Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 57
Ana Sayfa >> Nostalji >> Off Topic >> yıllık ödev acil :)
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
Yazar yıllık ödev acil :)
Yabancı..

açelya demiş ki; çok saol sayısalcı insan bunun türkçe açıklmasını yazmakta sanırım birz zorlanır. ama ilgilendiğin için çok


ben de sayısalcıyım aslında

yardımcı olduysam ne mutlu daha da bulursam yazacam buraya...

22-04-2007 21:16
Yabancı..

Görkem! [ Dªnª'Lªr] demiş ki;

üstteki 3ü gazelillerinden seçmelerdir bakinin
oke saol

22-04-2007 21:16
Yabancı..

Görkem! [ Dªnª'Lªr] demiş ki;

ben de sayısalcıyım aslında

yardımcı olduysam ne mutlu daha da bulursam yazacam buraya...

22-04-2007 21:18
__devrim__
Mesajlar: 2520

açelya demiş ki; saol hayatı tamam da baki nin gazel ve açıklamasını bulmadık


http://www.sevde.de/Tarihe_san_ver/BAKi.htm

şuna bakın bi baklaım açıklamlarıda var sanırım sanamı lasım başkasınamı sözelciyse kendi çözer zaten sanatları falan

22-04-2007 21:19
Yabancı..

Gazel - Cânâ

Ezelden şâh-ı ışkun bende-i fermanıyuz cânâ
Mahabbet mülkinün sultân-ı âlîşânıyuz cânâ

Sehâb-ı lütfün âbın teşne-dillerden dirîg itme
Bu deştün bağrı yanmış lâle-i nu'mânıyuz cânâ

Zamane bizde cevher sezdügiçün dil-hırâş eyler
Anunçun bağrumuz hûndur maârif kânıyuz cânâ

Mükedder kılmasan gerd-i küdûret çeşme-i cânı
Bilürsin âb-ı rûy-i mülket-i Osmânîyüz cânâ

Cihanı câm-ı nazmum şi'r-i Bakî gibi devr eyler
Bu bezmün şimdi biz de Câmi-i devrânıyuz cânâ

VezniMefâîlün/Mefâîlün/Mefâîlün/Mefâîlün)

Günümüz Türkçesiyle:

1.Ey sevgili! Aşk pâdişâhının ezelden ferman kölesiyiz. Sevgi ülkesinin yüce şanlı sultanıyız.
2.Bağış bulutunun suyunu, susamış gönüllerden esirgeme. Bu çölün bağrı yanmış gelinciğiyiz, ey sevgili!
3.Zamane, bizde cevher sezdiği için gönlümüzü tırmalar. Ey sevgili, onun için bağrımız kandır; biz maarif madeni ocağıyız.
4.Ey sevgili! Gam tozu can çeşmesini bulandırmasın. Bilirsin, Osmanlı ülkesinin yüzsuyuyuz (şerefiyiz).
5.Cihanı nazmımın kadehi, Bâkî'nin şiiri gibi devreyler. Bu mecliste şimdi biz de zamanın Câmî'siyiz, ey sevgili!






Bâkî

22-04-2007 21:20
Yabancı..

[code="KUYUDAKİYUSUF "] ACELYA NE DUR BİR YARDIM SÖYLE YARDIMCI OLAM...BAKİNİN HAYATI VE KİŞİLİĞİNİ VEREM BAŞKA NE İSTİYORSUN.. [/codebaki, 5 gazeli, açıklaması, yorumlaması, sanatları ve kafiye şemas lütfennnn]

22-04-2007 21:21
__devrim__
Mesajlar: 2520

bir lebi gonca yüzü gülzar dersen iste sen
har-i gamda andelib-i zar dersen iste ben

lebleri mül saçlari sünbül yanagi berk-i gül
bir semenber serv-i hosreftar dersen iste sen

payine yüzler sürer her serv-i dil-cuyun revan
su gibi bir asik-i didar dersen iste ben

zülfü sahir turrasi tarrar suh-i sivekar
çesmi cadü gamzesi mekkar dersen iste sen

firkatinde tesne leb hatir perisan haste dil
künc-i gamda bi-kes ü bi-mar dersen iste ben

gözleri sabr u selamet ülkesini tarac eden
bir amansiz gamzesi tatar dersen iste sen

bakiya ferhad ile mecnun-i seydadan bedel
asik-i bi-sabr ü dil kim var dersen iste ben

şuda var

22-04-2007 21:21
Yabancı..

Gazel - İdelim

Nev-bahâr oldu gelin azm-i gülistân idelim.
Açalım gonca-i kalbi gül-i handân idelim

Komayup lâle gibi elden eyağı bir dem
Mest olup gonce sıfat çâk-ı girîbân idelim

İçelim lâ'l-i müzâbı saçalım cür'aları
Hâk-i gülzârı bugün kân-ı Bedâhşân idelim

Meclis-i ayş ü tarâb hûrrem ü âbâd olsun
Yakalım zerk u riya deyrini viran idelim


Okusun vasf-ı ruh-ı yâr ile Bakî şi'rin
Bülbül-i gülşeni mecliste gazelhân idelim

Vezni: Fe i lâ tün / f e i lâ tün / f e i lâ tün / f e i lün

Açıklamalar:

Okuduğunuz gazelde Bakî, kendi hayat felsefesini dile getirerek yiyip-içip, eğlenmek gerektiğini; böylece, bu dünyanın iki yüzlülüklerinden ve riyakârlıklarından kurtulacağını belirtiyor.

Bu düşüncelerini anlatırken bazı mazmunlardan da yararlanıyor. Bunlar: Gonca-i kalbi gül-i handan etmek: Gonca hâlindeki gülün açılarak gülen bir gül hâline gelmesi (Sevgilinin dudakları goncaya benzetilir. Güldüğü zaman da bu gül goncasının açılmış bir gül hâline geldiği düşünülür.) Gonca gibi çâk-i girîbân etmek: Goncanın gül hâline gülebilmek için çanak yapraklarını yırtması, neşelenmesi demektir. Goncanın bu yapraklardan sıyrılması yaka yırtmak olarak anlatılıyor. Cür'a-yı bade: Eskiden, içilen içkinin son damlası, bir gün toprakta çürüyerek yok olacağını unutmadığının ifadesi olarak toprağa dökülürdü. Bu son damla cür'a-yı bade olarak adlandırılıyor. Lâ'l-i müzâb: Şarabın kırmızı rengi eritilmiş lal taşına benzetiliyor. Eyağ:Şekli ve içindeki kırmızı şarabın rengi dolayısıyla kadeh lâleye benzetiliyor.

Günümüz Türkçesiyle:

1)İlkbahar oldu gelin gül bahçesine gidelim. Goncanın kalbini açalım da (onu) gülen (bir) gül yapalım.
2)Lâleye benzeyen kadehi bir an elden bırakmayıp mest olup gonca gibi yakamızı yırtalım.
3)Erimiş lal taşı (gibi şarabımızı) nı içelim. Son damlaları saçalım. Bugün gül bahçesinin toprağını Bedâhşân'a benzetelim.
4)Coşkulu içki meclisi sevinçle dolsun. Bu iki yüzlülük dünyasını yakıp yıkalım.
5)Bakî, sevgilisinin yanağının özelliklerini anlatan şiirini okusun. Gül bahçesinin bülbülünü mecliste gazelhan edelim.

Bâkî

22-04-2007 21:21
Yabancı..

Gazel - Nâm ü Nişane Kalmadı

Nâm ü nişane kalmadı fasl-ı bahârdan
Düşdü çemende berk-i diraht i'tîbârdan

Eşcâr-ı bağ hırka-tecrîde girdiler
Bâd-ı hazan çemende el aldı çenârdan

Her yaneden ayağına altun akup gelür
Eşcâr-ı bağ himmet umar cûybârdan

Sahn-ı çemende durma salınsun sabâ ile
Azadedir nihâl bugün berk ü bârdan

Bakî çemende hayli perişan imiş varak
Benzer ki bir şikâyeti var rüzgârdan

Açıklamalar:

Bâkî'nin şiirlerinde yer alan öğelerin başında, tabiat gelmektedir. Baharda canlanan, renk renk olan bahçeler, sonbaharda sararan yapraklar ve çıplak ağaçlar bir renk cümbüşü hâlinde gözler önüne serilmektedir.

Bakî, insansız tabiatı pek düşünmemektedir. Şaire göre insanın olmadığı tabiat kurudur. Şiirlerinde, insanın dış görünüşünü ve iç yapısını tabiatla ilgilendirerek anlatmaya çalışır.

Bâkî'nin şiirlerinde tasavvuf düşüncesine pek rastlanmaz. Yaşadığı hayatı anlatmayı tercih eden şair, zaman zaman bu amaçla tasavvufî terimleri bir araç olarak kullanmıştır. Sonbahar mevsimini işlediği şiirinde, insan hayatı ile tabiat arasında bir ilgi kurmuş ve bu ilgiyi, tasavvuf terimleriyle anlatmaya çalışmıştır. "Tecrît" kelimesi "derviş" in dünya ile ilgisini kesmesi anlamındadır. Sonbaharda yaprakları dökülen ağaçlar "tecrît hırkasına girmiş derviş"lere benzetilmiştir. "El almak" deyimi de "mürid"in şeyhinden izin alarak dervişlik makamına yükselmesini ifade eder. "Rüzgâr" tarikata giren "mürid"e; çınar da "şeyh"e benzetilmektedir.

Şiirde, şairin çevresinde gelişen olaylar ve kendisinin içine düştüğü durum ile bundan duyduğu üzüntü açıkça görülmektedir.

Nükte ve zerafetin ön plânda olduğu şiirde, ağır bir dille söylenmiş mısralarla, sade bir İstanbul Türkçesi ile söylenmiş mısralar iç içedir.

Günümüz Türkçesiyle:

1. Bahar mevsiminden eser kalmadı; ağaç yaprağı bahçede itibardan düştü, dalından kopup yere serildi.
2. Bahçedeki ağaçlar, dervişler gibi tecrîd hırkasını giydiler; yani yapraklanın döktüler. Hazan riizgân çınardan el aldı, yani ona intisap etti. (Onun ele benzeyen yapraklarını yerlere döktü).
3. Her taraftan ayaklarına altınlar (kızıl ve san yapraklar) akıp geldiği hâkle, ağaçlar, hâlâ dereden himmet umarlar.
4. Fidan, bugün yaprağından ve meyvesinden kurtulmuştur; artık durmadan bahçenin ortasında sabah rüzgânyla salınıp yürüsün.
5. Ey Bakî! Bahçede yapraklar bir hayli perişan olmuş, savrulup duruyor. Herhalde, onların da rüzgârdan şikâyetleri var.

Bâkî

22-04-2007 21:21
Yabancı..

Gazel - Saf Saf

Müje haylin dizer ol gamze-i fettân saf saf
Gûyiyâ cenge girer nîze-güzârân saf saf

Seni seyr itmek içün reh-güzer-i gülşende
îki cânibde durur serv-i hırâman saf saf

Leşker-i eşk-i firâvân ile ceng eylemeğe
Gönderür mevclerin lücce-i umman saf saf

Gökde efgan iderek sanma geçer hayl-i küleng
Çekilür kûyune mürgan-ı dil ü can saf saf

Cami içre göre tâ kimlere hemzânûsın
Şekl-i sakkada gezer dide-i giryan saf saf

Ehl-i dil derd ü gamun ni'metine müstagrak
Dizilürler keremim hânına mihmân saf saf

Vasf-ı kaddünle hırâm itse alem gibi kalem
Leşker-i satrı çeker defter ü dîvân saf saf

Kûyun etrafına uşşak dizilmiş gûyâ
Harem-i Kâ'be'de her canibe erkân saf saf

Kadrüni seng-i musallada bilüp iy Bâkî
Durup el bağlayalar karşuna yârân saf saf

Vezni: ( Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün)

Günümüz Türkçesiyle:

1.O gönül aldatıcı süzgün bakış, kirpik takımını saf saf dizer; sanki mızrak atanlar saf saf cenge girer.
2.Gül bahçesi yolunda seni seyretmek için, iki yanda salınan serviler saf saf durur.
3.Çok fazla gözyaşı askeri ile cenk etmek için, engin deniz, dalgalarını saf saf gönderir.
4.Gökte feryat ederek turna sürüsü geçer sanma, senin mahallene gönül ve can kuşları saf saf çekilir.
5.Cami içinde kimlerle diz dize olduğunu görmek için, ağlayan göz saka şeklinde saf saf gezer.
6.Gönül adamları senin dert ve gamının nimetine garkolmuştur; senin kereminin sofrasına misafirler saf saf dizilirler.
7.Kalem senin boyunun vasfıyla bayrak gibi salınsa, defter ve divan satır askerini saf saf çeker.
8.Mahallenin etrafına âşıklar dizilmiş, sanki Ka'be hareminde her yöne saf saf durulmuş gibi.
9.Ey Bâkî! Senin değerini musalla taşında bilip, dostlar karşısına saf saf durarak el bağlayalar.


Bâkî

22-04-2007 21:22
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim