Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 16
Ana Sayfa >> Nostalji >> Off Topic >> BİZE EN GÜZEL PENCERELERİ SEN AÇTIN
Sayfalar: Önceki  1, 2
Yazar BİZE EN GÜZEL PENCERELERİ SEN AÇTIN
Yabancı..

Eğitimin İngiltere'deki uygulamasını biliyorsunuz, Almanya'daki uygulamasına biliyorsunuz. İhtisasa ayırma çok öncelerden başlar. Öyle sekiz yıl beklemezler, çocugun kabiliyetine göre hemen ayırırlar. Hattâ anaokulunda ayırırlar. Onun için bu bir aldatmaca ve göz boyamacadır.


İkinci bir yönü var işin: Sekiz yıllık eğitimi bir ilericilik gericilik mücadelesi haline getirerek bir sürü vergiyi koydular. Vergilere itiraz edenlere, vergilere itiraz ediyor diye değil, yarasa beyinli diye hücum ettiler. Halbuki çok muazzam vergiler konuldu, posta ücretleri belimizi büker hale geldi. Yayın yapıyoruz, yayınları gönderiyoruz sağa sola; kaç misli arttı.

Onun için, zaten Ecevit'in huyudur. Kıbrıs harekatına da barış harekatı demişti. Vergileri alırken de böyle bir numara çekti.


İşin aslı:

1. İmam-hatip okullarını kökünden kökleyip, kökünü kazımak.

2. Delik deşik olan bütçeye, taşları çatlamış olduğundan su kaçıran havuza yeni vergilerle yeni para toplamak.

"--Sekiz yıllık eğitim yapacağız, aydın kafalı insan olacaksınız." diyorlar.

Bütün şimdiye kadar ki mezun imam-hatipliler sanki karanlık kafalıymış gibi, hepsine hakaret ediyor. "Onlar cumhuriyetin okulu olacak!" diyor. Daha öncekiler nerenin okuluydu, yâni padişahların okulu muydu?.. Yâni böyle birtakım aldatmacalarla işi oraya götürdü.


Bu devam etmez. Bir yerden patlayacak, gerçekten öyle olacak. Hattâ bunlar çok pişman, rezil ve perişan olacaklar. Çünkü bir sel geliyor, bunlar selin önüne duvar yapmağa çalışıyor. Olmaz!..

Bunlar eylem yapmasını bilmeyen halkımızı eyleme alıştırıyorlar. Şimdi bizim hacıbabalar, cami cemaati eylem yapmaya başladı. Eylemi öğrendi mi, durduramazlar da...

Birisi gelmiş, bize faizi medhediyordu. Benim arkadaşım vardı bir tane böyle:

"--Kes sesini, seni dinlemek istemiyorum! Ben müslümanım, ben faizin haram olduğuna inanıyorum, boşuna konuşma!.. Bu konuda seninle konuşmak istemiyorum." dedi.

Adam kızardı, bozardı, mahcup oldu.

Halk, "Ben şunu istiyorum, bunu istemiyorum!" dediği zaman, Yirminci Yüzyıl'da halkı böyle baskı altında tutmanın imkânı yok artık... 19. Yüzyıl'da, 18. Yüzyıl'da bile olmamış... İmparatorluklar yıkılmış, Sovyetler Birliği bile yıkıldı.

Yaptıkları, olacak şey değil, ben hayret ediyorum! Siz bunu ne cesaretle yapıyorsunuz?.. Eline el bombası almış, oynayan bir çocuk gibi görüyorum bunları... Bir yerini çekecekler, patlatacaklar bombayı... Cahil, bir şeyden haberi yok, bir şeyden haberi yok, toplumu tanımıyor, çok cahil... Toplumu anarşiye itiyorlar. O kadar akıntıya kürek gidilmez ki...


Millet kendisinin haklarını bilse, bunlar hiç olmayacak. Millet haklarından haberdar değil. "Ben bunu istemiyorum arkadaş, in aşağıya!" dese... Milletvekiline sahib olamıyor. Ben milletvekilini seçeceğim, milletvekili benim isteğimin aksine iş yapacak... Avrupa'da mümkün mü böyle bir şey?.. Milletvekili seçmenin arzusu hilâfına icraat yapacak; mümkün mü?.. Hadi bakalım İşçi Partisi birazcık bir vergi koysun... Adamlar menfaatini düşünüyor, "Ben istemiyorum bunu!" diyor.

Biz de milletvekilimize sahip olalım; "Sekiz yıllık eğitim başına çalınsın, ben vergi istemiyorum!" diyelim!..

--Efendim, sarhoş da eğitime hizmet edecekmiş, dine hizmet edecekmiş, içki içmek de fazilet olacakmış...

Hadi ordan, yalancı!..


Şimdi onlar muhalif grupları organize etmeye çalışıyorlar. Ama muhalif grupların hepsini toplasan, yine azınlık... İç çatışmaya götürmek istiyorlar, birilerini ezdirmek istiyorlar. Millî gruplar da aslında birbirleriyle çatışmaya girmek istemiyorlar. Girmek isteseydi şimdiye çoktan olurdu. Millet sabırlı, diyor ki:

"--Sabredeyim, bakayım! Kimler geldi kimler geçti, bu da geçer." diyor.

İmam-hatipleri kendileri açtılar, başka amaçla açtılar. Sonra amaçlarına uygun çalışmadığını gördüler, kapatmaya çalışıyorlar. Ama bu devam etmez, etmesin, etmemesini temenni ediyoruz. Akıl ve mantık hakim olsun.

Soru sorana teşekkür ediyoruz, beni dinlediğiniz için sizlere de Allah razı olsun diyoruz.


Eylül 1997, İNGİLTERE

06-04-2007 17:59
Yabancı..

Allah insanı yobazlıktan korusun...

06-04-2007 20:04
Yabancı..

ALLAH İNSANI ŞERİATÇILARDAN KORUSUN...GERÇEKLER TARAFSIZ OLANLARDIR....

06-04-2007 20:06
Yabancı..

wounded heart demiş ki; Şubat 1933 de Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı camilerdeTürkçe ezan okunmasına karşıbir ayaklanma girişiminde bulunurlar.Ayaklanma kısa sürede bastırılır.Atatürk Bursa'ya gider.Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkteakşam yemeği yenildiği sırasındabir kişi Atatürk'e ayaklanmayla ilgilişöyle diyecek olur: "Bursagençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü..." Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve aşağıdaki konuşmayı yapar:


Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”

İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!





Umarım bu nutuğun etkisine girmiş bir kalabalık güruh senin Cumhuriyet karşıtı biri olduğunu düşünüp kazara linçe yeltenmezler seni...belli mi olur...Türkiyede Her ideolojiye göre kendi dışındaki ideolojiler kemalizmi yıkmak isteyen karşı devrimcilerdir...Sen belki kendini çok iyi bir kemalist olarak niteliyorsundur ama başkaları belki de seni yeterince kemalist bulmuyor olabilir hatta gerici olarak bile niteleyebilir...
Arkadaşım "şiddet tekeli" yanlız devlete aittir...Yani devletin en temel vasfı "şiddet tekelini" hiç bir kişiyle ve ya kurumla paylaşmamasıdır...Eğer normal bir devlette birileri durumdan vazife çıkarıp bunun aksini düşünüyorsa anında cezaevinde alır soluğu...
Ruanda da insanlar şiddet tekelini ellerine giçirmişlerdi sonuçta 3 ay içinde 800.000 kişi birbirini doğradı...Gerekçeleri hep aynıydı vatan hainlerini temizliyorlardı...Şiddet tekeli devletin elinden çıkmaya görsün silahların kime doğrulacağı hiç belli olmaz...bu nutuk doğruysa eğer çoktan bence miadını doldurmuştur...selametle...

06-04-2007 22:59
wounded hearts
Mesajlar: 3148

karamazov_IRKÇILIĞA HAYIR!!!!!! demiş ki;
Umarım bu nutuğun etkisine girmiş bir kalabalık güruh senin Cumhuriyet karşıtı biri olduğunu düşünüp kazara linçe yeltenmezler seni...belli mi olur...Türkiyede Her ideolojiye göre kendi dışındaki ideolojiler kemalizmi yıkmak isteyen karşı devrimcilerdir...Sen belki kendini çok iyi bir kemalist olarak niteliyorsundur ama başkaları belki de seni yeterince kemalist bulmuyor olabilir hatta gerici olarak bile niteleyebilir...
Arkadaşım "şiddet tekeli" yanlız devlete aittir...Yani devletin en temel vasfı "şiddet tekelini" hiç bir kişiyle ve ya kurumla paylaşmamasıdır...Eğer normal bir devlette birileri durumdan vazife çıkarıp bunun aksini düşünüyorsa anında cezaevinde alır soluğu...
Ruanda da insanlar şiddet tekelini ellerine giçirmişlerdi sonuçta 3 ay içinde 800.000 kişi birbirini doğradı...Gerekçeleri hep aynıydı vatan hainlerini temizliyorlardı...Şiddet tekeli devletinin elinden çıkmaya görsün silahların kime doğrulacağı hiç belli olmaz...bu nutuk doğruysa eğer çoktan bence miadını doldurmuştur...selametle...


yorumsuz

06-04-2007 23:46
meryem--Ölecek kadar
Mesajlar: 8329

Bize en güzel pencereleri o açtı...

Ulu önder Atatürk'ü daha çok okuyup anlamak lazım. Laiklik ilkesini bile manasından uzak, olur olmaz her yerde slogan gibi söyler olduk.


07-04-2007 12:13
Yabancı..

Ezanı türkçeleştirmeden önce türkçeleştirilmesi gereken çok daha acil konular var türkiyede (eğitim vs. gibi). onlar halledilsin ondan sonra geliriz ezan türkçeleştirilmeli mi türkçeleştirilmemeli mi mevzuuna.

Ayrıca sanki almanya'da insanlar incili ingilizce, kuranı arapça okuyorlar!" demeden kendimi alamıyorum.
hepimizi güya bütünleştirmesi gereken din denen şeyin ne dediğini anlamak, bilmek vs. hoş olmaz mıydı?
kaldı ki umrumda deil o da ayrı.

07-04-2007 21:01
Sayfalar: 1, 2

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim