Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 88
Ana Sayfa >> Nostalji >> Off Topic >> Biyografi Paylaşımı
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki
Yazar Biyografi Paylaşımı
-©£§Ã'®-
Mesajlar: 651

bu konuda isteyen herkes bi biyografi paylaşsın hem belki biyografi arayıp da bulamayanlara bi parça yardımımız da olabilir.

01-12-2006 20:20
-©£§Ã'®-
Mesajlar: 651

Mustafa Kemal Atatürk

1.CUMHURBAŞKANI

GÖREV SÜRESi

29 EKİM 1923
10 KASIM 1938

1881 yılında Selanik'te doğdu. İlk öğrenimini ve askerî öğrenci olarak orta öğreniminin bir kısmını Selanik'te yaptı. Manastır Askerî Lisesi'ni bitirdi.1902 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1905 yılında Harp Akademisi'nden mezun oldu.Orduda çeşitli vazifeler aldı. 1913 yılında Sofya'da Ataşe Militer olarak bulundu.

Birinci Dünya Harbi sırasında, Çanakkale Muharebelerinde, Tümen Komutanı olarak görev yapıı. 1916 yılından itibaren, Doğu ve Güney cephelerinde Kolordu ve Ordu Komutanlığı yaptı. Bitlis ve Muş'u düşman işgalinden kurtaran kuvvetlerin başındaydı. Filistin ve Suriye cephelerinde görev aldı.

Mondros Mütarekesi'nden sonra Sevr Anlaşması hükümlerine dayanılarak ülkenin yabancılar tarafından işgali üzerine, son Osmanlı padişahı Vahdettin Han tarafından Anadolu'ya gönderildi.19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Türk millî mücadelesini başlattı.Amasya Genelgesi, Sivas ve Erzurum Kongrelerini topladı. Askerî görevlerinden istifa ederek 23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni topladı. Meclis Başkanı seçildi.5 Ağustos 1921'de Başkomutanlık görevini üstlenerek Anadolu'nun Yunan işgalinden kurtarılması için mücadeleye devam etti. Sakarya Meydan Savaşı'nı kazandı. 19 Eylül 1921'de Meclis tarafından kendisine Mareşal ve geleneksel Gazi ünvanı verildi.

26 Ağustos 1922'de işgalci Yunan kuvvetlerine karşı Büyük Taarruz'u başlattı. Beş gün sonra 30 Ağustos 1922'de de Başkomutanlık Meydan Savaşı' nı kazanıldı.Lozan Barış Konferansı'ndan sonra, 11 Ağustos 1923'de toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yeniden Başkan olarak seçildi. 9 Eylül 1923'de kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanlığı' na seçildi.

29 Ekim 1923'de Cumhuriyet'in ilân edildiği gün, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Dört dönem üst üste seçildi.10 Kasım 1938'de öldü.

ESERLERİ
Atatürk'ün Özel Mektupları
Mustafa Kemal Atatürk
Kaynak Yayınları / Siyasal Tarih ve Türkiye Dizisi

"Atatürk'ün Özel Mektupları", ilk kez Sadi Borak tarafından derlenmiştir. 1961 yılında ilk basımı yapılan eser, kısa sürede tükenmiş, 1970'te ikinci ve 1980'de üçüncü basımı yapılmıştır. İlk basımı 42, ikinci basımı ise 80 mektubu kapsayan eser, üçüncü ve elinizdeki dördüncü basımında 157 mektubu içermektedir.

Atatürk'ün bu mektupları, yaşadığı dönemin ve içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal olayların birer aynası gibidir. Ayrıca Atatürk'ü tüm yanlarıyla bu mektuplarda bulmak da mümkündür: Sevgileri, tutkuları, hatta kıskançlıklarıyla... Mektuplar, tarihimiz ve Atatürk'ün biyografisiyle ilgili birçok materyali de içermektedir. Bu eserde yer alan mektuplar, öyküleriyle birlikte birçok olayı aydınlığa kavuşturmaktadır. Yakın tarihimizin kimi olayları belge ve bilgi yetersizliği nedeniyle tarihimize yanlış olarak yansımıştır. Kimi olaylar da aynı nedenle birtakım gerçek dışı varsayımlar üzerine kurulmuştur. Bunlar arasında kasıtlı olarak saptırılan olaylar da vardır: Fevzi Çakmak'ın Anadolu'ya geçişi, Sovyet yöneticileriyle yazışmalar, Ardahan Milletvekili Hilmi ve Ali Galip olayları vs...

"Atatürk'ün Özel Mektupları", yakın tarihimizin bilinmeyen ya da az bilinen kimi olaylarını açıklığa kavuşturmuş olması bakımından her zaman başvurulması gereken kaynak bir yapıt niteliğindedir.


Atatürk Konuşuyor
"Nutuk Öncesi"
Mahmut Soydan, Falih Rıfkı Atay
Tekin Yayınevi

Bu kitap için anılarını kağıda döken Falih Rıfkı Atay ve Mahmut Soydan'a Atatürk'ün özel demeci "Benim anlattıklarım ve anlattıklarımı değerlendirmek için size verdiğim
belgeler okunduktan sonra, bütün Türk milletini, özellikle Türk aydınlarını vicdan ve fikir hesaplaşmasına çağırmak isterim. "Anılar" diye size anlattığı bu hikayelerin, zamanımıza kadar birtakım Devlet büyüklerinin anılarını yayımlamak sevdasına benzer bir eğilimden doğmuş olduğunu sanmayınız. Eğer ben, bu gerçekleri size söylüyorsam ve milletimize
ulaştırıyorsam, elbette bundan, büsbütün başka bir amacım vardır. Bu amaç ne olabilir?... Bunu burada açıklayamam. Fakat benim tasarladıklarımı, düşüncelerimi içtenlikle ulaştıran bu yazılar okunduktan sonra, kuşku duymam ki milletim, kendi kendine durumu öğrenecek, değerlendirebilmek için gerekli belgelere sahip olacaktır.

Dediklerimi, olaylar eylemlerle kanıtlamamış olsaydı, bu sözlerimin kapsadığı gerçeği -güç anlaşılabilir düşüncesiyle-, bir zaman daha yayımlamakta ağır
davranmaya belki gerek görürdüm."

HAKKINDA YAZILANLAR

Atatürk'ten Anılar
Kemal Arıburnu
İnkılap Kitabevi / Atatürk İle İlgili Kitaplar

Atatürk'ün düşüncelerini ve kişiliğini ortaya koymak ve değişik yönleriyle anlatmak çabasını güderken, çok dar bir çerçeve içinde de olsa, O'nu anlatanların da bu ortam içindeki yerlerine ve kişiliklerine de değinmiş bulunuyorum.Her anı ve izlenimin büyük bir değeri vardır. Uzun ve görkemli bir dönemin güçlü komutanları, tarihçileri, şairleri, yazarları, romancıları, müzisyenleri ve halk ozanları hep O'nu anlatmaya, ressamları O'nu çizmeye, heykeltraşları O'nu yontmaya çalışmışlardır. Bu anlatılanlar, hep gönüldeki Atatürk'tür. O'nu
gönüllerinde duymayanlar, davasına baş koymayanlar, başlarını omuzlarının üzerinde bir yük gibi taşıyanlar O'nu anlatamazlardı ki...

Anılarla Mustafa Kemal Atatürk
İsmet Kür
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Atatürk Dizisi

İsmet Kür, "Yazın bir bütündür... Diyelim ki, bir ulu ağaçtır. Bu ağacın her dalında ürün vermiş olmaktan mutluyum." diyor. Yayınlanmış 17 kitabı ve bunların arasında 9 baskı yapmış olanları var. Yazarımızın kitapları, -hatta günlük gazetelerde yayınlanmı kimi makaleleri, köşe yazıları bile- daima ses getirmiştir. Yazılanların tümünde vurgulanan, İsmet Kür'ün kendine özgü sürükleyici, rahat yazış biçimi; alışılagelmişten biraz farklı, hatasız, ustaca kullandığı dil olmuştur. Psikolojik irdelemelerindeki etkileme gücü de, yazılarının, üstünde durulan başka bir özelliğidir.

Atatürk'ten Anılar
Kazım Özalp, Teoman Özalp
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Atatürk Dizisi ...
1930'lu yıllarda çocuk yaşlarında olan, bugünün belirli yaş düzeyinin üzerindeki akranlarımdan bir kısmı, Atatürk'ü, bir kez uzaktan dahi görmüş olmayı, haklı olarak büyük bir mutluluk saymaktadırlar. Ben bu yönden gerçekten çok şanslı bir insanım. Babamın ona yakınlığı nedeniyle çok kereler Atatürk'le beraber olabilmek şansına eriştim. Bu ülkede yaşayan herkes, eğer Atatürk ile ilgili bir anısı varsa, bunu milletine mal etmeyi bir görev saymalıdır. Bu nedenle, her ne kadar çocuk yaşlarımdaki anılar da olsa, bazıları, büyük dersler alınacak değerdedir. Anılarımı bu kitap içerisinde ikinci bölüm olarak yayınlamayı mutlu bir fırsat sayıyorum. Ailemizin elinde bulunan ve bazıları bugüne kadar hiç yayınlanmamış olan fotoğrafların, bu yayına bir katkı sağladığı inancındayım. Kitabın birinci bölümünü oluşturan babamın anılarında, kendi yazdıklarına aynen sadık kalınmış, ancak o devirde kullanılmakta olan Arapça kelimelerin bazıları, gençlerin daha iyi anlayabilmeleri için, bugün kullanmakta olduğumuz şekilde Türkçeleştirilmiştir. Belirli bir tarihten sonraki anılarda, soyadları ve kullanılmaya başlanmış bulunan yeni kelimeler kullanılmıştır...

Atatürk'ün Avrasya Devleti
İsmet Bozdağ
Tekin Yayınevi

Atatürk'ün gözünde Milli Misak'ın anlamı nedir? Milli Mücadele'de, Sovyetlerden, ne zaman ve ne kadar yardım aldık? İran'a 1923 yılında Uçak armağan ettik mi? Neden?...
Enflasyonun yüzde 250'lerde olduğu 1924 yılında 100.000 altın harcayarak: "Türkiyat Enstitüsü" kurduk, "Etnografya Müzesi"nin temellerini attık mı?..
Niçin?.. Dil Kurumu, Tarih Kurumu'nun kurulmasında gözetilen hedef nedir? Bu Hedef'den Kim ve niçin saptı?.. Atatürk ve İnönü hangi fikirde çatıştılar?.. Kim haklı idi?..
Atatürk, İnönü'nün çocuklarına okumalarını sağlamak için mirasından pay ayırdı mı?.. Niçin?.. Atatürk'ün "Siyasi Vasiyeti" var mı?.. Neydi ve uygulanmasını kim önledi?..
Atatürk, kimin Cumhurbaşkanı olmasını istiyordu? Kim oldu?.. Bütün bu soruların cevapları, bu kitapta!

Atatürk'ün Fikir Sofrası
İsmet Bozdağ
Tekin Yayınevi

Atatürk'ün akşam sofralarına çok ilişildi; "Yaran sofrası" denildi; "Malum Zevat Sofrası" denildi; hatta "Sarhoş Sofrası" diyenler bile oldu. Bu kitap, Atatürk'ün akşam sofralarının gerçeğini, en sağlam kaynaklardan soruşturarak, onların verdiği bilgilerle yazılmıştır. Atatürk'ün en yakınlarından alınan her bilgi, aynı olayın görgü tanıkları ile pekiştirilmiş, hafıza yanlışları düzeltilmiş ve gerçeğe en yakın biçime dönüştürülmüştür.

Atatürk sofralarını en iyi anlatan söz, yine Atatürk'ün sözüdür: "Hükümet Uyandı; Hadi Biz Artık Yatalım!"

Hayat ve Hatıratım
Rıza Nur Kendini Anlatıyor
Rıza Nur, Abdurrahman Dilipak
İşaret Yayınları / Belgelerle Yakın Tarih Dizisi

Hayat ve Hatıratım
Cilt: 3
Rıza Nur-Atatürk Kavgası
Rıza Nur - Abdurrahman Dilipak
İşaret Yayınları / Belgelerle Yakın Tarih Dizisi

Atatürk ve Pietro Canonica
Semavi Eyice
Eren Yayıncılık

Mustafa Kemal ve Corinne Lütfü
Bir Dostluğun Öyküsü
Melda Özverim
Milliyet Yayınları

"Çarşamba akşamı, sizinle geçirdiğim günün tatlı hatırasıyla İstanbul'dan ayrıldım. Beni sizden uzaklaştıran tren tahmin ettiğim gibi 18.30'da değil 17.20'de hareket etti."
"Şu anda Hotel Bulgarie'deyim fakat bu otelden menun değilim, yarın değiştirmeyi düşünüyorum."

"Ertesi gün şehirde kısa bir tur yaptım. Ekseriya sefarethanede, büromdayım ve çalışıyorum. Fethi Bey'de başka bir şey yapmıyor."

"İşte Arıburnu'nda İngilizlerle savaştayım. Düşmanın esaslı kuvvetini ezdim. Geri kalanı cesur kıtalarım tarafından sahile, donanmanın himaye ettiği bir noktaya sürüldü."

Sınıf Arkadaşım Atatürk
Okul ve Genç Subaylık Anıları
Ali Fuat Cebesoy
İnlilap Kitabevi / Atatürk İle İlgili Kitaplar

Mustafa Kemal'i altmış yıl önce bir cuma akşamı tanımıştım. Harp Okulu'nda ve Harp Akademesi'nde sınıf arkadaşımdı. 1905 yılı başlarında birer Kurmay Yüzbaşı olarak şanlı Türk Ordu'suna katıldık. Önce Suriye'de Beşinci, sonra da Makedonya'da Üçüncü Ordu'larda kurmay stajlarımızı birlikte yaptık. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nde aynı safta bulunduk. Mücadelelerimiz ortaktı. Hürriyet hareketlerinde de birlikte çalıştık.Bu kitap, okul ve genç subaylık hayatımızın anılarını içine almaktadır. -Ali Fuat Cebesoy-

Gazi ve Latife
İsmet Bozdağ
Tekin Yayınevi

Atatürk, "Gazi Mustafa Kemal" günlerinde, İzmir'de bir genç kızla tanıştı ve evlendi. 2 yıl, 6 ay, 4 gün birlikte yaşadılar. 25 Ağustos 1925 günü, Latife Hanım: "Latife Gazi Mustafa Kemal" olarak çıktığı İzmir'den; sadece "Latife" olarak yine İzmir'e dönüyordu.

Nasıl tanıştılar, nasıl yaşadılar, niçin ayrıldtılar?

Bu konuyu çok insan yazmaya heveslendi. Başaramadılar. Çünkü Latife Hanım: "Özel hayatımdır, yayınlayamazsınız" diye girişimleri, mahkeme kararı ile durduruyordu. Biz, bütün kaynakları kullanarak bu kitabı yazdık ve Hürriyet Gazetesinde yayınladık. Latife Uşaklıgil yayını durdurma girişiminde bulundu: "Biz, sizin hayatınızı değil, Atatürk'ün evlilik hikayesini yazdık ve yayınladık" savunusu ile yayını sürdürdük ve bu yayın -kitap olarak- bugün elinizdedir.Bu kitabın bir başka özelliği daha var.

Kitap, Atatürk'ün bütün özelliklerini: Tutalım, sigara içerken, ne zaman halka yaptığını, ne zaman yapmadığını; yatağına pijama ile mi, gecelikle mi girdiğine varıncaya kadar titiz bir gerçekçilikle saptanmış ve işlenmiştir.Bu kitapta: İnsan Mustafa Kemal var.

Yaveri Atatürk’ü Anlatıyor
Salih Bozok
Doğan Kitapcılık İstanbul 2001

"Atatürk'le birlikte yaptığım seyahetlere dair bazı defterde notlarım olduğu gibi, Atatürk'ün bana gönderdiği çok kıymetli mektupları vardır. Bunları neşretmek için benden satın almak isteyenler olmuştur, fakat Atatürk buna müsaade etmedi ve 'Bunları biz öldükten sonra neşretmek üzere çocuklarına miras bırak' dedi. Ben de onun için hepsini muhafaza ederek size miras bıraktım".
İşte Salih Bozok'un bu mirası, ölümünün 60. yıldönümünde oğlu Muzaffer Bozok tarafından yayımlıyor.
Esir aldığı Trikopis'e Napolyon'u örnek gösteren...
İzmirde kendisine diklenen İngiliz konsolosu odasından kovan...
Annesinin mezarının başında ulusal egemenlik yemini eden bir Mustafa Kemal bulacaksınız.
Tabiî Latife Hanım'la evlenmelerinin ve boşanmalarının öyküsü,
İnönü ile küslüklerinin içyüzünü, sofrada kopan kimi kavgaların ilginç ayrıntılarını ve Atatürk'ün hastalığının perde arkasını da...

Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal Paşa'nın Sonbahar Gezileri
Nuri Onat
Çağdaş Yayınları / Tarih-Anı-Gezi-Olay Dizisi

Devrim tarihimizdeki yeri çok önemli bir kitap bu. O yılların ünlü deyimi ile "Gazi" Mustafa Kemal Paşa'nın 1924 güzünde, uzun süren bir yurt gezisindeki söyleşileri, demeçleri ve söylevleri yanında, geziden izlenimler, içten coşkulu, sevgi dolu karşılama ve uğurlamalar, vurucu bir dille anlatılmış...

Hümanist Atatürk
Hamdi Ülkümen
Çağdaş Yayınları

İster günümüzde yaşasın ister tarihte yaşamış olsun, insanın sevdiği, saygı duyduğu, onu her anımsayışta heyecanlanıp mutlu olduğu insanlar vardır. Hamdi Ülkümen için Atatürk işte o büyük insandı. ... Yunus Nadi'nin de yakın dostuydu. Birlikte çalışmışlardır. Hamdi Ülkümen'in bir devrim lisesi açması üzerine, onun eğitimciliği ve okulculuğu üzerine Yunus Nadi'nin Cumhuriyet'e yazdığı bir başyazıyı da bu kitapçığın sonunda bulacaksınız.

01-12-2006 20:24
-©£§Ã'®-
Mesajlar: 651

Ali Sami Yen

Futbolcu, spor adamı, Galatasaray Spor Kulubü kurucularından.

Ünlü yazar ve dilci Şemsettin Sami’nin oğlu olan Ali SamiYen 20 Haziran 1886’da İstanbul’da doğdu. Mekteb-i Sultani!de (Galatasaray Lisesi) öğreninm gördüğü yıllarada spora başladı. 1905’te yedi okul arakadaşı (Emin Bülent Serdaroğlu, Tahsin Nahit, Şehit Celal, Bekir Bircan, Cevdet Kalpakçı, Abidin Daver, Asım Tevfik Sonumut) ile birlikte Galatasaray Spor Kulubü’nün kuruluşuna öncülük eden Yen, kulübğn 1 sicil numaralı üyesi ve ilk başkanı oldu. Galatasaray’ın 1906’da oynadığı ilk maçta kaptanlık yaotı. Futbolu bıraktıkatan sonra uzun yıllar spor yöneticiliği, hakemlik yapan, Türkiye’de futbolun gelişmesi için uğraş veren ve ilk Türk resmi spor örgütü Türkiye İdman İttifakları Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer alan Ali Sami Yen’in adı Galatasaray’ın Mecidiyeköy’deki stadyumuna verildi (1964).

Ali Sami Yen, 29 Temmuz 1951’de İstanbul’da öldü.

01-12-2006 20:25
-©£§Ã'®-
Mesajlar: 651

Şebnem Ferah

--------------------------------------------------------------------------------

12 Nisan 1972 yılında Yalova´da hayata gözlerini açtı. Ailenin üç kızından en küçük olanıydı.İlkokulu Yalova´da, ortaokulu ise Bursa Koleji´nde okudu.Yatılı bir okul olan Bursa Namık Sözeri Lisesi´ne girdi ve böylece kendi ayakları üzerinde durmaya başladı.Müziğe olan ilgisi çok küçük yaşlarda başladı. Bunda da ailesinin çok büyük rolü oldu.İlkokulda enstrüman ve solfej dersleri almaya başladı. Okul orkestralarında başlayan müzik serüveni sonraları küçük topluluklarla devam etti.Lise yıllarında 'Pegasus' adlı bir grupta yer almasıyla birlikte sadece bayanlardan oluşan bir rock grubu kurma fikri kafasında oluşmaya başladı.Bu dönemde Bursa´da yapılan rock festivallerinde konserler verdi ve 1988 yılında Türkiye´nin ilk bayan rock grubu Volvox´u kurdu.

Müzik çalışmalarının yanında eğitimini sürdürdüğü ODTÜ Ekonomi Bölümü´nden ayrıldı ve İstanbul´a yerleşerek İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü´ne girdi.

Volvox´la 1992-1994 yılları arasında Türkiye´nin çeşitli yerlerinde konserler verdi, İstanbul´da bulunan rock barlarda sahne aldı.1994 yılında Volvox´un dağılmasıyla birlikte bireysel çalışmalara yöneldi.Sezen Aksu ve Onno Tunç’un getirdiği öneriyi kabul ederek ilk albümünün hazırlıklarına başladı. Bu arada Sezen Aksu, Tarkan ve Sertab Erener´in albümlerinde vokalist olarak yer aldı.

15 Kasım 1996 Cumartesi, hem Şebnem Ferah´ın müzik güncesine hem de Türk rock müzik tarihine önemli bir gün olarak geçti.'Kadın' adını verdiği ilk albümüyle Türk rock müziğinin ´yeraltı´ndan layık olduğu yere gelmesi yolunda önemli bir adım atmış oldu.Demir Demirkan, Tarkan Gözübüyük ve İskender Paydaş´tan oluşan müzisyen kadrosunun çaldığı albümde Şebnem Ferah´ın müzikal süzgecinden geçirdiği, hard rock´tan slow baladlara değin onbir parça yer aldı.Söz ve müzikleri çoğunlukla kendisine ait olmakla birlikte dört parçada Sezen Aksu´nun desteği görüldü.Hazırlanması yaklaşık iki yıl süren albümün prodüktörlüğünü İskender Paydaş yaptı.

'Kadın' ın getirdiği başarının ardından gösterime girdiği bütün ülkelerde hasılat rekorları kıran Walt Disney yapımı 'Little Mermaid'in (Küçük Denizkızı) Türkçe versiyonunun müziklerini seslendirdi. Hemen hemen üç yıllık bir aranın ardından 1999 Haziran´ında yeni bir albümle geldi Şebnem Ferah.'Artık Kısa Cümleler Kuruyorum' adını verdiği ikinci solo çalışmasında, kendi deyişiyle ´hayal dünyasıyla gerçek hayatı arasındaki gelgitlerden oluşan hikayelerini´ anlattı.Ferah, bu albümde de yine İskender Paydaş, Demir Demirkan ve Tarkan Gözübüyük üçlüsüyle çalıştı.Alternatif müziğin aranan isimlerinden Hakan Kurşun ise kayıt masasında tüm marifetlerini gösterdi.Albümden çıkan ilk hit ve video klip, sade altyapısı ve Ferah´ın duru vokaliyle süslediği 'Bugün' oldu.

Albümün en vurucu parçalarından biri olan ve albümle aynı adı taşıyan 'Artık Kısa Cümleler Kuruyorum' üzerine; 'Bu parçayı kaydederken herhangi bir düzenleme yapmaktan kaçındım. Yalnızca bir gitar eşliğinde söyledim çünkü gitarı alıp, evinize gelip birlikte şarkı söylemiş olmayı hissedelim istedim.' diyor Şebnem Ferah ve ekliyor; 'Sadece bu parçada değil albümdeki tüm parçalarda kalbimi sonuna kadar açmakta hiç tereddüt etmedim çünkü sizler benim arkadaşım oldunuz. Yakınlarınızda olduğumda kendimi çok huzurlu hissediyorum.'

Bir parça dışında albümde yer alan tüm şarkıların söz ve müzikleri de Şebnem Ferah´a ait.Şebnem Ferah, müzik çalışmalarından arta kalan zamanlarda kitap okumak, yazmak, film seyretmek, arkadaşlarıyla vakit geçirmek ve Playstation oynamaktan hoşlandığını belirtiyor.

01-12-2006 20:27
-©£§Ã'®-
Mesajlar: 651

BuCoCuKDeLi demiş ki; güzel bir konu bence yönetim tarafından sabitlenmeli


eywallah saolasın herkesin katkısını beklioruz

01-12-2006 20:40
Yabancı..

2 Şubat 1981`de Isparta`da doğdu.

İlk öğretimi Isparta`da tamamladı. Antalya Anadolu Lisesi`nden mezun olduktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde öğrenim gördü.

2002 yılında katıldığı SingYourSong beste yarışmasında grubu 6. Cadde`yle Türkiye birincisi oldu.

Aynı yıl Universal Muzik tarafından yayınlanan toplama albümde "Dönersen" isimli şarkısıyla yer aldı.

2003 yılında grubu 6. Cadde`nin ilk resmi albümü yayınlandı. Aynı yıl gruptan ayrıldı.

Solo kariyerinin ilk albümü "Afili Yalnızlık" Sony BMG Türkiye GRGDN işbirliğiyle Ekim 2006`da yayınlanıyor

01-12-2006 21:50
Yabancı..

Ludwig van Beethoven

(Bonn, 1770 - Viyana, 1827)

Üzerinde çalıştığı her müzik formunda reform yapan tek besteci olan Beethoven, müzik tarihindeki en büyük isimlerden biridir.

Beethoven ailesinin kökleri Belçika’da bulunan Brabant’a dayanır. Dedesi Köln elektörünün hizmetine şarkıcı olarak girince Bonn’a yerleşmiş, daha sonra ise hiç beste yapmamasına rağmen müzik direktörü olmuştur.

Alkole karşı olan zaafıyla bilinen Beethoven’in babası Johann da saray müzisyeniydi. Aynı Mozart’ın babasının yaptığı gibi oğlunun yeteneklerini sömürmek istemişti; ancak Beethoven’in güçlü kişiliği buna hiçbir zaman izin vermedi. Daha sonraki donemde Beethoven’ın ihtilalci kimliğinin oluşmasında çocukluğunda gördüğü baskının rolü büyüktür. Beethoven kendisini saray veya aristokrasinin değil bütün herkesin sanatçısı olarak görüyordu. Bu nedenle ömrünün çok kısa bir bölümünde sarayın hizmetinde çalışmış, bağımsız güç olarak kendi ayaklarının üzerinde kalmıştır.

İlk müzik eğitimini babasından aldıktan sonra, 1779’da Christian Gottlob Neefe’yle çalışmaya başladı. 1783’te ilk bestesi olan Dressler’in Marşı Üzerine Çeşitlemeler Neefe’nin yardımıyla yayımlandı. 1786’da Viyana’ya yaptığı ziyaretin ardından, annesinin olumu üzerine Bonn’a geri döndü ve Kont Walstein’ın hizmetine girdi. 4 yıl boyunca kontun orkestrasında viyola çaldı.

1792 Bonn gezisinde Beethoven’in bestelerini gören Haydn, Ludwig’i beraber çalışmak için Viyana’ya davet etti. Bu davet üzerine Viyana’ya yerleşen Beethoven ölene değin bu şehirde yaşamıştır. Müziğin iki büyük isminin anlaşması kolay değildi. Bu nedenle Beethoven, Haydn ile uzun süre çalışma imkânı bulamadı. Besteci olarak tekniğini geliştirmek için Schenk’ten, kontrpuan ustası Stephansdom’dan ve Albrectsberger’den müzik tekniği; Salieri’den vokal kompozisyon dersleri aldı.

1798 yılında Beethoven işitme problemleri yaşamaya başladı. Bu tarihten itibaren 21 yıl boyunca hiç kimseyle iletişim kurmadı. Ancak 1819 yılına gelindiğinde yazarak insanlarla diyalog kurmaya başladı. 21 yıl boyunca çekilen yalnızlık çok derin acılar yaşamasına neden oldu. Beethoven bütün senfonilerini işitme problemi yaşamaya başladıktan sonra bestelemesi de dikkate değer bir olaydır.

Beethoven ömrü boyunca birkaç kadını sevmesine rağmen hiç evlenmemiştir. Bunlar içinde evlenmeye en çok yaklaştığı ve en çok sevdiği Ölümsüz Aşık’tır. Kim olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte bu kadının, Frankfurtlu bir tüccarın karısı olan Antonie Brentano olduğu sanılmaktadır. Sevdiği kişiye kendini bütünüyle veren Beethoven, Diabelli Varyasyonları’nı Ölümsüz Aşkı’na adamıştır.

Beethoven her sabah gün ağarırken uyanır, öğlen üçe kadar çalışırdı, Yemeğin ardından yaz, kış demeden kar da yağsa, çok da sıcak olsa mutlaka 2-3 saat süren öğleden sonra yürüyüşlerine çıkardı. Bu yürüyüşler sadece dinlenme ve rahatlama amaçlı değil; ayni zamanda müziği için ilham bulmak içindi. Bunun ardından evine dönen Beethoven, geceleri çok nadiren eserleri üzerinde çalışı

01-12-2006 22:00
Yabancı..

biografi hakkında yorum yaparmısınız arkadaslar kopyalamaktansa kendimce birşeyler yazmak istiyorm..

01-12-2006 22:10
Yabancı..

Abdi İpekçi ( 1929)- (01.02.1979)



--------------------------------------------------------------------------------
1929 senesinde İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lisesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürüten Abdi İpekçi, Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. 1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında kimliği meçhul kişi ya da kişiler tarafından öldürüldü.

ESERLERİ
Abdi İpekçi’nin Afrika, İhtilalin İçyüzü, Dünyanın Dört Bucağından gibi eserleri vardır.

01-12-2006 22:15
Yabancı..

Benito Mussolini ( 1883)- (28.04.1945)



--------------------------------------------------------------------------------
1883'te Forli'de doğdu.Bir süre öğretmenlikle meşgul olduktan sonra 1902'de askerlik yapmamak için İsviçre'ye gitti.1904'te geri dönen Mussolini 10 sene boyunca gazetecilik yaptı.Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine orduya yazıldı ve savaşta aktif olarak görev yaptı.Savaşta yaralanan Mussolini Milano'ya döndü ve burada sağ görüşlü "Il Popolo d'Italia" gazetesinin editörü oldu.

1918'de savaş sona erdiğinde İtalya'da yıkım büyüktü.Ordudan geriye bir şey kalmamış, savaşta 460.000 kayıp verilmişti bununla beraber ekonomi de çökmüştü.Ayrıca savaş sonu antlaşmalarında toprak kazancı olacağını düşünen İtalya'yı İngiltere ve Fransa gözönüne dahi almadılar.Böylece İtalya Avrupa'da yalnızlığa itildi.İtalya'da siyasi krizde vardı, koalisyon hükümetleri başarılı olamıyordu. İşsizliğin giderek artması ve halkın gidişattan memnun olmaması komünistlerin büyük taraftar toplamalarına yol açtı.Bu sırada Mussolini ise çeşitli sağcı grupları kurduğu Faşist partisinin bünyesinde toplamıştı bile.Mussolini (halk arasındaki lakabıyla Il Duce "Duçe" ) ülkenin problemlerini çözeceğini vaat ediyor ve eski Roma İmparatorluğu'nu tekrar kuracağını söylüyordu.Nazi Almanya'sındaki SS ve SA gibi Mussolini'nde bir "Siyah Gömlekliler" grubu vardı.Bu grup parti karşıtlarıyla ve komünistlerle ilgileniyor, şiddete başvurmaktan kaçınmıyordu.Ülkede komünist düşmanlığı arttıkça ve siyasal istikrar sağlanamadıkça umutlar Duçe'ye bağlandı.Ekim 1922'de Mussolini Kral Viktor Emmanuel III'ü yönetimi kendisine devretmekle tehdit etti aksi takdirde 26.000 taraftarı ile Roma'ya yürüyecek ve bunu kendi yapacaktı.Komünist hareketinde önüne geçmek isteyen Kral bu teklifi kabul etti ve İtalya'da Duçe dönemi başladı.

Mussolini'nin başa geçmesiyle, kadınlar ev dışında çalışmaktansa ev kadını olmaya ve yapabildikleri kadar çocuk yapmaya teşvik edildi. Duçe tüm ülkeyi tren rayları ve otobanlarla adeta ördü.Çiftçiler sürekli teşvik edildi , tarım ve endüstride canlanma sağlandı, işsizlik azaldı.Tüm bunlar Mussolini'nin popülaritesini arttırdı.1930'ların başında o artık tüm ülkenin sevgilisiydi.

Fakat popülaritesini daha da arttırmak isteyen Mussolini 1935'te Habeşistan'ın işgaline başladı.Sonun başlangıcı böylece 1935 olarak saptanabilir, bu tarihten itibaren Mussolini'nin prestiji giderek zayıflayacaktır.Çünkü İtalyan halkı artık savaş istemiyordu, Birinci Dünya Savaşı'nın yaraları daha yeni sarılmıştı.Ama Duçe yoluna devam etti.1936'da Habeşistan'ın işgalini tamamladı ve aynı yıl Hitler'le Roma-Berlin mihverini kurdu.Bu tarihten sonra devamlı Hitler'in etkisinde kalan Duçe 10 Temmuz 1940'da Müttefiklere savaş ilan etti.Ama İtalyan Ordusu Kuzey Afrika ve Balkanlar seferlerinde rezil oldu, her seferinde imdada Almanlar yetişmese Yugoslavya ve Yunanistan'ın İtalya'nın işini bitirmesi içten bile değildi.
1943'te Müttefikler İtalya'ya çıkarma yaptılar.Kral Viktor Emmanuel III Mussolini'yi görevden aldı.Duçe tutuklandı ve hapsedildi.Ama en zor anında bile Führer imdadına yetişti.
Hitler, Mussolini'den sonra İtalya'nın teslim olmasından korkuyordu.Böyle bir durum Almanya'nın güneyini Müttefik saldırısına açık hale getirecekti.Eğer Mussolini kurtarılıp tekrar başa geçirilirse ona sadık kuvvetlerle İtalya'nın savunmasına devam edilebilirdi.

Mussolini'nin kurtarılması için SS Hauptsturmfuhrer Otto Skorzeny önderliğinde bir takım oluşturuldu.Takım üyeleri Hava Kavvetleri Luftwaffe'ye bağlı "Fallschirmjager" yani hava indirme birimine ait komandolardı.Bu arada Otto Skorzeny'den kısaca bahsetmek gerekirse o Almanya'nın en iyi yetiştirilmiş komandolarından biriydi ve Müttefik askeri çevrelerinde "Hitler's Commando" sıfatıyla gayet iyi tanınıyordu.

Duçe 12 Eylül 1943'de Gran Sasso'da tutuklu bulunduğu otelden kurtarıldı ve uçakla Viyana'ya kaçırıldı.İtalya'da kendine bağlı birliklerle mücadeleyi sürdüren Mussolini Nisan 1945'de yani savaşın son günlerinde kaçmaya çalışırken İtalyan Mukavemeti mensupları tarafından öldürüldü.(28 Nisan 1945)

01-12-2006 22:16
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim