yılının ortalarına gelindiğinde Erzurum, Bayburt, Erzincan, Trabzon, Muş, Bitlis ve Van'ı içine alan geniş bir bölgeyi işgal etmişler ve buralarda yaşayan Müslümanları Ermeni çetelerinin insafına bırakmışlardı. Stanford Shaw, yaşananları `Bir milyondan fazla Müslüman köylü kaçmak zorunda kaldıklarına ve bunlardan binlercesi çekilmekte olan Osmanlı ordusunu izlemeye çalıştıkları sırada parça parça doğrandığına göre, bundan savaşın en korkunç katliamının yapıldığı sonucu çıkar' diye yazıyor. Stefanos Yerasimos da `cephede ya da cephe gerisinde yaşayan nüfusun yüzde 75'inin yok olduğunu ya da göç ettiğini' söylüyor. Ermeni Heyeti Başkanı Bogos Nubar da 1919 tarihli mektubunda `Ermenilerin kayıpları çok olmasına rağmen, Türklerin kaybı Ermenilerinkinden az değildir' demişti. Talat Paşa'ya göre bu bölgede ölen Müslümanların sayısı 600 bin.
Sayılar ne söylerse söylesin, o tarihte Anadolu'da bir trajedi yaşandığı kesin; her iki taraftan yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği ve her iki halkın da büyük acı çektiği ortak bir trajedi... Açıkçası savaş, `imparatorluğun Müslim ya da gayrimüslim halklarının kurban da verdiği, suç da işlediği' korkunç bir hengâmeydi. Ama asıl suçlu emperyal propagandanın karartmaları altında hiç görülemedi. Ermeni tezlerinin militan savunucuları, `Ermenileri baskı yapmaya teşvik edip sonra onları Türk tepkisinden koruyamayan' Batılı güçlere cılız bir eleştiri getirmekle yetindiler. Yaşanan trajedide Batı'nın sorumluluğu üzerinde kimse durmadı. Oysa daha 1922'de, Kuzey Kutbu'nun kâşifi ve Mülteciler Yüksek Komiseri Fridtjof Nansen, 'Ermenistan adını tek bir Avrupalı diplomat ağzına almasaydı, onlar için çok daha iyi olurdu' demişti.[/color]

Mayıs 2004



anlamadığım nokta şu emperyalistler oyun içine sömürüp sonra konuşmaları ermenileri fransa ingiltere kandırdı bize karşı
şimdide abd kürtleri kullanıyor biliyomusunuz ermeniler şimdi nasıl pişmanlar bu olay için keşke hep eskisi gibi kalsaydık ülke yönetilemiyor bile başka ülkelerin elinde ekonomileri çok düşük bizim de bu savaşlar yüzünden

ALLAH BİZİMLEDİR

18-10-2006 11:34
Sındrella(sadece Aşk
Mesajlar: 861

NEDE BOYKOT YAPMALIYIZ:
Hz. İbrahim as. yakmak için ateşe atmışlar. Bir serçe gagasında minik bir dal parçaşı ataşin yanına gelir
Hz. İbrahim as. sorar
- Gagandaki o dal parçası ile ne yapacaksın
Serçe cevap verir
- Ateşe atacağım
Hz. İbrahim as.
Küçük bir dal parçasının ateşi alevlendirmeye ne faydası olur ki, der.
Serçe yine cevap verir
- Olsun, düşman olduğumuz belli olsun da...
Az sonra bir serçe daha gelir ateşin yanına onunda gagasında bir damla su.
Hz. İbrahim as. sorar
- Gagandaki o su damlası ile ne yapacaksın
Serçe cevap verir
- Ateşe atacağım
Hz. İbrahim as.
Küçük bir damla suyun ateşi söndürmeye ne faydası olur ki, der.
Serçe yine cevap verir
- Olsun, dost olduğumuz belli olsun

Fransayı boykot etmemizin fransaya bir zarar sağlamayacağını iddaa eden güdümlü proflar var bu söylemlere kulak tıkayarak, fransanın yaptığı şerefsizliğe karşı elimizden gelen büyük küçük demeden gerekli tepkiyi göstermemiz gerekiyor. Buradan hükümeti de boykota çağırıyorum ( gerçi bazı millet vekilleri boykota gerek yok tarihçiler tartışsın diyor ama ) Mesala fransız malı veya fransa menşeili tüm ürünlerin gümrük ötv ve bilimum vergilerini %1500 arttırmalıdırlar.
Saygılarımla.
TÜRKİYEDEKİ DÜNYA DEVİ FRANSIZ FİRMALAR
>
> Total, Elf benzin, Carrefour, Gima, Dia, Endi, ChampionSA, Air france
>,Clup Med, Pierre Cardin, PhilipPetek, Lacoste, Cacheral, DanielHechter,
>Berluti, Peugeot, Renault, Citroen, Michelin, Uniroyal,Recamic, Sagem,
>Ondulin, Lafarge, Chryso, Weber Markem, Novalgin, Arcelor, Borçelik,
>SocieteGeneral, TEB(TürkEkonomi bankası BNP) Danone, Yoplait, Tefal,
>Vichy, L’Oreal, AXA, Başak Sigorta(Groupama), Güneş Sigorta,BIC çakmak-traş
>bıçağı,Avon cilt bakım ürünleri, Thomson, Roventa, Christian dior, Alcatel
>Teletaş, Schneider, Lafarge, Calyon

18-10-2006 12:08
Yabancı..

Aklı tutulan Fransa'nın ürünleri
Ermeni soykırımının inkarını suç sayan tasarıyı Türkiye'nin ve AB'nin tepkilerine rağmen kabul eden Fransa'ya en güzel cevabı Türk halkı vermeye hazırlanıyor..­.


[img]http://image.haber7.com/haber/42353.jpg
[/img]

Fransız Parlamentosu sözde Ermeni soykırımına ceza öngören yasa tasarısı kabul etti. Şimdi yasa Fransız Senatosu'na sunulacak. Kongre metin üzerinde değişiklik yapmaz ise yasayı olduğu gibi Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'a sunacak. Yani Meclis'in yasayı kabul etmesi her şeyin bittiği anlamına gelmiyor.

Şimdi sıra Türkiye'nin cevabında. Başbakan Recep tayyip Erdoğan'ın ifadesiyle bu akıl tutulmasına en iyi cevabı yine Türk halkı verecek. Bu nedenle Fransa'yı boykot etmek isteyenler için hazırlanan yol haritasını yayınlıyoruz:

1. Önümüzdeki günlerde boykot ilerledikçe Türkiye'deki Fransız veya Fransız ortaklı büyük şirketlerden "Biz Türkiye'de üretim yapıyoruz, biz Türk firmasıyız" gibi açıklamalar geldiğinde bilin ki boykot işe yarıyor demektir. Çünkü istediğimiz bu büyük firmaların Fransa'daki üst düzey yöneticilerinden Fransız hükümetine baskı yapmalarını istemelerini sağlamak.

2. Fransa ekonomisi şu an kötü durumda. Fransız hükümeti ekonomiyi canlandırmak için en son çıkardığı iş yasasını halkın baskısıyla geri çekti. Bu olay aynı zamanda hükümetin otoritesini de sarstı. Şu anda yapacağımız başarılı bir boykot Fransız hükümetini iyice zor durumda bırakacaktır, halkın tepkisini yoğunlaştıracaktı­r.

3. Hangi ürünler boykot edilmeli? Tüm ürünler için ayni kalitede birçok seçenek var.

Benzin: Total, Elf

Süpermarket: Carrefour, Gima, Dia Endi, ChampionSA

İnşaat: Ondulin Avrasya (Onduline -Bituline-Isoline)­, Lafarge, Chryso, Weber Markem

Seyahat: Air France, Club Med, Fransa'da tatil, Fransız Kültür Merkezi

Tıraş Bıçağı: BIC

Çakmak: BIC, Cartier

Kırtasiye: BIC, Sheaffer

Yoğurt: Danone, Yoplait

Şişe Suyu: Perrier, Danone, Evian

Mutfak ve diğer ev eşyalar: Tefal

Oto Lastiği: Michelin, Uniroyal, Recamic

Oto Yedek Parça: Valeo

Otomobil: Renault, Peugeot, Citroen

Spor Ekipmani: Le coq sportif

Motosiklet, Bisiklet: Peugeot

Giyim: Lacoste , Givenchy, Pierre Cardin, Yves Saint Laurent, Etam, René Derby, Sonia Rykiel, Cacharel, Daniel Hechter

Çanta: Longchamps, Lancel, Louis Vuitton

Şampuan: L'Oreal, Studio Line, Lancome

Saç ürünleri: L'Oreal, Studio Line, Garnier, Kerastase

Cilt Bakım ürünleri: Clarins, Guerlain, Avon, Avene

Bebek giyim, mama, oyuncak: Bledina, Mellin, Majorette, DPAM, Petit Bateau

Kozmetik: L'Oreal, La Roche Posay, Biotherm, Christian Dior, Clarins, Vichy

Parfüm: Chanel, Christian Dior, Clarins, Drakkar Noir, Fahrenheit, Lancome,Lavendar Harvest

Dergi: Marie Claire, Elle

Telekom: Alcatel

Sigorta: AXA, Günes Sigorta, Basak Sigorta, Basak Emeklilik (Groupama International)

Finans: Societe General Bankasi, TEB (Türk Ekonomi Bankasi)

İlaç firmaları Sanofi (Aventis&Synthelabo&Pasteur ortakligi): Servier, Fournier, Guerbet, Pierre

Fransız şarap ve şampanyaları

18-10-2006 12:59
@BuRaK@ No WoMaN...
Mesajlar: 1189


20-10-2006 03:53
Sındrella(sadece Aşk
Mesajlar: 861


20-10-2006 04:04
Yabancı..


20-10-2006 10:33
vatansever2861
Mesajlar: 314

fransayı boykot etmemiz zararımıza olur diyenler fransayla ortak iş yapanlardır. onların ekmeğine mani olmayalım yazıktır.



20-10-2006 19:43
DanieRy Aichle SaiRm
Mesajlar: 13705

www.fransizkalma.NET
UYANIN ÜLKEMİN İNSANLARI
UYARIN ÜLKEMİN İNSANLARI
ORHAN PAMUK NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ ALDI!!!(12.10.2006)
MALUM ERMENİ YASA TASARISI FRANSIZ MECLİSİNDE
ONAYLANDI!!! (12.10.2006)

Amerika'lı ünlü tarihçi Prof. J. Macharty : "Ermeni katliamı yoktur; Ermeniler Türkleri katletmiştir"
Ünlü Türk Romancısı Orhan Pamuk : "1 milyon Ermeniyi katlettik"
Hangisi gerçek... İşte bir kaç belge.
www.fransizkalma.NET

21-10-2006 00:00
Yabancı..



haberlerde izledim...

ankarada fransız konsolosluğu önünde eylem yapılıyor ve fransız giyim markası olan lacoste marka kıyafetler yakılıyor....
bu sırada habercilerin dikkatini birşey çekiyor...lacoste marka thisort'ları yakanların birinin üzerinde de lacoste marka thisort var...



yorumsuz...



21-10-2006 01:07
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim