Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 73
Ana Sayfa >> Nostalji >> Off Topic >> şeyh sait HAİNİNİN hikayesi yine sahnede
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki
Yazar şeyh sait HAİNİNİN hikayesi yine sahnede
Yabancı..

1. BİRİNCİ BÖLÜM :

Ankara, Şubat 1924’te kaynayan kazandan farksızdı. Gazetelerde doğuda cereyan eden ve kimsenin anlayamadığı “Eşkıyalık olayı“ yer almıştı. 13 Şubat’ta Ergani’nin Piran köyünde, o civara gelen Şeyh Sait ve adamları, köydeki jandarma müfrezesi ile çatışmaya girmiş, eşkıya, telefon ve telgraf hatlarını tahrip etmişti. Bu eşkıyaların yakalanması için gerekli emirler verilmiş ve olay böyle başlamıştı.

İsmet Paşa, Gazi Paşa tarafından istirahatta olduğu halde Ankara’ya çağrılmış ve Gazi Paşa istasyona karşılamaya gitmişti. Bu durum bir “Hükümet buhranı”, “Hükümet değişikliği“ fısıltısını yaygın hale sokmuştu.

Doğuda, İngilizlerin teşvikiyle bir Kürt hareketinin hazırlanmakta olduğundan hükümetin haberi vardı. Fakat Şeyh Sait bir Kürt lideri gibi davranmak yerine bir “ Karşı ihtilalin “ ilk darbecisi gibi hareket ediyor ve açtığı bayrak; hilafet bayrağı, şeriat bayrağı olarak gözüküyordu.

İsmet Paşa, Gazi Paşa ve Meclis başkanı Kazım Paşa toplanarak gereken askeri önlemler üzerinde durdular. Asiler, 1nci Süvari Tümenini çökertmişlerdi. İsyanın irticai yönü önemliydi. Şeyh Sait “Din elden gidiyor” parolasıyla silaha sarılmış ve halkı ayaklandırmıştı. İktidar partisinin grup genel kurulu toplanıp bunun bir “İrticai isyan“ olduğunu bildirmişti. Şeyh Sait gönderdiği bildiride bağımsız bir kürdistanın kurulacağını, halifenin döneceğini, şeriatın tekrar toplum hayatına hakim olacağını, dinsiz olan hükümetin ortadan kaldırılması gerektiğini bildiriyordu. Bu durumla birlikte Hiyanet-i Vataniye Kanununa bazı ekler yapıldı. Dini alet ederek zihinleri karıştırma hareketi yapanlar kanun gereğince cezalandırılacaklardı. Kanuni önlemlerin esası, din sömürüsünün önlenmesiydi.

Nasturi İsyanı sırasında Albay Giranlı Halit önce tevkif edilmiş sonra bazı aşiret reisleri tarafından jandarma elinden kaçırılmıştı. Şeyh Sait bu durumdan dolayı endişe içinde idi. Piran’a ziyareti sırasında, bir teğmenin komutasındaki jandarma müfrezesini görünce kendisini tevkif edecekleri şüphesine düştü. Can havliyle, bir süre sonra patlaması gereken isyan barutunu, o gün orada ateşledi.

İngilizler Şeyh Sait için Diyarbakır’a silah ve cephane gönderecekti. Aynı zamanda Seyit Abdulkadir de İstanbul’da İngilizlerle işbirliği içindeydi.

Gazi’nin istediği, bütün memleketi kapsayan sıkı önlemlerin alınması, ihtilalin yumruğunun “Karşı ihtilal“in boğazına bastırılmasıydı. Fethi bey, ülke boyutunda önlemlere gerek duymuyordu. Gazi ise Fethi Bey’i fazla saf, hatta safdil bulmaktaydı. İsmet Paşa’yı kendi adamı olarak seçmişti. Sonradan bu fikir ayrılığı Türkiye’de bir polemiğin ve demogojinin konusunu teşkil edecek ve ne zaman çok partili rejime geçilse CHP aynı suçlamaların altında bırakılacaktı.

İsmet Paşa başbakan seçilmeyi müteakip “ Ben, memlekette çıkması muhtemel olan olaylara karşı bütün memleketi kapsayacak tedbirleri alacağım. “ diyerek Takriri Sükun Kanununun hemen sonuçlanmasını istedi. Böylelikle hükümetin eline geçen yetki parti kapatmaktan gazete kapatmaya kadar gidiyordu. Milli Savunma Bakanı memleketteki tüm huzursuzlukların nedeni olarak gazeteleri görüyordu. Bu arada biri isyan bölgesinde diğeri Ankara’da iki İstiklal Mahkemesi kuruldu. Artık iktidarın elinde bütün silahlar vardı. Önce isyan askeri hareketle bastırılacak, tasfiye edilecek; sonra Gazi ve İsmet Paşa’lar, bugün “ Atatürk Devrimleri “ adıyla bilinen ıslahat hareketine girişeceklerdi.

2. İKİNCİ BÖLÜM :

Şeyh Sait dini kurtarmak için harekete geçtiğini söylüyor, fakat bağımsız kürdistan hakkında pek bir şey söylemiyordu. Dersim ve Muş’un Kürt beyleri Şeyh Sait’in bu din kampanyasına önem vermediler. Kürtler tarafından “ ülkeleri “ nin başkenti olarak bilinen Diyarbakır düşünce Şeyh Sait bağımsız devletin kuruluşunu ilan edecekti. O zaman bu beylerde ister istemez bu devlete katılacaklardı. Fakat Diyarbakır’lılar Şeyh Sait’i düş kırıklığına uğrattılar. Mart’ın sonunda yığınaklarını tamamlayan düzenli hükümet birliklerinin kesin harekatı başladı. Milli Savunma Bakanı muhalefeti açıkça vatan hainliği ile suçluyordu.

31 Mart’ta Şeyh Sait’in karargahını kurduğu Hani düştü. 1 Nisan’da Lice ve Silvan geri alındı. 2 Nisan’da ciddi bir savaş patlak verdi. Nisan’ın ilk yarısı tamamlanırken asiler hemen hemen tümüyle Genç dağlarının eteklerine sürüldüler. Çoğu Şeyh adamlarıyla birlikte teslim oldu. 14 Nisan’ı 15 Nisan’a bağlayan gece Şeyh Sait teslim alındı. İsyana karşı alınan askeri tedbirler sonuç vermiş, bölge ve halk bir soluk almıştı. Seferberlik 31 Mayıs’a kadar sürdü. 1925 Nisan’ında Şeyh’ler Diyarbakır’da yargılandılar. Ardından İstiklal Mahkemesi Tekke ve Zaviyeleri kapatma kararı aldı. Dinleyiciler bu kararı “ Yaşasın İnkılap ve Cumhuriyet “ diyerek alkışladılar.

Başkan karardan sonraki konuşmasında “Herkes bilmelidir ki, genç Cumhuriyet hükümeti fesat ve irtica’ya müsaade edemeyeceği gibi, aldığı kati tedbirler sayesinde bu gibi caniyane hareketlere zemin ve zaman bırakmayacaktır. “ demiştir.

Bu sırada infazlar başlamıştı. Askerler mahkumları teker teker sehpaya çekiyordu. Fakat halk Şeyh’leri, bizzat asmak istiyor, kimi kim asacak diye kavgalar çıkıyordu. Bütün bölgeyi aylarca dehşet içinde bırakmış olan asilere karşı hınç ve kin o denli büyüktü. Her asılmayı halk hararetle alkışlıyordu. Şehitlerin aileleri de oradaydılar. Gözleri yaşlı, fakat Cumhuriyet kanunları intikamlarını aldığından dolayı memnundular.

Diyarbakır valisi Mithat bey Şeyh Sait’e sordu. “Türklerin en büyük düşmanı kimdir?“ Şeyh Sait cevap verdi. “İngilizler“. Mürsel Paşa ise “Din kalktı diyorsun. Namazını kılmıyor muydun, camilerden ezan okunmuyor muydu.” diye sordu. Şeyh Sait “Fena yaptık. Bundan sonra iyi olur inşallah. “ diyebildi. İdam sırası Şeyh Sait’e gelmişti. Gömleği giydirdiler. Sesini çıkarmadı. Kabullenmiş bir hali vardı.

Bir efsane şehirde dolaştırılmış, Şeyh Sait asılırken zelzele olacağı duyurulmuştu. 28 Haziran’ı 29 Haziran’a bağlayan gece Şeyh Sait idam edildi. Böylelikle hem Diyarbakır’ın hem de Türkiye’nin üzerine yeni bir gün doğmuştu. Gericiliğin başı ezilmişti. İdamdan sonra bir kadın bağırdı. “ Hani, alçağın kerameti? İpi bile kopmadı.

1925’te durum böyle idi. Ama Şeyh Sait’i ve isyanını hortlatma çabalarının sonu geldi mi?

20-04-2007 14:37
Yabancı..

İngiliz emperyalizminin maşası olan bu aşağılık adam isyan çıkarmak için 3 şeyden bahsetmişti

1. Din elden gidiyor

2. Halife isteriz

3. Kürt milliyetçiliği

I. Dünya savaşında arapları örgütliyerek Osmanlı devletine karşı kışkırtan ve Yemen cephesinde Türk askerlerinin içtiği su kuyularına zehir attıran, onları sırtından vurduran insan ingiliz asıllı Thomas Edward Lawrence'dır ve kendisini müslüman olarak tanıtır Kuran-ı Kerim'i ezbere bilen bir hafızdır. Yabancı emperyalst güçler din perdesine bürününerek milletimizi hep zor durumlara düşürmeye çalışmıştır, tıpkı şeyh sait isyanında olduğu gibi

Bugünde aynı konular farklı maşa ve piyonlar tarafından segilenmekte ve amerikan emperyalizmine hizmet ederek ülkemizin önü kesilmek istenmektedir.

20-04-2007 14:46
Yabancı..


Böyle insanlara siz hala ŞEYH mi diyorsunuz?

Yazık çok yazık.

Bir kere ŞEYH'in manasını idraketen aciz olanlar.

ŞEYH diye bir ifade yoktur dinimizde. ŞEYH, ŞIH v.s. halk arasında türemiş bir terimdir.

Hadi diyelim var, anlattığınız gibi böyle mi olur ŞEYH dediğiniz.

Ama umudklarını bulma yoluna girenkler, size sesleniyorum. Yorulmaktan başka elinize birşey geçmeyecek. Sözde ŞEYH kimliğini kullanarak İslamı kirletmeyi hedef seçenler var ya.

İŞTA ONLAR İÇİN YAŞASIN CEHENNEM.

20-04-2007 14:46
Yabancı..

aşk_militanı demiş ki; arkadaşım ilk okulda bile anlatılır atatürk ün sivas ve erzurum kongrelerini kiminle ve niye yaptığını.ama sen öğrenmemişsin.ben anlatayım özetle..hain alçak dediğin kişi veya kişler o zaman doğuda açılan cephelerin baş kahramanları idi...o zaman hain değillermiş sonra niye hain olmuşlar yine bak tarafsız tarih kataplarına öğren..ayrıca şeyh sait bir kürt tü kürt önderi değildi.karıştırma.şeriat istiyen bir kişiydi.siz iyice alıştınız mücadelede emek harcayanları bir hain gibi göstererek...şu an bu ülkeyi gerici dediğin kişilere borçluyuz kimse yalnız başına birşey yapmadı...türk tarihinde bir çok katliam yapılmıştır.(sivas k.maraş...vs.)onlara neden hain diyemiyoruz...YİĞİTLİK İNSANLARI DİRİ DİRİ YAKMAK MI?NAZIM BOŞUNA DEMEMİŞ BEN VATAN HAİNİYİM DİYEE...



Sen önce nazım ı agzına alma nazım vatan hainin emperyalist uşağı komprodorlar ıcın soylemıs sapla samanı karıstırma

Ve şunuda bil ŞEREFSİZE hain demek boynumun borcudur

20-04-2007 14:49
B@RIŞŞ
Mesajlar: 707


20-04-2007 14:49
Yabancı..


Ayrıcan ülkemizde sözüm ona öyle ustalar (!) vardır ki, hayali olayları, kişileri, yerleri kullanarak tarihimizde hiç yaşanmamış, olmamış hadisleri ROMAN yazmak adetleridir.

Ama artık kimse inandırıcı bulmuyor onları...

Bir kaç kişi dışında.

20-04-2007 14:49
Yabancı..


Haaa, o romanlara inananlar var ya, onlar işlerine öyle geldiği için inanırlar. Yoksam onlarda biliyor palavra sıktıklarını.

Yaaa...

20-04-2007 14:52
Yabancı..

Ya bazıları neden açık konuşamıor derelerden teperden geçiyor iki satır yazacak ama korkuyor yazık daha cesur olun

20-04-2007 14:54
Yabancı..

aşk_militanı demiş ki;
İSTİYEBİLİR NİYE RAHATSIZ OLUNUR ANLAMAM NERDE CUMHURİYETÇİLİK DEMOKRASİ EŞİTLİK...BU İLKELERE UYULMAYANACAKSA NİYE ANA YASA DA VAR...SADECE MEDENİYET SEVİYESİMİNİ YÜKSELTMEKSE İRAN I ÖRNEK ALABİLİRLER...BEN SOSYALİSTİM AMA İNSANLAR ŞERİAT İSTİYORSA BU ZATEN SEÇİMLERDE ORTAYA ÇIKIYOR...SAYGI DUYACAN İFTİRA VE ÇAMUR ATMAYACAN...DEMOKRASSİ BUDUR.


Demokrasi bilincin yok senin.. Anayasa nedir bilmiyorsun bilsen bunların anayasal suç olduğunu algılama şansın olabilirdi ama bilmiyorum yinede konuşurum diyorsun..

Sizin tramvay olarak gördüğünüz demokrasi alır altına gider o gerciliği merak etmeyin

20-04-2007 14:56
Yabancı..

aşk_militanı demiş ki;
İSTİYEBİLİR NİYE RAHATSIZ OLUNUR ANLAMAM NERDE CUMHURİYETÇİLİK DEMOKRASİ EŞİTLİK...BU İLKELERE UYULMAYANACAKSA NİYE ANA YASA DA VAR...SADECE MEDENİYET SEVİYESİMİNİ YÜKSELTMEKSE İRAN I ÖRNEK ALABİLİRLER...BEN SOSYALİSTİM AMA İNSANLAR ŞERİAT İSTİYORSA BU ZATEN SEÇİMLERDE ORTAYA ÇIKIYOR...SAYGI DUYACAN İFTİRA VE ÇAMUR ATMAYACAN...DEMOKRASSİ BUDUR.


Saygı ??? Ne saygısı abim, bunlar kendilerine saygı duymuyorlar ki, bir başkasına duysunlar. Güldürmeyiniz adamı.....

Saygı kelimesi lügatlerinde yoktur birkerre...

20-04-2007 14:58
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim